‘’Öyle Bir Şiir Yazacağım ki Tüm Dünyayı Sallayacak’’
- 1.Sizi tanıyabilir miyiz
- 1979 yılında Samsun’da dünyaya gelmişim
1.Sizi tanıyabilir miyiz? 1979 yılında Samsun’da dünyaya gelmişim. Ortaokul ve lise öğrenimimi Samsun’da tamamladım. Üniversite eğitimimi 2000 yılında Konya Selçuk Üniversitesi’nde tamamladım. Bu süreçte Osmanlıca çeviriler yapıp aynı zamanda şiir yazmaya devam ettim.
2022 yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde yüksek lisansımı eğitim yönetimi ve teftişi üzerine yaptım. İlk görev yerim olan Karaman’da 5 yıl görev yaptıktan sonra, Afyon Emirdağ’da sınıf öğretmeni olarak çalışmaya başladım.
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde idarecilik yaptıktan sonra çeşitli yerlerde idarecilik yapmaya devam ettim. Şu anda Durasıllı Şehit Mustafa Kozak İlkokulu’nda sınıf öğretmeni olarak görevime devam etmekteyim. Sevginin iyileştiren sesini ve hayatın gizli akışını dizelere dönüştürmek için Medium Dergisi’nde kalbin dokunduğu her yerde bir iz bırakmak için yazıyorum.
Salihli’de Sektör Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmaktayım. Gönül Eri Kültür ve Sanat Dergisi’nde şiir ve makalelerim yayımlanmaktadır. Ahsen Savaş adında bir çocuğum var. 2. Şairlik ve yazarlık serüveniniz ne zaman başladı Kelimelerin sıcaklığını ilk olarak ortaokul yıllarımda fark etmeye başladım.
O dönemlerde yazdığım şiir ve kompozisyonlarımla pek çok kez ödüllendirildim. Belirli gün ve haftalarda yazılan şiirler, kompozisyonlar derken bunlarla ilgili yazılarım derecelendirildi, ödüllendirildi. İl, ilçe derecelerine girdim, değişik ödüller aldım.
Ödül almak beni motive etti. Ortaokuldan beri sürekli yazıyorum. Yıllar içinde büyüyen kelime bahçemi sulamaya devam ediyorum. 3. Sektör Gazetesi’nde edebi yazılarınız ve şiirleriniz yayımlanıyor. Edebiyat, şiir sizin için ne ifade ediyor?
Edebiyat ve şiir benim için yaşamı ifade ediyor. Yani yaşamak için edebiyat ve şiirin olması gerekiyor. Şiire, edebiyata hayatımızda çok önem vermemiz gerekiyor. Bence şiir, edebiyat, sanat bunlar bizim için yaşam kaynağı.
İnsan bu tür güzel uğraşılarında kendisini buluyor, okuyucular da kendini buluyor. Şairlik, yazarlık herkesin yapabileceği bir yetenek değil. Bence doğuştan gelen bir yetenek. Bu sonradan kazanılacak bir yetenek değil. Allah vergisi bir yetenek olduğunu düşünüyorum.
4. Nasıl bir ruh hali sizi yazmaya yönlendiriyor? Nasıl bir ruh hali? Yani böyle itikâfa çekildiğim zamanlar, denizin dalga seslerini yalnız dinlediğim zamanlar, kendimi dinlemek istediğim zamanlar, ruhumla baş başa olmak istediğim zamanlar, acı çekmek istediğim zamanlar, bazen de çok coşkulu olduğum zamanlar yazıyorum, yazmak istiyorum.
Kendimi bulmak istiyorum. Yazdığım zaman da içimde bastırdığım duyguları dışarı çıkarmak istiyorum. Mesela o an yalnızlık istiyorsam, yalnızlıkla ilgili duygularımı dışarı çıkarıyorum. Coşkuluysam, neşeliysem bununla ilgili olan duygularımı dışarı çıkartmak istiyorum.
Kimsenin olmadığı bir yerde yazmak istediğim zaman yalnızlık ve isyan temaları öne çıkıyor. İnsanların içine karıştığım zamanlarda da daha sosyal yazılar ve şiirler ortaya çıkıyor. 5.Yaşam felsefenizden bahseder misiniz?
