Habermetrik
← Ana Sayfa
18 Ekim 2026 15:07
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Kentlerimize “sel felaketi” yaşatan kafa

Kentlerimize “sel felaketi” yaşatan kafa
Görsel kaynağı: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr

O kafa, salt “AKP kafası” değil.
O kafa, daha önceki dönemlerde de Türkiye’yi yöneten kafa.
CHP kafası…
Demokrat Parti kafası…
Adalet Partisi kafası…
Doğru Yol Partisi kafası…
Anavatan Partisi kafası…
Saadet Partisi kafası…
Refah Partisi kafası…
Milliyetçi Hareket Partisi kafası…
Demokratik Sol Parti kafası…
Ülkemizin genel ve yerel yönetimine az veya çok dokunan tüm siyasi partilerin kafası…
Aralarında “kafası farklı parti” yok mu?
Yok.
Nasıl bir kafa bu?
Anlatayım…
Ülkemizde kentleşme nasıl başladı?
Siyasi partilerimizden herhangi birinin, somut bir “kentleşme politikası” var mıydı?
Yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar, kentlerimizin nasıl büyüdüğünün tanığıdır.
Önce boş bir araziye bir “gecekondu” yapıldı.
Yanına bir başkası, sonra bir başkası…
Tek katlı derme çatma kaçak binaların sayısı çoğaldıkça çoğaldı, mahalleler oluştu.
Kenti saran “gecekondu mahalleleri”…
Ne yolu var, ne kanalizasyonu, ne suyu, ne de elektriği.
Sonra ne oldu?
Görev başındaki yönetim, bu mahallelerde oturan seçmenin oyunu alabilmek için “imar affı” çıkarıp gecekonduları yasallaştırdı.
Sonra?
Sonra gecekondular yıkılıp yerlerine apartmanlar, devasa konut siteleri, alışveriş merkezleri, rezidanslar yapılmaya başlandı.
Tabii “kent planlaması” olmadığından; fabrikalar, üretim atölyeleri, depolar, kamyon parkları gibi yapılar da aynı bölgede konutlarla iç içe inşa edildi.
Topraktan “rant” elde etme dönemi başlamıştı.
Çılgınca…
Yeşil alanlar gittikçe küçüldü, dere yatakları daraldı, toprak betonla kaplandı.
Hatta bazı kentlerimizde, üstü kapatılan derelerin üstüne sıra dükkanlar ve konutlar yapıldı.
İşin uzmanları, yaklaşan felaketi raporladı, yetkilileri uyardı, ama dinleyen kim!
Kenti yönetenlerin gözü böylesine dönmüştü.
İşte ülkemizi ve kentlerimizi yöneten kafa, bu kafa!
Felaket geliyorum dedi ve geldi
Kentleşmede geçmişte yaptığımız hatalar, geçen hafta başta İstanbul, Kocaeli ve Sakarya olmak üzere Marmara bölgesinde yaşanan “sel felaketi”nin habercisiydi ve yaşandı.
Bu hataları yapmaya devam ettiğimize göre, yaşadığımız felaket, bundan sonra yaşanacak daha büyük felaketlerin de habercisi.
Ders almak yok.
Kafayı değiştirmek yok.
Yanlışları tekrarlamaya devam!
Bakın göreceksiniz, bir hafta on gün sonra yaşadığımız bu büyük felaket unutulup gidecek.
İleride yaşayacağımız bir başka felakette hatırlayacağız bu kötü günleri.
Sorumlu kim?
Gözlüyorum…
Siyasi taraflar, bu felaketin sorumlusunu birbirinin üstüne atıyor.
“Sorumlu”, pinpon topu gibi oradan oraya dolaşıp duruyor.
“Sorumlu”, dünden bugüne Türkiye’yi yöneten kafa!
Bu kafayı ısrarla değiştirmek istemeyenler…
Rant uğruna kentlerimizin perişan olmasına göz yumanlar…
Denetim görevlerini yerine getirmeyenler…
Bilim insanlarının uyarılarına kulak tıkayanlar…
“Kentlerin taşıma kapasitesi”ni hiçe sayanlar…
Altyapısı olmadan kentleşmeye izin verenler…
Dere yataklarını yapılaşmaya açanlar…
Yaşanan felaketi “doğa olayı” diye açıklayanlar…
Tamam bu yoğunlukta yağan yağmur, her kentte “sıkıntı” yaşatır, ama bu denli “felaket” yaşatmaz.
Son bir iki söz
Birinci söylemek istediğim…
Türkiye’de ekonomik sistem “üretim”e değil, “rant”a dayalı.
Bu “rant” sistemini değiştirmediğimiz sürece, kentlerimizi daha çok sel basar.
İkinci söylemek istediğim…
Eğer bir ülkede, bir kentin altyapısı, kent çarpık çurpuk büyüdükten sonra yapılıyorsa, o ülke geri kalmış bir ülkedir.
Akıllı gelişmiş ülkelerde, önce altyapı yapılır, yerleşime açılacak bölgeye elektrik, su, gaz, yol, iletişim ve ulaşım hizmetleri getirilir, sonra konut yapımına izin verilir.
“Önce altyapı, sonra konut”…
Kentleşmenin temel kuralı budur.
Sonra yerleşime açılmasına karar verilen bir bölgede yapılacak konut sayısı ve bu konutlarda yaşayacak insan sayısı bellidir.
Elektrik, su, yol hesabı buna göre yapılmıştır.
Hiç kimse, kafasına göre hareket edemez.
“Yaparken evde iki klima vardı, ben bir klima daha ilave ediyorum” diyemez, bunun için izin almak zorundadır.
Eğer bölgenin enerji kapasitesi yeterliyse, yeni bir klima takılmasına izin verilir.
Toplu yaşamda, birlikte yaşamda kurallar vardır, bu kurallara uymak zorundasın.
Türkiye ne çekiyorsa, “kuralsız yaşam”dan çekiyor.
Kafamızı değiştirmediğimiz sürece, felaketlerden kurtulmamız mümkün değil.
Yazdım…
Yaşadığımız sel felaketine bir de bu açıdan bakın istedim.

Kaynaklar: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
Haber metni ve görseller Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 18 Ekim 2026 15:07 · Kaynak: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp