Habermetrik
← Ana Sayfa
01 Kasım 2026 12:24
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

EMEP Kocaeli’de kongre heyecanı: Şahbaz tek aday!

EMEP Kocaeli’de kongre heyecanı: Şahbaz tek aday!
Görsel kaynağı: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
⏱️ 8 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 2 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • EMEP Kocaeli İl Örgütü’nde kongre heyecanı yaşandı
  • İlçe örgütlerinde gerçekleştirilen kongrelerin tamamlanmasının ardından düzenlenen 11
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Emek Partisi (EMEP) Kocaeli İl Örgütü, ilçe kongrelerini tamamlamasının ardından 11. Olağan İl Kongresi’ni yoğun katılımla gerçekleştirdi. İki dönemdir il başkanlığı görevini yürüten İlhami Şahbaz, kongrede tek aday olarak yeniden başkanlık için üyelerin karşısına çıktı

EMEP Kocaeli İl Örgütü’nde kongre heyecanı yaşandı. İlçe örgütlerinde gerçekleştirilen kongrelerin tamamlanmasının ardından düzenlenen 11. Olağan İl Kongresi, örgüt üyeleri ve delegelerin katılımıyla başladı. Toplam 40 delegenin oy kullanma hakkının bulunduğu kongrede mevcut İl Başkanı İlhami Şahbaz, tek aday olarak seçime girdi.

OY KULLANMA İŞLEMİ SAAT 17.00’YE KADAR SÜRECEK 2 dönemdir EMEP Kocaeli İl Başkanlığı görevini sürdüren İlhami Şahbaz’ın tek aday olduğu seçimde delegeler sandık başına gitti. Kongrede oy kullanma işlemi saat 17.00’ye kadar devam edecek.

ŞAHBAZ: BURASI EMEK KENTİ Kongrede konuşan Şahbaz şu ifadeleri kullandı: “Aslında memleketteki bütün sorunların, sıkıntıların ve mücadele dinamiklerinin kesiştiği bir kentte yaşıyoruz. Bu kent patronlar ve sanayi çevreleri tarafından bir "sanayi kenti" olarak tanımlanır; çünkü onlar işin bu tarafına bakarlar.

Bizler; sosyalistler, devrimciler ve emekten yana olanlar ise buraya "emek kenti" deriz. Bu kentteki her şey, her yerde olduğu gibi emeğin ürünüdür. Emek yoğunluklu ve emeğin biçim verdiği bir kenttir. Emekçileri çektiğinizde geriye hiçbir şeyin kalmayacağı bir kenttir burası.

Dolayısıyla sadece bir emek kenti olmasının ötesinde; kardeşliğin, farklı kültürlerin ve inançların kardeşçe bir arada, bir emekçi sofrasında buluştuğu bir kentten bahsediyoruz. Bu nedenle memleketteki bütün sorunlar ve mücadele alanları bu kent için de geçerlidir.

“YALNIZCA İŞÇİ DEĞİL KÖYLÜ DE SALDIRI ALTINDA” Son üç yıla baktığımızda, bu kentin birçok sorununu ve mücadele alanını hep birlikte yaşadık, hep birlikte göğüsledik. Kocaeli, işçilerin ve emekçilerin kenti olmanın yanında giderek kapitalizmin kuşatmasının arttığı bir çevre mücadelesi alanına da dönüştü.

Artık yalnızca fabrikadaki işçi değil; Kandıra'nın köylüsü de bu düzenin saldırısına maruz kalmış durumda. Uzuntarla ve kentin doğu yakası da kapitalizmin bu saldırganlığı karşısında çevre mücadelesinde yerini alacak bir düzeye geldi.

Yani bu kent bir yandan kimliğine emek mücadelesini kazırken, diğer yandan çevre tahribatının arttığı; insanlarımızın, emekçilerimizin soluk alamadığı, temiz hava soluyamadığı bir yer hâline geldi. Dolayısıyla bu kentteki emek mücadelesiyle birlikte çevre mücadelesini de kentin emek ve demokrasi güçleriyle omuz omuza verdik, vermeye de devam edeceğiz.

