Maarif Modeli'nde teori ile saha arasındaki makas açılıyor!
- İLKE Vakfı Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) tarafından yürütülen Takip ve İzleme Projesi (TAKİP) kapsamındaki "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İzleme Raporu II" yayımlandı
İLKE Vakfı Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) tarafından yürütülen Takip ve İzleme Projesi (TAKİP) kapsamındaki "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İzleme Raporu II" yayımlandı.
5. sınıf düzeyinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Sosyal Bilgiler ve İngilizce öğretmenlerinin sınıf içi deneyimlerini merkeze alan kapsamlı saha araştırması; yeni müfredatın felsefi ve pedagojik hedefleri ile okullardaki fiziki şartlar, ders süreleri ve sınav sistemi arasındaki derin çatlağı gözler önüne serdi.
Öğretmenler; modelin beceri odaklı, öğrenciyi merkeze alan ve değerler eğitimini genele yayan yapısını ilkesel olarak olumlu bulsa da sahadaki kalabalık sınıflar, yetişmeyen etkinlikler, bürokratik kırtasiye yükü ve test odaklı Liselere Geçiş Sistemi (LGS) gerçeği nedeniyle ciddi bir uygulama krizi yaşandığını vurguladı.
Etkinlik enflasyonu ve zaman baskısı geleneksel eğitime döndürüyor
Araştırma bulgularına göre, modelin öngördüğü istasyon tekniği, çember etkinliği ve grup çalışmaları gibi aktif öğretim yöntemleri, kalabalık sınıf mevcutları ve yetersiz ders süreleri engeline takılıyor. Kazanımların azaltılmasına rağmen içerik ve etkinlik yoğunluğunun korunması, öğretmenleri ders saatini yetiştirebilmek adına etkinlikleri kısmaya, atlamaya ya da geleneksel düz anlatım yöntemine geri dönmeye zorluyor.
Fiziki altyapı eksiklikleri, sınıfların darlığı ve grup çalışmalarına elverişli olmaması gibi sorunlar, okullar ve bölgeler arasındaki fırsat eşitsizliğini daha da derinleştiriyor. Açık uçlu sınav hedefi ile LGS ikilemi kaygıyı tırmandırıyor
Raporun en çarpıcı tespitlerinden birini ölçme ve değerlendirme sistemindeki uyuşmazlık oluşturdu.
TYMM'nin benimsediği süreç odaklı, yoruma dayalı açık uçlu değerlendirme yaklaşımının, öğrencilerin gireceği çoktan seçmeli merkezi sınav olan LGS sistemiyle taban tabana zıt olduğu kaydedildi. Bu tutarsızlığın veli, öğrenci ve öğretmen üçgeninde derin bir kafa karışıklığı ve motivasyon kaybı yarattığı bildirildi.
Ayrıca sıklaştırılan ölçme süreçleri ve artan evrak yükünün öğretmenleri asıl eğitim faaliyetinden kopararak adeta birer "dosyalama memuruna" dönüştürdüğü ifade edildi.
Branşlarda öne çıkan uyarılar ve aksaklıklar
Saha raporunda branş bazında yaşanan özgün tıkanıklıklar şu şekilde sıralandı:
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi: 6. sınıftan 5. sınıfa çekilen namaz ünitesinin öğrencilerin gelişim düzeyine ağır geldiği ve soyut terminolojinin fazlalığı belirtildi.
Konunun yeniden üst sınıflara aktarılması veya aşamalı olarak sunulması; ünite sonlarından kaldırılıp tek başlıkta toplanan peygamber kıssalarının ise yeniden konuların içerisine bağlamsal olarak dağıtılması önerildi.
Sosyal Bilgiler: İçerik sadeleştirilmesine rağmen kavramların doğrudan tanımlanmadan sezdirme yöntemiyle verilmesinin, öğrencilerin ön bilgi eksikliği nedeniyle öğrenmeyi kilitlediği vurgulandı.
İlkokuldan gelen öğrencilerin okuma-yazma ve ifade yetersizliklerinin süreci yavaşlattığı, müfredatın öngördüğü gezi-gözlem etkinliklerinin ise bürokratik ve maddi engellere takıldığı aktarıldı.
İngilizce: Dört temel dil becerisinin ayrı ayrı ölçülmesi prensipte desteklense de kalabalık sınıflarda yazılı, dinleme ve konuşma olmak üzere 3 ayrı sınav yürütmenin ders saatlerini felç ettiği kaydedildi.
Öğrencilerin Türkçede dahi temel dil bilgisi kavramlarına (sıfat, zamir, bağlaç vb.) hakim olmadan İngilizce karşılıklarıyla karşılaşmasının öğrenmeyi zorlaştırdığına ve dil bilgisi seviyesinin 5. sınıf için yüksek tutulduğuna işaret edildi.
Eğitimler yetersiz kaldı, acil revizyon şart
Öğretmenlerin büyük bölümü, programa geçiş aşamasında verilen hizmet içi eğitimleri "kısa, teorik, biçimsel ve yetersiz" olarak nitelendirdi. Eğiticilerin de modele tam hakim olamaması nedeniyle sahadaki öğretmenlerin süreci kendi çabaları ve zümre dayanışmasıyla çözmeye çalıştığı belirtildi.
Raporun sonuç bölümünde Milli Eğitim Bakanlığına çağrıda bulunularak; etkinlik sayılarının makul bir düzeye çekilmesi, LGS ile öğretim programı arasındaki sınav uyumsuzluğunun acilen giderilmesi, okulların fiziki ve teknolojik eksikliklerinin tamamlanması ve öğretmenlere yönelik teorik değil sınıf içi pratik odaklı mesleki gelişim modellerinin hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.
Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.
Günün Özeti E-Postanıza Gelsin Öne çıkan haberleri, analizleri ve köşe yazılarını her sabah gelen kutunuzda bulun.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Eğitim
Yayın: 26 Ekim 2026 16:07 · Kaynak: akasyam.com