Müsavat Dervişoğlu Trabzon'da Bayrak Açtı! "Bu Büyük Millet İktidarı Sandığa, Teröristbaşını da İmralı'ya Gömecektir!
- Meydanı hıncahınç dolduran coşkulu kalabalığa seslenen Dervişoğlu, konuşmasının odağına son dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi ve siyaset kulislerinde yeniden alevlendirilen "yeni süreç", "umut hakkı" tartışmaları ile terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen temas iddialarını
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin yurt genelinde başlattığı "Bayrak Açıyorum" mitingleri kapsamında Karadeniz’in simge kenti Trabzon’da on binlerce yurttaşın katılımıyla tarihi bir mitinge imza attı.
Meydanı hıncahınç dolduran coşkulu kalabalığa seslenen Dervişoğlu, konuşmasının odağına son dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi ve siyaset kulislerinde yeniden alevlendirilen "yeni süreç", "umut hakkı" tartışmaları ile terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen temas iddialarını yerleştirdi.
İktidarın ve Cumhur İttifakı'nın terörle mücadele çizgisinden saptığını, şehitlerin ve gazilerin emanetinin çiğnendiğini sert bir dille vurgulayan Dervişoğlu; 25 yıldır Türk milletinin evlatlarına sırt çevirenlerin son 2 yıldır terör odaklarına el uzatmaktan çekinmediğini belirtti.
İmralı’daki teröristbaşına özel yerleşke ve villa tahsis edildiğine dair iddialara ateş püsküren İYİ Parti lideri, "Terörsüz Türkiye, teröriste kıyak yapılarak kurulamaz; Kürt kökenli vatandaşlarımıza İmralı katilini kayyum atayarak bu memlekette birlik sağlanamaz" uyarısında bulundu.
Şehit Eren Bülbül'ün memleketinden Adalet Bakanlığı’na ve hükümete açık sorular yönelten, terör suçlularına örtülü af niteliğindeki girişimleri ve cezaevi nakil süreçlerini yargıya taşıdıklarını ilan eden Müsavat Dervişoğlu’nun Trabzon Meydanı'ndaki konuşmasının tam metni şöyle:
" Trabzonspor Maçlarında En Yüksek Sesle Atılan Slogan: Ne Mutlu Türk'üm Diyene!" "Trabzonspor maçlarında en yüksek sesle atılan slogan budur:'Ne mutlu Türk'üm diyene!' Herkes de bundan çıkaracağı dersi çıkarmalıdır. Sevgili hemşehrilerim, 25 senedir Türk milletinin hiçbir evladına el uzatmadılar ama görüyorsunuz ve takip ediyorsunuz; 2 senedir Türk ellerini teröriste uzatmaktan utanmıyorlar.
Bu memleketin nice evladı ev kuramaz, aile kuramazken bunlar, İmralı'daki terör hükümlüsünün hem evini hem de çeyizini hazırlıyorlar.
Önce'umut hakkı' dediler. Sonra'Meclis'e gelsin, konuşsun' dediler. Sonra buna bir statü verilmesi gerektiğini belirttiler. Şimdi yeni ev, yerleşke, villa... Böyle şeyler söylüyorlar. Her seferinde başka bir başlık açıyorlar. Her seferinde de millete bir şey dayatıyorlar.
Süreç yürüyormuş! Biz bir şey görmüyoruz ama süreç yürüyormuş! Süreç nereye kadar yürüyor? İmralı'da Abdullah Öcalan'ın villasına kadar yürüyor."
"Bu Millet Burada Dururken Abdullah Öcalan'a Kimse Özgürlük Veremez!" "Şimdi bunlar'Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelsin, DEM kürsüsünden konuşsun' dediklerinde; o zaman ben demiştim ki:'Abdullah Öcalan, Ankara'nın Aşağı Ayrancı semtinde oturmuyor ki! Buraya gelip konuşabilmesi için önce onun serbest bırakılması gerekir.'
Bu yapılan işler, işlemler, söylemler; milletin arasında yaratılan kutuplaşmaların tamamının bir tek nedeni vardı, o da Abdullah Öcalan canisine hürriyetini kazandırmaktır. Bu millet burada dururken Abdullah Öcalan'a kimse özgürlük veremez! Veremez!
