İzmir’den Yeşil Hemşirelik çağrısı: Gezegen sağlığı ve halk sağlığı birbirinden ayrılamaz!
- NURCAN ETİK/YENİGÜN İnsan sağlığı ile gezegen sağlığını birbirinden ayrı düşünmeyen Yeşil Hemşirelik yaklaşımı, “İnsan sağlığını korumak istiyorsak, insanın yaşamını sürdürdüğü gezegenin sağlığını da korumalıyız” diyor
NURCAN ETİK/YENİGÜN İnsan sağlığı ile gezegen sağlığını birbirinden ayrı düşünmeyen Yeşil Hemşirelik yaklaşımı, “İnsan sağlığını korumak istiyorsak, insanın yaşamını sürdürdüğü gezegenin sağlığını da korumalıyız” diyor. İklim krizinin gelecekte karşılaşacağımız bir tehdit değil, bugün etkilerini yaşadığımız ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten bu yaklaşım aşırı sıcaklıklar, kuraklık, orman yangınları, hava kirliliği, su ve gıda güvenliğine ilişkin sorunlar, iklim kaynaklı afetler ve bulaşıcı hastalıkların değişen dağılımı gibi faktörlerin insan sağlığını doğrudan etkilediğini vurguluyor.
Korumanın yalnızca hasta odası içinde ve “şimdi” olmadığına dikkat çeken Yeşil Hemşirelik, bugün alınan kararların yalnızca mevcut hastaların değil, henüz doğmamış çocukların da yaşayacağı çevreyi şekillendireceğinin altını çiziyor. İklim krizi, sağlık sistemi, gezegen ve halk sağlığı ilişkisinde özellikle hemşirelerin sorumluluk ve rollerine vurgu yapan, hasta güvenliğinden ve bakım kalitesinden ödün vermeden sağlık hizmetlerinin çevresel etkilerini azaltmak ve sürdürülebilir sağlık uygulamalarını yaygınlaştırmayı amaçlayan Yeşil Hemşirelik yaklaşımını İzmir Tınaztepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Öğretim Üyesi Dr.
Ebru Melek Benligül ile konuştuk. Yeşil Hemşireliğin yaygınlaşmasını yalnızca hemşirelik mesleğinin gelişimi açısından değil, toplum sağlığı, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve gelecek nesillerin yaşam hakkı açısından önemli olduğunu vurgulayan Benligül, “Artık yalnızca hastalıkları tedavi etmek yeterli değildir.
Hastalıklara yol açan çevresel risklerin azaltılmasına da katkı sağlamamız gerekmektedir” dedi.
“Çevreyi korumak, hastayı korumaktır”Benligül, Yeşil Hemşireliğin, hemşirelik mesleğine tamamen yeni bir sorumluluk yüklemekten çok, mesleğin tarihsel özünde bulunan çevre duyarlılığını günümüzün iklim krizi koşullarında yeniden yorumlamak olduğunu vurguladı. “Artık yalnızca hastanın bulunduğu odanın çevresel koşullarını değil, hastanelerin çevresel etkilerini, sağlık hizmetlerinde kullanılan doğal kaynakları ve gelecek nesillerin yaşayacağı çevreyi de düşünmek zorundayız” diyen Benligül, Yeşil Hemşireliğin temel amacının, hasta güvenliğinden ve bakım kalitesinden ödün vermeden sağlık hizmetlerinin çevresel etkilerini azaltmak ve sürdürülebilir sağlık uygulamalarını yaygınlaştırmak olduğunu belirtti.
Bu kapsamda sağlık hizmetlerinde gereksiz malzeme tüketiminin azaltılması, tıbbi atıkların doğru yönetilmesi, enerji kaynakları ve su varlıklarının verimli kullanılması, sürdürülebilir ürünlerin tercih edilmesi ve sağlık profesyonellerinde çevresel farkındalığın geliştirilmesinin öncelikli hedefler arasında yer aldığını belirten Benligül, ancak Yeşil Hemşireliğin yalnızca atık ayrıştırmak veya enerji tasarrufu yapmak olmadığına, aynı zamanda bir mesleki etik, koruyucu sağlık ve toplumsal sorumluluk yaklaşımı olduğuna dikkat çekti. “Çünkü çevreye verilen zarar, hava kirliliği, iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması ve yeni sağlık riskleri aracılığıyla yeniden insan sağlığını etkilemektedir” diyen Benligül, “Bu nedenle Yeşil Hemşirelik anlayışını tek bir cümleyle ifade etmek gerekirse: Çevreyi korumak, hastayı korumaktır” ifadelerini kullandı.