Yaşam felsefem: İyilik, duyarlılık, anlayış, empati merkezlidir. Yaşam felsefemi bu değerler üzerine inşa ediyorum. İnsanların yaşam felsefesinin de bu değerlerden oluşmasını isterim. Halk şairimiz, halk ozanımız büyük düşünür Yunus Emre ne demiş?
‘’Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz.’’ Gerçekten hayat felsefemiz, sevmek ve sevilmek olmalı. Sonunda dünya hiç kimseye kalmıyor. Ben hep bu düsturla hareket ediyorum. Yazılarımı ve şiirlerimi de böyle düşünerek yazıyorum ve çok mutlu oluyorum.
6.Öğrencilerinize kültür ve sanatı sevdirme konusunda neler yapıyorsunuz? SAKÜDER’imizin başkanı, çok değerli yazarımız, şairimiz Gündüz Aydın Bey’in yayınevinde basılan ortak projelerimiz olan kitaplarımızı, dergilerimizi okula götürüyorum.
Öğretmenler ve öğrencilerimiz çok ilgi gösteriyor. Güldeste, Bir Sevdadır Salihli, Gönül Eri dergimiz, çok değerli yayınlarımız, kitaplarımız, kaynaklarımız. Öğretmen arkadaşlarım öğrencilerine okuyorlar, okutturuyorlar.
Hem derneğimizi tanıtıyoruz hem kitaplarımızı. Çocuklar çok meraklı. Geçende okula 8 kitap götürdüm. Malum sınıf mevcudumuz gereği her öğrenciye tek kitap düşmüyor ama hepsi tek başına okumak istiyor. Alıyorlar kitabı tek başına sıraya geçiyorlar.
Kitap sayımız yetersiz; üç, beşiniz bir arada okuyun diyorum. ‘’Biz yalnız okumak istiyoruz, neden daha fazla kitap getirmedin öğretmenim?’’ Diyorlar. Öğrencilerim de kültür ve edebiyat üzerine bayağı bir merak saldılar.
Tabii sağ olsun Gündüz Bey’in bunda çok büyük emeği ve desteği var. Ona da çok teşekkür ediyorum. İnşallah onu da son çıkan kitabı ile okulumuzda öğrencilerimiz ile ağırlayacağız. 7.Son yazınızın başlığı ‘’Saldırgan ruhumuzun sebebi ne?’’ Orada saldırganlığı insanın kendine ulaşamaması olarak tarif ediyorsunuz.
İnsan kendine nasıl ulaşır? Vallahi şöyle söyleyeyim. İnsan kendine taşkınlık yaptığı zaman ulaşır. Bu her birey için geçerli olmayabilir. Bazı insanlar taşkınlık yaptığı zaman, can yaktığı zaman, can acıttığı zaman, öfke nöbetleri geçirdiği zaman kendine ulaşıyor.
Ama bazı insanlar da var ki; bir başına kaldığı zaman, yani sessiz karanlık bir odada, sessiz bir ortamda kendi duygularına ulaşabiliyor. Her insanın kendi duygularına ulaşma şeklinin farklı olduğunu düşünüyorum. Her insan kendi duygularına ulaşmak için farklı yolları dener.
Mesela öfkeyle yapılan bir hata sonucu duyulan pişmanlık, sakladığımız duygular gibi. Benliğimize ulaşamıyoruz, bilinçaltımıza inemiyoruz, kendimizle tanışamıyoruz. Yalnız kalamıyoruz, öfke nöbetleri geçirmiyoruz, bağırmıyoruz, çağırmıyoruz, hata yapmamak için uğraşıyoruz, duygularımızı bastırıyoruz.
Aslında hata yapmak da insanı kendine ulaştırıyor. O hata sonrasında diyorsun ki, ben bunu neden yaptım? İşte bunlar hep o biriktirdiğiniz duyguların sonucu olarak gelişiyor. Cinayetler, savaşlar bile bu inemediğimiz duyguların neticesinde cereyan ediyor.
Ben kimsenin duygularına inebildiğini, tam olarak tanıdığına inanmıyorum. Halk ozanlarının, şairlerin, yazarların da tam olarak o bilinçaltına indiğini düşünmüyorum. 8.Sizce tam olarak bilinçaltına nasıl inilebilir? Bu mümkün mü?