Ama bir şey yapılabilir; bakın, gerçekleri konuşalım. Sonra da sorgulayalım, sadece konuşmakla kalmayalım. Abdullah Öcalan'ın İmralı'da hangi şartlarda yattığını biz biliyor muyuz? Kaç senedir ne yapıyor, biliyor muyuz? Yatıyor mu, kalkıyor mu, gazetecilerle konuşuyor mu, ulaklarla mesaj gönderiyor mu?
Biz bunu ancak Bakanlık ya da hükümet açıkladığı için değil, ulaklar açıkladığı için şahit oluyoruz, öğreniyoruz.
Dolayısıyla hiç milletten saklamayın. Abdullah Öcalan canisi için ne yaparsanız yapın; bakın sandık yakında önünüze geliyor. Bu büyük millet iktidarı sandığa, Abdullah Öcalan'ı da İmralı Adası'na mutlaka gömecektir!"
"Hiçbir Çoğunluk Yanlışı Doğruya, İhaneti Meşruiyete Çeviremez!" "Sayıları yetti ya, teröriste aslında dolaylı af yasası çıkardılar. Şimdi kalkıp Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki o sayıyı yaptıkları her işe ruhsat sayıyorlar.
Hiçbir çoğunluk yanlışı doğruya, haksızlığı hakka, ihaneti meşruiyete çeviremez! Ama bir doğru, tüm yanlışlara galip gelir. İşte biz o doğrunun peşindeyiz sevgili Trabzonlular! Biz o doğrunun sözcüsüyüz!
Her seferinde yeni bir suç işliyorlar. Anayasayı çiğnemeye, milletimizin onur ve gururunu ayaklar altına almaya devam ediyorlar. Dün bu memleketin çocuklarının katili dedikleri adamın, bugün kravatını bağlamaya hazırlanıyorlar.
Bu haberi kaçırmayın İYİ Parti Lideri Dervişoğlu Trabzon'dan Türkiye'ye Sesleniyor Devamını Oku Geçen hafta DEM Parti'nin İmralı ulaklarından biri çıktı, ilan etti:'Öcalan, İmralı'da yapılan yeni yere geçti' diye. Hatırlayın; eylül ayında Sayın Bahçeli anlatmıştı:'İmralı'da tek katlı bahçeli bir ev yapılmış.
Terörist başı oraya geçmek için statüsünün ve çerçeve yasanın Meclis'e gelmesini bekliyormuş.' Şimdi evine geçmiş. Demek ki beklediği olmuş. Demek ki o çerçeve yasa Ankara'da değil, İmralı'da tam karşılığını bulmuş. Haberi bu millete Adalet Bakanlığı vermiyor da İmralı'nın ulakları konuşuyor. Arkasından da'Yeri değişti ama statüsü değişmedi' diye şikâyet ediyorlar."
"Trabzon'dan Suç Duyurusunda Bulunduk: Nakil Yapılmış mıdır?" "Madem bir şey değişmedi, bu kadar kapıyı niye açtınız o zaman? Meclis Başkanı ne diyor?'Süreç planlandığı gibi ilerliyor' diyor. Peki, Trabzon Meydanı'ndan soruyorum: Örgüt silah bıraktı mı?
Örgüt kendini tam anlamıyla feshetti mi? O zaman demek ki bunların başından beri planladığı buydu; terörist başı caniyi İmralı'da bahçeli eve taşımak. İlk günden beridir sakladıklarını bugün pişkince ilan ediyorlar. Bunu da Türk milleti duysun, unutmasın ve hatırlamasın istiyorlar.
Burada, Trabzon'da biz Hukuk ve Seçim İşleri Başkanlığımızın önderliğinde Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Görev ve vatan ehli cumhuriyet savcılarını vazifeye davet ediyorum. Adalet Bakanına Trabzon'dan soruyorum: Nakil yapılmış mıdır? Yapıldıysa emri kim, hangi kanunun hangi hükmüne dayanarak vermiştir?"
Bu haberi kaçırmayın İşte Muhamed Salah’ın Doğduğu Ev ve Sokaklar Devamını Oku "Burası Şehit Eren Bülbül'ün Memleketidir!" "Burası daha çocuk yaştayken şehadeti göze almış Eren Bülbül'ün memleketidir, Eren Bülbül'ün! Acısı hâlâ yüreğimizdedir.
Bu vesileyle tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Çarşamba günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde şehit öğretmenlerimizi andık. Şehit öğretmenlerimiz Necmettin'i ve Aybüke Yalçın'ı andım. Evladını özledikçe mezar taşına sarılan şehit babasını gösterdim. Sıvasız evlerde hayat mücadelesi veren şehit ailelerimizi anlattım.