“Yalnızca çevresel duyarlılık değil halk sağlığını koruma sorumluluğu”Benligül, iklim krizinin derinden hissedildiği günümüzde, özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı bulunan bireyler ve sosyoekonomik açıdan dezavantajlı grupların iklim krizinin etkileri karşısında daha kırılgan olduğunu hatırlattı. “Burada önemli bir çelişkiyle karşı karşıyayız” diyen Benligül, “Sağlık sektörü, iklim krizinin sağlık üzerindeki sonuçlarıyla mücadele ederken aynı zamanda enerji tüketimi, tıbbi atıklar, ulaşım ve malzeme kullanımı nedeniyle çevresel etki oluşturan sektörlerden biridir.
Başka bir ifadeyle sağlık sektörü, iklim krizinden hem etkilenen hem de bu krizin oluşumunda belirli bir payı bulunan bir sektördür” dedi. Bu durumun sağlık profesyonellerine yeni bir sorumluluk yüklediğini vurgulayan Benligül, “Artık yalnızca hastalıkları tedavi etmek yeterli değildir.
Hastalıklara yol açan çevresel risklerin azaltılmasına da katkı sağlamamız gerekmektedir” diye vurguladı. Hemşirelerin ise bu noktada özel bir konuma sahip olduğunun altını çizen Benligül, “Çünkü hemşirelik, bireylerle ve ailelerle sürekli iletişim içinde olan, koruyucu sağlık hizmetlerinden yoğun bakım ünitelerine kadar sağlık sisteminin hemen her alanında görev üstlenen bir meslektir” hatırlatmasında bulundu.
Bir hemşirenin klinikte kullandığı malzemeye ilişkin kararı, atık yönetimine katılımı, hasta ve aile eğitimleri ya da kurumunda başlattığı bir sürdürülebilirlik girişiminin, daha geniş bir dönüşümün başlangıcı olabileceğine işaret eden Benligül, “Bu nedenle iklim krizine yönelik çalışmalar yürütmek, sağlık profesyonelleri için yalnızca çevresel bir duyarlılık meselesi değil, aynı zamanda halk sağlığını koruma sorumluluğunun doğal bir uzantısıdır” ifadelerini kullandı.
“Hemşireler, iklim krizine karşı aktif paydaşlardır”“İnsan sağlığını korumak istiyorsak, insanın yaşamını sürdürdüğü gezegenin sağlığını da korumalıyız” diyen Benligül, gezegen sağlığının, insan sağlığının doğal ekosistemlerin sağlığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kabul eden bütüncül bir yaklaşım olduğunu belirtti. İnsan sağlığının yalnızca bireyin biyolojik özellikleriyle veya aldığı sağlık hizmetiyle açıklanamayacağını vurgulayan Benligül, “Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, tükettiğimiz gıdalar, yaşadığımız çevre ve içinde bulunduğumuz ekolojik sistemler sağlığımızı doğrudan belirlemektedir.
