Dört Tıbbiyeli Viyana’nın Karşısına Çıktı: 1848’de Osmanlı Tıbbının Avrupa Sınavı
Dört Tıbbiyeli Viyana’nın Karşısına Çıktı: 1848’de Osmanlı Tıbbının Avrupa Sınavı
İstanbul, 1848.
Galatasaray’daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de yaklaşık on yıldır büyük bir bilimsel dönüşüm yaşanıyordu.
Avrupa’dan hocalar getirilmiş, klinik eğitim geliştirilmiş, kadavra üzerinde anatomi öğretiminin önü açılmış, laboratuvarlar, müzeler, botanik bahçesi ve kütüphane kurulmuştu.
Fakat Osmanlı yönetiminin önünde çok önemli bir soru vardı:
İstanbul’da yetiştirilen bu yeni hekimler, Avrupa’nın önde gelen tıp fakültelerinin mezunlarıyla gerçekten aynı bilimsel düzeyde miydi?
Bu sorunun cevabını İstanbul’da vermek yerine Avrupa’nın önemli tıp merkezlerinden birinde aramaya karar verdiler.
Dört genç hekim seçildi.
Gidecekleri yer Viyana’ydı.
Tarih 4 Ocak 1848’di. [1][2]
DÖRT GENÇ HEKİMİN İSİMLERİ
Mekteb-i Tıbbiye’nin 1846-1847 öğretim yılı faaliyet raporunu inceleyen tıp tarihçisi Yeşim Işıl Ülman’ın çalışmasına göre Viyana’ya gönderilen dört genç hekim şunlardı:
Arif Musa Efendi,
Gregoire Yanovitch,
Stepan Elias (İstepan Arslanyan),
Nikolas Nikifor. [1]
İsimlerin farklı tarihî kaynaklarda Fransızca, Almanca ve Osmanlıca aktarım nedeniyle değişik yazılışlarıyla karşılaşılabiliyor.
Ancak olayın ana çerçevesi açık:
Sultan Abdülmecid’in isteği üzerine Mekteb-i Tıbbiye’den dört yeni mezun Viyana’ya gönderildi. [1][2]
Amaç sıradan bir eğitim gezisi değildi.
İstanbul’daki modern tıp eğitiminin bilimsel seviyesinin Avrupa’nın önemli tıp merkezlerinden birinde sınanmasıydı.
NEDEN VİYANA?
Viyana’nın seçilmesi tesadüf değildi.
19. yüzyılda Viyana, Avrupa tıbbının en önemli merkezlerinden biriydi.
Üstelik Mekteb-i Tıbbiye’nin modernleşmesinin Viyana ile güçlü bir ilişkisi vardı.
Karl Ambros Bernard ve Sigmund Spitzer gibi Avusturyalı hekimler İstanbul’daki modern tıp eğitiminin şekillenmesinde önemli görevler üstlenmişti.
Özellikle Spitzer, Mekteb-i Tıbbiye’de anatomi eğitiminin gelişmesinde etkili olmuştu.
Tıp tarihi araştırmaları, Galatasaray Tıbbiyesi’nin Avrupa çapında eğitim verdiğini göstermek isteyen Spitzer’in başarılı öğrencilerin Viyana’da sınanması sürecinde önemli rol oynadığını aktarıyor. [3]
Bu nedenle Viyana’da sınava girecek olan yalnız dört genç doktor değildi.
Bir anlamda Mekteb-i Tıbbiye’nin kendisi sınanacaktı.
4 OCAK 1848: SINAV BAŞLIYOR
Kaynakların önemli bir bölümü sınavı 4 Ocak 1848 tarihine yerleştiriyor. [2][4]
Dört genç hekim Viyana Tıp Fakültesi’nde dönemin öğretim üyelerinin karşısına çıktı.
Ülman’ın Mekteb-i Tıbbiye faaliyet raporuna dayanan araştırmasına göre öğrenciler ağır bir tez savunması ve mezuniyet sınavından geçirildi. [1]
Fakat yeni araştırmalar sınavın içeriğine ilişkin çok daha ilginç ayrıntılar ortaya koyuyor.