O baba, evladını özlediğinde yine aynı taşa sarılıyor. O gazi, hakkını alabilmek ve anlatabilmek için devletin kapısında bekliyor. Bu ülkeyi yönetenler onların önünde kapattıkları kapıları kimin için açıyor, millete onun şikayetini yapmak üzere dolaşıyorum.
Elini, kolunu, gözünü, ömrünü vatan müdafaasında bırakmış insanlar haklarını alabilmek için park köşelerinde bekliyorlar. Ve onların karşısına şerefli Türk polisini dikiyorlar. Gözlerimle gördüm; şehitlerle gazilerin önüne polisleri set yapmışlar, polislerin yarısı iki göz iki çeşme ağlıyordu. Bu memleketin evlatları böyle evlatlardır."
"Terörsüz Türkiye, Teröriste Kıyak Yapılarak Oluşmaz" "Şimdi bugün, o parklarda teröristler için gösteri yapılıyor, hiçbirinin gıkı çıkmıyor. Haber olmasın diye de uğraşıyorlar. Dikkat ederseniz böyle şeyler gündeme gelince hemen yayın yasağı koyuyorlar.
Bu memlekette en kolay iş gazeteciyi hapsetmek, milletin doğruları, doğruları öğrenmesini engellemek. Bu, işte şehit haberleri hiçbir yerde yansıtılmasın, anlatılmasın ve bu işler unutulsun istiyorlar.
Bu isteğin ne demek olduğunu en iyi, o kapının bir defa çalındığında evdekiler bilir. Yani şehit ailesinin kapısının şehit haberini vermek üzere çalınmasının ne olduğunu önce şehit aileleri bilir. Ama bunların yaptıkları bu değildir.
Terörsüz Türkiye, teröriste kıyak yapılarak oluşmaz. Kürt'e İmralı katilini kayyum atamaya çalışarak olmaz. İktidarda kalmak için Öcalan canisiyle bile iş tutmaya çalışarak olmaz. Kimlik pazarı kurarak, etnik ve mezhep temelli talepleri baş tacı yaparak olmaz.
Ve bilinsin ki Türkiye; eşkıyalıkla itibar ticareti yapanların, döktüğü kanı demokrasi diye satanların, cumhuriyetimize saldıranların ganimeti olmaz, olamaz! Türk milleti buna asla ve kat'a müsaade edemez!"
"Trabzon'un Limanına Tren Yok, Teröristbaşına Villa Var!" "Kardeşlerim, daha Meclis'e bir teklif gelmeden biliyorsunuz seçim tarihini açıklamaya çalışanlar var. Millet sandığa gitmeden seçeceği Meclis'in hangi anayasayı kabul edeceğini ilan edenler var.
Silahların bırakıldığına dair tespitin sonucunu da tespiti yapacak kurumdan önce söylemeye heveslenenler var. Yani bunlara göre; Meclis yok, kararı var. Seçim kararı yok, seçimin tarihi var. Tespit yok ama neticesi var. E, milletin önüne neyi bıraktıklarını da artık siz takdir edersiniz.
Verdiğiniz kararların altına bu millet mühür vuracak mı, vurmayacak mı; bunu kimse düşünmüyor. Millet oyunu verecek, vekili de o oyu alıp başka bir kapıya götürecek. Ben Trabzon'da soruyorum: Böyle bir düzene razı mısınız?
Milletvekili kendisine verilen oyu namus bilip taşıyacak. Meclis bu büyük milletin adına karar veriyorsa şayet, o milletvekili hesap verecek. İktidarı değiştirme vakti geldiğinde de son söz bu büyük milletin olacak.
Trabzon'un limanına gelince tren yok, ray yok. Terör gazisine, şehit yakınına gelince para yok, imkân yok. Fonzedeye gelince kendi parasını ne zaman alacağını söyleyen yok; ama teröriste af var, teröristbaşına villa var."
"Rüzgâr Sert Esti Diye Bayrak İndirilir mi?" "Trabzon, bu düzene razı mısın? Şimdi soruyorum Trabzon: Fırtına çıktı diye kürek bırakılır mı? Rüzgâr sert esti diye bayrak indirilir mi? Bu millet, bu vatanı kirli pazarlıklara teslim eder mi?
