Habermetrik
← Ana Sayfa
Muğla/Datça 21 Eylül 2026 09:18
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Alp İle Küpe

Alp İle Küpe
⏱️ 8 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Genç bir adamın kulağında halka görünce bazılarımız hâlâ kaş kaldırırız
  • “Bu da nereden çıktı” deriz, “kadın işi” deriz, “Batı taklidi” deriz

ALP İLE KÜPE

Genç bir adamın kulağında halka görünce bazılarımız hâlâ kaş kaldırırız. “Bu da nereden çıktı” deriz, “kadın işi” deriz, “Batı taklidi” deriz. Kaş kalkınca tarih de kalkar gider; yerinde bir önyargı oturur. Oysa kulak deliği, moda dergisinin icadı değildir. Bozkırda çoktan delinmişti.

Xiongnu, yani Hun, ve onlardan sonra Göktürk çağında küpe yalnızca hanımlara mahsus bir zinet değildi. Erkek savaşçının, seçkinin, alpin kulağında dururdu. Halka biçimli olurdu çoğu; kimi örnekte halkaya boncuk, inci, bazen de sarkaç eklenirdi.

Taş heykellere bakınız — o sessiz, o asık suratlı, o elleri kılıç kabzasında donmuş figürlere. Kulak boş değildir. Halka vardır, sarkaç vardır. Heykeltraş uydurmamıştır; gördüğünü yontmuştur.

Bunu “erkek küpe takarmış, hadi bakalım” diye bir zafer çığlığı koparmak için yazmıyorum. Zafer filan yok ortada. Yalnızca bir unutkanlık var. Takıyı cinsiyete kilitleyen bakış, kadim değil, yenidir. Yeniyi kadim sanmak da bu memleketin eski bir huyudur.

Kaftanı müzeye kaldırırız, sonra kaftanın yanındaki küpeye “kadın süsü” deriz. Müze bile şaşırır bu tefsire.

Küpe, bozkırda süs olmaktan ziyade nişaneydi. Kıymetli maden, boncuk, inci… Bunlar rastgele parıltı değildir. Kişinin mertebesini, muharip kimliğini, güzide bir zümreye aidiyetini anlatırdı. Göktürk alp tasvirlerinde uzun saç ve örgüler, kaftan, kemer, silah ve küpe bir arada durur.

Birini çekip ötekini bırakırsanız resim bozulur. Küpe, o resmin kenar süsü değil, rütbenin görünür harflerinden biridir.

Buna Erlik Küpesi demişler. Asker olmanın nişanesi. Erlik, er olmak, alp olmak; küpe de o hâlin kulağa asılmış mührü. Mührü görünce savulun denmezdi belki, fakat kim olduğu belli olurdu. Bozkırda “kimsin” sorusunun cevabı bazen ağızdan değil, kulaktan gelirmiş.

Ne hoş bir usul. Bugün aynı soruya kartvizit uzatıyoruz; kartvizitin arkası boş, kulağın ise çoktan unutulmuş.

Balbalların kulağındaki halkayı görünce insan kendi çağına gülmek istiyor, ama gülünç olan balbal değil. Gülünç olan, bin yıllık bir âdeti “yeni çıktı” sanan acelemiz. Hun atlısının kulağında duran şeyle vitrindeki çelik halka aynı nesne değildir elbet; biri rütbe, öteki aksesuardır.

Lakin nesnenin yeri aynı yerdir: kulak memesi. Tarih bazen bu kadar sade, bu kadar inatçı bir noktada toplanır.

Saç örgüsü de öyle. “Erkek saçını keser” diye bir kaide uydurulmuş, üzerine medeniyet binası kurulmuş. Oysa alp, saçını uzatır, örer, rüzgâra bırakırdı. Kemerinde kılıç, kulağında halka, omzunda kaftan… Bu bir kostüm değildir, bir nizamdır.

Nizamı bozan, küpeyi “kadınlık” hanesine yazan zihniyettir. Zihniyet de kolay değişmez; değişmeyince heykele bakıp “bu kadın mı” diye sorar. Heykel cevap vermez. Vermese iyi eder.

Kerevizi sevmem, onu evvelce de söyledim; küpeye ise bir itirazım yoktur. Ne takana, ne takmayana. İşin tuhafı, itiraz çoğu zaman takıya değil, hatıraya yapılır. Hatıra silinince her şey “dışarıdan gelmiş” gibi durur. Dışarıdan gelen çok şey vardır elbet; patates de öyle gelmişti, domates de.

