Göçmen derneklerinden Alman hükümetine: AfD’ye karşı azınlıkları koruyun
Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde geçen ay yapılan seçimleri açık ara farkla kazanan göç ve İslam karşıtı aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi ilk kez bir eyalette iktidara gelmeye hazırlanırken göçmen örgütleri federal hükümete ve eyalet yönetimlerine bir açık mektup yazarak azınlıkları koruma çağrısı yaptı. Göçmen örgütleri, olası bir AfD hükümetine karşıazınlıkların korunması için derhal somut önlemler alınmasını talep etti.
Almanya Türk Toplumu (TGD), Federal Göçmen Kadın Örgütleri Konferansı (BKMO), Doğu Almanya Göçmen Örgütleri Çatı Birliği (DaMOst) ve Saksonya-Anhalt Göçmen Örgütleri Eyalet Ağı’nın (LAMSA) ortak imzasıyla yayınladığı açık mektubun Federal Başbakan Friedrich Merz ile eyalet başbakanlarına hitaben kaleme alındığı görüldü.
Göcmen yapılanmaları, federal yapıya sahip Almanya’da 22 Ekim’de düzenlenecek ve 16 eyaletin başbakanının katılacağı Eyalet Başbakanları Konferansı öncesinde yayımladıkları mektupta, Saksonya-Anhalt’ta AfD’nin hükümet kurmasından önce federal yönetim ile eyaletlerin ortak bir “azınlıkları koruma komisyonu” kurmasını talep etti.
AFD YÜZDE 43,8 İLE SEÇİMİN GALİBİ OLDU
AfD, 6 Eylül’de Saksonya-Anhalt’ta yapılan eyalet meclisi seçimlerinde yüzde 43,8 oyla sandıktan açık ara farkla birinci parti olarak çıktı.
Söz konusu eyaletin istihbarat birimi olan Saksonya-Anhalt Eyalet Anayasayı Koruma Teşkilatı, AfD’nin oradaki yapılanmasını “kesinleşmiş aşırı sağcı oluşum” olarak sınıflandırıyor. AfD’yi zafere götüren başbakan adayı Ulrich Siegmund aralık ayında eyalet başbakanı seçilmek üzere aday ve seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor.
Göçmen örgütleri, AfD’nin hükümete gelmesi halinde partinin polis, okullar ve güvenlik birimleri gibi temel ve kritik alanlarda mühim bilgilere sahip ve karar süreçlerine dahil olabileceğine dikkat çekiyor. Açık mektupta, bunun Almanya tarihinde daha önce karşılaşılmamış bir durum olacağı da hatırlatılıyor.
Örgütler, eyaletlerin kendi idari süreçleri açısından şimdiden bazı önlemler aldıysa da tehdit altında olabilecek insanların korunmasına ilişkin henüz kapsamlı ve somut bir plan bulunmadığını belirtti.
“NEFRET VE TEHDİTLERİN YOĞUNLUĞU VE DOZU ARTTI”
Göçmen örgütlerinin kaleme aldığı mektupta, AfD’nin seçim başarılarının ardından göçmen kökenlilerin ve onları temsil eden kuruluşların uzun süredir görülmeyen yoğunlukta nefret ve ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı kaydedildi.
Söz konusu göçmen derneklere nefret içerikli e-postalar ve tehdit mektupları gönderildiği, çalışanların telefonda ve sokakta hakarete uğradığı da belirtildi.
Saksonya-Anhalt Göçmen Örgütleri Eyalet Ağı’nın (LAMSA) “Entknoten” adlı danışma merkezi, bu yıl şimdiye kadar kendilerine iletilen 85 ırkçı vakayla ilgilendiğini bildirirken, bu sayının geçen yılın tamamında 81 olduğunun altını çizdi. Kuruluşa göre 6 Eylül’deki seçimlerden bu yana her gün yeni bir vaka bildirimi söz konusu.
Açık mektupta, 1990’lı yıllardaki Hoyerswerda, Rostock-Lichtenhagen ve Solingen’deki ırkçı saldırılar hatırlatılarak, seçim sonuçlarının ırkçı şiddet yanlısı kişileri cesaretlendirdiği savunuldu.
