Su Akar Yolunu Bulur! Elazığ’da Sel Riski Yeniden Gündemde
13 Ekim’de Elazığ genelinde 30 noktada su baskını yaşanması ve 189 ihbarın ilgili birimlere ulaşması, kentteki taşkın riskini yeniden gündeme taşıdı. Kapatıldığı öne sürülen eski taşkın kanalları, dere yataklarındaki yapılaşma ve yağmur suyu altyapısının kapasitesi tartışılırken gözler belediye ve DSİ’nin alacağı önlemlere çevrildi.
Elazığ’da etkili olan kuvvetli yağışların ardından yaşanan su baskınları, şehrin yağmur suyu tahliye sistemini ve şehir planlamasını yeniden tartışmaya açtı. Yağış miktarının yanı sıra dere yataklarının durumu, tahliye kanallarının kapasitesi, tıkanan menfezler ve suyun doğal akış güzergahlarına yapılan müdahaleler de taşkın riskinin değerlendirilmesinde önem taşıyor. 13 Ekim’de şehir genelinde 30 noktada su baskını meydana gelmesi ve yetkililere 189 ihbar ulaşması, sorunun boyutunu ortaya koydu. Özellikle Yurtbaşı ve Yazıkonak beldelerinde DSİ’ye ait su tahliye kanalının taşması, yağmur suyunun güvenli biçimde uzaklaştırılmasının önemini bir kez daha gösterdi. Peki Elazığ, yeni bir kuvvetli yağışa ne kadar hazır? Kentin mevcut altyapısı, kısa sürede yoğun miktarda yağış düşmesi durumunda oluşabilecek su yükünü karşılayabilecek kapasitede mi?
ESKİ TAŞKIN KANALININ DURUMU MERAK KONUSU Elazığ’da tartışılması gereken başlıklardan biri de şehir merkezindeki eski taşkın koruma kanalı. 1960 yılında Devlet Su İşleri tarafından inşa edildiği belirtilen kanalın bazı bölümlerinin üzerinin kapatıldığı, güzergahının ise yol ve rekreasyon alanı olarak değerlendirildiği öne sürülüyor. Söz konusu iddialar, son yağışlarla birlikte kanalın mevcut durumu ve taşkın güvenliği açısından yeterliliği konusunu yeniden gündeme getirdi. Ancak burada yanıt bekleyen sorular bulunuyor. Kanalın hangi bölümleri, hangi tarihlerde ve hangi projeler kapsamında kapatıldı? Bu işlemler öncesinde ve sonrasında taşkın kapasitesine yönelik teknik değerlendirmeler yapıldı mı? Mevcut sistem, günümüzün yoğun yağış koşullarında yeterli kapasiteye sahip mi? Bu soruların yanıtı, belediyenin imar ve altyapı kayıtlarıyla DSİ’nin proje belgeleri ve taşkın değerlendirme raporlarında aranıyor. Kanalın bazı bölümlerinin kapatılmış olması, yaşanan su baskınlarının tek başına nedeni olarak gösterilemeyeceği gibi, olası etkilerinin de teknik incelemelerle ortaya konulması gerekiyor.
DERE YATAKLARINDAKİ YAPILAŞMA RİSKİ Taşkın tehlikesini artırabilecek unsurlar arasında dere yataklarına ve suyun doğal akış güzergahlarına yapılan müdahaleler de yer alıyor. Yoğun yağış sırasında suyun önüne çıkan engeller, akış yönünün değişmesine ve çevredeki alanların su altında kalmasına neden olabiliyor. Bu nedenle Elazığ’da yalnızca mevcut kanalların temizlenmesi yeterli olmayabilir. Dere yatakları ve taşkın alanlarının yeniden incelenmesi, suyun doğal akışını daraltan yapılaşmaların belirlenmesi ve imar planlarının taşkın tehlikesi dikkate alınarak değerlendirilmesi önem taşıyor. Geçmişte su baskını yaşanan bölgelerde risk haritalarının güncellenmesi, konutlar, iş yerleri, sanayi alanları ve ulaşım güzergahları için ayrı önlem planlarının hazırlanması da kalıcı çözüm açısından öne çıkıyor.
BELEDİYE VE DSİ’NİN ÖNÜNDEKİ KRİTİK BAŞLIKLAR Kentte taşkın riskini azaltmak için belediye, DSİ, AFAD ve ilgili kurumların koordineli çalışması gerekiyor. Yağmur suyu hatları, menfezler, mazgallar ve tahliye kanallarının kapsamlı biçimde kontrol edilmesi, su akışını engelleyen birikintilerin temizlenmesi ve kapasite yetersizliği bulunan noktaların belirlenmesi bu çalışmaların başında geliyor. Bir diğer önemli konu ise şehrin kuzey yamaçlarından gelen yüzey sularının yerleşim alanlarına ulaşmadan güvenli biçimde yönlendirilmesi. DSİ 9. Bölge Müdürlüğü, Ocak 2025’te Elazığ Merkez Kuzey Yamaçları Dereleri için üç sel kapanı ile dere yataklarında taşkın ve rusubat kontrolü sağlayacak yapıları kapsayan proje hazırlama işinin sözleşmesinin imzalandığını duyurmuştu. Söz konusu projenin hangi aşamada olduğu, uygulama takviminin nasıl ilerlediği ve sahada ne tür çalışmalar gerçekleştirildiği ise kamuoyunun yanıt beklediği konular arasında bulunuyor. Projenin güncel durumunun açıklanması, kuzey yamaçlarından kaynaklanabilecek taşkın riskine karşı yürütülen çalışmaların anlaşılması açısından önem taşıyor.
