Gençler O Kadar Haklı Ki!
- Bugün aldığım üzücü bir haber üzerine bu satırları kaleme alma ihtiyacı hissettim
- İçim burkuldu, vicdanım sızladı
Bugün aldığım üzücü bir haber üzerine bu satırları kaleme alma ihtiyacı hissettim. İçim burkuldu, vicdanım sızladı. Bir kez daha anladım ki gençlerimiz o kadar haklı ki! Yıllardır “Gençler özel sektörde çalışmak istemiyor, herkes devlet kapısında iş arıyor” deyip duruyoruz.
Peki, hiç düşündük mü neden? Neden gençlerimiz özel sektör yerine devlet kurumlarını tercih ediyor? Çünkü artık mesele yalnızca maaş değil, mesele iş güvencesi, emeğin karşılığı ve geleceğe güvenle bakabilmek.
Şimdi düşünün… Gençsiniz, dinamiksiniz, hayalleriniz var. Özel bir iş yerinde çalışmaya başlıyorsunuz. Beş yıl, on yıl, belki daha fazla… Sabah erkenden kalkıyor, akşam geç saatlere kadar emek veriyorsunuz. Tabiri caizse pasonuz çıkana kadar çalışıyorsunuz.
İş yerinizi sahipleniyor, yıllarınızı veriyor, alın terinizle ekmeğinizi kazanıyorsunuz. Zamanla tecrübeniz artıyor, emeğinizin karşılığı olarak maaşınız da nihayet hak ettiğiniz seviyeye yaklaşıyor. Tam da hayatınızı biraz olsun düzene koyduğunuz, geleceğe dair planlar yapmaya başladığınız bir dönemde kapı önüne konuluyorsunuz!
Gerekçe bazen maaşınızın yüksek olması, bazen de başka bahaneler… Yıllarca emek verdiğiniz kurum bir anda sizinle yollarını ayırıyor. Ardından ne oluyor biliyor musunuz? Sizin yerinize daha düşük maaşla çalışacak bir başkası alınıyor.
Peki, sizin yıllarınız, emeğiniz, tecrübeniz, kurduğunuz hayaller ne olacak? İnsanın emeği bu kadar mı değersiz?
İşte benim isyanım tam da buna! Bir insanı yıllarca çalıştıracaksınız, tecrübesinden faydalanacaksınız, gençliğini ve enerjisini kullanacaksınız; maaşı yükselince de kapının önüne koyacaksınız. Bunun vicdanla, merhametle, insanlıkla bağdaşır bir tarafı var mı?
Bu düpedüz emeğe saygısızlıktır. Bu, insanların ekmeğiyle oynamaktır. Bu, bir insanın yalnızca bugününü değil, yarınlarını da elinden almaktır. Böylesine vicdansızca bir anlayışı kabul etmek mümkün değil!
Devlet artık bu meseleye ciddi biçimde el atmalıdır. Özel sektörde çalışan insanların iş güvencesi güçlendirilmelidir. Yüz kızartıcı bir suç işlemeyen, görevini yerine getiren, yıllarını işine adamış bir insanın keyfî biçimde işten çıkarılmasının önüne geçilmelidir.
İşverenin de hakkı vardır, elbette. Ancak çalışanın emeği, alın teri ve geleceği de en az işverenin hakları kadar korunmalıdır. İş hayatında adalet yalnızca işverenin değil, çalışanın da hakkıdır. Hatta benim önerim şudur: Bir çalışan haklı bir gerekçe olmaksızın işten çıkarılıyorsa, çalıştığı yıl kadar, hatta iki katı süreyle maaş güvencesi sağlayacak ciddi yaptırımlar gündeme gelmelidir.
Beş yıl emek verenin beş yıllık, on yıl emek verenin on yıllık alın teri öyle kolayca silinip atılamamalıdır. Mevcut kıdem ve ihbar tazminatlarının ötesinde, insanları keyfî işten çıkarmalara karşı gerçekten koruyacak düzenlemeler yapılmalıdır.
İşten çıkarmak, yıllarca emek veren bir insanın hayatını altüst etmek bu kadar kolay olmamalıdır.
Sonra dönüp “Gençler neden çalışmak istemiyor?” diye soruyoruz. Asıl sorulması gereken soru şu: Gençler neden özel sektöre güvenemiyor? Bugün iş bulmak zor, bulunan işte tutunmak daha da zor. Bir genç evlenmek, yuva kurmak, çocuk sahibi olmak, geleceğini planlamak istiyor.
Ama yarın işten çıkarılıp çıkarılmayacağını bilmiyorsa nasıl hayal kursun? Nasıl borca girsin, nasıl ev geçindirsin? Gençler tembel değil, gençler çalışmaktan kaçmıyor. Gençler yalnızca emeklerinin karşılığını almak ve geleceklerinden emin olmak istiyor. Çok şey mi istiyorlar?
Bir de meselenin vicdani tarafı var. Kul hakkı diye bir gerçek var! İnsanların emeğiyle, ekmeğiyle, geleceğiyle oynamak öyle hafife alınacak bir mesele değildir. Yıllarca alın terini döken insanları bir kalemde silen, sırf daha az maaş ödemek için kapının önüne koyan zihniyeti şiddetle kınıyorum.
Unutmayın, bugün başkasına yaşattığınız mağduriyet yarın sizin de kapınızı çalabilir. Hiçbir kazanç insan onurundan, hiçbir kâr bir emekçinin alın terinden daha değerli değildir. Gençlerimizin geleceğini koruyacak gerçek bir iş güvencesi artık mutlaka gündeme gelmelidir.
Çünkü bu gençler bizim geleceğimiz. Onların umutlarını tüketmeye hiç kimsenin hakkı yok! Kalın sağlıcakla…
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Sakarya
Yayın: 04 Kasım 2026 05:18 · Kaynak: netgaste.com