Küpe öyle gelmedi. Küpe içerideydi. Yaylakta, kışlakta, Orhun’un taşında, mezarın eşyasında. Arkeolog kazınca çıkar, biz de şaşarız. Şaşmak ayıp değildir; şaştıktan sonra yine eski lafı tekrarlamak ayıptır.

Bir de şu var: Süs ile nişane birbirine karışır. Karışmasın diye uğraşmışlar. Boncuk rastgele dizilmez, inci her kulağa düşmez, madenin ayarı rastgele seçilmez. Bugünkü kuyumcu vitrininde her şey yan yana, her şey alınır, her şey takılır; fark kalmaz.

Fark kalmayınca da küpe, alplığın alameti olmaktan çıkar, bir metal halkaya iner. Halka suçlu değildir. Suç, mertebe ile zineti aynı tepsiye koymaktır.

Bunu okuyan bazı gençler “demek ki atam da takarmış” diye sevinecek, bazı ihtiyarlar “o başka küpeydi” diye yüzünü ekşitecektir. İkisi de kısmen haklıdır. O başka küpeydi, evet; çünkü arkasında bir nizam, bir silah, bir yemin duruyordu.

Bugünkü çoğu halkada yemin yoktur, kaftan yoktur, kemer yoktur. Yalnızca bir delik vardır ve deliğin etrafında biraz cesaret. Cesaret az şey değildir. Fakat alplık da yalnızca cesaret değildir; birlikte duran işaretlerin toplamıdır.

Taş figüre bir daha bakınız. Kulak boş bırakılmamış. Heykeltraş o halkayı “süs olsun” diye oymamış. Oyduğu şey, bakışın alıştığı bir farikadır. Uzaktan “bu alp” densin diye. Yakından “bu seçkin” densin diye. Kadın figürlerde de küpe vardır elbet; onu inkâr eden olmaz.

Mesele, küpeyi bir cinse hapsetmektir. Hapsolunca tarih daralır. Daralan tarihle de evin içinde kavga çıkar: “Erkek küpe takar mı?” Takar. Takmıştır. Takmayabilir de. İhtiyar buna kızmaz. Kızdığı şey, sualin kendisini tarih sanmasıdır.

Erlik Küpesi’ni bir moda yazısı gibi anlatmak da yanlış olur. Moda geçer, nişane kalır — kalırdı. Kalmadıysa kabahat küpenin değil, hafızanındır. Hafıza gidince her eski şey “garip” görünür. Garip görüneni de ya yasaklarlar ya alaya alırlar.

Alaya alınacak bir taraf göremedim. Bir halka, bir inci, bir sarkaç… Bozkırın rüzgârında durmuşlar, taşa geçmişler, müzeye inmişler. Biz hâlâ “bu da nereden çıktı” diye soruyoruz. Çıktığı yer belli: kulak. Girdiği yer de belliydi: nizam.

Gerisi teferruat. Boncuğun rengi, madenin ayarı, sarkacın boyu… Bunlar uzman işidir, ben uzman değilim. Uzman olmadığım işte ahkâm kesmemeyi yaşımın bir fazileti sayıyorum. Yalnız şunu bilirim: Görünen şey bazen süs, bazen mührün ta kendisidir.

Mühür görünce “kadın işi” demek, mühürü okuyamamaktır. Okuyamamak da bir kusurdur ama affedilir; yeter ki ikinci bakışta kitap açılsın.

Kulağa asılan o küçük halka, cengâverin gürültüsünden daha sakin durur. Kılıç şakırdar, at kişner, küpe susar. Susarak anlatır. Anlattığı şey de basittir: Ben buradayım, bir zümrenin içindeyim, bir işin eriyim. Bugün aynı cümleyi tişörtün önüne basıyoruz.

Tişört yıkanır, yazı solar. Halka paslansa da yerinde kalır. Belki onun için taşa da onu oydular. Kalıcı olsun diye. Unutulmasın diye. Unutuldu işte. Yazının bize düşen kısmı, unutulanı bir kere daha kulağa fısıldamaktır.

Fısıltı bitti. Küpe dursun durduğu yerde. Takana mübarek, takmayana da. Yeter ki “bu kadınlara mahsustur” cümlesi, balbalın kulağındaki halkayı görmezden gelmesin. Görmezden gelen tarih değil, aceledir. Acele de geçer. Taş kalır.

