Avrupa heyetinden Türkiye'ye:'AB üyeliği demokrasiyle, ortaklık çıkarlarla ilgili
- Tutuklu belediye başkanlarını ziyaret etmek üzere İstanbul'a gelen Avrupa heyetinde yer alan Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Avrupa Komisyonu'nun sessizliğini eleştirerek, Türkiye'nin AB üyeliğinin demokrasiye bağlı olduğunu vurguladı
Ekrem İmamoğlu ve tutuklu diğer belediye başkanlarıyla görüşmek üzere İstanbul'a gelen üç Avrupa kurumunun temsilcilerinden oluşan heyette yer alan Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinin geleceğinin demokrasi ve hukukun üstünlüğüne bağlı olduğunu söyledi."Üyelik demokrasiyle, ortaklık çıkarlarla ilgilidir," diyen Sánchez Amor, tutuklu belediye başkanları, ifade özgürlüğü ve demokratik standartlara ilişkin sorunların Türkiye'nin AB üyelik perspektifinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirtti. Euronews Türkçe'ye açıklamalarda bulunan heyette, AP Türkiye raportörü Sanchez Amor ile birlikte, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Türkiye raportörleri Bryony Rudkin ve Marc Cools, Avrupa Birliği Bölgeler Komitesi (CoR) Türkiye Çalışma Grubu Başkanı Jelena Drenjanin yer alıyor.
Tutuklu belediye başkanlarını ziyaret etmek üzere İstanbul’da bulunan heyetin, Ekrem İmamoğlu ile cezaevinde görüşme talebi Türk makamlarınca reddedildi.‘Temel hak ve özgürlükleri insansız hava araçlarıyla takas etmiyoruz’Sánchez Amor, Türkiye'nin AB üyelik perspektifinin askeri kapasite, savunma sanayi veya jeopolitik önem üzerinden değerlendirilemeyeceğini söyledi. Türkiye'nin NATO ve güvenlik alanındaki öneminin üyelik sürecinden ayrı ele alınması gerektiğini belirten Sánchez Amor, Karadağ'ı örnek gösterdi.
Karadağ'ın Türkiye kadar güçlü bir askeri kapasiteye veya küresel etkiye sahip olmadığını, ancak AB üyeliği konusunda Türkiye'den daha hızlı ilerlediğini söyleyen Sánchez Amor, bunun nedeninin üyelik sürecinin temelindeki değerlerin anlaşılması olduğunu ifade etti."Biz temel hak ve özgürlükleri insansız hava araçlarıyla takas etmiyoruz, böyle bir şey asla yapmayız. Yetkililerin bu mesajı alması önemli.
Mesele askeri gücünüzü masaya koymanız değil. Mesele tutukluların serbest bırakılması, eleştiriye açık bir kamusal alanın bulunması, kültür dünyasının, medyanın ve özgür basının korunmasıdır," dedi. Sánchez Amor, sözlerini şöyle sürdürdü: "Diğer alanlarda ortaklık kurabiliriz ancak üyelik demokrasiyle, ortaklık ise çıkarlarla ilgilidir.
Şu anda görünen o ki hem [Türkiye] hem de bazı Avrupalı yetkililer yalnızca çıkar ve ortaklığa odaklanmış durumda."Avrupa kurumlarının sessizliğine eleştiriSánchez Amor, Türkiye'deki demokratik standartlara ilişkin Avrupa kurumlarının tutumunu da eleştirdi. Özellikle Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Konseyi Başkanı António Costa ve AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos dışında diğer Avrupa Komisyonu üyelerinin Türkiye ziyaretleri sırasında demokrasiye ilişkin endişelerini kamuoyu önünde dile getirmemiş olmalarından duyduğu rahatsızlığı ifade etti.
Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi'nin genel tutumunu bu eleştirinin dışında tutan Sánchez Amor, Avrupa'nın “otoriter” liderlerle ilişkilerinde siyasi ve stratejik çıkarları öne çıkardığını, demokratik standartlara ilişkin sorunları gündeme getirmekten kaçındığını savundu. Bu yaklaşımı, eski AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in geçmişte dile getirdiği "Avrupa'nın ruhunu kaybetmesi" eleştirisiyle ilişkilendirdi.'Avrupa Konseyi'nin değerlerine geri dönmeliyiz'Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Türkiye raportörü Marc Cools da, Avrupa kurumlarının Türkiye'deki gelişmeler karşısında sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin 1949'da Avrupa Konseyi'nin en eski üyelerinden biri olduğunu hatırlatan Cools, "Bu ülkede bir değişim görmek istiyorsak Avrupa kurumları sorumluluklarını yerine getirmeli. Avrupa Konseyi'nin değerlerine geri dönmeliyiz," ifadelerini kullandı.
Üç Avrupa kurumundan ortak ziyaretHeyetin İstanbul ziyaretinin dikkat çeken yönlerinden biri, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Avrupa Birliği Bölgeler Komitesi (CoR) ve Avrupa Parlamentosu temsilcilerinin aynı ziyaret kapsamında bir araya gelmesi oldu. Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Türkiye raportörü Bryony Rudkin, önceki ziyaretlerin ağırlıklı olarak Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi temsilcileri tarafından gerçekleştirildiğini belirterek, diğer iki kurumun temsilcilerinin de heyete katılmasının Türkiye'deki gelişmelere ilişkin ortak endişeyi ortaya koyduğunu söyledi."Yalnızca tek bir Avrupa kurumu endişeli değil.
Avrupa ailesinin farklı kurumları da bu konuları gündeme getirmek istiyor. Farklı platformlardan konuşabiliriz ancak birlikte konuştuğumuzda sesimiz çok daha güçlü çıkıyor," diyen Rudkin, ziyaretin Türkiye’ye Avrupa ailesinin bir parçası oldukları mesajını vermesi bakımından da önemli olduğunu ifade etti.
İmamoğlu'nu cezaevinde ziyaret talebi reddedildiHeyet üyeleri, İstanbul ziyaretleri sırasında tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile cezaevinde görüşme taleplerinin Türk makamları tarafından reddedildiğini açıkladı. Bryony Rudkin, İmamoğlu'nu cezaevinde ziyaret etmek üzere daha önce de Türkiye'ye geldiğini belirterek, bu ziyaretin kendisi için üçüncü ziyaret olacağını söyledi.
Heyet ayrıca İzmir'in tutuklu bulunan eski belediye başkanı Tunç Soyer'i de ziyaret etmeyi planlıyordu. Görüşmelerin iptal edilmesinin hayal kırıklığı yarattığını belirten Rudkin, İstanbul ve diğer kentlerde seçilmiş belediye başkanlarının görevlerini yerine getirememesinin milyonlarca seçmenin demokratik iradesini etkilediğini söyledi."Biz diyaloğu sürdürmek ve Türk yetkililere, İstanbul, İzmir ve diğer kentlerde milyonlarca insanın demokratik iradesinin, seçtikleri kişilerin görevde bulunamaması nedeniyle engellendiğini anlatmak istiyoruz," dedi.
Rudkin, heyetin Strazburg'a dönmesinin ardından Türk makamlarıyla diyaloğu sürdürmek için yeni görüşme taleplerinde bulunacaklarını belirtti. Heyet İBB davasını duruşma salonundan takip ettiCezaevinde İmamoğlu ile görüşme taleplerinin reddedilmesine rağmen Avrupa kurumlarının temsilcileri, salı günü Silivri'de görülen İBB davasının duruşmasını izledi.
Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Avrupa Bölgeler Komitesi ve Avrupa Parlamentosu heyetlerinden temsilciler, İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 436 sanıklı davanın duruşmasını takip etmek üzere mahkeme salonunda bulundu. İmamoğlu da heyete İngilizce hitap ederek teşekkür etti.'Diyalog ve sürekli çalışma gerekli'Avrupa Bölgeler Komitesi Türkiye Çalışma Grubu Başkanı Jelena Drenjanin ise Türkiye'deki yerel yönetimlerle diyaloğun sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.