Tıbbiyelilere yalnız genel tıp bilgisi sorulmamıştı.
Anatomi, fizyoloji ve genel patoloji alanlarında sınanmışlardı. [4]
HANGİ TIBBİYELİYE NE SORULDU?
Dönemin kayıtlarını inceleyen İstanbul Tıp Fakültesi fizyoloji tarihi araştırması, Viyana’daki sınavda sorulan fizyoloji sorularının bir bölümünü dahi ortaya çıkarıyor. [4]
Arif Efendi’ye:
Sindirim fizyolojisi.
Gregoire Yanovitch’e:
Solunum; solunumun mekanik ve kimyasal olayları.
İstepan Arslanyan’a:
Fetüste ve erişkinde kan dolaşımı, kalp sesleri ve kalp vurumu.
Nikolas’a ise:
Üreme, döllenme, yumurtanın gelişimi ve menstruasyon.
sorulduğu kaydediliyor. [4]
Bu ayrıntılar 1848’deki sınavın sembolik bir gösteriden ibaret olmadığını ortaya koyması açısından son derece değerli.
İstanbul’dan gelen genç hekimler dönemin temel tıp bilimleri üzerinden sorgulanıyordu.
DÖRT TIBBİYELİ DE BAŞARILI OLDU
Sonuç Mekteb-i Tıbbiye açısından son derece önemliydi.
Dört genç hekim de sınavlarda başarılı oldu. [1][2]
Faaliyet raporuna dayanan araştırmaya göre genç hekimlerin performansı o kadar dikkat çekiciydi ki kendilerine Viyana Tıp Fakültesi’nde doktora çalışmalarını sürdürmeleri teklif edildi. [1]
Osmanlı yönetiminin göstermeye çalıştığı şey gerçekleşmişti:
İstanbul’da yetiştirilen hekimler, Avrupa’nın önemli tıp merkezlerinden birinin akademik değerlendirmesinden başarıyla geçebiliyordu.
OLAYIN VİYANA’DA DA KAYDI VAR
Hikâyeyi daha değerli hale getiren ayrıntılardan biri olayın yalnız Osmanlı kaynaklarında anlatılmaması.
İstanbul Tıp Fakültesi tarihine ilişkin akademik araştırmada Viyana sınavının kaynaklarından biri olarak doğrudan 1848 tarihli Avusturya yayını gösteriliyor:
Sonntagsblättern / Wiener Bote, No. 2, 1848. [3]
Bu son derece önemli bir ayrıntı.
Çünkü dört Tıbbiyelinin Viyana’daki başarısının izi dönemin Avusturya yayınlarına kadar takip edilebiliyor.
Başka bir ifadeyle olay, yıllar sonra oluşturulmuş bir Tıbbiye efsanesinden ibaret değil.
19. yüzyıl Viyana kaynaklarında da karşılığı bulunan tarihsel bir hadise.
SINAVIN BAŞINDA ÜNLÜ ANATOMİST JOSEPH HYRTL
Hikâyenin Viyana tarafında çok önemli bir isim daha karşımıza çıkıyor:
Joseph Hyrtl.
19. yüzyılın en tanınmış anatomistlerinden biri olan Hyrtl, Viyana anatomi ekolünün önde gelen isimlerindendi.
Arslan Terzioğlu’nun Viyana ve Osmanlı tıp ilişkilerini inceleyen çalışmasına göre 1848’de Tıbbiyelilerin Viyana’daki sınavını yöneten isim Hyrtl’di. [5]
Bu bağlantı daha sonra da devam etti.
Viyana sınavına giren genç hekimlerden Stephan Arslanian’ın sonraki yıllarda Hyrtl ile ilişkisini sürdürdüğünü gösteren bir mektup günümüze ulaşmıştır.
Hyrtl’den İstanbul’daki Tıbbiye için anatomik preparatlar temin edilmesinde Arslanian’ın aracılık ettiği anlaşılmaktadır. [5]
Dolayısıyla 1848 sınavı yalnız tek günlük bir akademik karşılaşma değildi.