Halit Şükrü GÜVEYİK

Summary in English: The modern prejudice viewing earrings on men as a recent Western influence or exclusively feminine ornamentation contradicts historical realities. During the Xiongnu (Hun) and Göktürk eras, earrings—often fashioned as metal hoops occasionally adorned with pearls, beads, or pendants—were worn by male steppe warriors, known as alps, and elite figures.

Far from being mere decorative accessories, these pieces, referred to as the “Erlik Küpesi” (Earring of Manhood), served as tangible insignias of military rank, social status, and communal order, as clearly depicted on ancient stone statues (balbals) alongside braided hair, kaftans, and weaponry. While modern earrings represent aesthetic choices rather than historical vows and rank, the custom itself has deep steppe roots, demonstrating that gender-locking jewelry is a product of modern historical amnesia.

Zusammenfassung auf Deutsch: Das moderne Vorurteil, Ohrringe bei Männern als neumodischen westlichen Trend oder reinen Frauenschmuck abzutun, verkennt historische Tatsachen. In der Epoche der Xiongnu (Hunnen) und Göktürken trugen männliche Krieger (Alps) und die gesellschaftliche Elite Ohrringe, meist in Form von Reifen, die mitunter durch Perlen oder Anhänger ergänzt wurden.

Dieser als „Erlik Küpesi“(Ohrring der Mannhaftigkeit) bekannte Schmuck war kein simples Accessoire, sondern ein offizielles Rangabzeichen und Zeichen der Zugehörigkeit, wie es die Darstellungen auf alten Steinstatuen (Balbals) im Verbund mit Haarflechten, Kaftanen und Waffen belegen. Während heutige Ohrringe vorrangig ästhetischen Zwecken dienen, wurzelt der Brauch fest in der Steppenkultur, weshalb die geschlechtsspezifische Festlegung von Schmuck ein Resultat modernen Vergessens ist.

Résumé en français: Le préjugé contemporain associant le port de la boucle d’oreille masculine à une invention récente de la mode occidentale ou à un attribut exclusivement féminin est démenti par l’histoire. À l’époque des Xiongnu (Huns) et des Göktürks, les guerriers nomades (les alps) et les élites portaient régulièrement des anneaux d’oreilles, parfois ornés de perles ou de pendentifs. Qualifié d’«Erlik Küpesi» (boucle d’oreille de virilité ou de vaillance), cet objet n’était pas une simple parure esthétique, mais un insigne de rang militaire, de statut social et d’intégration à un ordre précis, visible sur les statues de pierre (balbals) aux côtés des cheveux tressés, des caftans et des armes.

Bien que l’anneau actuel relève de l’accessoire plutôt que du serment d’antan, cette pratique puise ses origines dans la tradition des steppes et rappelle que réserver le bijou aux femmes relève d’une amnésie historique.

Περίληψη στα ελληνικά: Η σύγχρονη προκατάληψη που θεωρεί τα σκουλαρίκια στους άνδρες ως ξενόφερτο νεωτερισμό ή αποκλειστικά γυναικείο στολίδι διαψεύδεται από την ιστορική πραγματικότητα. Κατά την εποχή των Σιονγκ-νου (Ούννων) και των Γκιοκτούρκων, οι πολεμιστές της στέπας (αλπ) και οι εξέχουσες προσωπικότητες φορούσαν σκουλαρίκια, συνήθως κρίκους διακοσμημένους με χάντρες ή μαργαριτάρια. Αυτό το κόσμημα, γνωστό ως «Erlik Küpesi» (Σκουλαρίκι της Ανδρείας), δεν αποτελούσε απλό καλλωπισμό αλλά διακριτικό στρατιωτικού βαθμού και κοινωνικής τάξης, όπως μαρτυρούν τα λίθινα αγάλματα (μπαλμπάλ) σε συνδυασμό με τις μακριές πλεξούδες, τα καφτάνια και τα όπλα. Παρόλο που οι σημερινοί κρίκοι λειτουργούν ως αξεσουάρ και όχι ως σύμβολα όρκου, η συνήθεια έχει βαθιές ρίζες στη στέπα, αποδεικνύοντας ότι ο έμφυλος περιορισμός των κοσμημάτων είναι αποτέλεσμα ιστορικής λήθης.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: datcahavadis.com
Haber metni ve görseller datcahavadis.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: Muğla/Datça
Yayın: 21 Eylül 2026 09:18 · Kaynak: datcahavadis.com