Habermetrik
← Ana Sayfa
30 Ekim 2026 21:03
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

27 Şubat çağrısı esas alınmalıdır

27 Şubat çağrısı esas alınmalıdır
Görsel kaynağı: aydinlik.com.tr
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • PKK önderliği ile DEM Parti’nin “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” paralelinde hareket etmesinin önem taşıdığı vurgulanan yazıda, Bese Hozat’ın silahların Türkiye’ye verilmeyeceği yönündeki açıklamasının çözüm sürecini zehirlediği belirtildi
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Türkiye’de etnik ve dini bölücülüğün tohumlarının ekilmesi en nihayetinde istenilen filizi vermedi, dumura uğradı. Kavimler kapısı Anadolu, kültürlerin harmanlandığı hiçbir yerle karşılaştırılamayacak zenginliğin diyarıdır.

Anadolu kardeşlik demektir, birlik demektir, iri ve diri olmak demektir ve adı güzel Türkiye demektir. Yurdumuzu hep birlikte bu bilinçle kabullenmek düşmana verilecek en iyi yanıt olacaktır. Ülkemizde yeni bir dönemin eşiğindeyiz.

İşçi sınıfı hareketindeki yükseliş, halkımızın gün geçtikçe etnik ve dini bölücülük ile Orta Çağ artığı gerici tarikat ağlarına karşı uyanışı ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin bunlara aman vermez duruşu umudumuzu yeşertiyor. APO’NUN ÇAĞRISI ESAS ALINMALIPrusyalı General Carl Von Clausewitz’in “Savaş, politikanın başka araçlarla devamından başka bir şey değildir.” sözünün ne kadar haklı olduğunu defalarca gördük.

Ülkemizde hem silahı ve hem de siyaseti birlikte yürütme yolu esas olarak tıkandı. Ancak bu her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Artık siyasetin dili savaşın dilinin devamı olmamalı. Abdullah Öcalan’ın çağrılarını eğip bükerek Kürdümüzün dikkatini başka yönlere çekme taktiği bırakılmalıdır.

Özellikle de PKK önderliği ile DEM Parti’nin görüş ve önerilerini “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” paralelinde yapmaları süreç açısından büyük önem taşıyor. Bu bağlamda diyalog çağrısına sıkça vurgu yapılıp ardından diyaloğu dinamitleyen eylem ve söylemlere başvurmak doğru değildir.

Bese Hozatların “Silahlı mücadeleyi durdurduk” söylemi değişmelidir. Durdurduk, erteledik, ara verdik, susturduk yerine kararlı bir şekilde silahları bıraktık denilmesi gerekiyor. “Gücümüzü muhafaza edeceğiz, örgütsel yapımızı kuvvetlendireceğiz” denilerek “demokratik siyaset” yürütülemez.

Cemil Bayık, Duran Kalkan, Mustafa Karasu, Murat Karayılan ve Bese Hozat’ın son dönemde sıkça Abdullah Öcalan’ın aksine açıklamalarda bulunmaları örgütte ikircikli tavırları ve güvensizliği besliyor. Kandil, Avrupa, DEM Parti ile Abdullah Öcalan arasındaki farklılıklar sürecin zamanında ilerlemesini frenliyor.

T24’den Tuğçe Tatari’ye açıklamalarda bulunan Bese Hozat’ın “silahlar Türkiye’ye verilmeyecek, bölgedeki Kürtlerin kendisini koruması için onlara verilecek” demesi son derece olumsuz ve çözüm sürecini zehirleyen açıklamalardır. Bu nasıl bir açıklama ve kime ne yararı var?

Silahların ve silahlı elemanların epey bir bölümünün PJAK’a aktarıldığını ve iki yıldır silahlarla ilgili “uygun tedbirlerin” alındığını PKK yöneticileri dolaylı ve dolaysız defalarca açıkladılar. Bu türden girişimlerin hiçbir yararı olmayacak.

“Silahları teslim etmeyeceğiz, Kürtlerin kendini koruması için onlara vereceğiz” demek, biz silahları saklayacağız ve zamanı geldiğinde yeniden kullanacağız demektir. Başka bir açıklaması olamaz. Türkiye hepimizin ortak yurdudur.

Farklı dillerin konuşulması zenginliğimizin bir parçasını oluşturur. Hepsi Türkçe bahçesinin çiçekleridir.“Başkan Apo, Rehber Apo” dedikten sonra onun tam tersi yönde açıklamalarda bulunmanın süreci ilerletmeyeceği bilinmelidir.

Bu dilin ivedilikle değiştirilmesi ve doğru yöntemlerin kullanılması gerekiyor. YÜKLERİNDEN KURTULMAKBir dönem geride kalırken yüklerden kurtulmanın da zamanı geldi. Örgüt tarafından etnik ve dini bölücülüğü besleyen tüm kanalların önünün kesilmesi gerekiyor.

Emperyalistlerin böl ve yönet siyasetine yarayacak eylem ve söylemlere son verilmelidir. “Dört parça Kürdistan” diyerek sınırları anlamsız kılan siyasetler bırakılmalıdır. Silahlı güçlerin kaydırılması, eğitimli kadroların farklı yerlere dağıtılarak korunmaya alınması, ağır silahların başka yerlere taşınması gibi yollara başvurulmamalıdır.

