Habermetrik
← Ana Sayfa
Yozgat/Boğazliyan 21 Eylül 2026 06:11
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

İnsanlığımızı niçin kaybettik?

İnsanlığımızı niçin kaybettik?
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Bazen kalabalığın ortasında durup insanlara bakıyorum
  • Herkes bir yerlere yetişiyor, herkesin elinde bir telefon, zihninde başka bir telaş… Yan yana yürüyoruz ama birbirimize ne kadar uzağız

Bazen kalabalığın ortasında durup insanlara bakıyorum. Herkes bir yerlere yetişiyor, herkesin elinde bir telefon, zihninde başka bir telaş… Yan yana yürüyoruz ama birbirimize ne kadar uzağız.

Ne oldu bize?

Ne zaman bir başkasının derdi bizi ilgilendirmemeye başladı? Ne zaman “Bana ne?” demek, “Nasıl yardımcı olabilirim?” demekten daha kolay hale geldi?

Belki de insanlığımızı bir anda kaybetmedik. Biraz biraz eksildik. Önce selamlarımız azaldı, sonra hâl hatır sormayı bıraktık. Aynı apartmanda oturduğumuz insanın adını bilmez olduk. Aynı sokakta yıllardır karşılaştığımız birine sadece başımızı çevirip geçmeye başladık.

Eskiden mahallede bir evin kapısı çalındığında bunun mutlaka bir sebebi olurdu. Bir tabak yemek götürülürdü, “Bir ihtiyacınız var mı?” denirdi. Şimdi bazen en yakınımızdaki insanın zor bir dönemden geçtiğini, sosyal medyada bir yapana kadar fark etmiyoruz.

Yozgat gibi insanların birbirini tanıdığı, sokakta karşılaşınca selamlaştığı bir yerde bile hayatın bu kadar hızlanması düşündürücü.

Mesela çarşıda yaşlı bir amcanın elindeki poşetleri taşımakta zorlandığını görüyoruz. Birkaç kişi fark ediyor, ama herkesin aklından aynı düşünce geçiyor: “Birisi yardım eder.”

O “birisi” kim?

Belki de hepimiziz.

Trafikte de durum farklı değil. Önümüzdeki araç birkaç saniye yavaşladığında sabırsızlanıyoruz. Birinin hata yapmasına tahammül edemiyoruz. Oysa aynı gün içinde bizim de dalgın olduğumuz, yanlış yaptığımız, birinin anlayışına ihtiyaç duyduğumuz anlar oluyor.

Bazen de en büyük acımasızlığı sözlerimizle yapıyoruz.

Bir insanın çocuğuyla ilgili bir sorun yaşadığını duyuyoruz; hemen yorum yapıyoruz. Bir evliliğin neden bittiğini bilmeden taraf oluyoruz. Bir öğrencinin neden başarısız olduğunu bilmeden “Çalışmıyor” deyiveriyoruz. Bir annenin neden yorgun olduğunu sormadan onu eleştiriyoruz.

Oysa insanın hayatının tamamını bilmeden, hayatının bir parçasına bakarak hüküm vermek ne kadar kolay.

Bir de çocuklarımız var.

Onlara paylaşmayı öğretiyoruz ama bazen kendi davranışlarımızla paylaşmanın sadece sahip olduklarımızla ilgili olmadığını unutuyoruz. Çocuğumuz bir arkadaşının başarısını kıskandığında hemen müdahale ediyoruz ama kendi hayatımızda başkasının başarısını içtenlikle kutlayıp kutlamadığımızı düşünmüyoruz.

Çocuklarımız bizim söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı daha çok görüyor.

Markette sıraya kaynak yapan bir yetişkinin çocuğuna “Sıra beklemek gerekir.” demesi ne kadar etkili olabilir?

Trafikte başka sürücülere öfkeyle bağıran bir babanın çocuğuna “Kimseyi kırma.” demesi ne kadar inandırıcıdır?

Belki de değişime tam burada başlamamız gerekiyor.

Başkalarının değişmesini beklemek yerine kendimize biraz daha dikkat ederek…

Çünkü insanlık büyük sözlerle değil, küçük davranışlarla yaşar.

Bir öğretmenin sınıfta dışlanan çocuğu fark etmesiyle…

Bir öğrencinin arkadaşının düşen kalemlerini toplamasıyla…

Bir gencin otobüste yaşlı birine yer vermesiyle…

Bir komşunun hasta olan diğer komşusunun kapısını çalmasıyla…

Bir insanın, kendisini kıran kişiye rağmen kırıcı olmamayı seçmesiyle…

Bunlar küçük şeyler gibi görünüyor. Ama hayat zaten böyle küçük şeylerden oluşmuyor mu?

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey biraz durmak.

Telefonu bir kenara bırakıp yanımızdaki insanın yüzüne bakmak. Çocuğumuzun anlattığı şeyi gerçekten dinlemek. Bir arkadaşımızın “İyi değilim.” demesini geçiştirmemek. Yaşlılarımızın aynı hikâyeyi bir kez daha anlatmasına sabır göstermek.

Çünkü bazen bir insanın ihtiyacı olan şey çözüm değil, yanında birinin olduğunu bilmektir.

Ve galiba hepimiz zaman zaman buna ihtiyaç duyuyoruz.

İnsanların neden bu kadar bencilleştiğini konuşmak kolay. Asıl zor olan, kendimize dönüp “Ben ne kadar değiştim?” diye sormak.

Daha sabırsız mı olduk?

Daha mı kolay yargılıyoruz?

Başkasının mutluluğunu eskisi kadar içten paylaşabiliyor muyuz?

Birinin derdini dinlemek için gerçekten zaman ayırıyor muyuz?

Belki bu soruların hepsine vereceğimiz cevap hoşumuza gitmeyebilir.

Ama değişim de zaten insanın kendisine dürüstçe bakmasıyla başlamıyor mu?

Dünyayı bir anda daha merhametli bir yer haline getiremeyiz. Her kötülüğün önüne geçemeyiz. Her insanı değiştiremeyiz.

Fakat bugün karşılaştığımız bir kişiye daha nazik davranabiliriz.

Bir çocuğun kalbini kırmamayı seçebiliriz.

Bir yaşlının yükünü taşıyabiliriz.

Bir arkadaşımızı sadece iyi gününde değil, zor gününde de arayabiliriz.

Bize yapılan her şeyi unutmamız gerekmiyor. Ama her kırgınlığın bizi daha kötü bir insana dönüştürmesine de izin vermemek elimizde.

Belki insanlığımızı kaybetmedik.

Sadece hayatın gürültüsünde onun sesini biraz fazla kıstık.

Şimdi yeniden açmanın zamanı.

Çünkü bir toplumun değişmesi, önce insanların birbirine bakışının değişmesiyle mümkün.

Ve belki bugün kendimize soracağımız en önemli soru şu:

“Ben bu dünyaya baktığımda sadece kendimi mi görüyorum, yoksa yanımdaki insanı da fark ediyor muyum?”

Cevabımız, nasıl bir dünyada yaşamak istediğimizi de anlatacak.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: merhabayozgat.com
Haber metni ve görseller merhabayozgat.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Trafik · Bölge: Yozgat/Boğazliyan
Yayın: 21 Eylül 2026 06:11 · Kaynak: merhabayozgat.com