Drenjanin, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin fiilen donmuş olmasına rağmen yerel düzeyde çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Drenjanin, son yıllarda seçilmiş yerel yöneticilere yönelik uygulamaları yakından takip etmek ve yaşanan gelişmeleri görünür kılmak amacıyla farklı yöntemlere başvurduklarını ifade etti.
Bu kapsamda Ekrem İmamoğlu'nun 2025 Belediye Başkanı Paweł Adamowicz Ödülü'ne layık görülmesini örnek gösterdi. Drenjanin, ödülün yerel düzeyde demokrasiyi savunan yöneticilere verilen desteğin bir göstergesi olduğunu kaydetti.
Drenjanin, "Diyaloğun ve sürekli çalışmanın gerekli olduğuna inanıyoruz. Çok kısa bir sürede yaşanan bu gelişmeler, demokratik gerilemenin hızlanması ve tırmanması karşısında oldukça şaşkınız," dedi. Üç Avrupa kurumunun birlikte hareket etmesinin gelişmeleri takip etmek ve ortak bir ses oluşturmak açısından önemli olduğunu belirten Drenjanin, Türk yetkililerle görüşmeye ve gelişmeleri izlemeye devam edeceklerini ifade etti.
Türkiye'nin AB üyelik süreciTürkiye, 1999 yılında AB'ye aday ülke statüsü kazandı. 2005 yılında başlayan üyelik müzakereleri, demokratik standartlar, temel haklar ve hukukun üstünlüğüne ilişkin sorunlar nedeniyle Haziran 2018'den bu yana fiilen durmuş durumda.
Türkiye, aday ülke statüsünü korumaya devam ederken AB ile göç, güvenlik ve ticaret gibi alanlarda iş birliğini sürdürüyor. Avrupa Komisyonu'nun Kasım 2025'te yayınladığı Türkiye raporunda, ülkede demokratik standartların, hukukun üstünlüğünün, yargı bağımsızlığının ve temel haklara saygının gerilemeye devam ettiği belirtildi.
Raporda, 2025'in başından itibaren seçilmiş siyasetçiler, muhalefet temsilcileri, gazeteciler ve sivil toplum aktörlerine yönelik gözaltı ve tutuklamaların yargı bağımsızlığına ilişkin endişeleri artırdığına dikkat çekildi. 2026 yılı raporunun ise bugün Avrupa Komisyonu tarafından yayınlanması bekleniyor.
Avrupa Birliği Bölgeler Komitesi (CoR) ve Avrupa Parlamentosu da ortak misyon kapsamında elde edilen bulguların yer alacağı kendi raporlarını yayınlayacak. Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu, Nacho Sánchez Amor'un raportörlüğünde hazırlanan 2025 Türkiye raporunu Nisan 2026'da kabul etti.
Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu, Haziran 2026'da yapılan oylamada rapora ilişkin kararı 107'ye karşı 381 oyla kabul etti. Avrupa Parlamentosu, Türkiye'nin demokratik standartlara ilişkin sorunlarına yönelik eleştirilerini sürdürürken, Ankara ile ilişkilerin stratejik önemini de vurguladı.
Parlamento'nun Türkiye'ye ilişkin pozisyonunda, "Türkiye, stratejik önemini koruyan, NATO müttefiki ve AB'nin ticaretten güvenliğe, göç yönetimine kadar çok katmanlı ilişkiler yürüttüğü bir ülkedir," ifadeleri yer aldı. Kongre raportörleri, "Hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı ilkeleri doğrultusunda yerel demokrasinin geliştirilmesine yönelik deneyim paylaşımında bulunmak ve çalışmalar yürütmek amacıyla siyasi diyaloğumuzu sürdürmeyi son derece önemli buluyoruz.
Ayrıca, ülkedeki seçilmiş yerel yöneticilerin, özellikle muhalefet partilerinden olanların durumunu ele almak üzere İçişleri Bakanı ile yeniden bir araya gelme fırsatı bulmayı da istiyoruz," açıklamasında bulundu.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Genel · Bölge: İstanbul
Yayın: 04 Kasım 2026 10:11 · Kaynak: tr.euronews.com