Aliyev’in büyük güç hesabı
- Hanife Ceren Kılıç yazdı: Aliyev Türkiye’den uzaklaşıyor mu
- İsrail’den silah ve teknoloji, BAE’den sermaye alan Azerbaycan’ın yeni rotası nereye çıkıyor?
<p>Önce bir önceki yazıda değinmeyi unuttuğum önemli bir ayrıntıyla başlayayım.</p><p>Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne neden katılmadığını sorgulayan APA analizinde Türkiye’ye yönelik oldukça ağır ifadeler kullanıldı:</p><p>“ Azerbaycan bu saldırıyı İran’dan beklerken, kardeş dediği Türkiye’den en kötü biçimde darbe aldı. Bu darbeyi vuranlar ise <strong>iktidardaki AK Parti ve onun yandaşları olan İslamcı-Nurcu gruplardı.</strong>”</p><p>Dikkatinizi çekerim…</p><p>Eleştiri birkaç sosyal medya hesabına, bir vekile veya bir gazeteciye değil; <strong>doğrudan AK Parti’ye</strong> ve ona yakın olan <strong>Nurculara</strong>!..</p><p>AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise Azerbaycan’ı hedef alan kişi ve grupların partiyle veya hükûmetle hiçbir bağlantısının bulunmadığını belirterek bu suçlamayı reddetti.</p><p>Ama belli ki Bakü cephesinde mesele kapanmamıştı.</p><p>Neyse, hadi gelin dünya düzeninin yeniden şekillendiği bir dönemde Aliyev’in Azerbaycan’ı Türkiye’nin gölgesinden çıkarmak ve bulunduğu <strong>coğrafyanın belirleyici gücü hâline getirmek için neler yaptığına bakalım.</strong></p><p>**</p><h2><strong>İSRAİL’ LE YAKINLIK YENİ DEĞİL</strong></h2><p>Azerbaycan ile İsrail’in yakınlaşması 2020 Karabağ Savaşı’yla başlamadı.</p><p>İsrail, Azerbaycan’ın bağımsızlığını 1991’de tanıdı.
Diplomatik ilişkiler 1992’de kuruldu, İsrail 1993’te Bakü’de büyükelçilik açtı.</p><p>Yani ilişkinin temeli <strong>otuz yılı aşkın süre önce </strong>atıldı.</p><p><strong>2000’li yıllarda bu ilişki petrol ve silah ticaretiyle büyüdü.</strong> 2020 Karabağ Savaşı’nda ise İsrail’den alınan silah ve teknolojilerin sahadaki etkisi açıkça görüldü.</p><p>Elbette Türkiye de Azerbaycan’a açık destek verdi. Erdoğan, Rusya’nın doğrudan Ermenistan’ın yanında savaşa müdahil olmaması için Putin’le yoğun bir diplomasi yürüttü.</p><p>Ancak savaşın kısa sürede sonuçlanmasındaki en önemli etkenlerden biri, İsrail’den alınan silah ve teknolojilerin sahadaki etkisiydi.</p><p>Aliyev, “ Kimseden yardım almadık, her şeyi kendi paramızla aldık.” derken Azerbaycan’ın enerji gelirleriyle satın aldığı İsrail silah ve teknolojilerine de işaret ediyordu.</p><p><strong>Bugün İsrail’in kullandığı yaklaşık her iki varil petrolden biri Azerbaycan’dan geliyor.
2025 yılında Azerbaycan petrolü, İsrail’in toplam petrol ithalatının yüzde 46,4’ünü oluşturdu.</strong></p><p>Petrol Azerbaycan’dan çıkıyor, <strong>Bakü-Tiflis-Ceyhan hattıyla Türkiye’ye geliyor, Ceyhan’dan gemilere yüklenerek İsrail’e ulaşıyor.</strong></p><p>İş yalnızca petrolle de sınırlı değil.</p><p><strong>SOCAR, İsrail’in en büyük doğal gaz sahalarından Tamar’ın yüzde 10’una ortak oldu. Ayrıca SOCAR, BP ve İsrailli NewMed şirketi İsrail açıklarında doğal gaz arayacak.</strong></p><p>Savunma tarafında da tablo oldukça dikkat çekici.</p><p>Azerbaycan’ın İsrail’den aldığı askerî ekipmanların değeri daha <strong>2016’da yaklaşık 5 milyar dolara ulaşmıştı.
Harop kamikaze İHA’ları, Hermes keşif araçları, LORA füzeleri ve Barak-8 hava savunma sistemleri </strong>bu alışverişin önemli parçalarıydı.</p><p><strong>Kısacası İsrail Azerbaycan’dan enerji alıyor, Azerbaycan da İsrail’den silah ve teknoloji…</strong></p><p><strong>Birinin vanası, diğerinin cephaneliği güçlü.</strong></p><p>İran faktörünü de unutmayalım.</p><p>Azerbaycan, İran’ın hemen kuzeyinde bulunuyor. Bu nedenle Bakü, <strong>İsrail için yalnızca petrol aldığı bir ülke değil; coğrafi açıdan da son derece önemli bir ortak.</strong></p><p><strong>Yani İsrail, Azerbaycan’ın petrolüne ve coğrafi konumuna göbeğine kadar bağlı.</strong> Azerbaycan da İsrail’in silahından, teknolojisinden ve özellikle İran karşısında sağladığı stratejik destekten vazgeçmek istemiyor.</p><p>**</p><h2><strong>BİR AYAĞI DA BAE’ DE</strong></h2><p>Aliyev yalnızca İsrail’le değil, Birleşik Arap Emirlikleri ile de ilişkilerini hızla geliştiriyor.</p><p><strong>BAE bugün Azerbaycan’ın Arap dünyasındaki en büyük ticaret ortağı.
