Kardeşlik Küsmekle Değil, Konuşmakla Yaşatılır!
- Bazen bir meseleyi, bir konuyu yazı ile veya söz ile anla(t)mak oldukça zor olur ama bir fotoğraf görürsünüz de; işte o, her şeyi veya en azından birçok şeyi anlatır sizlere
Bazen bir meseleyi, bir konuyu yazı ile veya söz ile anla(t)mak oldukça zor olur ama bir fotoğraf görürsünüz de; işte o, her şeyi veya en azından birçok şeyi anlatır sizlere. Bazen de gördüklerimizden çok daha fazlasını düşündürebilir bizlere.
Yani şunu demek istiyorum; bir fotoğrafta görünenler elbette çok önemlidir ama o fotoğrafta görmek isteyip de göremediklerimiz ne kadar çok düşüncelere salar bizleri değil mi?.. İnsan, kendisine yakın gördüğü kişinin yokluğunu hep daha fazla hisseder ve ne ilginçtir ki, en büyük yarayı da en büyük gücü de en yakınından alır. Hayatımızda olduğu gibi siyasette, ekonomide, dış politikada v.s., hep böyledir.
Geçtiğimiz günlerde, Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’nde çekilen aile fotoğrafına baktığımız zaman, bahsini ettiğimiz böyle bir duyguya, düşünceye kapıldık. Ortak dil, kültür, tarih ve geleceğimiz adına önemli mesajların verildiği zirvede, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ‘in bulunmaması, ‘diplomasi kulislerinde ve kamuoyunda zirvenin belirgin bir şekilde buruk geçmesine yol açtığı ‘şeklinde nitelendirildi.
Bakmayın siz Bakü yönetiminin bu durumu, “Aliyev’in önceden planlanmış iç çalışma takvimi nedeniyle katılamayacağı” minvalindeki açıklamalarına. Değerlendirmeler, ‘Türkiye ile Azerbaycan arasında son dönemde öne çıkan bazı problemlerin bu kararda etkili olduğu’ yönünde oldu.
Baktığın zaman, ‘Azerbaycan toplantıda yoktu’ diyebilir miyiz? Diyemeyiz tabii. Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov tarafından temsil edildi ama problem, yalnızca bir ülkenin temsiliyeti değil ki!.. Neticede İlham Aliyev, yıllar boyunca Türkiye ile Azerbaycan kardeşliğinin sembol isimlerinden birisi haline gelmiş kişidir. İşte onun için, o fotoğrafta olmaması, birçok insanın gönlünde bir burukluğa yol açtı.
Elbette, bir liderin zirveye katılmamasından hareket ederek, ‘iki ülke arasında bir siyasî kriz vardır’ sonucuna da varamayız ama kamuoyunda böyle bir düşüncenin dillendiriliyor olmasını da görmezden gelemeyiz. Çünkü neticede iki ülke, yıllardır birbirini hep kardeş olarak tanımlıyor. ‘Tek millet, iki devletiz! ‘diyor.
Son dönemde ise, Türkiye ve Azerbaycan arasında bazı konularda görüş ayrılıkları çok aşikâr. Bunlardan bir tanesi, Azerbaycan’ın İsrail ile sürdürdüğü yakın ilişkiler. Bu durum, Türkiye’de bazı çevrelerde sorgulanıyor.
Hiç şüphe yok ki, her devletin kendi politik çıkarları, tercihleri vardır ve bu yönde politikalar belirleyebilir ama tarihî ve kültürel bağları kuvvetli iki ülkenin, birbirlerinin hassasiyetlerini gözetmesi de gerekir.
Bir diğer konu ise, Azerbaycan’daki okullarda başörtüsü ve kıyafet düzenlemeleri üzerinden yaşanan tartışmalar. Okullarda ve kamu alanlarındaki yasaklamalar yani. Türkiye’den gelen eleştiriler mevcut ve Bakü yönetiminin de bu eleştirilere verdiği tepkiler oldu.
Türkiye’deki bazı siyasî isimlerin ve sosyal medya kullanıcılarının eleştirilerini Azerbaycan, kendi içişlerine müdahale olarak değerlendirdi. Başlangıçta eğitim ve kıyafet üzerinden yürüyen bu tartışma, iki ülke arasında diplomatik bir meseleye dönüştü.
Aslında bütün bu olup bitenlerin yanında, ‘Türk dünyasının ortak kimliği konusunda da farklı yaklaşımlar var ‘gibi geliyor bana. Çünkü Türkiye’de, İslâm medeniyetinin ortak mirası da birlik anlayışında önemli bir yer tutarken, bazı birlik üyesi ülkelerde farklı vurguların olduğunu görüyoruz.
Meselâ, mevzubahis başörtüsünün, “Araplara özgü bir şey” olduğu yönünde yaygın bir kanaat var (hemen belirtmiş olalım; bu kanaat, tarihî ve coğrafî gerçeklikle tam olarak örtüşmez) ve bu toplumlarda “biz Türk’üz, başörtüsünü nerede ve ne şekilde bağlayacağımız bellidir” tarzında açıklamaların olduğuna da şahit oluyoruz.
Bu farklı söylemlerin, düşüncelerin bir ayrışmaya değil, zenginliğe dönüşmesi gerekiyor. Kardeşlik, her konuda aynı düşünmek gerektiği değildir. Kaldı ki, küsmekle değil ancak konuşmakla yaşatılabilir kardeşlik. Birbirini dinleyebilmek, hassasiyetleri anlayabilmek ve ortak bir yol bulabilmek lâzımdır.
Burada ortak yol da bellidir zaten. TURAN yoludur. Çetindir bu yol. İnişli-çıkışlı ve engebelidir. Bu tür engellerde, ayrışmalarda, ellerini ovuşturan, birlik ve beraberliğimizden hiç de hoşnut olmayacak olanlar vardır. Böyle zamanlarda bir sürü ‘komplo teorileri ‘, tezleri, görüşleri de atılır ortaya.
Bunlardan bir tanesi de, birlik üyesi ülkelerin arasını açarak, (Malûmunuz üzere, Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilecek olması, enerji hatlarının güvenliği, savunma sanayii entegrasyonu, vize kolaylığı gibi engellerin kaldırılması gibi girişimler, bazı ülkelerin uykularını kaçırıyor) ‘birliğin bozulmasını sağlamak, sadece Türkistan’daki Türkî Cumhuriyetler arasında bir birlikteliğin oluşmasına rıza göstermek’ şeklindedir.
‘AYRILIĞA, GAYRILIĞA, İHTİLÂFA YER YOKTUR’
Neyse ki, bizim Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ‘ın zirvede yaptığı açıklamalar ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in süreçteki mesajları, spekülasyonları gidermeye dönük net ve yapıcı vurgular barındırdı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın “Şunu burada altını çizerek vurgulamak isterim: Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilâfa yer yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar inşallah kardeşiz” sözleri çok kıymetliydi.
Netice itibarıyla, liderlerin açıklamaları ile, iki ülke arasında yaşanan bu gerilimlerin, stratejik ortaklığın ve ‘tek millet, iki devlet ‘felsefesinin sarsılmasına müsaade edilmeyeceği kararlılığı gözler önüne serilmiştir. Şer odaklarının birliği bozma ile ilgili çabaları beyhûdedir, vesselâm.
ADIYLA, ESERLERİYLE YAŞAYACAK BİR ÇINARI KAYBETTİK
TAM ÜMİDİ KESMİŞKEN, BENİ BULURSUN KARŞINDA!..
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi
Yayın: 06 Kasım 2026 07:25 · Kaynak: kesaninnesesi.com