İstanbul ile Viyana arasında yıllarca devam edecek bilimsel ilişkilerin parçalarından biriydi.
DÖRT HEKİM, DÖRT FARKLI OSMANLI TOPLULUĞU
Hikâyenin dikkat çekici bir başka yönü genç hekimlerin kimliklerinde görülüyor.
İngilizce tıp tarihi araştırmalarında dört hekimin Osmanlı toplumunun farklı dinî topluluklarından seçildiği belirtiliyor.
Arif Musa Müslüman, Stephan Elias Ermeni, Nicolas Nikifore Rum ve Gregoire Yanovitch Musevi olarak aktarılıyor. [6]
1847-1848 tarihli okul raporuna dayanan İngilizce akademik çalışma da dört genç hekimin imparatorluğun farklı dinî topluluklarını temsil edecek biçimde seçilmiş göründüğünü belirtiyor. [6]
Ancak bunun bilinçli olarak tasarlanmış resmî bir “temsili heyet” olduğunu söyleyebilmek için daha güçlü bir birincil belgeye ihtiyaç var.
Yine de tablo, 1840’ların Mekteb-i Tıbbiye’sinin çok kimlikli öğrenci yapısını göstermesi bakımından dikkat çekici.
VİYANA’DA SINANDILAR, SONRA TIBBİYE SINAMAYA BAŞLADI
1848’in ardından çok önemli başka bir gelişme yaşandı.
Yabancı ülkelerde tıp eğitimi alan ve Osmanlı Devleti’nde hekimlik yapmak isteyen doktorlara Mekteb-i Tıbbiye’de kolokyum sınavı uygulanmaya başlandı. [2]
Başarılı olanların diplomaları onaylanıyor ve çalışma izni veriliyordu.
Başka ülkelerde tıp diploması almış Osmanlı vatandaşları da aynı değerlendirmeye tabi tutuluyordu. [2]
Bu gelişme Tıbbiye’nin konumundaki değişimi gösteriyordu.
1848’in başında Viyana, İstanbul’dan gelen hekimleri sınamıştı.
Kısa süre sonra Mekteb-i Tıbbiye, dışarıda eğitim görmüş hekimlerin Osmanlı’da çalışmaya yeterli olup olmadığını değerlendiren kurumlardan biri haline geliyordu.
Tıbbiye artık yalnız doktor yetiştiren bir okul değildi.
Hekimlik mesleğinin bilimsel standartlarını belirleyen bir otoriteye dönüşüyordu.
VİYANA’YA ÖĞRENCİ GİTTİ, BİRİ YILLAR SONRA TIBBİYE’NİN BAŞINA GEÇTİ
Dört genç hekimin sonraki hayatları da en az sınav kadar ilginç.
Arif Musa Efendi başarılı bir meslek hayatının ardından 1861’de Mekteb-i Tıbbiye Nazırı oldu. [3]
Yani Viyana’nın karşısına genç bir mezun olarak çıkan Tıbbiyeli, yıllar sonra kendisini yetiştiren kurumun yönetimine gelecekti.
Stephan Arslanian da akademik hayatta yükseldi.
Tıbbiye’de patoloji hocalığı yaptı ve paşa unvanı aldı. Viyana’daki bilim çevreleriyle ilişkisini sürdürdü. [5]
Böylece 1848’de Avrupa’ya gönderilen gençler yalnız bir sınavı kazanıp İstanbul’a dönmediler.
Osmanlı tıbbının sonraki kuşaklarını şekillendiren isimler arasına girdiler.
1848’İN İKİ YÜZÜ: VİYANA’DA BAŞARI, İSTANBUL’DA FELAKET
1848, Mekteb-i Tıbbiye tarihinin belki de en çarpıcı yıllarından biridir.
Yılın başında dört Tıbbiyeli Viyana’da Avrupa’nın önemli tıp hocalarının karşısına çıktı ve başarılı oldu. [1][2]
Aynı dönemde okul Avrupa’daki yeni tıbbi gelişmeleri yakından izliyordu.
