Jilet yerine antitüzük geldi!
- Bizim memleketin insanına gerçekten akıl sır erdiremiyoruz… Öyle farklı işlere imza atıyoruz ki, öylesine absürt çıkışlar yapıyoruz ki, hayran kalmamak elde değil… Bazen öyle çıkışlarla karşılaşıyoruz ki… ‘Yahu bunu yapmak kimin aklına geldi, bu fikir nereden esti?
Bizim memleketin insanına gerçekten akıl sır erdiremiyoruz…
Öyle farklı işlere imza atıyoruz ki, öylesine absürt çıkışlar yapıyoruz ki, hayran kalmamak elde değil…
Bazen öyle çıkışlarla karşılaşıyoruz ki…
‘Yahu bunu yapmak kimin aklına geldi, bu fikir nereden esti?’” diye sormadan edemiyoruz…
Son bombayı da bizim Kocaeli’dekiler patlattı…
Müslümce Düşünce Derneği…
Yani kısa ve havalı adıyla BABA-DER…
Haberi görünce şöyle bir durup gözlerimi ovuşturdum…
Okudum…
Okudum…
Yetmedi bir daha okudum…
Eski sendikacılar, doktoralı hocalar, siyaset esnafları ve meraklı sivil toplumcular toplanmış, salona kurulup ‘Müslümce düşünme’ çağrısı yapmış…
Masada süslü tüzükler, antitüzükler, derin laflar, edebiyatlar havalarda uçuşmuş…
Şehrin bütün dertleri çözülmüş gibi bir de oturup ‘Müslüm Felsefesi’ imal etmeye soyunmuşlar…
Derneğin başkanı Süleyman Pekin ve ekibi büyük bir lafla yola çıkmış…
‘Derdimiz üye toplamak değil, anlamı büyütmek…’
Bak, bak, bak…
Peki bu anlam dedikleri şey nereden geliyor?
Müslüm Gürses’in o büyük felsefi mirasından…
İşte tam bu noktada insanın aklına ister istemez 90’ların o efsanevi Gülhane Parkı veya Adana konserleri geliyor. Müslüm Baba sahneye çıkar, kasetten o ağır damar ritim başlar, hemen ardından ön saflardan itibaren kızılca kıyamet kopar…
Çıkarılırdı permatikler, jiletler…
Kollara, göğüslere derin derin çizikler atılırdı…
Şişeler patlar, ambulans sirenleri sahnedeki kasetten konsere eşlik ederdi…
Hatta fanatik bir hayranın hızını alamayıp sahneye atlayıp Müslüm Baba’yı bıçakladığı, Baba’nın da hastaneden çıkıp ‘Biz onları seviyoruz, çocuktur yapar’ dediği o efsanevi hoşgörü ortamı geldi aklıma birden…
Şimdi sormak lazım…
BABA-DER’in o meşhur antitüzük maddelerinden birine bu jilet adeti de dahil mi acaba?
Mesela yönetim kurulu toplantısında bir konuda anlaşamayınca hafiften kollar çizilecek mi?
Ya da dernek lokalinin kapısındaki görevli içeri girenin koluna bakıp ‘Kardeşim senin kolunda hiç jilet izi yok, sen yeterince dertlenmemişsin, geç arkaya’ diyecek mi?
Yanlış anlaşılmasın lütfen…
Müslüm Gürses bu ülkenin yetiştirdiği ve en çok sevilen seslerinden biriydi, mekanı cennet olsun. Kendini de garibanla beraber ezilmişin ve gurbetçinin tercümanı olarak anlatırdı…
Ancak bir ses sanatçısının arabesk hüzünlü şarkılarından toplumsal kurtuluş reçetesi çıkarmaya çalışmak, tabiri caiz ile kraldan çok kralcı olmaktır…
İşin bir de ‘Peki bu işten kim ne kazanacak?’ kısmı var ki, orası daha da bir alem…
Eski sendika başkanları, siyasete soyunmuş isimler, akademisyenler bir araya gelip ‘Müslüm Felsefesi’ diye dernek kurunca insanın aklına tek bir soru takılıyor haliyle…
Memlekette dert bitti de Müslüm Baba üzerinden mi bir etiket kazanma ya da bir isim yapma peşine düşüldü?
Yarın bir gün ‘Ferdi Tayfur’la Minibüsçüler Dayanışma Derneği’ ya da ‘Kibariye ile Pozitif Enerji Vakfı’ kurulursa hiç şaşırmayın…
Hatta işi büyütüp ‘Cengiz Kurtoğlu ile Liseli Aşıklar Derneği’ kuran çıkarsa da şaşmam…
20 kişilik üyenin 20’sinin de yönetici yapıldığı ve kendi çalıp kendi söyleyen bu yapının milletin hangi derdine derman olacağı büyük bir bilmece…
Jiletli konserlerin hatırasıyla İzmit’te meşale yakmak kulağa iddialı gelse de mantığımız yapılmak isteneni bir hayli komik buluyor açıkçası…
Tabi iş buraya kadar gelmişken insan sormadan edemiyor…
Kahvehanedeki emeklinin, pazar filesini dolduramayan esnafın derdine bu antitüzük nasıl çare olacak?
Eğer dert gerçekten garibana ya da düşmüşe el uzatmak ise bunun için Müslüm Baba’nın adını süslü akademik laflarla ambalajlamaya gerek yoktu…
Zaten gerçek Müslümcüler o tüzüğe ya da antitüzüğe bakmazlar. Yakarlar bir sigara, koyarlar kasedi teybe ve sessizce çekerlerdi dertlerini…
Ama olsun…
Yine de BABA-DER’li arkadaşlara başarılar dileyelim…
İlk yönetim kurulu kararında ‘Dernek lokalinde peçete kapatmak yasaktır’ veya ‘Masada sessizce ağlamak mecburidir’ gibi hayati maddeleri görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz…
Niyet hayır, akıbet Müslümce olsun…
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 04 Kasım 2026 15:03 · Kaynak: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr