Meserret Taşkın’dan mektup var: Çiftçinin savaşı
- Ceviz üreticisi olan yazar, Tarım ve Orman Bakanlığı elemanlarının sahada görülmediğini, elma bahçeleri sökülen bölgede ceviz denemesini de üreticinin kendisinin yaptığını belirtti
Kendimi Talip Apaydın’ın Sarı Traktör veya Fakir Baykurt’un Yılanların Öcü romanlarındaki kahramanlar gibi hissediyorum bugünlerde. Ceviz üreticisi olarak doğayla büyük bir savaşa girişmiş durumdayız. Çoğunlukla yalnız ve çaresiziz.
Dayanışmayla sorun çözmeye çalışıyoruz. Çalışıyoruz da nereye kadar? Bölgemizde kapalı bahçe ceviz yetiştiriciliği yaygın. Ancak, devlet kurumlarından yol gösteren yok. Tarım ve Orman Bakanlığının elemanları, masalarında rahatça oturuyor.
Sahada kimseyi gördüğümüz yok. Bir süre önce bu bölgede elma bahçeleri vardı. Üretici ne yapsın; elmayı yetiştirdi. Elma para etmeyince bahçeler söküldü. Bu yıl, elma bahçesini sökmeyenler, elmaları dalında bıraktı. Yetkililerin, elmayla ilgili çözümleri olmadığı gibi cevizle ilgili bir plan, program, gelecek tasarımı da yok.
Zaten, ceviz denemesini de üretici kendisi yaptı. Elma da olurdu, ceviz de olur. Ama, devletin üreticiyi desteklemesi şart. Destek deyince yöneticilerimiz hep “para” anlıyor. Halbuki üreticinin fikre, öngörüye, plan-programa, sahada desteğe ihtiyacı var.
Bu yıl, ceviz hasadı zamanı yağmursuz gün geçmedi. Hasatta zorlandık. Kurutmada perişan olduk. Devletimiz yoktu. Üretici kendi kendine sorunlarını çözecekse, Tarım Bakanlığına ne gerek var değil mi? Ekipman ve sorunlara çözüm desteğini kimden bekleyeceğiz?
Üreticilerin milli hükümeti, ne kadar can yakıcı bir ihtiyaç. Ben iyice anladım. Umarım, herkes tez zamanda anlar.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Tarım
Yayın: 06 Kasım 2026 21:03 · Kaynak: aydinlik.com.tr