Ankara’nın en meşhur çözülememiş olayları neler?
- Ankara'da işlenen gizemli cinayetler, şüpheli ölümler ve yıllardır tartışılan suikastlar
- Başkentin hafızasına kazınan bu olayların ardında hangi sorular yanıtsız kaldı?
Ankara, geçmişten günümüze çok sayıda siyasi suikasta, şüpheli ölüme ve yıllarca tartışılan cinayete sahne oldu. Bazı olaylarda sorumlular yargı önüne çıkarılırken bazı dosyalarda azmettiriciler, saldırıların arka planı ve olayların bütün ayrıntıları hakkındaki sorular yanıt bulamadı.
İşte başkentin hafızasında derin izler bırakan ve yıllar sonra bile gündemden düşmeyen olaylar...Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara, tarih boyunca yalnızca siyasi kararların alındığı bir merkez olmadı. Kentin sokaklarında yaşanan bazı cinayetler, meydana gelen uçak kazaları ve düzenlenen saldırılar, ülke gündemini uzun yıllar meşgul etti.
Özellikle 1990'lı yıllarda yaşanan aydın cinayetleri, Türkiye'nin yakın tarihinde tartışılan olaylar arasında yer aldı. Aradan geçen yıllara rağmen bazı dosyalarda sorumluların tamamına ulaşılamaması, soruşturmaların zamanaşımına uğraması veya olaylara ilişkin farklı iddiaların ortaya atılması, kamuoyundaki soru işaretlerini canlı tuttu.
Bununla birlikte bu olayların hepsi hukuken faili meçhul değil. Bazılarında mahkûmiyet kararları bulunurken bazılarında yargılama süreçleri devam ediyor. UĞUR MUMCU SUİKASTI: KARLI SOKAK'TA BAŞLAYAN 33 YILLIK SORU İŞARETİAraştırmacı gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara'nın Çankaya ilçesindeki Karlı Sokak'ta düzenlenen bombalı saldırıda yaşamını yitirdi.
Mumcu'nun evinin önünde bulunan otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması, Türkiye genelinde büyük yankı uyandırdı. Cinayetin ardından başlatılan soruşturmalar yıllarca sürdü. Umut Davası kapsamında çeşitli sanıklar hakkında mahkûmiyet kararları verildi.
Ancak suikastın bütün bağlantılarının ortaya çıkarılıp çıkarılmadığı tartışılmaya devam etti. Özellikle bombayı yerleştirmekle suçlanan Oğuz Demir'in firari olması ve cinayetin azmettiricilerine ilişkin soruların bütünüyle yanıtlanamaması, dosyanın gündemde kalmasına neden oldu.
Mumcu suikastı, aradan geçen 33 yıla rağmen Türkiye'nin yakın tarihindeki en çok tartışılan siyasi cinayetlerden biri olmayı sürdürüyor. EŞREF BİTLİS'İN ÖLÜMÜ: ANKARA'DAN HAVALANAN UÇAK NEDEN DÜŞTÜ?17 Şubat 1993 tarihinde Ankara'dan Diyarbakır'a gitmek üzere havalanan askerî uçak, kalkıştan kısa süre sonra Yenimahalle'deki PTT İşleme Merkezi'nin bahçesine düştü.
Kazada Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis ve uçakta bulunan dört askerî personel ile yerdeki bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Kazanın ardından uçağın düşüş nedeni hakkında farklı değerlendirmeler ortaya çıktı.
İlk açıklamalarda buzlanma ve pilotaj hatası üzerinde durulurken ilerleyen yıllarda sabotaj iddiaları gündeme geldi.2013 yılında yapılan incelemelerde, kazaya ait fotoğraflardan uçağın düşüş nedeninin kesin olarak belirlenemediği bildirildi. Savcılık ise sabotaj iddiasını destekleyen somut kanıta ulaşılamadığını belirterek 2016'da zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
Bitlis'in ölümü, resmî incelemelere rağmen kamuoyunda tartışılmaya devam eden olaylardan biri olarak kayıtlara geçti. MUAMMER AKSOY CİNAYETİ: BAHÇELİEVLER'DE İŞLENEN SUİKASTHukukçu ve Atatürkçü Düşünce Derneğinin kurucu genel başkanı Prof.