Yenilenebilir enerji, doğal gaz, liman, lojistik, teknoloji ve yatırım alanlarında </strong>büyük ortaklıkları bulunuyor.</p><p><strong>ADNOC, Azerbaycan’daki Abşeron gaz sahasının yüzde 30’una ortak oldu</strong>. <strong>BAE merkezli Masdar ise Azerbaycan’daki güneş ve rüzgâr enerjisi yatırımlarının başında geliyor.</strong></p><p>Bu nedenle BAE’ye, Azerbaycan’ın Körfez’deki en güçlü ayağı diyebiliriz.</p><p>BM Genel Sekreterliği adaylığı tartışması da bu ilişkinin gölgesinde yaşandı.</p><p>Bakü önce BAE’nin adayı Lana Zaki Nusseibeh’in adaylık girişimini memnuniyetle karşıladı. Türkiye’de “ Azerbaycan, Feridun Sinirlioğlu yerine BAE’nin adayını destekledi.” tepkileri yükseldi.</p><p>Ardından APA, Türkiye’ye ve Sinirlioğlu’na yönelik oldukça sert bir analiz yayımladı.</p><p><strong>Ancak bir gün sonra Azerbaycan, Türkiye’nin adayı Feridun Sinirlioğlu’nun adaylık girişimini de aynı şekilde memnuniyetle karşıladığını açıkladı.</strong></p><p>Yani Bakü resmî olarak taraf seçmedi,<strong> iki kapıyı da açık bıraktı.</strong></p><p>Tam bir denge siyaseti…</p><p><strong>Türkiye’den askerî ve siyasi destek, İsrail’den silah ve teknoloji, BAE’den sermaye, Avrupa’dan pazar, ABD’den diplomatik alan…</strong></p><p>Aliyev’in kurmaya çalıştığı denklem bu.</p><p><strong>Ama bu denklemde kime daha çok yaklaştı derseniz, bana göre İsrail ve Batı’ya…</strong></p><p>**</p><h2><strong>TÜ RKİYE’ YLE İLİŞKİLER BOZULUR MU?</strong></h2><p>Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerini geliştirmesi tek başına Türkiye’yle bağlarını bozmaz.</p><p>İki ülke yıllardır bu ilişkileri aynı anda yürütüyor.</p><p><strong>Ancak İsrail’le yakınlaşma Türkiye’ye karşı bir dengeleme ve baskı aracına dönüşürse mesele petrol ve silahtan çıkar, güven krizine dönüşür.</strong></p><p>Aliyev’in yürümesi gereken ince çizgi de tam burada başlıyor:</p><p>Türkiye’nin gölgesinden çıkmaya çalışırken Türkiye’yi karşısına almamak…</p><p>Çünkü Azerbaycan’ın İsrail ve BAE üzerinden Türkiye’nin yerini tamamen doldurması mümkün değil.
Türkiye’nin de Azerbaycan’ı kolayca gözden çıkarabileceği bir denklem bulunmuyor.</p><p><strong>Aliyev’in istediği Türkiye’den kopmak değil; dünyanın gözündeki “baba devlet–küçük kardeş” ya da “ağabey–kardeş” algısını kırarak Türkiye’yle aynı masaya eşit bir muhatap olarak oturabilmek.</strong></p><p>Dünya düzeninin yeniden şekillendiği bu dönemde <strong>herkes gibi o da bulunduğu coğrafyanın yükselen ve belirleyici gücü olmak istiyor.</strong></p><p>Tıpkı Türkiye’nin Körfez’de, Afrika’da, Asya’da ve Balkanlar’da etkili bir güç olmaya çalışması gibi…</p><p>Dolayısıyla yaşananları yalnızca Erdoğan ile Aliyev arasındaki kişisel bir kırgınlık olarak okumamak gerekiyor.</p><p>Bu, aynı zamanda iki yükselen bölgesel gücün kendi ağırlığını ve nüfuz alanını belirleme çabasıdır.</p><p>Devir başka, yöntemler başka, şartlar bambaşka…</p><p>Ama insanın aklına ister istemez Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki güç mücadelesi geliyor.</p><p>Tarih birebir tekerrür etmiyor belki ama soru yine benzer:</p><p>Bu geniş coğrafyada siyasi ağırlığı kim taşıyacak?
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Teknoloji
Yayın: 02 Kasım 2026 21:12 · Kaynak: ankaramasasi.com.tr