Habermetrik
← Ana Sayfa
26 Ekim 2026 06:15 · Güncelleme 06:22
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Prof. Dr. Kemal Üçüncü, Mekke İttifakı Değerlendirdi: “Türkiye Bölgede Kilit Ülke Konumunda”

Prof. Dr. Kemal Üçüncü, Mekke İttifakı Değerlendirdi: “Türkiye Bölgede Kilit Ülke Konumunda”
Görsel kaynağı: gunebakis.com.tr
⏱️ 12 dk okuma
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Dünya siyasetinde dengelerin hızla değiştiği, Orta Doğu’da yeni ittifakların ve güç merkezlerinin öne çıktığı bir süreç yaşanıyor. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın adıyla anılan “Mekke İttifakı” da bu yeni dönemin en dikkat çekici başlıklarından biri olarak gündemdeki yerini aldı.

Peki bu ittifak bölgedeki dengeleri nasıl değiştirebilir, Türkiye’ye nasıl bir rol biçiliyor ve ABD, İsrail, İran ile Körfez ülkeleri bu yeni denklemde nerede duruyor? Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.

Kemal Üçüncü, Mekke İttifakı üzerinden şekillenen yeni jeopolitik tabloyu, Türkiye’nin bölgesel konumunu ve önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilecek risk ve fırsatları değerlendirdi.

Program konuğumuz Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Sayın Kemal Üçüncü ile birlikteyiz. Değerli izleyicilerimiz, Profesör Doktor Sayın Üçüncü ile ulusal anlamda Türkiye'nin stratejik olarak değerlendirdiği yeni bir uluslararası anlaşmayı, Mekke anlaşmasını ya da Mekke İttifakını konuşacağız.

Sayın hocamın değerlendirmelerini birlikte izleyeceğiz ve bir beyin fırtınası yapmak istiyoruz kendisiyle Mekke İttifakı; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın birlikte kararlaştırdığı ve başını Türkiye'nin çektiği stratejik bir ittifak. Nasıl bakıyorsunuz bu ittifaka?

MEKKE İTTİFAKI YENİ DENKLEMİN NERESİNDE?

Kemal Üçüncü: Söylediğiniz gibi, özellikle bu meseleye girmeden önce 2026 yılı itibarıyla dünyadaki jeopolitik saflaşmaya bakmamız lazım gelir. İsrail'in Gazze'deki tarihsel soykırımları, ardından İslam dünyasında ve uygar dünyanın vicdanındaki düşen insanlık karşıtı eylemleri, siyaseten artık kabul edilemez, taşınamaz hale geliyor.

Özellikle Netanyahu'nun Tevrat, Talmud mitolojisine bağlı sapık bir görüşü dünyayı artık hegemonya altında alıyor. Yani bunu sadece İsrail'den ibaret saymıyorum. Bugünkü küresel finans politik, uluslararası ilişkiler düzeni, Dünya Bankası, IMF, World Economic Forum, CFR Dış İlişkiler Konseyi, Davos Forumu, bütün bu yapı, trilateral...

Bütün buna bağlı finansal altyapısı, dünyanın verilebilir kredisinin yüzde 95'ini kontrol eden, Standard, Bourse, Merrill Lynch gibi efendim, büyük finansal oligarkın siyasal tasarımı, dünya tasarımı, insan tasarımı ile karşı karşıya bulunuyoruz. Nedir bu?

Bunu pandemide de gördük. Pandeminin hemen arkasından bir çip seferberliği başlatıldı. Artık bugün biliyoruz ki dünya uygarlık tarihinin biz son insan nesliyiz. Bizden sonra insansılar başlayacak. Transhumanizm başlayacak.

Nedir o? İnsanlığın 800 milyona indirilmesi öngörülüyor. Bunu ben söylemiyorum. Bir fantazi değil, yani bu açık kaynaklarda bile ortaya konulan bir görüş.

BÖLGEDE İKİLİ SAFLAŞMA OLUŞTURULDU

Bölgede ikili saflaşma oluşturuldu. İsrail, ABD bloğunun bunun yanına Birleşik Arap Emirlikleri'ni de, Somali'yi de ekleyerek bölgede böyle bir saflama var, ikili saflaşma oluşturuluyor. İşte Babül Mendep krizi Yemen'de Husilerin devreye girmesiyle… Açıklanan şey şu.

