Habermetrik
← Ana Sayfa
01 Kasım 2026 21:07
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

‘Bit Palas’ kararı tartışma yarattı: ‘İntihal gerçeği ortada duruyor’

‘Bit Palas’ kararı tartışma yarattı: ‘İntihal gerçeği ortada duruyor’
Görsel kaynağı: aydinlik.com.tr
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Yargıtay’ın Mine Kırıkkanat ile Elif Şafak arasındaki intihal davasını ‘19 yıllık gecikme’ sebebiyle bozması edebiyat dünyasını ikiye böldü
  • Doğan Kitap kararı ‘sevindirici bir zafer’ olarak duyururken telif hakları uzmanı Av
Hukuki not: Ölüm haberi: bilgiler adli makamların açıklamalarına dayanır, kesinleşmiş yargı kararı değildir.

Türkiye’nin en uzun soluklu telif hakları krizlerinden biri olan Mine Kırıkkanat ve Elif Şafak arasındaki intihal davasında yeni bir hukuki dönemeçten geçildi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin Elif Şafak aleyhine verdiği intihal kararını bozarak dosyayı geri gönderdi.

Kararın sosyal medyada “intihalin olmadığı” şeklinde paylaşılmasına karşın gerekçeli kararda durum epeyce farklı. Yüksek yargı, Kırıkkanat’ın davayı 19 yıl sonra açmasını “kötü niyet” olarak değerlendirdi. DOĞAN KİTAP’TAN AÇIKLAMAYargıtay kararının hemen ardından Doğan Kitap, süreci kendi yazarı lehine kesin bir zafer olarak duyurarak kurumsal bir açıklama yayımladı.

Açıklamada, Mine Kırıkkanat’ın Sinek Sarayı romanının yayımlanmasından 19 yıl sonra dava açmasının “iyi niyet ilkesine aykırı” bulunduğu belirtilerek meselenin kişisel bir çatışmaya dayandığı iddia edildi. İlk mahkemenin kararını “hukuka aykırı” olarak nitelendiren yayınevi, “Davacı kitabında ‘yüzde beş oranında intihal bulunduğu’ tespitini içeren, edebi yaşamın ve fikri hakların doğasına aykırı kararlar bozulmuş oldu” ifadelerini kullandı.

Açıklamada edebi esinlenme sınırlarına da değinilerek şöyle denildi: “Mesele yalnızca bir yazarın ya da bir yayınevinin hukuk mücadelesinden ibaret değildir. Edebî eserlerin değerlendirilmesinde kelimelerin, ortak temaların ve gündelik hayatın doğal unsurlarının nasıl ele alınacağı, bütün bir edebiyat ve yayıncılık dünyasını ilgilendirir.

Yine altını çizdiğimiz gibi ne yaratıcılığın sınırları ne de bir yazarın ve yayınevinin saygınlığı kişisel ihtiraslara ve makuliyet sınırlarını zorlayan husumet döngülerine bağlanabilir”.‘YARGITAY İNTİHAL YOKTUR DEDİ’ DEMEK YANLIŞYayınevinin intihali tümden reddeden mutlak zafer ilanına karşılık, telif hakları uzmanı Avukat Burcu Mutlugil tablonun hukuken çok daha farklı okunduğuna dikkat çekti. Yargıtay kararının esastan bir “intihal yoktur” tescili taşımadığını belirten Mutlugil, süreci Aydınlık için değerlendirdi:“Yargıtay intihal yoktur dedi demek doğru olmaz.

İntihal bulunduğunu kabul eden önceki hükmün bozulması ile intihal bulunmadığının esastan tespit edilmesi farklı şeylerdir. Yargıtaya göre, romanın yayımlanmasıyla davanın açılması arasında geçen 19 yıllık sürenin ‘sessiz kalma yoluyla hak kaybı’ bakımından değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

Bu yöndeki iddia ve savunmalar yeterince araştırılmadan karar verilmesini bozma nedeni sayıyor.”Kararın sadece yılı saymak olmadığını vurgulayan Mutlugil süreci şöyle özetledi:“Burada yalnızca yılları saymıyoruz. Hak sahibi ileri sürdüğü ihlali ne zaman öğrenmiş?

