Yardım Eden El Neden Isırılır Ki?
- Nasibimiz mi, kaderimiz mi, yoksa payımıza düşen mi desem, bilmem ama ne kadar iyilik yaparsak yapalım, hep vefasızlık, sadakatsizlik, nankörlük ve tuz-ekmek hakkı bilmezlikle karşılaşıyoruz
Nasibimiz mi, kaderimiz mi, yoksa payımıza düşen mi desem, bilmem ama ne kadar iyilik yaparsak yapalım, hep vefasızlık, sadakatsizlik, nankörlük ve tuz-ekmek hakkı bilmezlikle karşılaşıyoruz.
Bu vefasızlık, bu kadir bilmezlik, Selçuklu’ya da oldu, Osmanlı’ya da. Bugün de Türkiye’ye oluyor. Buyurun birkaçını birlikte hatırlayalım:
İspanya’nın katliamından Yahudileri kim kurtardı? Osmanlı. Hem de onların çoğunu, o dönem en önemli ticaret merkezi olan Selanik’e yerleştirdi. Onların nesli ise emperyalistlerle işbirliği yaparak Osmanlı’ya ihanet ettiler.
Türkiye, büyük devletlerle çatışmayı da göze alarak her türlü desteği verdi ve can Karabağ otuz yıllık işgalden Allah’ın yardımıyla kurtarıldı. Fakat lider ve yönetim kadrosu biraz tüylenince bize dirsek çevirdiler. Ne vefa kaldı ne de sadakat.
İran’a, nükleer çalışmaları nedeniyle çok katı bir ambargo uygulandı. Türkiye ve Brezilya buna karşı çıktılar. Amerika’nın baskısıyla Brezilya saf değiştirdi ama biz vazgeçmeyerek Amerika’yla karşı karşıya geldik. Lakin İran ilk fırsatta yan çizdi.
Yakaladığı PKK’nın ikinci adamını, aramızdaki anlaşmaya rağmen kimseyi yakalamadık yalanına sarılarak bize vermedi.
Tarih boyunca hep mazlumun yanında durduk, onların sesi olduk ve yardımda bulunduk. BM’de onları savunduk. Veto edilen Filistin Başkanı nedeniyle BM kürsüsünde Amerika’yı tenkit ettik. Fakat o Mahmud Abbas, Güney Kıbrıs’ı ziyaret etti.
Bu ziyaret, Filistinliler için değil, terörist İsrail’e destek için ve bize karşı yapıldı. Oysa oradan İsrail’e silah sevkiyatı yapıldı ve yapılıyor. O silahlarla Gazzeli, Filistinli bebeler, çocuklar, masum halk öldürüldü/öldürülüyor.
Siyonist uşağı Abbas’ın bu yaptığı hem bize ve hem de Filistinlilere karşı büyük bir hainliktir. Zaten İsrail uşağından da başka şey beklenemez.
Yapılan bu vefasızlıklara, bu nankörlüklere sadece üç örnek verdim. Oysa sürüyle vefasızlık ve nankörlük var ve milletimiz de bunları çok iyi biliyor.
Yaptığımız iyilik ve fedakârlıklara böyle karşılık veriliyorsa, o zaman burada bir yanlışlık var demektir.
Ya biz yaptığımız yardım ve desteği anlatamıyoruz. Onlar da bizi, mecburmuşuz gibi görüyorlar veya yardım yaptığımız ülkelerin liderleri ve üst yönetim kadrosunun tıynetinde bir sorun var demektir. Başkası olamaz.
Eğer biz kendimizi anlatamıyorsak, bunu masaya yatırmalı ve gereğini yapmalıyız. Mesela İran, yardım yaptığı ülke ve grupları, zaman zaman satmasına rağmen, onlar İran’a asla nankörlük ve sadakatsizlik yapmıyorlar.
Yok, o liderlerin, üst yönetim ve medyanın tıynetinden kaynaklanıyorsa, biz de ona göre elimizi uzatmalıyız ki ısırılmayalım.
Niye böyle diyorum? Çünkü göz göre göre yapılan vefasızlık bize çok giran (ağır) geliyor ve çok üzülüyoruz. En büyük üzüntümüz de bu liderler ve kadrosunun, kendi halkını temsil etmediği halde hala başta kalmalarıdır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 04 Kasım 2026 10:19 · Kaynak: gunisigigazetesi.net