Mekteb-i Tıbbiye’nin 1846-1847 faaliyet raporunu inceleyen araştırmada, Batı’da henüz yeni kullanılmaya başlayan kloroformun 1848’de okulda gerçekleştirilen ameliyatlarda anestezik olarak kullanıldığı da kaydediliyor. [1]
Fakat 11 Ekim 1848’de büyük Beyoğlu yangını çıktı.
Galatasaray’daki Mekteb-i Tıbbiye ağır biçimde zarar gördü.
Okulun eğitim araçları ve bilimsel altyapısı büyük kayba uğradı; Tıbbiye daha sonra Humbarahane’ye taşınmak zorunda kaldı. [2][3]
Böylece aynı yıl içerisinde Tıbbiye tarihinin iki zıt sahnesi yaşandı:
Viyana’da bilimsel başarı.
İstanbul’da büyük yangın.
OSMANLI TIP EĞİTİMİNİN ÖZGÜVEN ANI
1848 Viyana sınavını bugünkü anlamıyla resmî bir “uluslararası akreditasyon” olarak tanımlamak doğru olmaz.
19. yüzyılın akademik sistemi bugünkünden farklıydı.
Ancak olayın tarihsel önemi bundan daha az değil.
1827’de Tıphâne-i Âmire ile başlayan modernleşme hareketinde Osmanlı önce Avrupa’dan bilgi ve insan getiriyordu.
Karl Ambros Bernard İstanbul’a geldi.
Sigmund Spitzer İstanbul’a geldi.
Avrupa’dan kitaplar, öğretim yöntemleri ve bilimsel araçlar getirildi.
1848’de hareketin yönü ilk kez sembolik biçimde tersine döndü.
Bu kez İstanbul’da yetiştirilen hekimler Avrupa’ya gönderildi.
Ve Viyana’nın karşısına çıktılar.
Anatomi sorularını cevapladılar.
Fizyoloji sorularını cevapladılar.
Patoloji bilgilerini ortaya koydular.
Başarılı oldular.
Bu nedenle 4 Ocak 1848 yalnız dört genç hekimin kariyerindeki bir sınav günü değildi.
Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin yaklaşık yirmi yıllık modernleşme çabasının Avrupa önündeki en önemli sınavlarından biriydi.
Ve o sınavdan dört Tıbbiyeli birlikte geçti.
KAYNAKLAR
[1] Yeşim Işıl Ülman, “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin 1846-1847 Öğretim Yılı Faaliyet Raporu”, Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları / The New History of Medicine Studies, Cilt 4, 1998, s. 117-148.
[2] Türk Maarif Ansiklopedisi, “Mekteb-i Tıbbiye-yi Şâhâne”. Sultan Abdülmecid’in isteğiyle dört mezunun Viyana’ya gönderilmesi, 4 Ocak 1848 sınavları ve kolokyum uygulamasına ilişkin bölüm.
[3] Nuran Yıldırım, İstanbul Tıp Fakültesi tarihine ilişkin çalışmalar. 1848 Viyana sınavı için dönem Avusturya kaynağı olarak Sonntagsblättern / Wiener Bote, No. 2, 1848 gösterilmektedir.
[4] “Tıphane-i Âmire’den Dârülfünun’a İstanbul Tıp Fakültesi’nde Fizyoloji, 1827-1933”. Viyana sınavının anatomi, fizyoloji ve genel patoloji bölümleri ile öğrencilere yöneltilen fizyoloji sorularına ilişkin çalışma.
[5] Arslan Terzioğlu, Osmanlı tıbbında Viyanalı hekimler ve Mekteb-i Tıbbiye’nin Avusturya bağlantıları üzerine çalışmalar. Joseph Hyrtl, Sigmund Spitzer ve Stephan Arslanian ilişkisine dair belgeler.
[6] Yeşim Işıl Ülman, “Medical Modernization in 19th Century Turkey”; Mekteb-i Tıbbiye’nin 1847-1848 faaliyet raporu ve dört genç hekimin kimliklerine ilişkin değerlendirme.
Kategori: Sağlık
Yayın: 16 Eylül 2026 15:47 · Kaynak: tibbiyebulteni.com