Fransa’da halk hareketi ve siyasi kırılma
- Emperyalist kapitalist sistemin çöküşünün hızlandığı bir sürecin içindeyiz
- Başta Fransa olmak üzere Avrupa ciddi ekonomik ve siyasi sorunlarla karşı karşıya
Emperyalist kapitalist sistemin çöküşünün hızlandığı bir sürecin içindeyiz. Başta Fransa olmak üzere Avrupa ciddi ekonomik ve siyasi sorunlarla karşı karşıya. ABD halkına verdiği sözleri tutmayan Başkan Trump sandıkta cezalandırıldı.
Hem Temsilciler Meclisinde hem de Senatoda çoğunluğu Demokratlara kaptırdı. Artık “Topal ördek” durumunda. İstediği gibi at koşturamayacak. Demokratlar attığı her adımda ensesinde olacak. Savaşları bitirme vaadiyle iktidara geldi ama İsrail ile birlikte İran’a yönelik askeri saldırılarla savaş çılgınlığında zirve yaptı.
Büyük darbe aldı ve yenildi. Aynı zamanda dünyada 1974 petrol krizine benzer bir akaryakıt krizine yol açtı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tutmasıyla büyüyen petrol şoku hem ABD’yi hem de Avrupa’yı vurdu. Yükselen akaryakıt fiyatları neredeyse yaşamın her alanını etkiledi.
Avrupa’da ise halk bugünkü krizin sorumluları olan küreselci iktidarlara karşı ayaklanmış durumda. Avrupa’da tarihi günler yaşanmakta. Liseli gençlerin yedi hafta önce başlattığı eylemler bugün toplumun farklı alt kesimlerini sardı.
17, 24 ve 31 Ekim’de yüz binlerce işçi, emekli, kamu çalışanı meydanlarda ücretlerin iyileştirilmesi ve alım gücünün yükseltilmesi için haykırdı. YÜZ BİNLER MİLYON OLDU HÜKÜMET ÇARESİZ5 Kasım’da Fransa’nın beş büyük sendika konfederasyonu (CGT, CFDT, FO, FSU ve UNSA) tüm Fransa’da genel grev ve yürüyüşler düzenledi.
Yedi haftayı dolduran eylemlere katılım rekor bir sayıya ulaşarak 1.6 milyon kişiye ulaştı. Hükümet çaresiz durumda, ne işçilerin ne de gençlerin taleplerine cevap verecek bir gücü yok. Ama eyleme katılanları yatıştırmak için bugün işçi sendikalarıyla birlikte bir “sosyal konferans” düzenleniyor.2027 bütçesinde 54 milyar avro tasarruf planlayan ve bu tasarrufu da emekliler ve çalışanların ücretlerini dondurarak yapmak isteyen, eğitim ve sağlık bütçelerinde kesintiye gideceğini açıklayan hükümetin meydanlara çıkan yüz binlerin taleplerine verecek bir cevabı yok.
BÜTÇE ÇIKMAZI VE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİBeş ay sonra Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimi var; birinci turu 18 Nisan, ikinci turu ise 2 Mayıs 2027 tarihlerinde yapılacak. Macron iktidarı öylesine sıkışmış durumda ki eylemlerin bütçe görüşmeleri dönemine gelmesi bütçenin Meclisten geçmesini zorlaştıracak.
Diğer zorluk eylemlerin seçimlere kadar sürme ihtimalinin yüksek olması. Emmanuel Macron üçüncü kez aday olamıyor. Ama partisinin adayı eski başbakanlarından Gabriel Attal ve yine ilk başbakanı Edouard Philippe’in adaylığı, yaşanan halk hareketiyle birlikte büyük bir darbe aldı.
Bu adaylar Macron’un hesabını ödüyor. Üç ay öncesine göre sürekli puan kaybediyorlar ve ikinci tura kalma şansları giderek yok oluyor. Diğer taraftan Ulusal Birlik Partisi adayı Marine Le Pen ve Boyun Eğmeyen Fransa Partisi adayı Jean Luc Melenchon’un oylarında yükselme görülüyor.
Bu iki aday halk hareketinden yararlanıyor ama farklı ve birbirine ters nedenlerden. MELENCHON HALK HAREKETİNİN İÇİNDEJean-Luc Melenchon’un öncülüğündeki Boyun Eğmeyen Fransa Partisi, eylül sonundan itibaren öğrenci hareketini destekledi; 17, 24 ve 31 Ekim’deki kitlesel gösterilere ve 5 Kasım genel grevine katılım çağrısı yaptı.
Melenchon, parti kurmaylarıyla birlikte gösterilere bizzat katıldı. Liseli ve üniversiteli gençlerin taleplerini Meclise getirdi, polis şiddetini mahkûm etti ve eylemleri gölgeleyen, yakan, yıkan ve yağmalayan provokatör gruplara karşı tutum aldı.
Dolayısıyla haklı olarak gençlerin sempatisini topladı ve son anketlerde oyunu 2-3 puan artırarak adaylar arasında ikinci pozisyona yerleşti. MARİNE LE PEN EYLEMLERİN KARŞISINDAUlusal Birlik Partisi ise eğitim sistemi ve geçim sıkıntısı ile ilgili sorunları kabul ettiğini ama özellikle 17 Ekim’de yaşanan yakma, yağma ve polisle çatışmalara karşı devletin güvenliğini, kamu düzenini ve istikrarı öne çıkaran açıklamalarda bulundu.
Marine Le Pen “Meşru toplumsal talepler bir kez daha aşırı sol tarafından rehin alındı” açıklamasında bulunarak Melenchon’u olaylardan sorumlu tuttu. Le Pen, yağmacı provokatörleri bahane ederek gençlerin eylemlerine karşı tutum aldı.
İktidarla aynı dili kullanarak polisin gençlere ve eylemcilere saldırısını meşru gördü. MERKEZ SAĞ VE MERKEZ SOL ÇÖKTÜ, ULUSAL BİRLİK MERKEZE KAYIYORBu eylemler tarihi olmakla birlikte siyasi partiler açısından da bir kırılmayı gündeme getirdi.
Merkez sağ (Macron’un partisi ve Cumhuriyetçiler) ve merkez sol (Sosyal Demokratlar, Komünistler ve Yeşiller) sisteme baş kaldıran yüz binlerin desteğini alamadı. Bu bilinen bir gerçekti. Ama Ulusal Birlik Partisi’nin güvenlikçi politikası; “düzeni ben sağlarım”, “istikrarı ben getiririm”, “polisle çatışan bu gençleri ben cezalandırırım” havası Marine Le Pen’in partisini kitleler karşısında sınıfta bıraktırmıştır.
İktidara yürüyen Ulusal Birlik Partisi’nin merkeze doğru savrulmaya başladığı görülüyor. Melenchon ve partisinin ise sistemin merkezinden uzaklaşarak sisteme baş kaldıran kitlelerle birleştiğini ve onlarla birlikte yürüdüğünü görüyoruz.
Evet Marine Le Pen seçimlerde birinciliği koruyor hatta ülkede istikrar ve düzen isteyen sağ kitlenin de desteğini alarak oylarını yükseltiyor. Melenchon ise mücadele içinde ikinci pozisyona yerleşmiş durumda.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 08 Kasım 2026 21:07 · Kaynak: aydinlik.com.tr