Anne olmayı erteleyen kadınlara uyarı! O yaştan sonra artık çok mu geç?
- Her ay düzenli adet görmek, yumurtalık rezervinin yeterli olduğu anlamına gelmiyor
- Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr
Her ay düzenli adet görmek, yumurtalık rezervinin yeterli olduğu anlamına gelmiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Aslı Alay, Yeni Ankara'ya yaptığı özel açıklamada, herhangi bir şikâyeti bulunmayan kadınların da yumurtalık rezervinde azalma yaşayabileceğini belirtti.
Özellikle anne olmayı ileri yaşlara ertelemeyi planlayan kadınlara seslenen Alay, doğurganlık planlamasının yalnızca adet düzenine göre yapılmaması gerektiğini vurguladı. Yumurtalık rezervinden HPV enfeksiyonlarına, polikistik over sendromunun yeni adından ileri yaş gebeliklerine kadar kadın sağlığını ilgilendiren soruları yanıtlayan Alay, düzenli kontrollerin önemine işaret etti.
Uzman isim, kadınların herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan önce de gebelik planlaması ve yaşa uygun taramalar konusunda bilgi alması gerektiğini söyledi. DÜZENLİ ADET GÖRMEK YUMURTALIK REZERVİNİN İYİ OLDUĞUNU GÖSTERİR Mİ?Opr.
Dr. Aslı Alay'a göre kadınların doğurganlık açısından geç fark edebildiği sorunların başında yumurtalık rezervinin azalması geliyor. Adetlerin düzenli olmasının yumurta sayısı ve kalitesi hakkında tek başına güvenilir bilgi vermediğini belirten Alay, "Çoğunlukla kadın düzenli adet görüyor ve şikâyeti yoksa kendini tamamen sağlıklı hisseder.
Ancak yumurtalık rezervi beklenenden daha düşük olabilir." dedi. Yumurtalık rezervi, yumurtalıklarda kalan yumurta miktarıyla ilişkili bir kavram. Değerlendirmede yaş, kişisel sağlık geçmişi, ultrason bulguları ve gerektiğinde Anti-Müllerian Hormon (AMH) gibi testlerden yararlanılabiliyor.
Ancak bu testler tek başına doğal yollarla gebe kalma ihtimalini veya menopozun kesin zamanını göstermiyor. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda görülen çekilme kanamalarının da doğal adet döngüsünden farklı olduğunu hatırlatan Alay, "Adet görmeniz, yumurtalık rezervinizin iyi olduğu anlamına gelmez.
Bazen kadınlar zamanlarının azaldığını, anne olmak istediklerinde öğreniyor." ifadelerini kullandı. Alay, özellikle ailesinde erken menopoz öyküsü bulunan, yumurtalık ameliyatı geçiren veya kanser tedavisi alan kadınların doğurganlık konusunda hekimleriyle görüşmesini önerdi.
Gebeliği ertelemeyi düşünen kadınlar için yumurta dondurma gibi seçeneklerin de kişisel koşullara göre değerlendirilebileceğini ifade etti. POLİKİSTİK OVER SENDROMUNUN ADI 2026'DA DEĞİŞTİGenç kadınlarda karşılaşılan önemli sağlık sorunlarından birinin polikistik over sendromu olduğunu belirten Alay, hastalığın yalnızca yumurtalıklarla sınırlı olmadığını söyledi.
Uzun yıllardır Polikistik Over Sendromu (PCOS) adıyla bilinen rahatsızlık, 12 Mayıs 2026'da açıklanan uluslararası uzlaşı sonucunda Poliendokrin Metabolik Over Sendromu (PMOS) olarak yeniden adlandırıldı. Yeni isim, hastalığın hormonal ve metabolik boyutunu daha doğru yansıtmayı amaçlıyor.
Alay, "Yıllarca yumurtalıklara odaklandık. Oysa sorun yalnızca yumurtalıklarda değil, bütün metabolik sistemde!" sözleriyle değişikliğin önemini anlattı. PMOS'ta adet düzensizliği, aşırı tüylenme, sivilcelenme, yumurtlama sorunları ve kilo değişiklikleri görülebiliyor.
İnsülin direnci ve metabolik risklerin de değerlendirilmesi gerekiyor. Uzmanlar, belirtilerin kişiden kişiye değişebildiğini ve tanının yalnızca ultrason görüntüsüne dayanılarak konulmaması gerektiğini belirtiyor. HPV ENFEKSİYONU BELİRTİ VERMEDEN İLERLEYEBİLİYORAlay'ın dikkat çektiği diğer konu ise HPV enfeksiyonları oldu.
Bazı HPV türlerinin rahim ağzı kanseriyle ilişkili olduğunu belirten uzman isim, enfeksiyonun herhangi bir belirti vermeden bulunabileceğini hatırlattı. Türkiye'de Sağlık Bakanlığının ulusal serviks kanseri tarama programı kapsamında 30-65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV-DNA testi uygulanıyor.
