Nefes Kredisi mi, Nefessiz Bırakan Kredi mi?
- Kredi var, açıklama var, umut var… Peki, esnafın ve sanayicinin eline geçen para nerede
- Türkiye'de son yıllarda iş dünyasının en önemli sorunlarından biri finansmana erişimdir
Kredi var, açıklama var, umut var… Peki, esnafın ve sanayicinin eline geçen para nerede?
Türkiye'de son yıllarda iş dünyasının en önemli sorunlarından biri finansmana erişimdir. Esnafımız, sanayicimiz, tüccarımız ve küçük işletmelerimiz ayakta kalabilmek için adeta mücadele veriyor.
Bir tarafta yükselen işletme maliyetleri, diğer tarafta vergi, SGK, personel, enerji ve finansman giderleri…
İşletmeler artık yalnızca yatırım yapmak için değil, mevcut faaliyetlerini sürdürebilmek için de kredi arıyor.
İşte tam bu noktada karşımıza oldukça anlamlı bir isim çıkıyor:
NEFES KREDİSİ!
İsmi güzel, amacı güzel, açıklanan hedefleri güzel.
Ama gelin görün ki bu krediye ulaşmak, birçok işletme açısından kredinin isminden çok daha zor.
50 Milyar TL Açıklanıyor, Peki Kim Kullanabiliyor?
Açıklamaya göre işletme başına 5 milyon TL'ye kadar kredi kullandırılabilecek. Toplam 50 milyar TL ilave kaynak hedefleniyor.
Üstelik 6 ay anapara ödemesiz, 48 aya kadar vadeli.
Ancak açıklamalarda pek üzerinde durulmayan önemli bir gerçek var:
Krediye başvurabilmek başka, krediyi kullanabilmek başka!
Bir işletme ticaret odasına kayıtlı olabilir, yıllardır vergi ödeyebilir, onlarca insan çalıştırabilir, ülke ekonomisine katkı sağlayabilir.
Ama bankaya gittiğinde kredi alamayabilir.
Peki neden?
Çünkü nihai karar yine bankanın risk değerlendirmesine ve kredi tahsis koşullarına bağlı.
Bankalar Kime Nefes Aldırıyor?
Burada üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir çelişki var.
Mali yapısı güçlü, nakit sıkıntısı bulunmayan, kredi notu yüksek işletmelerin bankalardan finansman bulması zaten daha kolay.
Asıl mesele, geçici nakit sıkıntısı yaşayan ancak üretmeye, çalışmaya ve istihdam sağlamaya devam eden işletmelerdir.
Bu işletmelere de kredi kapıları kapanıyorsa Nefes Kredisi'nin sosyal ve ekonomik amacını yeniden değerlendirmek gerekir.
Elbette bankaların risk değerlendirmesi yapması doğaldır. Hiçbir banka geri dönmeyeceğini düşündüğü krediyi vermek zorunda değildir.
Ancak Kredi Garanti Fonu'nun da içinde bulunduğu özel bir finansman programının normal ticari kredilerden farklı bir işlev üstlenmesi beklenmez mi?
Her yönüyle güçlü işletmeye kredi vermek kolaydır. Önemli olan, yaşama ve üretme kabiliyeti bulunan ancak geçici finansman sıkıntısı çeken işletmeye destek olabilmektir.
Düzce'deki İşletmelerimiz Ne Yapacak?
Düzce, sanayisiyle, tarımıyla, ticaretiyle ve küçük işletmeleriyle gelişmeye çalışan bir şehir.
Bu şehirde üretim yapan, istihdam sağlayan, vergisini ödeyen yüzlerce işletme bulunuyor.
Bu işletmelerin önemli bir bölümü finansmana ihtiyaç duyuyor.
Şimdi Düzce Ticaret ve Sanayi Odası yöneticilerine de bir sorumuz olsun:
Nefes Kredisi kapsamında Düzce'deki kaç işletmemiz başvuru yaptı?
Kaçının başvurusu kabul edildi?
Kaç işletmeye, toplam ne kadar kredi kullandırıldı?
Kaç işletme kredi alamadı ve gerekçeleri nelerdi?
Bu soruların cevaplarını bilmek, oda üyelerinin en doğal hakkıdır.
Elbette ticaret odalarının bankaların kredi tahsis kararlarına doğrudan müdahale yetkisi yoktur.
Ancak üyelerinin yaşadığı sorunları tespit etmek, raporlamak ve TOBB nezdinde çözüm aramak oda yönetimlerinin önemli sorumluluklarından biridir.
Nefes Kredisi'nin Faizi de Tartışılmalı
Bir başka önemli konu da faiz oranlarıdır.
24 aya kadar yıllık yüzde 36, daha uzun vadelerde yıllık yüzde 34 faiz uygulanıyor.
Buna banka ve kefalet komisyonları ile diğer kredi maliyetleri de eklenebiliyor.
Şimdi soruyorum:
Zaten finansman sıkıntısı yaşayan bir işletme, bu maliyetlerle ne kadar rahatlayabilecek?
Elbette piyasadaki alternatif kredilerle karşılaştırıldığında avantajlı koşullar bulunabilir.
Ancak Nefes Kredisi'nin gerçek başarısı yalnızca faiz oranıyla ölçülemez.
İşletmenin bu krediyi kullanarak faaliyetlerini sürdürüp sürdüremediğine, istihdamını koruyup koruyamadığına ve borcunu sağlıklı biçimde geri ödeyip ödeyemediğine de bakılmalıdır.
TOBB'a ve Bankalara Çağrımızdır
Nefes Kredisi uygulamasını başlatan kurumların iyi niyetinden şüphe etmek için bir nedenimiz yok.
Ancak iyi niyetli bir uygulamanın sahada karşılık bulması gerekir.
Bu nedenle önerimiz açıktır:
Kredi başvurularının kabul ve ret sayıları il bazında açıklanmalıdır.
Bankaların kredi vermeme gerekçeleri daha şeffaf hâle getirilmelidir.
Geçici likidite sıkıntısı yaşayan ancak faaliyetlerini sürdürebilecek işletmeler için ayrı değerlendirme kriterleri geliştirilmelidir.
KGF kefaletinin finansmana erişimi gerçekten ne ölçüde kolaylaştırdığı araştırılmalıdır.
Ticaret ve sanayi odaları üyelerinin krediye erişim sorunlarını düzenli olarak TOBB'a raporlamalıdır.
SON SÖZÜMÜZ
Bir işletmenin kapısına kilit vurulması yalnızca o işletmenin sahibini ilgilendirmez.
Orada çalışan işçiyi, ailesini, mal aldığı tedarikçiyi, hizmet verdiği müşteriyi ve nihayetinde devletin vergi gelirlerini de etkiler.
Bu nedenle işletmelerin finansmana erişimi yalnızca bankacılık meselesi değil, aynı zamanda üretim, istihdam ve ekonomik istikrar meselesidir.
Nefes Kredisi, yalnızca adıyla değil, sonuçlarıyla da nefes aldırmalıdır.
Ve son bir soruyla yazımızı bitirelim:
Nefes almakta zorlanan işletmeye kredi verilmeyecekse, bu kredinin adına neden NEFES KREDİSİ diyoruz?
Çünkü unutmayalım:
Nefesi yerinde olana değil, nefes almakta zorlanana destek olmak gerekir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi · Bölge: Düzce/Çilimli
Yayın: 07 Kasım 2026 06:34 · Kaynak: duzcepostasi.com