Kocaeli’de 2 öğrenciye gözaltı! Eğitim Sen tepki gösterdi
Kocaeli’de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifasını talep eden bildiri dağıttıkları gerekçesiyle Emek Gençliği üyesi 2 üniversite öğrencisi gözaltına alındı. Eğitim Sen Kocaeli 1 No’lu Şube, ev ve yurtlarda gerçekleştirilen gözaltı işlemlerine tepki göstererek öğrencilerin derhal serbest bırakılmasını istedi.
Sendika, Bakan Tekin’in eğitim politikalarını da eleştirerek “Yusuf Tekin istifa demek suç değildir” açıklamasında bulundu.
Eğitim Sen Kocaeli 1 No.lu Şube, Kocaeli’de ev ve yurt baskınlarıyla gözaltına alınan Emek Gençliği üyesi 2 üniversite öğrencisinin serbest bırakılmasını istedi. Öğrencilerin, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifasını talep eden bildiri dağıtmaları nedeniyle gözaltına alındığını belirten sendika, “Yusuf Tekin istifa” çağrısının suç olmadığını savundu.
Eğitim Sen Kocaeli 1 No.lu Şube, yaptığı yazılı açıklamada öğrencilerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Açıklamada, bu sabah Kocaeli’de polis tarafından gerçekleştirilen ev ve yurt baskınlarında Emek Gençliği üyesi 2 üniversite öğrencisinin gözaltına alındığı belirtildi.
Gözaltı gerekçesinin ise öğrencilerin geçen hafta dağıttığı ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifasını talep eden bildiri olduğu ifade edildi.
Eğitim Sen Kocaeli Şubesi tarafından yapılan açıklamada, “Bu sabah Kocaeli’de polis tarafından gerçekleştirilen ev ve yurt baskınlarıyla Emek Gençliği üyesi 2 üniversite öğrencisi arkadaşımız gözaltına alınmıştır. Gözaltı gerekçesi olarak ise öğrenciler tarafından geçtiğimiz hafta dağıtılan ve Yusuf Tekin’in istifasını talep eden bildiri gösterilmektedir.
Geçen hafta da İstanbul’da “Yusuf Tekin İstifa” yazılı pankart astıkları için Türkiye İşçi Partisi üyesi 2 üniversite öğrencisi arkadaşımız da aynı şekilde gözaltına alınmış ve ardından tutuklanmışlardı. Bu olayı protesto eden 4 üniversite öğrencisi de yine aynı şekilde gözaltına alınmıştı.
Siyasal iktidarın ülkemizi getirdiği bu karanlık dönemde bu hukuksuz gözaltıları ve baskıları asla normalleştirmeyeceğiz. Hiç kimse eleştirilemez değildir. Hele ki bakanlık süresi boyunca eğitim sistemimizi, öğrencilerimizi ve eğitim emekçilerimizi adeta hedef tahtasına koyan bir şahıs asla eleştirilemez değildir.
Eğitim Sen olarak öncelikle gözaltına alınan öğrencilerimizin derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz. Bir yandan fon vurgunuyla yüz milyarlarca lira soygun yapan isimlere dokunulmazken, ifadeye dahi çağrılmazken, daha dün Dilovası işçi katliamının sorumlusu şirket sahibi tahliye edilirken hiçbir suç işlememiş, sadece bir bakanı eleştirerek istifasını talep ettikleri için öğrencilerimizin üstelik de ev baskınıyla gözaltına alınmaları Türkiye’de yargının siyasal iktidar tarafından nasıl araçsallaştırıldığının en somut göstergesidir.
Bu yüzden öğrencilerimizin yanındayız ve yanlarında olmaya devam edeceğiz. Öğrencilerimizin gözaltına alınma gerekçesi olan Yusuf Tekin’in istifa etmesi talebi biz eğitim emekçilerinin de talebidir.
4 Haziran 2023 tarihinden bu yana Millî Eğitim Bakanlığı görevini yürüten Yusuf Tekin, yaklaşık 3,5 yıllık görev süresi boyunca eğitim sistemini hem müfredat hem de yönetim anlayışı bakımından siyasal iktidarın ideolojik çizgisine uygun biçimde yeniden şekillendirmeyi temel hedef haline getirmiştir. Yusuf Tekin’in Bakanlık koltuğunda geçirdiği üç yıl boyunca, eğitim sisteminin kamusal niteliğinin zayıflatıldığı, laiklik ilkesinin sistemli biçimde aşındırıldığı, bilimsel eğitim anlayışının ise dinselleştirme, piyasalaştırma ve merkeziyetçi dayatmalarla kuşatıldığı bir dönem olmuştur.
