Ayaş’ta bir zarf dolusu iplik, eski halıların renk sırrını nasıl çözdü?
- Ankara’nın Ayaş ilçesinde 1997 yılında yapılan bir saha çalışmasında tarihi camilerde bulunan eski halıların yıpranmış kenarlarından alınan küçük yün iplik parçaları, yaklaşık 13 yıl boyunca ayrı zarflarda saklandı
Ankara’nın Ayaş ilçesinde 1997 yılında yapılan bir saha çalışmasında tarihi camilerde bulunan eski halıların yıpranmış kenarlarından alınan küçük yün iplik parçaları, yaklaşık 13 yıl boyunca ayrı zarflarda saklandı. 2010’da laboratuvara ulaşan bu örnekler analiz edildiğinde, yüzyıllar önce kullanılan kırmızı, mavi, lacivert, sarı ve kahverengi renklerin ardındaki doğal boya kaynakları belirlenebildi.
Araştırmanın ayrıntıları Ayşen Soysaldı, Recep Karadağ ve Emine Torgan Güzel tarafından hazırlanan “Ayaş Camilerinde Tespit Edilen Uşak Halılarının Özellikleri ve Boyarmadde Analizleri” başlıklı çalışmada yer aldı. Çalışmaya konu olan eserler Ayaş çarşısındaki Şeyh Muhyiddin Camisi ile Bünyamin Ayaşi Camisi’nde tespit edildi.
Araştırmacılar bunları yerel üretim “Ayaş halıları” olarak değil, desen ve teknik özellikleri itibarıyla Uşak halıları olarak değerlendiriyor. Çalışmada bu eserlerin camiler için sipariş edilip büyük tezgâhların bulunduğu Uşak atölyelerinde dokutulmuş olabileceği belirtiliyor.
DÖRT HALIDAN 19 RENKLİ İPLİK ALINDI1997’de yapılan araştırmada Madalyonlu Uşak Halısı, Kartuş Bordürlü Uşak Halısı, Hatayi Bordürlü Uşak Halısı ile Sümbül ve Penç Bordürlü Uşak Halısı olarak tanımlanan dört eserden toplam 19 renkli yün iplik numunesi toplandı. Numuneler halıların zaten çok yıpranmış ve sökülmekte olan kenarlarındaki hav ve düğüm ipliklerinden alındı.
Her parçanın hangi halıya ait olduğu kaydedildi ve örnekler ayrı zarflarda 2010 yılına kadar muhafaza edildi. Ardından TCF-DATU Kültürel Miras ve Doğal Boya Laboratuvarı’nda analiz süreci başladı. Araştırmacılar iplikleri HPLC-DAD olarak bilinen, diyot dizilimli dedektör kullanılan yüksek performanslı sıvı kromatografisi yöntemiyle inceledi.
Basit ifadeyle bu yöntem, ipin içindeki boya bileşenlerinin ayrıştırılıp bilinen referans maddelerle karşılaştırılmasına olanak sağladı. Böylece görünen rengin arkasında hangi doğal boya kaynağının bulunduğu anlaşılabildi.
KIRMIZININ ARKASINDAN KÖKBOYA ÇIKTIAnalizlerin en net sonuçlarından biri kırmızı renklerde elde edildi. İpliklerde tespit edilen alizarin ve purpurin gibi bileşenler, kırmızı rengin kökboyadan (Rubia tinctorum) elde edildiğini gösterdi.
Mavi ve lacivert ipliklerde bulunan indigotin ise boyamada çivit otu ya da Hindistan çividi kullanıldığına işaret etti. Sarı renklerde ise halıya göre farklı sonuçlar ortaya çıktı. Madalyonlu Uşak Halısı’ndaki bazı sarı tonların boyacı sumağı, başka bir örnekteki sarının ise gence (Datisca cannabina) ile ilişkili olduğu belirlendi.
Çalışmanın genel sonuçlarına göre kullanılan kesinleşmiş doğal boya kaynakları arasında kökboya, çivit otu veya Hindistan çividi, boyacı sumağı, gence, meşe palamudu ve mazı gomalığı bulunuyor. Kahverengi ipliklerde tespit edilen elajik asit de tanen yönünden zengin meşe palamudu veya mazı gomalığı gibi kaynaklara işaret ediyor.
Anadolu halı ve kilimlerinde bu tür tanenli bitkilerin kahverengi ve siyah renk elde etmek için kullanıldığı biliniyor. İKİ SARI İPLİĞİN BİTKİSİ BULUNAMADIAraştırma her renk için kesin bir bitki adı vermedi. Hatayi Bordürlü Halı ile Sümbül ve Penç Bordürlü Halı’dan alınan iki sarı iplik örneğinde aynı tür boya bileşeni görüldü.
