Anadolu Aleviliğinin özgünlüğü korunmalıdır
- Türkiye Aleviliği, Anadolu’nun bağrında filizlenmiş, binlerce yıllık yerel birikimle harmanlanmış, bunu önemli ölçüde korumuş tarihi bir zenginliktir
- Köklerini başka diyarlara taşıma yanlışlığı Aleviliği özünden koparmaktan başka bir işe yaramaz
Türkiye Aleviliği, Anadolu’nun bağrında filizlenmiş, binlerce yıllık yerel birikimle harmanlanmış, bunu önemli ölçüde korumuş tarihi bir zenginliktir. Köklerini başka diyarlara taşıma yanlışlığı Aleviliği özünden koparmaktan başka bir işe yaramaz.
İnançlar nasıl birbirinden etkilenerek şekillenmiş hatta kopyalanmış ise Alevilik de aynı süreci izlemiştir. Onu farklı yerlere çekerek özünden koparan anlayışlar Aleviliğe yabancıdır. Anadolu Aleviliği, Türkiye’nin dağlarıyla, ovalarıyla, ırmaklarıyla, bitki örtüsüyle, bin bir türlü canlılarıyla ve insan kaynaklarıyla yoğrulmuş topluluktur.
Çünkü İsmet Zeki Eyuboğlu’nun dediği gibi, “Alevilik Anadolu’dur.” Ayrıca Aleviliği Cemşid Bender (Mehdi Halıcı) gibi etnik kökene bağlama anlayışı ise etnik köken seviciliğinden başka bir şey değildir, gerçeği kendi amacı için eğip bükmektir. Anadolu Aleviliği ve onun içinde yer aldığı Anadolu İslam’ı Türkiye’ye özgü özellikler kazanmıştır.
İnançlar yaşadıkları yere benzeyerek varlıklarını korurlar. Çıkış noktası ile vardıkları yer arasındaki mesafe gün geçtikçe açılır, özgüllüğüne bürünür. EMPERYALİZM DAĞITICIDIREmperyalist merkezler Müslüman göçmenleri geldikleri ülkelere karşı kullanmak hem de kendi içlerinde çok parçalı halde tutmak için projeler üretir.
Onlar için ülkelerine bağlı Müslümanlar zararlıdır. Aynı zamanda Batı devletlerinde birliklerini korumaları da kabul edilebilir değildir. Bizim gibi üniter yapıya sahip devletlerde iç kargaşa yaratmak amacıyla da kullanılır.
Emperyalistlerin sıkça başvurdukları yöntemlerden biri de dinsel kimlik politikalarını uygulamaya sokmaktır. Bir yandan Türk toplumunu ulusal kimliklerinden soyutlayıp Alevileri de dâhil ümmetleştirmek için uğraşırken diğer yandan ülkemize yönelik etnik ve dini kimlik dayatmasında bulunur.
Örneğin, İngiliz araştırmacılarından Alan S. Kaye’ye göre, “Doğu Karadeniz’de beş ayrı halk yaşıyor: Türkler, Gürcüler, Hemşinliler, Poşalar ve Lazlar.” Bunlar arasındaki bağların, görünürde güçlü ama gerçekte öyle olmadığını, benzer amaçlara sahip alan çalışması yapan uzman kılıklı casusların yazılarından okuyoruz.
Alevilerin, Sünni kardeşlerinden farklı olmalarını inanç ve etnik köken sınıflamasına dayanarak tahlillerde bulunuyorlar. Batı, Anadolu Aleviliğini Müslümanlığın dışına iterek hatta Hristiyanlığa yaklaştırarak parçalanmalarını derinleştirmek amacı güder.
“Alevilik, ilk dönem Hristiyanlığını Müslüman örtüsüyle günümüze kadar taşıyan inançtır.” yönlü propagandalar, günümüze dek sürdü. Hatta Aleviler arasında, “Biz İslam’a değil Hristiyanlığın Protestan mezhebine daha yakınız.
Birbirimize benziyoruz.” yönlü anlayışlar dahi zuhur etmişti. Bir dönem bazı Alevi gençlerin Haç takarak gezmeleri durumun nerelere vardığını göstermesi açısından ilginçtir! Asıl gaye Türk toplumunun ayrışarak şekilsiz öbeklere bölünmesini sağlamak, mensup oldukları ulusal aidiyet bilincini bulandırmaktır.
Emperyalizm birleştirmez dağıtır. Birlik onlar için felaket sayılır. İslamiyet’i sayısız tarikata bölerek emperyalizm karşısında zayıf düşürmeyi ve ulus/ devlet yapılanmasına karşıt konuma sokmayı hedefler. Alevilik de İslamiyet’in dairesinden çıkarılarak Hristiyanlığa yaklaştırılmak, Müslümanlığa muhalif bir güç haline getirilmek isteniyor.
Almanya başta olmak üzere diğer emperyalist devletler “Müslüman azınlık”, “göçmen azınlık” söylemini sıkça kullanır. Ama onların etnik kökenlerini söylemekten bilinçli olarak imtina ederler. “Müslüman pasaportlu Alman veya Fransız vb.” tanımlamasını özellikle Türk toplumu için kullanırlar.
Eğer Alevi iseniz size karşı daha “esnek” davranmayı da ihmal etmezler! Bilimsel Sosyalist Maksime Rodinson, Batı’nın İslam ile ilişkilerinde taktiğini “Ülkelerin günlük dinsel ve kültürel yaşamlarında eskimiş ve çürümüş her değeri korumak.
Toplumların en tutucu, en geri ve gerici kesimleri ile ittifak kurmak.” olarak ifade ediyor. Evet, emperyalizm ilericiliği değil gericiliği besler ve kullanır. FETÖ, Süleymancılar, Furkancılar vb. tümünü destekler, besler, büyütür ve kullanır.
Aynı zamanda Ali’siz Alevileri, İslam dışı Aleviliği savunanları da aynı biçimde kullanır. Aslında Batı, Türkleri “Avrupalı Müslüman”, “Avrupalı Alevi” olarak sınıflandırmayı esas gaye ediniyor. Sadece AB devletlerinin pasaportuna sahip, milletinden soğutulmuş Müslümanlar ve onun bir parçası Aleviler topluluğu oluşturulmaya çalışılıyor.
Türk olmadığın gibi Alman, Fransız, İngiliz de olamazsın! Müslüman veya Alevi kal yeter! İsviçre’de bir dönem Müslüman lider olarak piyasaya sürülen Tariq Ramadan, “Dini prensipler, köken ülkenin kültürleriyle karıştırılmamalı.
Avrupalı Müslümanlar; Kuzey Afrikalı, Pakistanlı ya da Türk Müslümanlar değil, sadece Müslüman kalmalılar.” derken, Avrupa devletlerinin tavrını da dillendirmiş oluyordu. ALEVİ DİLİ VE İNANCI BOZULMAMALIAlevileri Orta Çağ anlayışına hapsetme girişimleri tutmaz.
Alevi’nin kabul edemeyeceği bir dil tutturmak yanlıştır. İnanmadığı halde inanmış gibi davranan unsurların, Alevilerin inançları sırasında kullandıkları bazı cümleleri ağdalı bir şekilde sıkça yinelemeleri en hafif deyimle aymazlıktır!
Bunları okudukça acaba Alevi mi yoksa Aleviliği kullanan tacirlerden biri mi diye şüpheye düşmemek elde değil! Alevi’ye Aleviliği pazarlama zihniyeti son derece hatalı bir anlayıştır. Katılın Alevilerin arasına sizin gibi konuşmadıklarını hemen fark edersiniz.
Özellikle bilgiçlik taslamak için Alevilerin kutsallarını yazılarına, konuşmalarına 7 gün 24 saat malzeme yapanlar büyük bir yanlış içindedir. Lütfen bırakın Alevilerimiz Aleviliğini müdahale edilmeksizin yaşasınlar. Aleviler inançları gereği tutucu değildir.
Hoşgörülü olmaları onların insancıl yönünün dışavurumudur. Cem tutan Aleviler orada barışı ve kardeşliği paylaşır. Aleviler Kerbelâ katliamını lanetlerken aşırılıklardan kaçınırlar. Matemi gösteriye dönüştürmez, içlerinde yaşarlar.
Bir de Kerbelâ vakasını bugünkü kadar dillendirdiklerine rastlamadık. Bu yıl Muharrem ayında TV’de gördüklerimizin büyük bölümünün Alevilik ile alakası yoktur. Anadolu Alevilerine, ağır dini söylemlerle yaklaşılmaz. Yas-ı Matem ile ilgili de aşırı vurguların yapılması doğru değildir.
Alevi toplumunun tamamına yakını dini söylemlerin sıklıkla kullanılmasından rahatsızlık duyar. Ayrıca, üstü örtülü bir şekilde Şia inanç ögelerini Aleviliğin içine serpiştirmek son derece yanlıştır. Zaten Şii canlarımız geleneklerini sürdürüyor.
Bırakın Aleviler yoluna oldukları gibi, bildikleri gibi devam etsinler. SONUÇ YERİNETürkiye, Mustafa Kemal Atatürk’ün eşsiz dehasıyla büyük bir aydınlanma yaşadı. Alevilere aydınlık yüzle gidelim. Orta Çağ söylemlerini ulaştırmak yerine aydınlanmacılığı götürelim.
Sünni olsun Alevi olsun onlara dini duygularına hitap eden sözlerle yaklaşmayalım. Bunun zerre kadar yararı yoktur. Şu bir gerçektir; Türkiye’yi din değil laiklik, aydınlanmacılık birleştirir. Büyük aydınlanma devrimi olan Cumhuriyet’i dini söylemlerle zayıflatma hamleleri boşa çıkarılmalıdır.
Cumhuriyet Devrimi Kanunlarını zayıflatacak her türlü tavırdan imtina edilmelidir. Cumhuriyetimizin aydınlık yüzü Alevi canlarımızı, onların benimsemediği dini kelime ve cümlelerle meşgul etmeyelim. Aleviler asıl bu türden şeylere iyi gözle bakmazlar.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Yangın
Yayın: 07 Kasım 2026 21:06 · Kaynak: aydinlik.com.tr