YAĞMUR SUYU ALTYAPISI YETERLİ Mİ? Elazığ Belediyesi de su baskınlarının önüne geçilmesi amacıyla yağmur suyu altyapısına yönelik çalışmalar yürütüyor. Belediyenin Ağustos 2026’da yaptığı duyuruda, Zübeyde Hanım Caddesi’nde yağışların ardından oluşan su birikintilerini önlemek amacıyla yüksek kapasiteli yağmur suyu tahliye hattının yenilendiği bildirilmişti. Ancak belirli bir caddede gerçekleştirilen çalışma, kent genelindeki taşkın riskinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Altyapı yatırımlarının hangi mahallelerde sürdüğü, hangi bölgelerin öncelikli olduğu ve tamamlanan çalışmaların tahliye kapasitesine nasıl katkı sağladığı konusunda düzenli bilgilendirme yapılması gerekiyor. Elazığ’ın yağmur suyu altyapısının yalnızca olağan yağışlara göre değil, kısa sürede yüksek miktarda yağış düşmesi durumunda oluşabilecek yük dikkate alınarak değerlendirilmesi de önem taşıyor.
KAPALI KANALLAR VE TAHLİYE GÜZERGAHLARI İNCELENMELİ Taşkın riskinin azaltılmasında, mevcut altyapının yanı sıra geçmişte yapılan şehircilik uygulamalarının da değerlendirilmesi gerekiyor. Eski taşkın kanallarının kapalı bölümlerinde daralma, tıkanma veya kapasite yetersizliği bulunup bulunmadığının belirlenmesi, ihtiyaç duyulan noktalarda rehabilitasyon çalışmalarının yapılması önem taşıyor. Bunun yanında, yağmur suyunun şehir içinde izlediği güzergahların bütüncül biçimde ele alınması gerekiyor. Bir bölgede yapılan altyapı çalışmasının suyu başka bir noktaya yönlendirerek yeni bir risk oluşturup oluşturmadığı da teknik incelemelerle ortaya konulmalı. Kalıcı çözüm için yalnızca su baskını yaşanan noktalara müdahale etmek değil, suyun nereden geldiğini, hangi güzergahtan ilerlediğini ve nerede biriktiğini belirlemek gerekiyor.
VATANDAŞLARA DA ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR Kuvvetli yağış uyarılarında dere yataklarından, alt geçitlerden ve su birikintisi oluşan yollardan uzak durulması gerekiyor. Su basmış güzergahlara araçlarla girilmemesi, bodrum katlar ve su alma riski bulunan iş yerlerinde önceden tedbir alınması da olası zararların azaltılmasına katkı sağlayabilir. Mazgalların ve tahliye kanallarının önüne atık bırakılmaması, tıkanıklıkların ilgili kurumlara bildirilmesi ve resmi uyarıların takip edilmesi de önem taşıyor. Ancak bireysel önlemler, kamu kurumlarının sorumluluğundaki altyapı yatırımlarının ve şehir planlaması çalışmalarının yerini tutmuyor. Taşkın riskinin azaltılması, teknik incelemelerden altyapı yatırımlarına ve doğru planlamaya kadar uzanan kapsamlı bir çalışma gerektiriyor.
ELAZIĞ BİR SONRAKİ YAĞIŞA HAZIR MI? Elazığ’da son yağışlarla birlikte yeniden gündeme gelen taşkın riski, bazı temel soruların yanıtlanmasını gerekli kılıyor. Eski taşkın kanalının kapalı bölümleri hangi teknik değerlendirmeler doğrultusunda oluşturuldu? Dere yatakları ve suyun doğal akış güzergahlarındaki yapılaşmanın taşkın riskine etkisi araştırıldı mı? Yağmur suyu hatları hangi kapasiteye göre tasarlandı? DSİ’nin kuzey yamaçlarındaki taşkın önleme projesinde hangi aşamaya gelindi? Geçmişte su baskını yaşanan bölgelerde hangi kalıcı önlemler alındı? Bu soruların ilgili kurumların verileri ve teknik raporları doğrultusunda yanıtlanması, tartışmaların somut bilgiler üzerinden yürütülmesini sağlayacak. Elazığ’ın yeni yağışlarda benzer sorunlarla karşılaşmaması için riskli bölgelerin belirlenmesi, altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve taşkın önleme projelerinin hangi aşamada olduğunun kamuoyuyla paylaşılması önem taşıyor. Su akar, yolunu bulur. Asıl mesele, suyun doğal akışının şehir yaşamını tehdit eden bir taşkına dönüşmesini önleyecek planlamayı ve altyapıyı zamanında hayata geçirmek.

Kategori: Hava · Bölge: Elazığ
Yayın: 15 Ekim 2026 09:23 · Kaynak: elazighaberkent.com