“İNSANLAR GELECEKTEN KORKUYOR”
Göçmen temsilcilerinin mektubunda, AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki başbakan adayı Ulrich Siegmund’un seçimlerden sonraki hafta düzenlenen bir basın toplantısında “ilerideki tersine göç ve sınır dışı etme operasyonları” için “uygun araçlara” ihtiyaç duyulacağını söylediği hatırlatıldı. Siegmund’un bu amaçla eyalete savunma sanayisi üretimi getirmek istediğini söylediği de belirtildi.
Göçmen örgütleri, bu tür açıklamaların Almanya’da yaşayan insanlarda geleceklerine ilişkin korku yarattığını kaydetti.
İLK TALEP: FEDERAL HÜKÜMET VE EYALETLERİN ORTAK KOMİSYON KURMASI
Göçmen temsilcilerin ilk talebi, Saksonya-Anhalt’ta AfD’nin katıldığı olası bir hükümet kurulmadan önce federal hükümet ile eyaletlerin ortak bir azınlıkları koruma komisyonu oluşturması. Komisyonun, insanların, ailelerin, sivil toplum çalışanlarının ve kurumların aşırı sağcı şiddete ve olası aşırı sağcı hükümet uygulamalarına karşı nasıl korunabileceğini belirlemesi isteniyor. Eyaletteki tehlike ve güvenlik açıklarının tespit edilmesi, sorumlulukların, finansmanın ve takvimin açıkça belirlendiği önlemler geliştirilmesi de talepler arasında yer alıyor. Göçmen örgütlerinin yanı sıra Yahudi topluluklarının ve tehdit altında olduğu değerlendirilen diğer grupların komisyonda kalıcı biçimde temsil edilmesi de isteniyor.
İKİNCİ TALEP: TEHDİT ALTINDAKİ SIĞINMACILARA TAŞINMA HAKKI
Örgütler ayrıca, mülteci yükünün dengeli dağıtımı nedeniyle belirli bir yerde yaşama ve geçici ikamet zorunluluğu bulunan sığınmacıların, bulundukları yerde ırkçı şiddet tehdidi altında olmaları halinde başka bir yere, gerektiğinde başka bir eyalete taşınabilmelerini talep ediyor. Irkçı, antisemitik, Roman karşıtı, Müslüman karşıtı veya aşırı sağ kaynaklı somut tehdidin “özel mağduriyet durumu” olarak resmen kabul edilmesi ve bunun yasal düzenlemelerde açıkça belirtilmesi isteniyor. Mektupta, “Hiç kimse kendi güvenliği ile devletin getirdiği yükümlülüklere uymak arasında seçim yapmak zorunda bırakılmamalı” ifadesi yer alıyor.
ÜÇÜNCÜ TALEP: TEHDİT ALTINDAKİ KURULUŞLARA KORUMA FONU
Üçüncü talep ise ırkçı tehditlere maruz kalan dernekler, danışma merkezleri, dini topluluklar ve inisiyatifler için federal düzeyde bir koruma fonu oluşturulması. Destek ve hibelerle finanse edilen söz konusu dernekler için oluşturulacak fonun, uzun başvuru süreçlerine gerek kalmadan binaların ve tesislerin güvenliğinin artırılması, teknik güvenlik sistemleri, güvenlik danışmanlığı, acil durum planları ve somut tehdit durumunda geçici koruma önlemleri için kullanılabilmesi de talep ediliyor.
Bunlara ek olarak federal düzeyde merkezi bir irtibat noktası kurulması ve tehdit altında bulunan sivil toplum çalışanlarının adres bilgilerinin korunmasının kolaylaştırılması talep edildi.
“ÖNLEMLER SINANMADAN ÖNCE ALINMALI”
Açık mektupta, Almanya’da yaklaşık 26 milyon göç geçmişine sahip insan yaşadığına dikkat çekilerek federal hükümet ve eyalet yönetimlerinin ülkede yaşayan herkesin güvenliğinden sorumlu olduğu da vurgulandı.
Örgütler, anayasanın Saksonya-Anhalt’ta da Almanya’nın diğer bölgelerinde olduğu gibi geçerli olduğuna işaret ederek, tedbirlere karşı derhal önlemler alınması gerektiği belirtildi.
Mektubun imzacısı kuruluşlar federal hükümetten 14 gün içinde yazılı yanıt bekliyor. Örgütler ayrıca federal hükümet ile eyaletlerin hangi önlemleri kararlaştırıp uyguladıklarını takip edeceklerini de belirtti.
Kategori: Siyaset
Yayın: 19 Ekim 2026 15:02 · Kaynak: kronos41.news