“HEPİMİZİN HANESİNE EKSİ OLARAK YAZILMALI” Bizler 2024 yılında kentteki emek ve demokrasi güçleriyle birlikte; "Halkçı bir yönetim nasıl olmalıdır? Bu kentin işçisi,emekçisi, farklı etnik kökenlere mensup yurttaşları nasıl bir kentte yaşamalıdır?

Kimliğini emekçilerin kazıdığı bu kent nasıl yönetilmelidir?" şiarlarıyla yola çıktık ve bir Yerel Yönetimler Çalıştayı gerçekleştirdik. Bu çalıştayda kentin nasıl yönetilmesi gerektiğine dair sendikalarımızın, meslek odalarımızın, kitle örgütlerimizin ve tek tek yurttaşlarımızın görüşlerine başvurduk; neticesinde bir çalıştay raporu ortaya koyduk.

Dedik ki: Bu rapor hiçbir kurumun tek başına mülkü değildir; bu kentte kim halktan, demokrasiden ve emekten yana belediyecilik yapacaksa bu ortak belgeyi esas almalıdır. Bunun özeleştirisini de vermek gerekir. Sözü kuran bizlerken özeleştiriyi de yapmalıyız: Çalıştay zemininde sağladığımız ortaklaşmayı, demokrasi güçleri olarak ne yazık ki adaylık sürecinde ortaklaştıramadık. Bu durum hepimizin hanesine bir eksi olarak yazılmalıdır.

“HAYAT SADECE SEÇİMLERDEN İBARET DEĞİL” Umuyor ve diliyoruz ki önümüzdeki dönemlerde yalnızca seçim odaklı değil, seçimleri de kapsayacak biçimde kentin yerel yönetimini hedefleyen, yerel demokrasiye katkı sunan ve yereldeki emekçilere nefes aldıracak bir süreci hep birlikte örgütleriz; daha önce farklı noktalarda durduğumuz ayrışmaları aşarak bu sefer hep beraber yürürüz. Ne kadar çaba harcasak da geçmişte bunu tam olarak başaramamış olabiliriz; ancak hayat sadece seçimlerden ibaret değildir.

Mücadeleye buradan hep birlikte devam edecek, yan yana iş ürettikçe birlikte davranmayı da öğreneceğiz.

“KOCAELİ BİR DEPREM KENTİ” Peki, burası nasıl bir kent? Burası depremi en ağır şiddetiyle yaşamış bir kenttir. 1999 depreminde ben burada değildim,sonradan geldim; ancak o dönem burada bulunan herkesin ya kendi evinden bir cenaze çıkmıştır ya da bir komşusunun acısına tanıklık etmiştir.

Dolayısıyla Kocaeli'yi deprem gerçeğinden uzak görmek, depremden azade değerlendirmek kimsenin haddi de değildir, harcı da değildir. Kocaeli bir deprem kentidir. Yakın zamanda yeni bir sarsıntı olsun ya da olmasın, Kocaeli bir deprem kenti olmaya ve geçmiş depremin bedellerini ödemeye devam etmektedir.

Oysa gerek yerel yönetimler gerekse merkezi iktidar depreme nasıl hazırlanıyor? Ne yazık ki hiçbir şey yapmayarak!

“DÖRT BÜR YANDA BİNALAR BOŞALTILIYOR” İktidarların tek yaptığı, deprem bahanesiyle kenti nasıl bir rant alanına çevirebileceklerinin ve buradan nasıl nemalanacaklarının hesabıdır. Eğer öyle olmasaydı; kentin içinden geçirmek istedikleri metro ve toplu taşıma projeleri uğruna her gün binalar tahliye edilmez, kontrolsüzce yıkılmaz ve Gebze'de olduğu gibi yurttaşlarımız enkaz altında bırakılmazdı.