Suudi Arabistan saldırıya uğruyor, Suudi Arabistan'ın yanında bir Sünni blok, Türkiye ve nükleer güç olarak Pakistan'ın, işte NATO'nun en büyük ordusu ve bölgenin en büyük ordusu olarak Türkiye'nin buraya vaziyet etmesi. Hakeza biliyorsunuz Türkiye Katar'ı da koruyor.

Mekke İttifakı yapıldığı zaman, anlaşma yapıldığı zaman yani Husi'lerin saldırısı yoktu. Yani Suudi Arabistan saldırıya uğramıyordu. Yani bu Suudi Arabistan saldırıya uğradığı için Mekke İttifakı yapıldı tezi burada çöküyor.

Kemal Üçüncü: Taraflardan birisi saldırıya uğradığı anda onun yardımına koşuyor. Zaten ittifaktan hemen sonra Husi saldırıları başladı.

Onları kim saldırtıyor? Husi'lerin saldırısını yani bu ittifak mı deneniyor, sınanıyor bu saldırıyla?

Kemal Üçüncü: Bu ittifak tabii büyük bir aslında İran'la Türkiye'yi, Suudi Arabistan'ı, Pakistan'ı, İslam dünyasındaki Şii ve Sünni blokları birbirine vurdurmak. Bunun bir diğer versiyonu da daha önce Çin'de denendi. Budist ve bir milyarlık İslam dünyasının Hindularla birbirine vurmak.

İşte bu medeniyetler ittifakı denilen şeyde, bu büyük blokları ben bunu Çin'de de söyledim. Komünist Partisi ile yapmış olduğumuz toplantıda dedim ki yani bakın Uygur bölgesinde evet bu insan hakları ihlalleri falan filan bunlar kapalı şeyde konuşuyoruz.

Bunlar devam ettiği müddetçe burada böbrek 80 dolara satılıyor ve karşımızda bir milyarlık bir Müslüman kitlesi var. Ne düşünüyorsunuz hem orta koridor diyorsunuz? Teşekkür etti bana bakan yardımcısı ilgili. Dedi ki “dostlar birbirini bu şekilde uyarmalıdır.

Meseleleri böyle ortaya koymalıdır.” Aynı şey şimdi burada söz konusu. Şimdi baktığımız zaman istenilen şey nedir? İsrail eski dışişleri bakanı açıklıyor, tabii manipüle ediyor, efendim bir Sünni blok oluşturarak efendim Yemen'e karşı, İran'a karşı işbirliği.

Ama Suudi Arabistan Sünni bloğun içinde değil ki. Yani Sünni'de yok ki. Suudi Arabistan'da Sünnilik yok ki.

Kemal Üçüncü: Yani tabii bize göre öyle ama yani oradaki yansıyan resim o. Nitekim bugün, dün herhalde Mısır'da Yemen'e karşı askeri güç birliğine katılacağını ilan etti. Şimdi işin resmin fotoğrafı böyle.

ORTA DOĞU’DA TÜRKİYE’YE YENİ ROL MÜ BİÇİLİYOR?

Az önce dediniz ki, ABD, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve işte Somaliland ile beraber bir blok ama öbür tarafta Amerika Mekke İttifakı'nın da arkasında. Amerika bir yandan Mekke İttifakı'nın arkasında, bir yandan da İsrail ile beraber bir projenin içinde mi bulunuyor?

Kemal Üçüncü: Tabii, tabii. Şöyle Somaliland, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, falan buna hayır, şimdi bunu birleştiriyor işte ikisini. Bu cephe esasında İran nüfuz alanına karşı. Nereye? Yemen'e ve İran'a karşı geliştirilecek büyük bir stratejik müdehalenin altyapısı oluşturuluyor.

Yalnız güzel bir şey de geldi orada. Buna çok önem veriyorum ben. Pezeşkiyan açıkladı, dedi ki biz de katılabiliriz Mekke İttifakı'na. Böyle bir şeyse harika olur ve bütün emperyalizmin elindeki o kozu almış olur. Tabii ki kardeşim biz de İslam dünyasının büyük güçlerinden biri olarak burada yer alması öngörülebilir.