Dr. Muammer Aksoy, 31 Ocak 1990 tarihinde Ankara'nın Bahçelievler semtinde silahlı saldırıya uğradı. Yaşadığı apartmanın girişinde öldürülen Aksoy'un ölümü, ülke genelinde büyük tepkiye yol açtı. Cinayet, ilerleyen yıllarda Türkiye'deki siyasi suikastlara ilişkin yürütülen soruşturmaların önemli başlıklarından biri haline geldi.
Aksoy'un öldürülmesi, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetlerini de kapsayan Umut Davası'nda ele alındı. Yargılama sonucunda bazı sanıkların örgüt yöneticiliği ve üyeliği suçlarından aldıkları cezalar kesinleşti. Buna rağmen cinayetlerin organizasyonu ve bütün sorumluların ortaya çıkarılması konusundaki tartışmalar sona ermedi.
AHMET TANER KIŞLALI SUİKASTI: ÇANKAYA'DA PATLAYAN BOMBAEski Kültür Bakanı, akademisyen ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999 tarihinde Ankara'daki evinin önünde düzenlenen bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Kışlalı'nın otomobiline yerleştirilen patlayıcı, aracına binmek üzere hazırlandığı sırada infilak etti.
Saldırı, başkentte daha önce yaşanan aydın cinayetlerini yeniden gündeme taşıdı. Olay, Umut Davası kapsamında soruşturulan suikastlar arasında yer aldı. Yargılama sürecinde bazı sanıklar hakkında mahkûmiyet kararları verildi.
Ancak firari sanık Oğuz Demir'e ilişkin hukuki süreç ayrı bir dosyada sürdü. Anadolu Ajansının Ekim 2025 tarihli haberine göre Demir hakkındaki yargılama Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediyordu. NECİP HABLEMİTOĞLU CİNAYETİ: PORTAKAL ÇİÇEĞİ SOKAK'TAKİ KARANLIK GECEAnkara Üniversitesi öğretim üyesi Doç.
Dr. Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002 tarihinde Çankaya'da bulunan evinin önünde silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü. Akademik çalışmaları ve kaleme aldığı kitaplarla tanınan Hablemitoğlu'nun ölümü, Türkiye'nin en çok tartışılan suikast dosyalarından biri haline geldi.
Cinayetin ardından yürütülen soruşturmada uzun yıllar sonuç alınamadı. Daha sonra elde edilen deliller ve ifadeler doğrultusunda çok sayıda şüpheli hakkında işlem yapıldı. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada savcılık, Temmuz 2025'te altı sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.14 Ekim 2026 tarihli duruşmada ise bazı soruşturmaların sonuçlarının beklenmesine karar verildi.
Böylece olayın üzerinden yaklaşık 24 yıl geçmesine rağmen yargılama süreci devam etti. ABDÜLMECİT BASKIN CİNAYETİ: HAYMANA YOLUNDA BULUNAN CANSIZ BEDENAnkara Altındağ İlçe Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın, 30 Eylül 1993 gecesi kaçırıldı.
Baskın'ın cansız bedeni, 3 Ekim 1993 tarihinde Ankara-Haymana yolu üzerinde bulundu. Olay, 1990'lı yıllarda Türkiye'de yaşanan faili meçhul cinayetlere ilişkin yürütülen soruşturmalar sırasında yeniden gündeme geldi. Cinayetten yaklaşık 20 yıl sonra, 2013 yılında hazırlanan iddianamede eski emniyet yöneticileri ve polislerin de aralarında bulunduğu 12 kişi hakkında suçlamalar yöneltildi.
Dosyada cinayetin nasıl planlandığına ve kimler tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin çeşitli iddialar yer aldı. Ancak iddianamede dile getirilen suçlamalar, tek başına sanıkların suçlu olduğunun kanıtı anlamına gelmiyor.
YUSUF EKİNCİ CİNAYETİ: YILLAR SONRA GELEN ZAMANAŞIMI KARARIAvukat Yusuf Ekinci'nin cansız bedeni, 25 Şubat 1994 tarihinde Ankara'nın Gölbaşı ilçesi yakınlarında bulundu. Cinayet, dönemin faili meçhul olayları arasında uzun yıllar tartışıldı.
