Sürgün-ü Nesli
- Seni ilk defa gördüğüm gün, Ankara bütün sokaklarını boyadı Ben seni ilk Kızılay'da sevdim Gözlerin bir mendil gibi sallandı üstümden Gittin, Bütün tramvaylar eski adını unuttu
Seni ilk defa gördüğüm gün,
Ankara bütün sokaklarını boyadı
Ben seni ilk Kızılay'da sevdim
Gözlerin bir mendil gibi sallandı üstümden
Gittin,
Bütün tramvaylar eski adını unuttu.
Bir kadını sevmek,
Dünyanın en kalabalık treninde yalnız kalmaktır
Bunu en iyi Ankaray'ın soğuk rayları bilir
Ve acısına çay ekleyip içenler...
Yahut rüzgârı saçlarına rehin bırakıp gidenler...
Adını bir kâğıda yazsam
Kâğıt yanardı Nesli'm
Acımı duvara fısıldasam
Duvar düşer, taşı utancından çürürdü
Seni düşünsem,
Tunalı’da bir lale aniden yasakları delerdi.
Bir güvercin uçardı olmadık saatlerde.
Biz seninle iki ayrı mevsimin ortasında
Unutulmuş birer ayraç gibiydik
Ne kapayanımız vardı, ne açanımız.
İki ayrı şehrin yorgunluğunda
Kavuşmayı bekleyen trenler gibiydik
Ne geç kalındı, ne yol uzadı
Şimdi Elazığ'da bir gökdelendeyiz
Yalnızlığın ve soğuğun uzağında
Nasıl olsa şehirler alıştı bize
Nasıl olsa ellerimiz kaldı
Bütün yollar bittikten ve biz nihayet kavuştuktan sonra
Hadi, yap da bir kahve içelim
Kırk senesi çoktan cebimizde,
Ne telve kalsın bardağın dibinde
Ne de acısı dünün...
Ömrümüzün hatrı kalsın damağımızda.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık
Yayın: 02 Kasım 2026 08:21 · Kaynak: gunisigigazetesi.net