Burada Siyonizmin oyunu şu: Türkiye ile Pakistan'la… Pakistan'daki büyük olayları gördünüz. Altta sokağa çıktı. Ne demek biz Şiilere karşı? Yani Şii ve şeyi karşı karşıya getirip vuruşturmak. Ama burada Türkiye'nin yapacağı şey şu olabilir.

Bakınız şu da var tabii ki. Türkiye'nin ekonomik kırılganlıklarını mutlaka koz olarak öne sürüyorlar bize karşı, efendim. Hakeza Pakistan'da benzer bir durumda, efendim, ama bu şey güzel oynandı, yani petrolün Türkiye üzerinden piyasaya arz ediliyor olması bu çok güzel stratejik.

Hocam Husilerin Suudi Arabistan saldırısı, İsrail'in (Siyonizm) derin aklı olamaz mı?

Kemal Üçüncü: Olabilir. Bakınız bu iki Hürmüz ve Babül Mendep'teki petrol ve sair lojistik dünya ithalat ihracatının%30'u. Bu iki alan kontrol edildiği, devre dışı kaldığı zaman dünyada hayat durur. Yani bu öngörülemez bir şey.

Tabii ki Amerikan gücünü, dünya gücünün NATO'yu arkasına alıp İsrail, bunları öne sürüp Gazze'yi dümdüz etmek orada hedefle hedeflediği şey bu. İran'ı bir tehdit unsuru olmaktan çıkarma şeyi var. Burada Türkiye'nin oynaması gereken kritik rolün üzerinde durmamız lazım.

Türkiye'ye düşen Husilerle Suudi Arabistan'ı barıştırmaktır. Adil bir barışla onları buluşturmaktır. Bunu dünyada yapabilecek tek ülke Türkiye'dir. İran üzerindeki nüfuzunu ve ağırlığını. Bir de şu yansıtılıyor: Zeydi mezhebi Şia'dan çok Sünni görüşe de daha yakındır.

Ya bunları doğrudan şeyin kucağına İran nüfuz alanına atmak da yanlıştır. Yani Zeydi görüşü fıkıh olarak şeye daha yakın. Türkiye'nin bakışında mezhepçi bir şey yok. Asla yok. Yani Zeydiler çağrımız şu olabilir: Türkiye burada rolünü, harici rolünü oynayarak çünkü Türkiye Irak'ta bir oyun alanı da kazandı.

Yani Amerika bugün Suriye'den de çekildi. Suudi Arabistan'dan da yakında çekilecek. Artık bu kıtadan çekiliyor, kalamıyor. E şimdi burada düzen koyucu ve koruyucu bir şeye ihtiyacı var Amerika'nın da. Ya buradaki angajmanları var.

Bu petrodolar sisteminin devam etmesi için burada bir güce ihtiyacı var. Bir de böyle kritik bir şey var dünya açısından. Önümüzdeki günler, işte İngiltere'nin Genel Kurmay Başkanı söyledi:” Halkımız büyük savaşlara ve mücadelelere hazır olması lazım.” Aslında bu büyük kapışmanın da öncesindeki adımlar.

Türkiye soğukkanlılıkla bu iki gücü barıştırıp efendim, bir uzlaşma, bir anlaşma, bir şey sağlarsa müthiş bir şey olur.

Türkiye'nin önündeki tehdit bir tek bu değil ki. Yani sorun bir tek bu değil. Şimdi Azerbaycan sorunu var. Türkiye Azerbaycan karşı karşıya. Bunu da bunu karşı karşıya getiren de yine İsrail aklı. Oradan da İsrail bir yandan Güneydoğu'da, öbür yandan Türkiye'nin doğusunda Türkiye'yi yalnızlaştırmak üzere yeni cepheler açıyor.

Kemal Üçüncü: Türkiye'nin hassas noktalarında bu manevraları yapıyor. Ama Türkiye'nin stratejik planlamaları İsrail'in bu dinci manipülasyonlarını aşabilecek düzeydedir. Ben öyle görüyorum. Buradaki şey soğukkanlı hareket etmek.