Uzun süre sessiz kalınması karşı tarafta korunmaya değer bir güven oluşturmuş mu? Hakkın sonradan ileri sürülmesi somut koşullarda dürüstlük kuralıyla bağdaşıyor mu? Bunların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla ‘19 yıl sonra açılan her dava reddedilir’ gibi otomatik bir sonuç yok.

Kırıkkanat’ın ihlal iddiasından 2021’de haberdar olduğu yönündeki açıklaması da araştırılacak hususlardan biri.”Edebi açıdan intihalin aynı cümleleri aramakla sınırlanamayacağını da belirten Mutlugil, “İki romanda da İstanbul’un, bir apartmanın, sıra dışı insanların veya benzer gündelik nesnelerin bulunması tek başına intihali göstermez. Ancak incelemeyi aynı cümleleri aramakla da sınırlayamayız.

Olayların özgün kuruluşu, karakterler arasındaki ilişkiler, sahnelerin düzeni ve anlatının ayırt edici bileşimi de değerlendirilmelidir.” diyerek hukuki sürecin bitmediğini belirtti.‘19 YIL GEÇİNCE TELİF ALINMIYOR MU?’Davanın seyrine ve Yargıtay’ın “iyi niyet” yaklaşımına en sert itiraz ise dosyanın bilirkişi heyetinde yer alan, Gerçek Edebiyat Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Yıldız’dan geldi. Yargıtay’ın mahkeme kararını bozmasını eleştiren Yıldız, “Bir kişinin kötü niyetli olması böyle durumlarda alelacele dava açmasıyla anlaşılabilir.

Kişinin anca farkına varıp 19 yıl sonra dava açması gerçekleri değiştirir mi? Hukuki kavramları ve ‘iyi niyet’le ilgili yasaları bilemem ancak düz mantıkla bile mahkemenin bir kişinin keyfine karışması ilginçten de öte” değerlendirmesinde bulundu.

Bir yazarın her yayımlanan kitabı anında incelemek zorunda olmadığına dikkat çeken Yıldız, yayınevinin zaman aşımı argümanına şu çarpıcı sözlerle karşı çıkıyor: “Yazar Elif Şafak’ın romanını 19 yıl sonra okuyup durumun farkına varmış ve öyle dava açmış olamaz mı? Bunun neresi suç?

Her çıkan kitabı insanların mutlaka hemen okuması, benden çalmış mı diye incelemesi mi lazım? Zaman o kadar önemliyse Elif Şafak da 19 yıl önce yazdığı kitabın artık yeni baskılarını yapmasın telif almasın. Yani 19 yıl geçince telif alınmıyor mu?

İntihalci yazar yazarlıktan istifa mı etmiş? Yargıtay’ın kararının doğru olmadığı düşüncesindeyim. Olayın özü, intihal gerçeği değişmemiş maddi olarak orada durmaktadır.”İNTİHAL İDDİALARININ DAYANAĞIAhmet Yıldız’ın mahkemeye sunduğu raporda da yer aldığı üzere; iki eserin kurgusu, mekânı, marjinal karakterleri ve yazım üslubu adeta bir şablon gibi örtüşüyor.

Her iki romanda da olaylar, Cihangir ve Asmalımescit gibi birbirine bitişik konumlarda, “art nouveau” tarzı çok katlı eski apartmanlarda geçiyor. Sinek Sarayı’ndaki cüce kapıcı kadın Sabbek’in oğlu dev yapılıyken; Bit Palas’ta kapıcı kadın dev yapılı Meryem, oğlu ise cüce Muhammet olarak kurgulanıyor.

Birinde darbukacı kız kardeşler, diğerinde kuaför ikiz erkek kardeşler yer alıyor. Yayınevi bu açık edebi denklemi “gündelik hayatın doğal unsurları” diyerek savunmaya devam etse de, Avukat Burcu Mutlugil de eserlerin adlarındaki doğrudan yapısal eşleşmeye şu ironik sözlerle dikkat çekiyor: “Bir de ister istemez en kaba haliyle, şu da çok espirili...

Bit Palas, Sinek Sarayı. Biri palasta yaşayan bit, biri de sarayda yaşayan sinek. İlk böyle en kaba bakışta bile bir benzerlik olmadığını söylemek mümkün değil.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: aydinlik.com.tr
Haber metni ve görseller aydinlik.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 01 Kasım 2026 21:07 · Kaynak: aydinlik.com.tr
Kaynağı Oku ↗