Kuşkusuz toplu taşıma, özellikle raylı sistemler yurttaşlar için son derece önemlidir ve desteklenmelidir. Ancak kentin dinamiklerini, meslek örgütlerini ve mühendislik bilimini dışlayarak hareket ederseniz varacağınız yer; Gebze'de çöken binalar ve bir ailenin yok olması olur.

Bu çok acı bir tablodur. Yönetim anlayışınıza halkı, halkın temsilcilerini, kentin dinamiklerini ve bilimi dahil etmeyip kendi bildiğinizi okursanız sonuç bu olur. İşte bu yüzden dört bir yanda binalar boşaltılmaktadır.

“AMAÇ YURTTAŞI YERİNDEN ETMEK” Kent merkezinde, Mehmet Ali Paşa Mahallesi çevresinde kentsel dönüşüm yapacaklarını söylüyorlar; oysa bugüne kadarki uygulamalardan biliyoruz ki amaç yurttaşı yerinden etmek ve yeni rant alanları yaratmaktır. Toplu konut ve dönüşüm politikalarının geçmişi bunun kanıtıdır.

Bu rantçı yaklaşım sürdüğü müddetçe, bizler de emek ve demokrasi güçleriyle birlikte bu kentin çarpık şehirleşmesini ve yerel yönetim anlayışını teşhir etmeye devam edeceğiz.

“KOCAELİ İŞÇİ SINIFININ DAMGASINI VURDUĞU BİR EMEK KENTİ” Kocaeli işçi sınıfının damgasını vurduğu bir emek kentidir. Tarihi de böyledir, bugünü de. Kocaeli'nin tarihini kazıdığınızda Nikomedya'dan hemen sonra işçi sınıfının görkemli mücadelesi gelir.

Bu iktidar döneminde sermayenin talepleri doğrultusunda Türkiye genelinde 23 grev yasaklanmış ya da ertelenmiştir. Bu grevlerin 12 tanesi yani yarısından fazlası doğrudan Kocaeli sınırları içerisindeki fabrikaları kapsamaktadır.

Sermayenin ve mevcut iktidarın Kocaeli'ye bakışı işte budur. "Grev ertelemesi" adı altında sunulan bu yasaklamalar çoğunlukla "milli güvenlik" gerekçesine dayandırılmaktadır. Düşünün; greve çıkan bir işçinin amacı nedir?

Sofrasındaki ekmeği, zeytini artırmak, çocuğunun cebine iki kuruş harçlık koyabilmektir. İşverenden haklarını talep eden bir işçinin bu mücadelesi nasıl milli güvenlik sorunu sayılabilir?

“EN ÇETİN SORUNLARI ÇÖZMEYE ÇALIŞIYORUZ” Siyasi iktidarın "milli güvenlik" anlayışının niteliğini buradan çok iyi anlıyoruz: Hakkını arayan Kürt'ün, emekçinin,demokrasi güçlerinin karşısına hemen "milli güvenlik sorunu" çıkarılmaktadır. Öyle bir milli güvenlik anlayışı ki; Kürt'e,işçiye, Alevi'ye, emekçiye, velhasıl halka düşman; yalnızca saray ve çevresine dosttur. Böyle bir anlayış tüm ülkenin milli güvenliğini temsil edebilir mi?

“GÜCÜMÜZ YETTİĞİNCE ALANLARDA OLDUK” Bu nedenle bizler sadece grev yasaklarında değil; memleketin doğusunda Kürt halkının iradesi gasp edilip belediyelere kayyum atandığında da, Ekrem İmamoğlu'nun diploması ve görevi hedef alındığında da, batıdaki belediyelere kayyum atandığında da gücümüz yettiğince alanlarda olduk. Yalnızca alanlara çıkmakla kalmadık; fabrika önlerinden işçi duraklarına kadar her yere ulaştık.