Türkiye'nin soğukkanlı hareket etmesidir. Elbette ki biz istiyoruz ki artık Gazze'de gözyaşı dökülmesin. Hiçbir şekilde bu dinci saldırgan yönetim tasallut andaki insanlarımız bütün dünya bunu arzu ediyor, uygar dünyanın vicdanı bunu arzu ediyor.

Diğer taraftan elbette ki Suudi Arabistan Yemen çatışması, Müslüman kanı dökülüyor. Bunu da istemeyiz. Türkiye burada öncülük alabilir. Bu Amerika açısından da iyi olur aslında. Trump yönetimiyle Türkiye'nin ilişkileri çok iyi.

Netanyahu oradaki lobiyi kullanarak Amerika'yı sıkıştırır. Amerika gücünü burada kullanmak istiyor ama bakınız şimdi gene görülecektir. Kısa ve orta vadede Husi silahlı gücünü, İran silahlı gücünü zayıflatabilecek bir askeri kapasite dünyada da, ne Amerika'da da var, ne İsrail'de de var. Yani bu bir karşılıklı vuruşmaya geldiği zaman kaybedecek olan şey olur.

Her taraf kaybeder.

Kemal Üçüncü: Her taraf kaybeder ama buradan bir hegemonya çıkmaz. Kesinlikle yani mümkün değil. Dolayısıyla burada yapılması gereken dünya dengeleri açısından, tabii burada İsrail seçimleri, Amerika'daki seçim atmosferi onun getireceği şeyler de belirleyici olacak.

Türkiye'den kamuoyunda da çağrımızdır. Bizim hiçbir şekilde komşuların Müslümanların hangi mezhep ve meşrep de olursa olsun, birbiri arasındaki tartışmaların savaşla veya şiddetle çözümlenmesi değil, ortak akıl ve barışla, müzakereyle bir noktaya getirilmesidir.

Türkiye'ye yakışan budur. Bak bu bize Rusya Ukrayna çatışmasında çok prestij sağladı ama orada da NATO manipülasyonunu görüyoruz. Bak gemilerimizi habire vuruyorlar orada limanlarda. Hiç NATO sesini çıkarmıyor. Türkiye bir NATO ülkesi. NATO'ya sahildar üç ülke daha işte Bulgaristan, Romanya, Ukrayna vuruluyor.

Ukrayna vuruyor. Yani sonuçta Ukrayna vurduğu için NATO sessiz kalıyor.

Kemal Üçüncü: Sessiz kalıyor ama hedefte Türkiye oluyor böyle olunca. NATO üyesi bir ülke olarak burada saldırıya uğruyoruz dolaylı olarak.

NETANYAHU’NUN SİYASİ GELECEĞİ BELİRLEYİCİ OLACAK

Evet hocam, derin ve önemli analizleriniz var. Ben şöyle kısa bir analiz yapayım. Siz bu analizlere karşı itirazlarınızı koyunuz. Böylece biraz ilerlemeye çalışalım. “Mekke İttifakını” da Türkiye'de Terörsüz Türkiye projesi gibi, Amerika ve İngiltere'nin onayıyla gerçekleşen bir proje olarak görüyorum.

Sonuç itibariyle ABD ve İngiltere, Çin'le mücadeleye kendilerini adamak, bütün enerjilerini Çin'le mücadeleye aktarmak için Ortadoğu'dan çekilmek istiyorlar. Bunun için arkada güçlü bir güç bırakmak istiyorlar. Bu gücün başına da Türkiye'yi tutmak istiyorlar.

Türkiye, Pakistan'ı da yanına alarak, Suudi Arabistan'ı da yanına alarak bir güç oluşturmak istiyor. Mısır baştan girmedi bu güce. İsrail'in tehditlerinden çekinerek girmedi. Ancak Siyonist akıl bu oluşuma karşı diyor ki hayır Ortadoğu'da Türkiye'nin liderliğinde bir güç bırakmasına biz karşıyız çünkü siz kuzuyu kurda teslim ediyorsunuz.

Biz buna karşıyız. Özellikle de Netanyahu ile birlikte bu projeye karşı antak gelişmeler ortaya koyuyor. Mekke İttifakı'nı sabote etmek, Türkiye'nin Azerbaycan'la ittifakını ve gelişmesini işbirliğini ortadan kaldırmak ve benzeri Yunanistan'la kurduğu ittifakla Türkiye’yi çevrelemek… Bütün meselesi önümüzdeki süreçte Türkiye'ye karşı bir olay geliştirmek istiyor, bir savaş.