Dolayısıyla gezegenin sağlığı bozulduğunda insan sağlığının bundan bağımsız kalması mümkün değildir. Bu yaklaşım, hemşirelik mesleğinin temel felsefesiyle de güçlü biçimde örtüşmektedir” dedi. Hemşirelerin gezegen sağlığına yönelik dört temel rolü olan klinik, eğitici, savunuculuk, liderlik rollerine dikkat çeken Benligül, bu nedenle hemşirelerin yalnızca iklim krizinin sağlık üzerindeki sonuçlarıyla ilgilenen profesyoneller olarak değil, iklim krizine karşı geliştirilecek sağlık temelli çözümlerin aktif paydaşları ve değişim liderleri olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Hastaneler yoğun kaynak tüketiminin gerçekleştiği kurumlar”Öte yandan hastanelerin, hasta güvenliğinin öncelikli olduğu ve yoğun kaynak tüketiminin gerçekleştiği kurumlar olduğunu belirten Benligül, özellikle enfeksiyon kontrolü nedeniyle kullanılan tek kullanımlık ürünlerin, tıbbi malzemelerin, ambalajların ve enerji yoğun teknolojilerin önemli bir çevresel yük oluşturduğunu belirtti. “Ancak burada altını çizmemiz gereken çok önemli bir nokta bulunmaktadır: Yeşil Hemşirelik, hasta güvenliğinden ödün vermek veya gerekli tıbbi malzemelerin kullanımını azaltmak anlamına gelmez” diyen Benligül, “Asıl amaç, bilimsel kanıtlar ve enfeksiyon kontrolü ilkeleri doğrultusunda gereksiz tüketimi önlemek ve aynı bakım kalitesini daha sürdürülebilir yöntemlerle sunabilmektir.
Burada hemşirelerin rolü son derece önemlidir. Çünkü hemşireler, sağlık hizmetlerinin günlük işleyişinde malzeme kullanımını, bakım süreçlerini ve atık oluşumunu doğrudan gözlemleyen profesyonellerdir. Dolayısıyla hangi uygulamalarda gereksiz tüketim olduğunu belirleyebilir, çözüm önerileri geliştirebilir ve ekip arkadaşlarını bu süreçlere dâhil edebilirler” dedi.
Ancak sürdürülebilirliğin yalnızca bireysel çabalarla sağlanamayacağını vurgulayan Benligül, “Bir uygulamanın gerçekten sürdürülebilir olabilmesi için kurumun günlük işleyişine yerleşmesi, yönetim tarafından desteklenmesi ve sonuçlarının ölçülebilmesi gerekir. Ölçemediğimiz değişimi yönetemeyiz; kurumsallaştıramadığımız değişimi sürdüremeyiz.
Hemşirelerin yalnızca uygulayıcı değil, karar alma süreçlerine katılan ve sürdürülebilirlik girişimlerine liderlik eden profesyoneller olması gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Yeşil Hemşirelik, İzmir’den Türkiye’ye yayılmayı hedefliyorYeşil Hemşireliğin dünyada giderek yaygınlaşan bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Benligül, Türkiye’de doğrudan “Yeşil Hemşirelik” adıyla ulusal düzeyde gerçekleştirilen ilk yapılandırılmış bilimsel eğitim kursunun da İzmir Tınaztepe Üniversitesi bünyesinde, TÜBİTAK 2237-A desteğiyle “Sürdürülebilir Sağlık İçin Yeşil Hemşirelik Kursu” olduğunu belirtti. 27 Ekim’de ikincisi düzenlenen kursa farklı illerden toplamda 132 katılımcıya erişen bu girişimle ilgili Benligül, “Yalnızca bir eğitim etkinliği olarak kalmamasını, ülkemizde Yeşil Hemşirelik yaklaşımının akademik ve mesleki alanda gelişmesine katkı sağlayan bir başlangıç olmasını hedefliyoruz” dedi.
2026 yılının başında düzenlenen ilk kursun ardından katılımcıların Yeşil Hemşirelik alanında araştırmalar yürüttüğünü, bibliyometrik çalışmalar ve derleme makaleler yayımlandığını belirten Benligül, akademisyen katılımcıların girişimleriyle Yeşil Hemşirelik başlığı altında hemşirelik eğitim müfredatlarına dersler eklendiğini ve bu alanda yeni TÜBİTAK proje önerileri hazırlandığını da söyledi. Bu gelişmelerin son derece anlamlı olduğunu vurgulayan Benligül, “Asıl önemli olan, eğitimde kazanılan bakış açısının yeni araştırmalara, eğitim içeriklerine, projelere ve zaman içerisinde klinik uygulamalara dönüşebilmesidir.