Eğer silahlar Türkiye Cumhuriyeti devletine teslim edilmez ve sadece örgütün tespit ettiği elemanlar Türkiye’ye gönderilirse sorun tam olarak çözülmemiş olur. Sadece PKK değil, bütün kolları sürece uygun olarak dönüşüme uğramalıdır.

Daha önceleri Aydınlık gazetesinde “PKK ülkemiz sathında illegal kolları ile faaliyet sürdürüyor” diye yazdığımızda eleştiriler almıştık. En sonunda Murat Karayılan “gizli birimleri çektik” diyerek bizi doğrulamış oldu. Bu yükten de kurtulmaları onlar açısından artı olarak değerlendirilmelidir.

Afişe olmuş gizli birim üyelerini çekmek yetmez; aynı görevi devam ettirebileceklerin de dağıtılması gerekiyor. Yeniden illegal örgüt ağı oluşturma girişimleri daha büyük sorunları getirir. Silahlarını bırakıp Türkiye’ye gelenlerin “örgütlü mücadeleye kaldıkları yerden devam etmesi” gerektiği gibi yaklaşımlar sorunun çözümünü zorlaştırır.

Türkiye’ye adım attığı anda toplumla kaynaşma, devletle barışma adımlarını devam ettirmeleri esas alınmalıdır. Ülkeye birlik ve kardeşliğin pekiştirilmesi için geldiklerinin bilinci ile hareket etmeleri elzemdir. Türkiye'ye gelenlere görev yüklemek ve örgütlü çalışmaları sürdürmelerini istemek son derece tehlikelidir.

Ayrıca gelinen süreç açısından özellikle de DEM Parti’nin Ertuğrul Kürkçü, Cengiz Çandar gibi yüklerinden kurtulması gerekiyor. Şubat ayı içinde yeniden Kurultay’a gideceğini söyleyen DEM Partililerin önünde bu yükü sırtlarından atma sorumluluğu duruyor.

Türkiye Kürtçesi bize aittir ve Kürdümüz Türkiyemizin asli unsurudurBu yüklerden birini örnek vermek gerekirse Veysi Sarısözen aynen şöyle yazıyor: “Gönlüm razı olmamakla birlikte, yarın bir grup gerilla dağdan inebilir. Alınan karara saygı duyarım, çünkü böyle askeri kararlar, gönlümüzden geçenlere göre değil, somut şartların analizine göre alınır.

Öcalan da Hareket de somut şartları benden çok daha iyi bilir...” Fazla söze gerek yok! DAYATMALAR YARAR SAĞLAMAZTehdit içeren cümlelerin tereddütleri artırmaktan başka bir işe yaramayacağı bilinmelidir. Hele hele dayatmalarda bulunulması, “Kürt sorunu kabul edilsin” cümlesinin ardına sığınarak tavizler koparmaya yönelik taleplerin sıralanması son derece yanlıştır.

“Barış ve Demokratik Toplum” çağrısına uyan bir dil esas alınmalıdır. Örgütün Avrupa’da Türkiye karşıtlığı üzerine kurulu etkinlikler düzenlemesi yarar getirmez. Son iki yılda Avrupa'da bölücülüğü ve Türkiye düşmanlığını esas alan bir dizi etkinlik düzenlendi, düzenlenmeye devam ediliyor.

Mitinglerde, gecelerde, seminerlerde birlik ve kardeşliği öne alan konuşmalar yerine eski dilin tekrar edilmesi sürecin sağlıklı yürümesine zarar veriyor. Bu gidişatın önlenmesi süreci güçlendirecektir. Türkiye’yi Batı’ya şikâyet etme huyu kesinlikle bırakılmalıdır.

Başta Yeni Yaşam gazetesi, Avrupa’da yayınlanan Yeni Özgür Politika, Medya Haber, ANF, Sterk TV, MHA gibi yüzlerce medya organı gün 24 saat ağırlıklı olarak Türkiye'yi suçlayan, bölücülüğü öven yayınlar yapmaya devam ediyor. Bu yayınlar Abdullah Öcalan'ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın tersine hareket ediyor.

SONUÇ YERİNETürkiye hepimizin ortak yurdudur. Farklı dillerin konuşulması zenginliğimizin bir parçasını oluşturur. Hepsi Türkçe bahçesinin çiçekleridir. Türkiye Kürtçesi bize aittir ve Kürdümüz Türkiyemizin asli unsurudur.

Bu yazıdan amacımız “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın başarıya ulaştırılmasının önündeki engellere dikkati çekmektir. Tabi ki her şey birden hallolmuyor. Sorunun çözümü için olgunlaşma gerekiyor. Olgunlaşmayı engelleyen faktörler azaldıkça çözüm de kolaylaşacaktır.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: aydinlik.com.tr
Haber metni ve görseller aydinlik.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 30 Ekim 2026 21:03 · Kaynak: aydinlik.com.tr
Kaynağı Oku ↗