Sanayisizleşme Milli Güvenlik Meselesidir /Erdal Kesin
- Kriz anında ihtiyaç duyduğu mühimmatı, enerjiyi, elektroniği, yedek parçayı ve lojistik ekipmanı ne kadar süreyle üretebildiği de en az bunlar kadar önemlidir
Kriz anında ihtiyaç duyduğu mühimmatı, enerjiyi, elektroniği, yedek parçayı ve lojistik ekipmanı ne kadar süreyle üretebildiği de en az bunlar kadar önemlidir. Çünkü savaşın veya büyük bir krizinin ilk günlerinde üretim hatları duruyorsa, kağıt üzerindeki güçlü kapasite kısa sürede dış tedarike bağımlı hale gelebilir.
Sanayinin milli güvenlik konusu haline gelmesinin temel nedeni bugün tam olarak budur.
Pandemi, küresel tedarik zincirlerinin aşırı yoğunlaşmasının ne kadar kırılgan olabileceğini gösterdi. Rusya-Ukrayna savaşı enerji, gıda ve savunma üretiminin stratejik önemini daha görünür hale getirdi. Şimdi buna yarı iletkenler, kritik mineraller, batarya teknolojileri ve ileri üretim sistemleri ekleniyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2026 raporuna göre, kritik minerallerin rafinajında yoğunlaşma 2025’te de arttı. Enerji minerallerinin rafine tedarikinde önde gelen ülkeler, son iki yıldaki arz artışının dörtte üçünden fazlasını gerçekleştirdi.
NATO’nun Ankara Zirvesi sonrasında kabul ettiği yeni sanayi stratejisi de değişen anlayışı açık biçimde ortaya koyuyor. NATO artık yalnızca hangi silahın satın alınacağıyla değil, üretimin kriz döneminde ne kadar hızlı artırılabileceğiyle de ilgileniyor.
Stratejide esnek üretim kapasitesi, stratejik rezervler, stoklar, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve kriz anında üretimin artırılması özellikle vurgulanıyor.
Türkiye açısından burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Savunma sanayiinde elde edilen üretim kapasitesi önemli bir kazanım olmakla birlikte, bunun sürdürülebilmesi daha geniş bir sanayi ekosistemine bağlı. Motorlardan mikroelektroniğe, özel malzemelerden hassas makinelere, enerjiden yazılıma kadar çok sayıda alan savunma üretiminin arkasındaki sivil ve çift kullanımlı sanayi altyapısını oluşturuyor.
Türkiye’nin 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi bu ihtiyacın önemli bölümünü zaten ortaya koyuyor. Stratejide yarı iletkenler, ileri imalat, enerji teknolojileri, biyoteknoloji, yapay zeka ve dijital altyapı gibi alanlar öncelikli başlıklar arasında bulunuyor.
İmalat sanayi ihracatının 2024’teki 247 milyar dolardan 2030’da 400 milyar dolara, yüksek teknolojili ürün ihracatının ise 30 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor.
Bundan sonraki adımın daha somut olması gerekiyor. Türkiye önce bir kritik ürün ve bağımlılık haritası çıkarmalı. Hangi ürün, makine, elektronik parça veya hammaddede tek ülkeye bağımlıyız? Kriz halinde hangilerinin tedariki kesilirse üretim zinciri durur? Bu soruların cevabı yalnızca kamu kurumlarında değil, sanayinin tamamında bilinmeli.
İkinci olarak stratejik ürünlerde stok mekanizması kurulmalı; kritik KOBİ’lere uzun vadeli sipariş, finansman ve enerji güvencesi sağlanmalı. Üçüncü olarak yalnızca maden çıkarmaya değil, cevherin işlenmesine, rafinajına, ara ürüne ve nihai teknolojiye kadar uzanan zincire yatırım yapılmalı.
Çünkü günümüz jeopolitiğinde kaynağa sahip olmak kadar, o kaynağı kullanılabilir ürüne dönüştürebilmek de güç anlamına geliyor. IEA’nın son raporu da kritik minerallerde madencilik kadar işleme, rafinaj, ekipman ve uzman insan gücünün önemine dikkat çekiyor.
Her şeyi Türkiye’de üretmek ne mümkündür ne de ekonomik olarak gereklidir. Mesele, her ürünü içeride yapmak değil; kritik bir kriz sırasında karar verme ve üretme yeteneğini kaybetmemektir.
Geleceğin jeopolitiğinde ülkelerin gücü yalnızca sahip oldukları silahlarla ölçülmeyecek. Gerektiğinde o silahın parçasını, enerjisini, yazılımını ve mühimmatını ne kadar hızlı üretebildikleri de belirleyici olacak.
Bu nedenle sanayi politikası artık yalnızca büyüme ve istihdam politikası değildir. Milli güvenliğin de bir parçasıdır. Bir fabrikanın kapanması bazen yalnızca üretim kaybı anlamına gelmez, mühendislik bilgisinin, yetişmiş insan gücünün ve yıllar içinde oluşmuş tedarik ağının da kaybı olabilir.
Milli güvenliğin görünmeyen cephesi artık üretim hatlarından geçiyor. Türkiye’nin stratejik hareket alanını koruyabilmesi, gerektiğinde yeniden üretime geçebilecek güçlü ve çeşitli bir sanayi tabanına sahip olmasına bağlı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Isparta/Uluborlu
Yayın: 06 Kasım 2026 07:03 · Kaynak: gazete32.com.tr