Tarama hizmeti aile sağlığı merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM) ücretsiz sunuluyor. HPV testinin pozitif çıkması tek başına kanser tanısı anlamına gelmiyor.
Sonuçların ilgili sağlık kuruluşunda değerlendirilmesi ve gerekli görülürse ileri incelemelerin yapılması gerekiyor.35 YAŞ HAMİLELİK İÇİN SON TARİH Mİ?Doğurganlık konusunda kadınların en çok merak ettiği konulardan biri de 35 yaş sonrasında gebelik ihtimali. Alay, bu yaşın anne olmak için kesin bir sınır olmadığını ancak yaş ilerledikçe doğurganlıkla ilişkili biyolojik değişimlerin önem kazandığını söyledi."35 yaş gebelik için son tarih değil.
Ama biyolojik saat her zaman kadınların aleyhine işliyor." diyen Alay, yaşla birlikte yumurta kalitesinin azalabildiğini, gebelik elde etmenin zorlaşabildiğini ve düşük riskinin artabildiğini belirtti. Özellikle 40 yaş sonrasında gebelik diyabeti, yüksek tansiyon, preeklampsi ve kromozomal anomaliler gibi risklerin daha belirgin hâle gelebildiğini anlatan Alay, ileri yaş gebeliklerinin kişiye özel değerlendirme ve takip gerektirdiğine dikkat çekti.
Bununla birlikte 35 yaşını aşan kadınların sağlıklı gebelik geçirmesi de mümkün. Riskler her kadın için aynı düzeyde bulunmadığından, yaşın yanı sıra kronik hastalıklar ve bireysel sağlık durumunun değerlendirilmesi önem taşıyor.
GEBELİK ÖNCESİNDE HANGİ KONTROLLER YAPILMALI?Gebelik planlayan kadınların yalnızca hamile kaldıktan sonra değil, öncesinde de sağlık değerlendirmesinden geçmesi gerektiğini belirten Alay, "Sağlıklı bir bebek, pozitif gebelik testiyle değil, gebelikten önce başlar." dedi. Gebelik öncesinde kronik hastalıkların, kullanılan ilaçların, aşıların ve aile öyküsünün gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Alay, folik asit desteğinin de hamilelik öncesinde planlanmasını önerdi.
Uzman isim, bazı ilaçların gebelikte kullanılmasının sakıncalı olabileceğine işaret ederek ilaçların hekim önerisi olmadan bırakılmaması veya değiştirilmemesi gerektiğini hatırlattı. HAMİLELİĞİN İLK ÜÇ AYINDA FAZLADAN YEMEK GEREKİYOR MU?Gebeliğin ilk üç ayında yapılan yaygın hatalardan birinin gereğinden fazla beslenmek olduğunu belirten Alay, bu dönemde önemli olanın yüksek kalori almak değil, dengeli ve yeterli beslenmek olduğunu söyledi."Hamilelikte iki kişilik yemek değil, bebeğinizi düşünerek beslenmek gerekir.
Gebeliğin ilk üç ayında bebeğinizin daha iyi gelişmesi için fazladan kalori almanıza gerek yok." diyen Alay, kontrolsüz vitamin ve bitkisel ürün kullanımına karşı da uyardı. Sigara ve alkol kullanımından kaçınılması gerektiğini belirten Alay, anne adaylarının beslenme ve takviye ihtiyaçlarını hekimleriyle birlikte belirlemesini önerdi.
HAMİLELİKTE HANGİ BELİRTİLER TEHLİKELİ?Gebelik döneminde vajinal kanama, şiddetli karın ağrısı, su gelmesi, geçmeyen ciddi baş ağrısı, görme bozukluğu ve nefes darlığı gibi belirtilerin gecikmeden değerlendirilmesi gerekiyor. Alay, bebeğin hareketlerinde belirgin azalma yaşanmasının da önemsenmesi gerektiğini belirterek anne adaylarının böyle durumlarda sağlık kuruluşuna başvurmasını istedi.
İNTERNETTEN TEŞHİS KOYMAK TEDAVİYİ GECİKTİREBİLİRKadınların internette karşılaştıkları sağlık bilgileriyle kendilerine tanı koymasının riskli olabileceğini anlatan Alay, "Google bir kadına şikâyetlerine karşılık gelen bir hastalık adı söyleyebilir ama muayene edemez." ifadelerini kullandı. Vajinal akıntı, kasık ağrısı ve adet düzensizliği gibi belirtilerin farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğini söyleyen Alay, bilinçsiz ilaç kullanımının doğru teşhisi geciktirebileceğini vurguladı.
Kadın sağlığında üç konunun ertelenmemesi gerektiğini belirten Alay, sözlerini şöyle tamamladı: "Kadınların üç şeyi ertelememesi gerekiyor: Jinekolojik muayeneleri, yaşa uygun kanser taramaları ve doğurganlık planlaması. Sağlığınızı korumak için hasta olmayı beklemeyin."
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık · Bölge: Adana/Yumurtalık
Yayın: 07 Kasım 2026 06:43 · Kaynak: yeniankara.com.tr