Habermetrik
← Ana Sayfa
03 Kasım 2026 10:45
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

ÖZGÜR ÖZEL EDREMİT-ZEYTİNLİ'DEN SESLENDİ: "ZEYTİN DALINDA, ÜRETİCİNİN AHl, İKTİDARIN BOYNUNDA!

ÖZGÜR ÖZEL EDREMİT-ZEYTİNLİ'DEN SESLENDİ: "ZEYTİN DALINDA, ÜRETİCİNİN AHl, İKTİDARIN BOYNUNDA!
Görsel kaynağı: egegundem.com.tr
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Bir zeytin üreticisini düşünelim
  • Bir yıl boyunca ağacına bakar

Bir zeytin üreticisini düşünelim. Bir yıl boyunca ağacına bakar. Budama yapar, gübreler, toprağını işler. Borçlanır, çalışır ve bekler. Hasat zamanını gö...

Bir yıl boyunca ağacına bakar. Budama yapar, gübreler, toprağını işler. Borçlanır, çalışır ve bekler. Hasat zamanını gözler.

Sevinmesi gereken bu üretici, hesap makinesini eline alır, yıkılıp kalır.

Yıkılır, çünkü topladığı zeytinden eline geçecek para, toplamak için yaptığı harcamayı bile karşılamaz. İşte bir üretici için gerçek afet budur. Hayal kırıklığı budur. Eli böğründe kalmak budur. Yıkım budur.

İşte, iktidarın tarımı ve de zeytini getirdiği yer burasıdır, yıkımdır.

Üretici, çalışarak ayakta kalmanın değil, ürününü dalında bırakarak, daha az batmanın hesabını yapar durumda.

Bir tarım ve zeytin ülkesinde, bir iktidar için bundan daha ağır bir başarısızlık ne olabilir ki?

Edremit Körfezi’nde de zeytin üreticisinin anlattığı hesap gerçekten yakıcı ve iç karartıcı. Geçen yıl 50-60 liraya sattığı zeytini bu yıl 25–35 liraya ancak verebiliyor. Üstelik mazottan gübreye, işçilikten taşımaya, sıktırmaya kadar her gider, zeytincinin sırtına yeni ve ağır bir yük bindiriyor.

Geçen yıl 50 lira olan mazotun bile bu yıl 100 liraya yükselmesi, üretici için tek başına her şeyi anlatmaya yetiyor. Üretimin fiyatı yukarıya, ürünün fiyatı aşağıya! Nasıl ama! Peki arada ezilen kim olmakta? Kimdir, zeytin yerine kendisi, emeği, ümidi, beklentisi sıkılan? Zeytin üreticisi elbet.

Onunla birlikte gündelikçi kadın, tarım işçisi, küçük işletmeci, köy esnafı… Hep birden, hepsi birden, bir yıkımın, yıkıntının altında.

Zeytincinin cebinden eksilen para, Edremit’in çarşısından, Burhaniye’nin pazarından, Gömeç’in dükkanından, Ayvalık’ın sofrasından eksiliyor. Ümidinden, sabrından, beklentisinden gidiyor.

Zeytinciyi yoksullaştırmak, zeytin yurdu bütün bir Körfez’i yoksullaştırmaktır!

Üretici üretti. Ama ne acı ki ürettiğinin altında, zeytiniyle birlikte kendisi de kalıp, adeta öğütülüp ezildi.

Peki, zeytinci üretirken, en başta pazarını kim hazırlayacaktı? Üreticinin üretme azmini kim yükseltecekti? Üreticinin örgütünü kim güçlendirecekti? Ürününün değerini koruyacak desteği, depolamayı, alımı, dış satım bağlantılarını kim düzenleyecekti? Baştaki iktidar elbetteki.

Üretici ağacını budadı. Siz ne yaptınız ey iktidar? Üretici borçlanıp gübresini aldı. Siz ne yaptınız baylar?

Üretici güneşin altında yana yakıla çalıştı, soğuğun altında tirtir titredi. Hasat zamanı geldi. Peki, siz hangi hazırlığı yaptınız ey iktidar? Üstünüze düşeni yaptınız mı iktidar?

Üreten üreticinin, ürettiği ürününe, böylesine sırt çevirmek, ülke yönetmek midir? Bu tutumunuz, üretimin bütün yükünü, üreticinin omzuna yıkmak değil midir? Üreticiyi yüz üstü bırakıp "ne halin varsa gör" demektir.

YENİ Parti Genel Başkanı sayın Özgür ÖZEL’in Edremit-Zeytinli, Burhaniye, Gömeç ve Ayvalık’taki üretici buluşmalarını anlamlı önemli ve değerli kılan da budur işte.

Özgür ÖZEL, körfeze geldi, geldi de, zeytinin bu başkentinde, yalnızca ağaçlara bakıp bakıp da gitmedi. Zeytin ağaçlarının altında geçim savaşı veren üreticilerin ayağına geldi, yüküne el verdi, dertlerine kulak verdi. Üreticinin ağzından bizzat kendi dinledi. Dinledi de bin ah işitti.

