Habermetrik
← Ana Sayfa
Sivas/Ulaş 06 Kasım 2026 11:32 · Güncelleme 11:33
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Ulaş Sözener’den organ bağışını artırma çağrısı

Ulaş Sözener’den organ bağışını artırma çağrısı
Görsel kaynağı: aydinlik.com.tr
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Ulaş Sözener, 2026’nın ilk 10 ayında beyin ölümü tanısı konulan 2 bin 78 kişiden 375’inde organ bağışı yapıldığını belirterek bağış için toplumsal seferberlik çağrısı yaptı

Medicana International Ankara Hastanesi Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ulaş Sözener, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin canlı vericili organ nakillerinde önemli deneyime sahip olduğunu, kadavradan bağışta ise aynı başarıya ulaşamadığını söyledi.

Sözener, 2026 yılının ilk 10 ayında beyin ölümü tanısı konulan 2 bin 78 kişiden yalnızca 375’inde bağış gerçekleştiğini belirterek organ bağışı için toplumsal seferberlik çağrısı yaptı. VERİCİ GÜVENLİĞİ ÖNCELİKLİCanlı vericili ve kadavradan naklin kendine özgü avantajları ve riskleri bulunduğunu belirten Sözener, canlı vericili nakillerde alıcının yanı sıra vericinin sağlığının da korunması gerektiğini vurguladı.

Herhangi bir hastalığı bulunmayan sağlıklı bir kişinin verici olabilmesi nedeniyle genel sağlık durumunun, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının, anatomik yapısının ve olası risklerinin ayrıntılı biçimde değerlendirildiğini aktardı. Vericinin baskı altında kalmadan, özgür iradesiyle karar vermesinin esas olduğunu kaydeden Sözener, böbrek alınmasının da kanama, enfeksiyon, anesteziye bağlı komplikasyonlar ve pıhtı oluşumu gibi riskler taşıdığını söyledi.

Tek böbrekle yaşamın uzun dönemde getirebileceği sağlık risklerinin izlenmesi gerektiğini belirtti. Kadavradan naklin, beyin ölümü gerçekleşen kişilerin organlarının uygun koşullarda alınarak organ bekleyen hastalara nakledilmesiyle yapıldığını anlatan Sözener, bu süreçte zamanın hayati önem taşıdığını ifade etti.

Beyin ölümünün, beynin tüm fonksiyonlarının geri dönüşümsüz biçimde kaybedildiği ve tıbben ve hukuken ölüm anlamına gelen bir durum olduğunu söyledi. Tanının, nakil ekibinden bağımsız yetkili hekimlerce bilimsel ölçütlerle konulduğunu; yoğun bakım desteğiyle bazı organların dolaşım ve oksijenlenmesinin bir süre sürdürülebildiğini belirtti.

BAĞIŞTA ZAMAN VE KOORDİNASYONOrganların nakle uygunluğunu koruması için işlemlerin hızlı ve koordineli yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Sözener, organların alınması, uygun alıcıların belirlenmesi, muhafazası ve nakil merkezlerine ulaştırılmasının hassas aşamalar olduğunu kaydetti. Organların vücut dışında korunma süresinin organa göre değiştiğini, böbreklerin uygun koşullarda yaklaşık 24-36 saat muhafaza edilebildiğini aktardı.

Bağış kararının zamanında alınmasının önemine dikkat çekti. Beyin ölümünün geri dönüşü olmayan bir süreç olduğunu, koma ya da bitkisel hayatla karıştırılmaması gerektiğini belirten Sözener, doğru bilginin organların başka hastalara umut olmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.

Sözener, ilk 10 ayda beyin ölümü tanısı konulan 2 bin 78 kişinin 375’inde bağış gerçekleştiğini, bunun yaklaşık yüzde 18’e karşılık geldiğini bildirdi. Bin 703 vakada bağış yapılmadığını belirten Sözener, beyin ölümü gerçekleşen her kişinin bütün organlarının nakle uygun olmayabileceğini de hatırlattı.

Bağış yapılmayan vakalarda kişi başına sekiz kişiye kadar nakil yapılabileceği varsayımıyla teorik olarak 13 bin 624 kişiye ulaşabilecek bir yaşam umudu bulunduğunu söyledi. Bu sayının gerçekleşebilecek nakil miktarını değil, bağışın taşıdığı potansiyeli gösterdiğini vurguladı.

EĞİTİM VE FARKINDALIK GEREKLİÜlkede 30 bin 675 hastanın organ nakli beklediğini, bunların 26 bin 141’inin böbrek nakli bekleyen hastalar olduğunu aktaran Sözener, 2025 yılında organ nakli beklerken 4 bin 769 hastanın hayatını kaybettiğini söyledi. Organ bağışının doğrudan insan hayatını ilgilendirdiğini belirten Sözener, ülkeler arasındaki farkların yalnızca sağlık altyapısıyla açıklanamayacağını; eğitim, toplumsal bilinç, güven ve bağış sistemlerinin etkinliğinin de belirleyici olduğunu ifade etti.

Sözener’in aktardığı 2024 yılı uluslararası verilerine göre, İspanya’da milyonda 53,9, ABD’de ise milyonda 49,7 kadavradan organ bağışçısı bildirildi. Bu ülkelerde bağışın toplumun bilinçlendirilmesi, sağlık çalışanlarının eğitimi ve yoğun bakım ile nakil koordinasyonunun güçlendirilmesiyle bütüncül bir sistem içinde yürütüldüğünü söyledi.

Türkiye’de canlı vericili nakillerin yaygın olmasının kadavradan bağış ihtiyacını ortadan kaldırmadığını, iki yöntemin birbirini tamamlaması gerektiğini kaydetti. Beyin ölümü, organ bağışı ve nakil süreçleri hakkında doğru bilgilerin yaygınlaştırılmasının, yanlış inanışların giderilmesinin ve bağış kararının aile içinde konuşulmasının önemine değinen Sözener, kadavradan bağışı değerli bir dayanışma örneği olarak nitelendirdi.

Organ bekleyen bir hasta için uygun organ bulunmasının yalnızca bir ameliyat anlamına gelmediğini; yıllardır diyalize bağlı yaşayan bir kişinin yeniden özgürce hayatını sürdürmesi ve sevdikleriyle geleceğe dair plan yapabilmesi olduğunu söyledi. Sözener, “Organ bağışı, kaybettiğimiz bir insanı geri getiremez ancak onun başka insanların hayatında yaşamasına vesile olabilir.

Bir insanın hayatı sona ererken başka hayatların devam etmesine imkan tanımak, geride bırakılabilecek en kıymetli miraslardan biridir” dedi.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: aydinlik.com.tr
Haber metni ve görseller aydinlik.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Sağlık · Bölge: Sivas/Ulaş
Yayın: 06 Kasım 2026 11:32 · Kaynak: aydinlik.com.tr
Kaynağı Oku ↗