İnsana dair: Kendine değer vermek, şefkat göstermek ve saygıyı unutmamak
- Melek yazdı… İnsan, hayatı boyunca başkaları tarafından anlaşılmayı, sevilmeyi ve değer görmeyi bekler
- Bazen bir güzel sözün, bazen küçük bir ilginin, bazen de yalnızca dinlenmenin kendisine ne kadar iyi geldiğini bilir
Melek yazdı…
İnsan, hayatı boyunca başkaları tarafından anlaşılmayı, sevilmeyi ve değer görmeyi bekler. Bazen bir güzel sözün, bazen küçük bir ilginin, bazen de yalnızca dinlenmenin kendisine ne kadar iyi geldiğini bilir. Ancak bütün bu beklentilerin arasında çoğu zaman kendisine nasıl davrandığını, kendi değerini ne kadar koruduğunu ve başkalarına karşı ne kadar özenli olduğunu unutur.
Oysa insan olmanın en önemli taraflarından biri hem kendine hem de karşısındaki insana değer verebilmektir.
Özdeğer, insanın kendisini başkalarının gözünden değil, kendi varlığı üzerinden değerlendirebilmesidir. Bir insanın değeri sahip olduğu parayla, makamla, güzelliğiyle, başarılarıyla ya da çevresindeki insanların ona gösterdiği ilgiyle ölçülmez.
Çünkü insan, birilerinin onu beğenmesiyle değer kazanmadığı gibi, birilerinin onu görmezden gelmesiyle de değerini kaybetmez.
Bazen insanlar kabul görmek uğruna kendilerinden vazgeçer. Sevilmek için istemedikleri şeylere razı olur, kırılmamak için susar, kaybetmemek için kendi sınırlarını aşar. Oysa her ilişkiyi sürdürmek, her insanı memnun etmek ve herkes tarafından sevilmek zorunda değiliz. İnsan, başkalarına yer açarken kendi hayatında kendisine de yer bırakmalıdır.
Kendine değer vermek bencillik değildir. Gerektiğinde hayır diyebilmek, emeğinin karşılığını önemsemek, haksızlığa sessiz kalmamak ve kendisini sürekli başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçmek de özdeğerin bir parçasıdır.
Şefkat ise insanın hem kendisine hem de başkalarına karşı taşıdığı en insani duygulardan biridir.
Herkesin görünmeyen bir mücadelesi, anlatamadığı bir hikâyesi, içinde taşıdığı bir kırgınlığı vardır. Dışarıdan güçlü görünen bir insanın içinde ne fırtınalar koptuğunu, gülümseyen birinin hangi acıları sakladığını bilemeyiz.
Bu nedenle insanlara karşı biraz daha anlayışlı olmak, hemen yargılamamak ve bazen sadece dinlemeyi bilmek gerekir.
Şefkat, her davranışı kabul etmek ya da yapılan her yanlışı görmezden gelmek değildir. Bir insanın hatasını söylerken onu incitmemeye çalışmak, zor durumda olana el uzatmak, gücümüz yettiğince başkasının yükünü hafifletmek ve kendimize de hata yapma hakkı tanımaktır.
Çünkü insan bazen başkalarına gösterdiği anlayışın çok daha azını kendisine gösterir. Bir başkasının hatasını kolayca affederken kendi hatalarını yıllarca içinde taşır. Oysa insanın kendisine de merhamet etmesi gerekir. Her zaman güçlü olmak, her şeyi başarmak, herkese yetişmek ve hiç hata yapmamak zorunda değiliz.
Saygı ise bütün insani ilişkilerin temelidir.
Saygı, yalnızca büyüklerin elini öpmek, birine unvanıyla hitap etmek ya da kalabalık içinde nezaket göstermek değildir. Saygı; bir insanın düşüncesini dinlemek, farklılıklarına tahammül edebilmek, sınırlarını gözetmek ve kimseyi kendimizden aşağı görmemektir.
Bir insanın bize benzememesi, bizim gibi düşünmemesi ya da bizimle aynı hayatı yaşamaması ona saygısızlık etme hakkı vermez. Herkesin kendi doğruları, tercihleri ve yaşam biçimi vardır. Birlikte yaşamanın en önemli koşullarından biri, farklılıklarımızı yok etmeye çalışmadan birbirimizi kabul edebilmektir.
Üstelik saygı, yalnızca güçlüye, zengine, makama ve mevkiye gösterildiğinde gerçek anlamını kaybeder. Asıl saygı, kendisinden hiçbir çıkar beklemediğimiz insana nasıl davrandığımızda ortaya çıkar. Bir garsona, temizlik görevlisine, yaşlı bir insana, çocuğa ya da bizimle aynı fikirde olmayan birine davranışımız, karakterimiz hakkında çok şey anlatır.
İnsanın değeri, başkalarına üstünlük kurabilmesinde değil, gücü elindeyken bile incitmemeyi seçebilmesindedir.
Bazen bir insanın hayatında büyük değişiklikler yaratmak için büyük işler yapmak gerekmez. Zamanında söylenmiş bir güzel söz, karşılık beklemeden uzatılmış bir el, içten bir teşekkür ya da yargılamadan dinleyen bir çift kulak, insanın hafızasında yıllarca kalabilir.
Çünkü insanlar çoğu zaman kendilerine ne verildiğini değil, kendilerine nasıl hissettirildiğini hatırlar.
Hayat zaten yeterince zor. İnsanların birbirini kırmak, küçümsemek, yarıştırmak ve değersiz hissettirmek için yeni nedenler üretmesine gerek yok. Biraz daha anlayış, biraz daha nezaket ve biraz daha vicdan, birlikte yaşadığımız dünyayı çok daha güzel bir yer hâline getirebilir.
Unutmamak gerekir ki insan olmak yalnızca yaşamak, çalışmak, kazanmak ve bir yerlere gelmek değildir. İnsan olmak; kendini tanımak, kendi değerini bilmek, başkasının varlığına saygı duymak ve incitmeden yaşayabilmeyi öğrenmektir.
Hayatın en önemli dengesi şudur: Kendinden vazgeçmeden başkasına değer verebilmek, kendini üstün görmeden özdeğerini koruyabilmek ve haklı olduğunu düşünürken bile insan kalabilmek.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Hava · Bölge: Karabük
Yayın: 06 Kasım 2026 05:18 · Kaynak: tunceliemek.com.tr