Ancak bunun hangi bitkiden geldiği kesin biçimde belirlenemedi. Yalnızca boyanın flavonoid yapılı bitkisel bir kaynaktan elde edildiği saptandı. Bu ayrıntı önemli; çünkü laboratuvar analizi doğal boya kullanımını ortaya koysa da her renk için tek ve kesin bir bitki adı söylemek mümkün değil.
İKİ PARÇA BİRLEŞİNCE 5'E 8 METRELİK HALI ORTAYA ÇIKTIAraştırmanın en dikkat çekici eserlerinden biri Şeyh Muhyiddin Camisi’nde bulunan Madalyonlu Uşak Halısı oldu. Halı iki parça halinde tespit edildi. Parçalar yan yana getirildiğinde eserin yaklaşık 5 metreye 8 metre boyutlarında olduğu hesaplandı.
Kırmızı, mavi ve sarı renklerin hâkim olduğu halıda madalyon, lale, karanfil ve çeşitli çiçek motifleri bulunuyordu. Teknik özellikleri, düğüm sıklığı, renkleri ve desenleri başka tarihî Uşak halılarıyla karşılaştırıldı.
Çalışmanın sonuç bölümünde Madalyonlu Uşak Halısı’nın kuvvetle muhtemel 16. yüzyıla, diğer eserlerin ise 17. ve 18. yüzyıl örneklerine ait olabileceği değerlendirildi. Ancak burada kesin bir tarih belgesinden söz edilmiyor.
Araştırmacılar tarihlendirmeyi teknik ve desen benzerliklerine dayandırıyor ve daha net sonuç için Osmanlı arşivlerinde Ayaş camileriyle ilgili 16-18. yüzyıl belgelerinin incelenmesi gerektiğini özellikle belirtiyor. HALILARDAN BAZILARI BUGÜN NEREDE?Hikâyenin en çarpıcı kısmı ise eserlerin günümüzdeki durumuyla ilgili.
Bünyamin Ayaşi Camisi’nde 202/51 kayıt numarasıyla belgelenen Uşak halısının bazı parçalarının Ankara Vakıf Eserleri Müzesi’nde 1090 ve 1250 envanter numaralarıyla bulunduğu tespit edildi. Ancak bu halıdan iplik örneği alınmadığı için boya analizi yapılmadı.
Buna karşılık Madalyonlu Uşak Halısı ile 202/50 numaralı sümbül ve penç bordürlü halının durumu farklı.2023 tarihli makalede, Ayaş Müftülüğü ve Ankara Vakıf Eserleri Müze Müdürlüğü ile yapılan görüşme ve yazışmalarda bu eserlere ve bazı diğer parçalara ulaşılamadığı belirtiliyor. Araştırmacılar eserlerin müzeye gelmeden önce kaybolduğunun anlaşıldığını ifade ediyor.8 Kasım 2026 itibarıyla yaptığımız açık kaynak taramasında da söz konusu Madalyonlu Uşak Halısı veya 202/50 numaralı eserin daha sonra bulunduğunu gösteren yeni ve doğrulanabilir bir kamu kaydına rastlanmadı.
Bu nedenle eserlerin bugünkü konumunun bilinmediğini söylemek, “kesin olarak yok oldular” demekten daha doğru. ZARFTA KALAN İPLİKLER ESERLERDEN DAHA FAZLA ŞEY ANLATTIAyaş’taki araştırmanın değeri yalnızca eski halılarda hangi bitkilerin kullanıldığını ortaya çıkarmasından kaynaklanmıyor.1997’de birkaç santimlik iplik parçalarının doğru şekilde kayıt altına alınarak saklanması, yıllar sonra artık ulaşılamayan bazı eserler hakkında bilimsel veri elde edilmesini mümkün kıldı.
Analiz sonuçları, söz konusu halılarda tespit edilen doğal boyaların Osmanlı dönemi halıları ve diğer tarihî tekstillerde görülen boya geleneğiyle uyumlu olduğunu ortaya koydu. Böylece Ayaş’taki iki camiden alınarak zarflara konulan 19 renkli iplik örneği, 13 yıl sonra laboratuvarda yalnızca kırmızının, mavinin veya sarının kaynağını değil; bugün bazıları yerinde olmayan eserlerin üretim geleneğini de belgeleyen izlere dönüştü.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Ankara/Ayaş
Yayın: 08 Kasım 2026 12:36 · Kaynak: yeniankara.com.tr