Bizim açımızdan en sevindirici gelişmelerden biri de Yeşil Hemşireliğin yalnızca konuşulan bir konu olmaktan çıkarak bilimsel yayınların, ders içeriklerinin ve araştırma projelerinin konusu haline gelmesidir” dedi. Nihai hedeflerinin Yeşil Hemşireliğin yalnızca bilimsel toplantılarda ele alınan bir kavram olarak kalmaması; hemşirelik müfredatlarında, araştırma projelerinde, hastane uygulamalarında ve sağlık kurumlarının sürdürülebilirlik politikalarında kendisine yer bulması olduğunu belirten Benligül, “İzmir’de başlattığımız bu eğitim girişiminin Türkiye’nin farklı illerinde yeni bilimsel çalışmalara, eğitim programlarına ve sürdürülebilir sağlık uygulamalarına ilham vermesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Hemşireler, yarının sağlıklı toplumuna karşı da sorumludur”Yeşil Hemşireliğin yaygınlaşmasını yalnızca hemşirelik mesleğinin gelişimi açısından değil, toplum sağlığı, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve gelecek nesillerin yaşam hakkı açısından da önemli gördüğünü vurgulayan Benligül, “Çünkü bugün karşı karşıya olduğumuz çevresel sorunlar, geleceğin sağlık sorunlarını da şekillendirmektedir. Hava kirliliği solunum yolu hastalıklarını, aşırı sıcaklıklar sıcaklıkla ilişkili sağlık sorunlarını, iklim kaynaklı afetler ise fiziksel ve ruhsal sağlık sorunlarını artırabilmektedir.
Dolayısıyla çevresel sürdürülebilirliğe yönelik her bilimsel ve kurumsal girişim, aynı zamanda koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine de katkı sağlayabilir” dedi. Yeşil Hemşireliğin yaygınlaşmasının bir diğer önemli boyutun ise, sağlık hizmetlerinin kaynak kullanımının daha bilinçli hale getirilmesi olduğunu belirten Benligül, sağlık kurumlarında gereksiz tüketimin azaltılması, atıkların doğru yönetilmesi ve enerji verimliliğinin artırılması; çevresel etkilerin azaltılmasının yanı sıra sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasına da yardımcı olacağını belirtti.
“Ancak benim özellikle vurgulamak istediğim başka bir boyut, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuz” diyen Benligül, “Çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşireliği alanında çalışan bir akademisyen olarak, iklim krizinin çocuklar üzerindeki etkilerini ayrıca önemsiyorum. Çünkü çocuklar, gelişimsel özellikleri nedeniyle birçok çevresel risk karşısında yetişkinlere göre daha hassas olabilmektedir.
Bugün aldığımız kararlar yalnızca mevcut hastalarımızın değil, henüz doğmamış çocukların da yaşayacağı çevreyi şekillendirecektir” dedi. “Biz hemşireler yalnızca bugünün hastalarına değil, yarının sağlıklı toplumuna karşı da sorumluyuz” diyen Benligül, “Ve bu sorumluluğun en önemli parçalarından biri, gelecek nesillere sağlıklı ve yaşanabilir bir gezegen bırakmaktır. Çünkü doğa sağlıklı değilse, insan da sağlıklı olamaz” ifadelerini kullandı.
Yeşil Hemşirelik Nedir? İnsan sağlığı ile çevre sağlığını birbirinden ayrı düşünmeyen; çevresel sürdürülebilirliği hemşirelik bakımının, eğitiminin, yönetiminin ve mesleki sorumluluklarının bir parçası olarak ele alan çağdaş bir hemşirelik yaklaşımı.
Modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale, 1859 yılında yayımladığı Hemşirelik Üzerine Notlar adlı eserinde temiz hava, temiz su, hijyen, ışık ve sağlıklı yaşam koşullarının insan sağlığı üzerindeki önemine dikkat çekmiştir. Bugün Yeşil Hemşirelik yaklaşımı, bu tarihsel anlayışı daha geniş bir boyuta taşımaktadır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık · Bölge: İzmir
Yayın: 30 Ekim 2026 10:22 · Kaynak: gazeteyenigun.com.tr