O halde fırtına dinecek; çünkü kürek bizim elimizde, bayrak bizim elimizde ve yarın bu milletin elindedir.
Bu devletin yetkisini siz veriyorsunuz. Siz veriyorsunuz. Helal oylarınızla iş başına getiriyorsunuz ve verdiğiniz yetkinin nasıl kullanıldığını da sorma hakkına sahipsiniz. Yanlış kullananı değiştirmek sizin elinizdedir.
Bir düşünün; Meclis bu meydandaki insanın sesine gerçekten kulak verdiğinde neler değişir? Gazinin yıllardır bekleyen hakkını bir daha gündemden kaldıramazlar. Fon vurgununda hangi kurumun ne yaptığını araştırmaktan kurtulamazlar, kaçamazlar.
Trabzon'a her seçimde aynı treni anlatıp sonra 5 sene ortadan kaybolamazlar. Bu memleketin geleceğini ilgilendiren bir pazarlığı milletten saklayamazlar.
İşte ben, o Meclis'in gücünü istiyorum. Vekilin oyunu milletin önünde verdiği, bakanın milleti önünde hesap verdiği, bir memurun kendisini atayan adama bakmadan kanunu uygulayabildiği bir Türkiye istiyorum. O Türkiye'yi kuracak irade işte bu meydandadır, milletin kendisindedir."
"Seçimi Paşa Paşa Yapacaklar, Paşa Paşa Bırakacaklar!" "Sağda solda dedikodu yapıyorlar:'Efendim, seçim yapmazlarmış.' Bunlar hep istihbarat çalışması. Bunlara itibar etmeyin. Unutmayın,'Efendim seçim yapmazlarmış...' Paşa paşa yapacaklar, paşa paşa!'Seçimi kaybetse de bırakmazmış...' Paşa paşa bırakacaklar!
Makam dediğin emanettir. Devlet dediğin de bu milletin tapulu yeridir. İktidarı veren de millettir, iktidar verdiğinden geri alacak olan da millettir. Burası muz cumhuriyeti değil, büyük Türkiye Cumhuriyeti'dir. Söz de milletin, karar da bu büyük milletindir!
Geldikleri gibi gidecekler Allah'ın izniyle! Ben size gücün, ben size gücün gerçek sahibinin siz olduğunu anlatmaya geldim, hatırlatmaya geldim.
Şöyle iyi bakın elimdeki zarfa. Milletin egemenliğidir bu zarf. Kurtuluş Harbi'nde bile sandığa girmiş ve hükmünü vermiştir. Sandığa girecek ve yine hükmünü verecektir. Hüküm çünkü büyük Türk milletinindir!"
"Son Bulsun Teslimiyet, Yıkılsın Zillet; Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Millet!" "Trabzon! Ben senin olanı sana hatırlatmaya geldim. İrade de sensin, güç de sensin, milli egemenlik de sensin! Sana unutturulanı sana hatırlatmaya geldim.
Yalnız olmadığını, senin için mücadele edecek iyilerin ve cesurların olduğunu sana anlatmaya geldim.
Ben bu bayrağı bir parti için açmadım. Bir makam, bir mevki için açmadım. Bu bayraklar milletin doğru gördüğünü yapma hakkıdır. Milletin haklı olanı istemesidir. Milletin hürriyetidir, istiklalidir ve şerefidir! Toprağıdır bu milletin, fabrikasıdır, alın teridir, ekmek teknesidir!
Bu bayrak tam bağımsızlıktır! Bu bayrak millî egemenliktir! Bu bayrak çağdaş uygarlıktır! Bu bayrak millî kimliktir! İşte ben bu bayrağı onun için açtım! Bu bayrağı onun için diktim! Millet olacaksak, millet kalacaksak bundan öte yol yoktur.
Bu bayrak namustur, töredir, hukuktur; hepsi bu bayraktadır! Ve bilinsin ki Karadeniz çırpındıkça bu bayrak sonsuza kadar dalgalanacaktır! Bu millet yenilmiş bir millet değil, bileği bükülmüş bir millet değil, vazgeçmiş bir millet değil!
Türkiye de sahipsiz değil! Türk milleti asla yalnız değil! Onun için her yerde söylediğimi burada tekrarlıyorum: Son bulsun teslimiyet, yıkılsın zillet; yaşasın cumhuriyet, yaşasın millet!
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 07 Kasım 2026 13:44 · Kaynak: gunebakis.com.tr