Habermetrik
← Ana Sayfa
03 Kasım 2026 23:06
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Azerbaycan-başörtüsü-otoriterlik / Bir Tutum Olarak özgürlükçülük

Azerbaycan-başörtüsü-otoriterlik / Bir Tutum Olarak özgürlükçülük
⏱️ 3 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Azerbaycan'da başlayan ve diğer Türk Cumhuriyetlerinden de Arap Kültürü gerekçesiyle karşı çıkılan başörtüsüne dair alınan tavırlar ülkemizde de laik, seküler ulusalcı kesimler tarafından memnuniyetle karşılanıyor
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Azerbaycan'da başlayan ve diğer Türk Cumhuriyetlerinden de Arap Kültürü gerekçesiyle karşı çıkılan başörtüsüne dair alınan tavırlar ülkemizde de laik, seküler ulusalcı kesimler tarafından memnuniyetle karşılanıyor.

Bu kesimler, İslam dinini çağrıştıran her tutumda, islamın ritüellerinden; Namaz, Hacc ve hatta Oruç ibadetininin biçimine dair ritüeller “Arap kültürü” gerekçesiyle karşı çıkılıyor.

Bütün bunlar karşısında, muhafazakar ve İslamcı kesimler de yapılan itirazların örtülü bir şekilde “İslam düşmanlığından” kaynaklandığına dair itirazlarını dillendirmekte..

Bir tarafta; laik, seküler, ulusalcı kaygılarla pozisyon alanlar ve bu pozisyona göre siyaset dili ve söylem oluşturanlar, diğer tarafta ise geleneksel, kültürel özellikler içeren pratiklerin tamamını İslam Dininin temel ve değişmez ibadetleri olarak gören ve bu zemin üzerinden karşıtlarını kafirlikle, din düşmanlığıyla itham ederek siyaset yapan ve söylem oluşturanlar.

Zira bu kesimler varlıklarını bu siyaset diliyle anlamlandırıyor, güya mevzilerini tahkim ediyorlar.

Onlar için, ne söylersek söyleyelim, yazarsak yazalım yazdıklarımız ve söylediklerimiz ellerinde tuttukları şablona göre muamele görecek..

Öncelikle, bu insanların sahip oldukları kesin inançlarından gri alana gelmeleri gerekir ki, kendileriyle toplumun meselelerini; siyaset, hukuk, haklar, özgürlükler bağlamında konuşma imkanımız olsun.

Bu kesimlerle konuşmak belki mümkün ama, makul bir çizgide anlaşabilmek asla mümkün değil..

Benim anlamakta zorlandığım kesimler bunlar değil.

Kendilerini özgürlükçü, demokrat olarak tanımlayan ve her fırsatta bu özelliklerini dile getiren kesimlerin içine düştüğü çelişkiler..

Şurası muhakkak, toplumların yaşam pratikleri her şeylerini etkiler..

Yaşam pratiklerini besleyen olgular içinde ilk sırayı kültür alır.

Bu kültür ve dinlere bağlı olarak bazı davranış pratikleri oluşur.

Kültürlenme sürecinde toplumda davranış kaideleri oluşur.

Bunlara, örf, töre,ibadet, adet, gelenek, görenek deriz.

Hiç şüphesiz dinlerin ibadete dayalı pratikleri, peygamberler tarafından inananlara talim ettirilerek öğretilir.

İnsan düşüncesinin ürünü olan felsefi fikirler de benzer alışkanlıkları, o düşünce eksenine giren taraftarlarından ve bağlılarından isterler..

Belli kalıplar içinde tekrarlanan bu davranışlara, ritüeller, pratikler diyoruz.

Sanırım ne demek istediğim anlaşılmıştır.

Gelelim bu yazıya vesile olan tutumlar ve aktörlere..

Maalesef, özgürlükçü, demokrat ve inançlara saygılı davranmak erdeminden söz edenlerin iddialarına uygun davranmadığını gözlemliyorum.

Oysa bu kesimler ilkelerine uygun davranmakla mükelleftir.

Karşıtlarının haklarına, hukuklarına, tercihlerine kısıtlama girişimlerinden keyif alamazlar.

Hatta yapılan kısıtlamalara karşı çıkmaları görevleridir.

Böyle davranmaları karşıtları için bir lütuf değil, kendi tutarlılıkları için bir zorunluluk..

İnsanların ama dini, ama düşünce, ama bireysel tercihleri konusundaki özgürlük alanlarını kayıtsız kalır ve hatta yargılamaya kalkarlarsa bizler, bu tutumlarına olumlu bakamayız.

İnsanların tercihlerine saygı duymak zorunludur.

Türk Cumhuriyetlerinde hüküm süren diktatörlerin aldığı pozisyonu salt Arap karşıtlığı üzerinden meşru görmek, insan haklarına aykırı görmemek, ahlaki ve tutarlı değildir.

Kaldı ki, insanlar bir başka toplumun kültürünü de tercih edebilir.

Nihayetinde bizler, Batı kültürünü esas alan politikaları Tanzimat süreciyle yasalaştırmayabaşladık ve Cumhuriyet döneminde devlet politikası halinde uyguladık, halkımızın bir kesimi de bunu kabul etmek istemedi ve ülkemizde yaşanmakta olan sosyolojik yarılmanın uygulanan kültür politikaları ile ilgisi bir hayli yüksek ve gerçekten etkili sonuçlara da sebep olmuştur.

Karşıtlarımızın özgürlüklerinin kısıtlanması bizi daha özgür kılmaz.

Çelişkilerden arınmak ve insanlara güvenmek gerekir.

Bunun için herkes için özgürlük diyebilmek tutarlılıktır.

Azerbaycan'ın başörtüsü meselesinde uygulamalarını eleştiren devlet yetkililerine karşı “içişlerimize müdahale” ediyorlar demelerini anlayabiliriz, fakat onların Türkiye'yi yöneten iktidardan “Kelle” istemesi de Türkiye'nin egemenlik hakkına “tecavüz” değil midir?

Azerbaycan yöneticilerinin buna hakkı var mı?

Bu yetkililer böyle bir tavrı gösterecek gücü kimden alıyor?

Bize göre, ortaya çıkan tutumlar her iki ülke için garabettir.

Anlaşılıyor ki, iki otoriter rejim özgürlüklerin kısıtlanmasını egemenlik hakları üzerinden meşru görmektedir.

Ve ben, iki ülkenin yönetimlerini uyguladıkları politikalar açısından tutarsız görmüyorum.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: antalyasonhaber.com
Haber metni ve görseller antalyasonhaber.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Genel
Yayın: 03 Kasım 2026 23:06 · Kaynak: antalyasonhaber.com
Kaynağı Oku ↗