Bildirilerimizi dağıttık, sesli ajitasyonumuzu yaptık ve dedik ki: "Bugün Kürt halkına ya da muhalefet partilerine yapılan hukuksuzluklar, yarın Gebze'deki işçiye ve herkese yapılır." İşçilerin, emekçilerin kapısını çalarak bu gerçekleri anlattık.

“RÜZGARA KARŞI MÜDAFELE EDİYORUZ” Şunu çok iyi biliyoruz: Emek Partisi olarak biz rüzgârı arkamıza alıp kolay yoldan yürümüyor, rüzgâra karşı mücadele ediyoruz. Çünkü en zorlu kesimlerle tartışıyor, en çetin sorunları çözmeye çalışıyoruz.

Çok iyi biliyoruz ki bu ülkeye demokrasi ve kardeşlik gelecekse, bir arada eşitçe yaşanacaksa bu ancak birbirimizi dinlemekten, anlamaktan ve gerçek bir kardeşlik bağı kurmaktan geçer. Bu kardeşliği hayata geçirmek hepimizin, en başta da Emek Partisi'nin boynunun borcudur.”

TÜZEL: HALKLARIN MÜCADELESİNİ YÜKSELTECEĞİZ EMEP Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Levent Tüzel ise konuşmasında, “13 Aralık, Erdal Eren'in idam edildiği gündür. Bizler; faşist, darbeci ve halk düşmanı 12 Eylül rejiminin bunca zaman sonra hâlâ günbegün iktidar eliyle halkımıza yapılan darbelerle sürdürüldüğü böylesi bir günde bir araya geleceğiz.

Ekmek, barış ve özgürlük çağrımızı; emperyalizme, faşizme ve sömürüye karşı halkların mücadelesini yükseltme kararlılığıyla buluşturacağız.

“BU MÜCADELEYİ SÜRDÜRMEK ZORUNDAYIZ” Öncelikle bu kentin bütün mücadele dinamiklerini temsilen hepinizin orada olmasını arzu ettiğimizi belirtmek isterim. Çünkü evet, il başkanımızın da ifade ettiği gibi bizler rüzgâra karşı yürüyoruz.

Ancak bu yürüyüşü sadece sosyalistler,devrimciler ya da partililer olarak değil; ekmek ve yaşam kavgası veren işçiler olarak da sürdürmek zorundayız. Ayakta kalmak, bakmakla yükümlü olduğumuz insanların geleceğe güvenle yürümesini sağlamak, insanca ve yaşanabilir bir dünya kurabilmek için bu mücadeleyi ve yürüyüşü kararlılıkla devam ettirmek mecburiyetindeyiz” ifadelerini kullandı.

Son bir ayda kocaeligazetesi.com.tr sitesinde 2.972.292 gerçekleşti.

Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır

Profil, Boru, sac satışı yaptığımız firmamıza depo ve sevkiyat elemanı aranıyor. Çalışma saatlerimizHafta içi. 08:30-18:00Cumartesi 08:30-15:00Yol...

İzmit sanayi sitesinde yer alan firmamız için Şoför arıyoruz C sınıf ehliyete sahip 6 teker Isuzu kamyon kullanabilecek. Çalışma saatlerimizHafta içi...

AHŞAP PALET VE KERESTE FABRİKASINDA ÇALIŞACAK 20-45 YAŞ ARASI MARANGOZLAR PALET ÇAKIM USTALARI VE AHŞAP USTALARI ALINACAKTIR. KARTEPE+İZMİT+BAŞİSKELE...

Hızlıca eleman bulmak mı istiyorsunuz? Tam yerindesiniz. İlanınızın burada ve basılı gazetemizde çıkmasını ister misiniz? İlan metninizi ilanservis...

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
Haber metni ve görseller Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Yangın
Yayın: 01 Kasım 2026 12:24 · Kaynak: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
Kaynağı Oku ↗