Habermetrik
← Ana Sayfa
28 Ekim 2026 04:09
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

İktidarın iç sesleri ne söylüyor?

İktidarın iç sesleri ne söylüyor?
Görsel kaynağı: gazetepencere.com
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Karşıt kutupların birbirlerini eleştirmeleri hem kolay hem de alışık olunan bir durum
  • Doğal çünkü karşıtlığın doğasında bu var

Karşıt kutupların birbirlerini eleştirmeleri hem kolay hem de alışık olunan bir durum. Doğal çünkü karşıtlığın doğasında bu var. Kolay çünkü ellerinde birbirlerine dair yeterince malzeme var. Düne kadar muhalefetin yolsuzluk dosyaları üstüne bir iletişim kuruluyordu.

Bugün fon skandalı iktidarın elini zayıflattı, hem muhalefet belediyelerine isnat ettiğinden çok daha sarsıcı iddialarla hem de bunun ülke ekonomisinde yarattığı olumsuzluklarla uğraşıyor. Bu gibi durumlarda meseleye kısmen de olsa objektif bakabilen iç seslere kulak vermek zihin açıcı oluyor.

Bu daha ziyade iktidar cenahı için önemli. Lidere mutlak itaat söz konusu. Geçmişte (Tayyip Erdoğan’ın bu kadar güçlü olmadığı zamanlarda) itiraz etmeye kalkan Abdüllatif Şener, Abdullah Gül ve nicelerinin sahneden çekilmek durumunda kalmaları gerçeği ortada.

Muhalefete göre çok daha iyi bir iç koordinasyonları var ve 25 yılı bulan iktidar sürecinin son bulması sonrasında olabileceklerin yarattığı korkunun diğer tüm duygulara galebe çalması normal. “Kol kırılır yen içinde kalır” metaforunun hakkını veriyorlar.

Bir de güçlü pozisyonunu kaybetmeyi kimse istemiyor. AKP’nin büyük ekosistemindeki farklı unsurlardan ziyade hareketin merkezinde bulunan, senelerce cumhuriyet elitleri ile yaşadıkları kültürel çatışmanın etkilerine maruz kalmış çekirdek unsurların ne söyledikleri, bu yazının meselesidir.

Öncelikle kamuoyunda Erenköy Cemaati olarak bilinen yapının çatı kuruluşu olan Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın 13 Ekim 2026 tarihli sert manifestosunu ele alalım. Metnin gücü “Bu metin bir rica değil, bir ikazdır...” söyleminde düğümleniyor.

Aynı köklerden filizlenmiş olmanın hatırına sığınıyor gibiler. Gerçi Erdoğan pragmatizmi, “vefa” gibi duygularla bu tip çıkışları kolay sindirmez. İçinde okul cinayetlerini, uyuşturucuyu, sanal bahsi, fuhşiyatı, silahlanmayı ve zorbalığı barındıran topyekûn bir çürümeden söz ediliyor.

Metin, fon krizini bu çürümenin artık susulmaması gereken son aşaması olarak tespit ediyor. Sonra da eğitim sisteminden başlayarak nasıl bir politika izlenmesi gerektiğine dair tavsiyelerde bulunuyor. Metnin tespitler kısmına söylenecek çok bir şey yok.

Hatta eğitim sistemine yönelik eleştirileri de çerçeve olarak kabul edilebilir düzeyde. Bunların İslami hareketin merkezinden dile gelmesi, özeleştiri kültürünün olmadığı bir düzlemde, tekrar ediyorum, ayrıca değerlidir.

Ayrıca sorumluların hesap vermesi gerektiğinin altını çiziyor. Gerçi Erdoğan dahil olmak üzere bunu söylemeyen yok da bazı meselelerin siyasi ayağı istenmeyen yerlere uzandığında neler olabildiğini yakın tarih bize öğrettiği için çok ümitvar olamıyoruz.

Tavsiyeler kısmına gelindiğinde ise metinden murat edilen asıl gerçeklerle yüzleşiyoruz. Rehabilitasyon mu denir artık devrim mi(!), bundan sonra yapılması gerekenlerin yasaklarla, sansürle, baskıyla ve dogmatik değerlere olan bağlılıkla olmasını salık veriyor.

Sanırım, iletişimin teknoloji sayesinde geldiği noktanın, eğitimin artık aile ve mektep ile sınırlı kalamayacağının, toplumun ise belli alışkanlıklarından geri adım atmayacağının farkında değiller. Toplumun İslamcı iktidar döneminde gördüklerinin ve yaşadıklarının dini değerlere bağlılıkta yarattığı erozyonu da belli ki kavrayamamışlar veya anlamazlıktan geliyorlar.

Ve bugün Türkiye’de baskıların, yasakların, sansürün ve susturma girişimlerinin yarattığı çürüme, tüm musibetleri bağladıkları ahlaki çürümenin yanında hafife alınamayacağı gibi, bizzat sebeplerinden bir tanesidir. Gelelim diğer alıntıya… Tayyip Erdoğan’ın eski metin yazarı Aydın Ünal, belli bir süredir fon skandalının üstüne gidilmesi gerektiğini ısrarla yazıp söyleyenlerden birisi.

Bu noktada Erenköy Cemaati’nin manifestosu ile de ortaklaşıyor. Ancak o da son yazılarında konuyu dönem siyasetinin malul ve manipülatif bakışıyla ele alıyor, kuşatma altında olduğumuzu söylerken, fon krizinin bunun için elverişli bir malzeme olduğu tespitinde bulunuyor.

Özellikle bunun Tayyip Erdoğan’ı seçim dışında bırakma stratejisi olabileceğini ifade ediyor. Sonunda yine hesap sorulacağına olan inancını yineliyor. Ancak; meseleyi bir darbe girişimi gibi ele alan değerlendirmeler, iktidarın konunun üstüne gitmeme veya gidememe motivasyonuna hizmet ediyor gibi duruyor.

Şunu söylemek isteriz ki; mesele bir vakıanın vuku bulmuş olması değildir, zaten uzun süredir olmakta olanın ortalığa saçılmış olmasıdır. İktidar cenahından birilerinin de dahil olduğu bir kitle bu işlere bulaşmıştır. İktidarın nüvesi olan kesimler olayı dış güçlere bağlayıp sulandırmazlarsa veya en azından şimdilik öznel politik stratejiler önermek yerine çürümeyi yaratan siyasi düzenle hesaplaşmaya giderlerse ancak o zaman samimiyetlerinden söz edebiliriz.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: gazetepencere.com
Haber metni ve görseller gazetepencere.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 28 Ekim 2026 04:09 · Kaynak: gazetepencere.com
Kaynağı Oku ↗