Ekinci'nin öldürülmesine ilişkin iddialar, 1990'lı yıllarda işlenen bazı cinayetlerle ilgili açılan davalarda ele alındı. Dosyada eski kamu görevlilerinin de aralarında bulunduğu kişiler yargılandı. Ancak hukuki süreç, cinayetin bütün ayrıntılarının ortaya çıkarılmasıyla sonuçlanmadı.
Yargıtay, 15 Ekim 2024 tarihinde açıkladığı kararla Ekinci'nin öldürülmesine ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesini onadı. Bu karar, bir cinayet dosyasında yargılamanın sona ermesi ile olayın bütün yönleriyle aydınlatılmasının aynı anlama gelmediğini gösteren örneklerden biri oldu.
ANKARA GARI SALDIRISI: BAŞKENTİN UNUTAMADIĞI 10 EKİM10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde düzenlenen barış mitingini hedef alan iki canlı bomba saldırısı, Türkiye tarihinin en ağır terör saldırılarından biri olarak kayıtlara geçti. DEAŞ tarafından gerçekleştirilen saldırıda, sonradan yaşamını yitiren bir yaralıyla birlikte toplam 101 kişi hayatını kaybetti.
Saldırının ardından açılan davalarda çok sayıda sanık yargılandı. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 1 Temmuz 2024 tarihinde çeşitli sanıklar hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verdi. Bununla birlikte firari sanıklar, saldırı öncesindeki güvenlik süreçleri ve kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin tartışmalar devam etti.
Ankara Garı saldırısı, failleri ve örgütsel bağlantıları hakkında yargı kararları bulunduğu için tamamen faili meçhul bir olay olarak değerlendirilmiyor. Ancak olayın bazı yönleri hakkındaki sorular kamuoyunda gündemde kalmayı sürdürüyor.
MEŞHUR ANKARA CİNAYETİ: 1945 YILINDA TÜRKİYE'Yİ SARSAN DAVAAnkara'nın geçmişindeki en dikkat çekici adli olaylardan biri de 1945 yılında yaşanan ve kamuoyunda "Ankara Cinayeti" olarak bilinen davaydı.16 Ekim 1945 tarihinde doktor Neşet Naci Arzan, Anafartalar Caddesi'ndeki muayenehanesinde silahla vurularak öldürüldü. Cinayetten sonra Reşit Mercan adlı genç suçunu itiraf ederek teslim oldu.
Ancak olayın seyri, dönemin Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay'ın oğlu Haşmet Orbay'ın adının soruşturmaya karışmasıyla değişti. İlk yargılamada Reşit Mercan 20 yıl, Haşmet Orbay ise bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay'ın kararı bozmasının ardından dava Bolu Ağır Ceza Mahkemesine taşındı.
Yeniden yapılan yargılamada Mercan, cinayeti kendisinin işlemediğini, gerçek failin Haşmet Orbay olduğunu ileri sürdü. Sonraki hukuki süreçte cinayetin sorumluluğuna ilişkin yeni değerlendirmeler yapıldı. Olay bu nedenle tamamen çözülememiş bir cinayetten çok, soruşturma sürecindeki müdahale ve örtbas iddialarıyla tarihî önem kazanan bir dava olarak öne çıktı.
BAŞKENTİN KARANLIK DOSYALARINDA HANGİ SORULAR YANITSIZ KALDI?Ankara'da yaşanan bu olaylar, farklı dönemlere ait olsalar da kamuoyunda benzer tartışmaları beraberinde getirdi. Bazı cinayetlerde saldırganların kimliklerinin belirlenememesi, bazılarında azmettiricilere ulaşılamaması ve kimi dosyalarda delillerin yıllar sonra yeniden değerlendirilmesi dikkat çekti.
Özellikle 1990'lı yıllarda meydana gelen siyasi cinayetler, Türkiye'nin yakın tarihindeki güvenlik, istihbarat ve yargı süreçlerine ilişkin tartışmaların önemli bir bölümünü oluşturdu. Bugün Ankara'nın hafızasında yer eden bu olayların bir kısmı mahkeme kararlarıyla sonuçlanmış olsa da bazı dosyaların bütün ayrıntıları kamuoyunda açıklığa kavuşmuş değil. Aradan geçen onlarca yıl, olayların tarihî ve toplumsal önemini ortadan kaldırmadı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş · Bölge: Ankara/Elmadağ
Yayın: 29 Ekim 2026 13:21 · Kaynak: yeniankara.com.tr