İnilebilir ama dediğim gibi tamamen soyutlanmamız lazım. İtikâf halinde olmamız lazım ya da çok büyük bir öfke nöbeti geçirmemiz lazım. Aslında bunda bile tam inemiyoruz. Bunu tam becerebilmemizin kaynağı ne olabilir diye düşünüyorum?
Aslında bunun üzerine çok düşünüyorum çok kafa yoruyorum. Çünkü bunu bulduğumuz zaman gerçekten birçok şeyin çözüleceğine inanıyorum. Savaşların bile biteceğine inanıyorum? 9.İleriye dönük hedefleriniz düşünceleriniz nelerdir?
Yazılarınızı ve şiirlerinizi bir kitapta toplamayı düşünüyor musunuz? Özellikle bir şiir kitabı çıkarmak istiyorum. Şiir kitabı çıkaracağım ama son şiirimi yazdığım zaman çıkaracağım. Öyle bir şiir yazacağım ki tüm dünyayı sallayacak.
Her şiirimde bir eksik buluyorum. O zaman da işte bu benim daha en son şiirim değil diyorum. Bu son şiirim tamamen içime sindi diyebilmeliyim. Önce beni sarsacak, sonra da okuyucularımızı sarsacak bir şiir hedefliyorum. O şiiri bulduğum zaman Nilüfer Tiryaki ortaya çıkacak, kendini bulacak.
İşte o zaman gelen teklifleri değerlendireceğim. Şiir okumayı da çok seviyorum. Salihlili pop müzik sanatçısı Tuğra Bey’in teklifi üzerine, onun şarkılarının arasında şiirlerimi okuyarak düet yapacağız. 10.Başınızdan geçen ilginç bir olayı okuyucularımız ile paylaşır mısınız?
Evet, daha yeni yaşadım. Ben her gün arabam ile okula gidip dönerken toplam 14 kilometre yolculuk yapıyorum. Hızım da iyidir. Hız yapmayı, müzik dinlemeyi severim. Salihli, Alaşehir yolunda eski yoldan hızımla gidiyordum.
Önüme bir köpek çıktı, köpeğe çarpmamak için frene bastım. Oraya mıcırlar dökülmüş, çakıl taşları dökülmüş yol adeta kapatılmış. Bir tane levha bile uyarı levhası yok. Çok şükür durabildim. O kadar tehlikeli bir yer ki oraya bir şey döküyorsunuz madem bir uyarı levhası koyun bari.
O köpek benim hızımı kesmeseydi kaza yapacaktım. Orada Allah’ıma çok teşekkür ettim. Salihli’ye kadar ağlayarak ve dua ederek geldim. Rabbime şükür ederek geldim. Çok etkilendim. Yorum: Keyifli Bir Yolculuk… Nilüfer Hanım kelimelerin sıcaklığını, yaşam felsefesine de yansıtmış.
Hayatının merkezine sevmek, sevilmek, iyilik, duyarlılık, anlayış ve empatiyi koymuş. Bu yaklaşım, onun hayata bakışının güzel bir göstergesi. Yazarlığın yanı sıra eğitimci kimliğiyle de öne çıkan Tiryaki, öğrencilerine götürdüğü kitap ve dergilerle onlarda okuma aşkı uyandırmış.
Yeni nesillere dokunmak, onların hayal dünyasını zenginleştirmek için gösterdiği bu çaba, bir eğitimcinin topluma karşı en büyük sorumluluğunu yerine getirmesinin güzel bir örneği. Özellikle “Saldırgan ruhumuzun sebebi ne?” başlıklı yazısı, günümüz insanının ruh halini anlamak adına çok güzel bir yazı olmuş.
Yazısında saldırganlığı, ‘’insanın kendisine ulaşamaması’’ olarak ifade eden yazar, günümüz dünyasında insanların yaşadığı duygusal kopuşa dikkat çekiyor. Bu söyleşi, Nilüfer Hanım’ın iç dünyasına yapılan keyifli bir keşif yolculuğu oldu.
Aynı zamanda Nilüfer Tiryaki’nin topluma verdiği pozitif mesajların sesi oldu. Kendisinin devamlı suladığı kelime bahçesinden dökülen bu kıymetli duygu ve düşünceleri okurlarımızla buluşturmaya vesile olmak da beni fazlasıyla mutlu etti.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Eğitim
Yayın: 07 Kasım 2026 12:38 · Kaynak: salihlipost.com.tr