Yusuf Tekin’in görev süresi boyunca öğretmenlerin emeği yok sayılmıştır. Yusuf Tekin’in görev süresi boyunca öğretmenler yoksullaştırılmıştır. Mülakat sistemi ve şaibeli elemelerle liyakat tamamen yok edilmiştir. “Öğretmenlik Mesleği Kanunu” ile eşit işe eşit ücret ilkesi yok sayılmış, öğretmenler “uzman-başöğretmen” gibi hiyerarşik basamaklara ayrılarak çalışma barışı bozulmuştur.
Bir utanç uygulaması olan ve asgari ücretin yarısı dahi verilmeyen ücretli öğretmenlik yaygınlaştırılmıştır. Milli Eğitim Akademisi ile öğretmen yetiştirme süreci siyasi bir denetime hapsedilmiştir. Ataması yapılmayan yüz binlerce öğretmen intihara ve güvencesiz işlerde çalışmaya itilmiş durumdadır.
Okullardaki mevcut öğretmenler ise ekonomik sorunlar, mobbing ve sendikal ayrımcılık kıskacında hayatta kalma mücadelesi vermektedir. On binlerce öğretmen adayı “mülakat gibi mülakat” vaadiyle mağdur edilmiş, liyakat sistemi tamamen çökmüştür.
Mülakat mağduru öğretmenler yaşanan haksızlıklara karşı her fırsatta sesini yükseltmektedir.
Yusuf Tekin’in görev süresi boyunca Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) eliyle çocuklarımız “eğitim” adı altında organize sanayi bölgelerinde, ağır ve tehlikeli iş kollarında ucuz iş gücü olarak çalıştırılmış; çalıştırılmaya devam etmektedir. Yusuf Tekin’in büyük bir pervasızlıkla “eğitim-üretim ilişkisi” olarak pazarladığı MESEM modelinin arkasında; yetersiz denetimler, kâğıt üzerinde kalan raporlar, çocuk emeğinin sömürüsü ve iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuklarımızın acı gerçeği bulunmaktadır.
Yusuf Tekin, göreve geldikten sonra katıldığı ilk TBMM bütçe görüşmelerinde tarikat ve cemaatlerle yapılan protokolleri savunmuş; bu yapıları “sivil toplum kuruluşu” olarak tanımlayarak “Onlarla protokol yapmaya devam edeceğiz” sözleriyle laik eğitim ilkesine açıkça meydan okumuştur.
Yusuf Tekin döneminde kamusal eğitim tasfiye edilmiş, özel okullar ve paralı eğitim daha fazla yaygınlaştırılmıştır. MEB verilerine göre 2022-2023 eğitim öğretim yılı sonunda özel okul sayısı 14 bin 281 iken, 2024-2025 eğitim öğretim yılında ise özel okul sayısında 419 okul artış yaşanmıştır.
2025-2026 döneminde bu sayının daha da arttığını biliyoruz. Oysa özel okul sayısındaki bu artış, devlet okullarında daha da kalabalık sınıflar, ikili eğitim, fiziki yetersizlikler, temizlik ve beslenme sorunları sürerken, eğitim hakkının kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp piyasa koşullarına terk edildiğinin somut göstergelerinden biridir.
Kısacası Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki 3,5 yıllık süresi; eğitim emekçilerinin yoksullaştığı, angarya çalıştırma ve fiili sürgün politikalarının hayata geçirildiği, milyonlarca öğrencinin bir öğün ücretsiz yemek ve temiz suya muhtaç edildiği; tarikat ve cemaatlerle yüzlerce protokolün imzalandığı, okulların hijyen sorunlarıyla ve personel yetersizliği ile boğuştuğu, eğitim sisteminin piyasalaştığı, özel okul patronları için her şeyin mübah ilan edildiği, okullarda öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin silahlı saldırılarda katledildiği, meslek lisesi öğrencilerimizin çocuk işçi yapıldığı, iş cinayetlerinde katledildiği, eğitim sistemimizin sermayenin ve tarikatların yağmasına açıldığı bir dönem olmuştur. Bu yüzden “Yusuf Tekin İstifa” talebi milyonlarca öğrencinin, velinin ve eğitim emekçilerinin talebidir.
“Yusuf Tekin İstifa” demek suç değildir. Asıl suç hala o bakanlık kolduğunda oturmaya devam etmesidir. Yusuf Tekin İstifa demeye devam edeceğiz. Gözaltına alınan öğrencilerimiz derhal serbest bırakılsın. Öğrencilerimizin üzerindeki baskılar son bulsun. Öğrencilerimizin yanındayız ve taleplerini savunuyoruz” ifadelerini kullanıldı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Eğitim · Bölge: Kocaeli
Yayın: 04 Kasım 2026 14:18 · Kaynak: cagdaskocaeli.com.tr