Çünkü bu topraklarda dert, yalnızca zeytinin kaç liraya satıldığı değil ki. Sorun, bütün bir yıl çalışan, adeta bir yıl zeytin ağacına bakan, altında yatan ama sonunda evine, yetecek ekmeği götürememesidir.

Sorun, dedesinden kalan bu ağaca, çocuğu gibi bakan üreticinin, kendi çocuğuna bu işi sürdürmesini önerememesidir. Çocuğundan bunu isteyememesidir.

Sorun, zeytin dalının barışı simgelediği bir ülkede, artık zeytincinin kendi geçimiyle barışamaz duruma düşürülmesidir!

Zeytin üreticisinin, ayağına koşup gelen Özgür ÖZEL'e, adeta can havliyle “Kurtar bizi!” çığlığı, hiç kimsenin gururla dinleyebileceği bir feryat değildir. O çığlıkta, bir ülkenin utancı yükselmektedir.

Canını dişine takıp üreten bu insan üreticiler, kimseden yardım dilenmiyor. Kimseden ayrıcalık istemiyor. Yalnızca alın terinin karşılığını alabilmek istiyor! Emeği karşılık bulsun istiyor! Fakat iktidarın bu zaman kadar bir türlü duymadığı ama duymak zorunda olduğu feryattır bu.

Üretici borcunu ödeyemiyorsa, “Ne yapalım piyasa böyle” diyerek, iktidar kenara kenara çekilemez.

Hasat gideri, ürünün değerini yutuyorsa, yüksek kürsülerden öyle "bereket" dilemekle yetinemez.

Bereket dilemek kolaydır çünkü sadece laftır. İktidarın görevi, bereketin, üreticinin sofrasına ulaşmasını sağlamaktır.

Özgür Özel’in, zeytincilerle yüz yüze dile getirdiği gerçek, üretim giderine dayalı taban fiyat, alım güvencesi, kooperatiflerin güçlendirilmesi ve dünya pazarlarında zeytin, zeytin yağı ve zeytinin türevlerine değer kazandırma gibi can alıcı daha başka önerileri, bu nedenle çok çok önemlidir.

Zeytin üreticisi, daha mevsimin başında hesabını, kitabını görebilmeli, yapabilmelidir. Hangi giderle üreteceğini, emeğinin karşılığını nasıl alacağını bilmelidir.

Üretici kooperatifi, güçlü olmalı ki ürününü elinden çıkarmak zorunda kaldığında, karşısındaki alıcıya boyun eğmesin.

Zeytinyağı, bu toprakların adıyla, bu üreticinin emeğine değer katarak dünyaya ulaşmalı. Bunlar düşünülüp, yerine getirilemeyecek, düşler değildir. Bunlar, üreticisini destekleyip, sahiplenip, yaşatmak isteyen bir yönetimin işleridir! Üreticinin, bunu istemek, dile getirmek ve elde etmek hakkı degil midir?

Edremit Körfezi’nden, zeytin üreticisinden yükselen ses açıktır: “Üretiyorum, geçinemiyorum!”

Bu sesin karşısında susmak, ülkenin üretme gücünün erimesine, erim erimesine göz yummaktır.

Bugün, zeytin dalında kalır. Yarın üretici bahçeden çekilir. Sonra köy boşalır, işletme kapanır ve sofradaki ürün pahalanır. Üreteni, üreticisini yaşatmayan ülkenin sonu haraptır.

Zeytin ağacı sabırlıdır. Kuraklığa dayanır. Rüzgara dayanır. Yılların ağırlığını taşır. İhaneti de tanır. Ama o ağacın altında çalışan ve adeta yatan insanın dayanma gücü sınırsız değildir.

Edremit’ten Ayvalık’a yükselen çığlığı duyulmalıdır: Zeytinci sadaka istemiyor. Üretmenin, emeğinin karşılığını istiyor! Oysa, o karşılığı bir türlü sağlayamayan iktidar, üreticiden, durmadan "sabır, sabır" istiyor.

Zeytini dalında bıraktıran iktidar, sandıkta bunun hesabını vermelidir. Aslolan, üreticinin alın terine, emeğine ve onurlu yaşam arayışına ses vermektir. Özgür ÖZEL geldi, o sesi verdi, hem de arşa yükseltti:

"Köprüler, otoyollar ve inşaatlar için şirketlere gelir garantisi verip de zeytin üreticisine geçim garantisi vermeyen bu iktidarı, ilk seçimde gömün sandığa, gömün sandığa" dedi.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: egegundem.com.tr
Haber metni ve görseller egegundem.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Tarım
Yayın: 03 Kasım 2026 10:45 · Kaynak: egegundem.com.tr
Kaynağı Oku ↗