Türkiye'yi devre dışı bırakmak istiyor. Ama bu Amerika'nın işine gelmiyor çünkü Türkiye'nin devre dışı bırakıldığı bir noktada Ortadoğu'yu kaybeder ve Çin'le mücadeleye asla başlayamaz. Böyle bir noktada bütün düğüm Netanyahu'nun seçiminde görünüyor. Bu yaklaşıma ne diyorsunuz?

Kemal Üçüncü: Tabii ki orada var, bir de Amerika'nın iç dengeleri açısından da sıkıntılar var. Şimdi Trump yönetimi burada bizim gibi düşünüyor. Siz söylediğiniz gibi düşünüyor ama yapma iradesi onu yapabilme iradesi önemli.

Tabii işte bahsettiğimiz gibi o küresel finans ve baronlar bu demin söylediğimiz senaryonun arkasındalar.

Ama hocam Netanyahu yüzde bilmem kaçlardan şu anda seçimi kaybedecek noktaya taşıdılar.

Kemal Üçüncü: Belki belki onu kaybettirerek bu şeyi aşacaklar o krizi. Çünkü öbür türlü bir çözüm gözükmüyor. Orada şiddet ve çatışma gözüküyor. Türkiye'yi bir şekilde bir çatışmanın içine sürüklemek, işte Yunanistan'ı kullanarak, Kıbrıs'ı kullanarak, adaları kullanarak… Şimdi böyle bir şey de var. Yani Yunanistan üzerinden bir kışkırtma Türkiye'ye karşı bir manevra.

Türkiye ihtiyatlı mı davranıyor bu noktada?

Kemal Üçüncü: Tabii ki ihtiyatlı davranıyor. Fotoğrafın büyük resimde neler yol açmak istediğini görüyor. Burada NATO hiçbir şekilde bizimle aynı şeyde değil. İngiltere sizin söylediğiniz mücadelede Türkiye ile daha yakın duruyor.

Böyle bir şey var çünkü Ortadoğu'nun düzeni onun açısından da önemli. Amerika'daki dengeler de işte Trump Amerika'sı mı öteki Amerika mı, hangisinin iradesi belirleyici olacak? Şimdi bu noktada da çelişkiler var.

Netanyahu seçimi bunu belirleyecek gibi görünüyor.

Kemal Üçüncü: Evet, Netanyahu seçimi çok belirleyici olacak ama Amerika'daki bu Siyonist lobi de Türkiye'ye karşı yeni manevralar, yeni manipülasyonlar üretecek.

Siyon locaları, Netanyahu'yu seçtirerek Tayyip Erdoğan'ı göndermeyi planlıyorlar. Yani “Netanyahu kazanacak, Tayyip Erdoğan gidecek” şeklinde bir proje yürütüyorlar. Şu andaki Siyonist irade Amerika yönetimine rağmen bunu yürütmeye çalışıyor.

Kemal Üçüncü: Evet tabii, bunu yapmak istiyorlar. Zorlu bu krizi çıkarıyorlar, finansal manipülasyonlar, işte çeşitli araçlarla bunu körüklüyorlar. İşte Ukrayna üzerinden Karadeniz'de Türkiye'ye karşı yeni bir prestijini sarsacak saldırılar, bu hiç azımsanmayacak bir şey.

Yani Karadeniz'de 300 milyar dolarlık bir ticari potansiyel var, bunun ana aktörlerinden birisi de Türkiye.

Teşekkür ediyorum hocam. Profesör Doktor Sayın Kemal Üçüncü ile Mekke İttifakı etrafında dünyada neler oluyordu, konuştuk. Bir başka programda Sayın Hoca'mla Türkiye'nin iç siyasetinde neler oluyor, neler düşünüyor onu konuşmak istiyoruz ve teşekkür ediyoruz. Saygılar sunuyoruz. Sayın Hocam sağ olun.

Kaynaklar: gunebakis.com.tr
Haber metni ve görseller gunebakis.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Hava
Yayın: 26 Ekim 2026 06:15 · Kaynak: gunebakis.com.tr
Kaynağı Oku ↗