Şeniz Doğan'ın gözaltına alınacağını önceden biliyorlar mıydı?
- Günaydın sevgili okurlarım
- Oldukça boğucu bir günün sabahına uyanmış bulunuyoruz
Günaydın sevgili okurlarım.
Oldukça boğucu bir günün sabahına uyanmış bulunuyoruz. Her sabah önümüze düşen haberlerden uzaklaşasınız geliyor, farkındayım. İnsan şöyle çayını yudumlarken güzel gelişmeler okumak, memleketin ne kadar da şahane yönetildiğini görmek istiyor.
Ama ne yazık ki memleketi gerçekten bok götürüyor. Üstelik bu durumdan rahatsız olanlardan çok, her şey yolundaymış gibi davrananlarımız var. Ne güzel memleket!
Neyse, memleketin bütün dertlerini bir köşeye sığdıramayacağımıza göre Denizli'ye dönelim. Gerçi burası da pek iç açıcı sayılmaz.
Denizli, 27 Ekim sabahına Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan'ın gözaltına alındığı haberiyle uyandı. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ihale ve yolsuzluk soruşturması kapsamında belediyeye operasyon düzenlendiği, Doğan'ın da ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldüğü bildirildi.
Soruşturmanın sonucunu henüz bilmiyoruz. Ortada bir gözaltı işlemi var, kesinleşmiş bir suç hükmü yok. Bunu baştan belirtelim.
Fakat benim dikkatimi çeken, gözaltından üç gün önce yapılan bir konuşma.
Çavuşoğlu Neden Hapse Girmekten Söz Etti?24 Ekim'de düzenlenen parti kongresinde Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu kürsüye çıktı.
Konuşmasının bir bölümünü birkaç kez dinledim. Sinirliydi. Sözlerini özellikle vurguluyordu.
Arkadaşlarının kendisine zaman zaman ilginç bir soru yönelttiğini anlattı. Bir gün kendisinin veya kadrosundan birinin hatası ortaya çıkarsa ne yapacağını sorduklarını söyledi.
Sorunun devamı daha da ilginçti:
“Hapse mi atılırsın, karşıya mı katılırsın?”Çavuşoğlu'nun cevabı ise oldukça netti:
“Buradan şerefim ve namusum üzerine söz veriyorum. Hapse atılırım ama Allah'ın izniyle hiç kimseye eyvallah etmem.”İşte bu sözler dikkatimi çekti.
Yıllardır aldığım filoloji eğitimi ve insanları gözlemleyerek edindiğim tecrübeler nedeniyle kelimelerin neden seçildiği üzerinde düşünürüm. İnsan bazen zihnini meşgul eden konuları farkında olmadan konuşmasına taşır. Elbette her kelimenin altında gizli bir anlam aramak doğru değil. Ama bazı ifadeler insanı ister istemez düşündürüyor.
Çavuşoğlu'nun o gün neden özellikle hapse atılma ihtimalini konuştuğunu merak ediyorum.
Üstelik bu ihtimali kendisinin ortaya atmadığını, arkadaşlarının sorduğunu söylüyor.
Demek ki en azından anlattığı kadarıyla, yakın çevresinde böyle bir senaryo konuşulmuş.
Peki neden?
Üç Gün Sonra Gelen GözaltıTarihlere bakalım.
16 Ekim'de Merkezefendi Belediyesi'nde polis ekiplerinin inceleme yaptığı haberleri yayımlandı.
24 Ekim'de Çavuşoğlu kongrede hapse atılma ihtimalinden söz etti.
Bu sıralama, siyasi çevrelerde yaklaşan gelişmelerin önceden konuşulup konuşulmadığı sorusunu akla getiriyor.
Çavuşoğlu'nun gözaltıyı önceden bildiğine ilişkin elimde herhangi bir bilgi yok. Böyle bir iddiayı doğrulayacak belge veya tanıklık da bulunmuyor.
Ancak konuşmanın zamanlaması ve tonu dikkat çekici.
Çavuşoğlu'nun sözleri genel bir siyasi meydan okuma olabilir. Devam eden soruşturmaların yarattığı atmosferden etkilenmiş de olabilir.
Yine de kendisine sorulmasını istediğim bir soru var:
Karşıya Katılmak da Nereden Çıktı? Konuşmadaki “karşıya katılmak” ifadesine de değinmek gerekiyor.
Türkiye'de belediye başkanlarının görev süreleri içinde parti değiştirmesi artık sıkça tartışılan bir konu. Seçimlerde bir partinin adayı olarak halkın karşısına çıkan bazı isimler, sonradan başka bir partinin rozetini takıyor.
Bir belediye başkanı partisinden ayrılabilir. Siyasi düşünceleri değişebilir, partisinin politikalarını benimsemeyebilir.
Ayrılsın.
Ama bağımsız kalsın.
Çünkü seçmen yalnızca adayın ismine oy vermiyor. Partisine, siyasi programına ve vaatlerine de oy veriyor. Bir partiden seçilip başka bir partiye geçmek, seçmenin verdiği yetkinin siyasi anlamını değiştiriyor.
Bu kararların arkasında baskı, kişisel çıkar veya siyasi hesaplar bulunduğuna ilişkin çeşitli iddialar ortaya atılabiliyor. Ancak somut kanıt olmadan bunları herhangi bir siyasetçiye yüklemek doğru olmaz.
Şeniz Doğan'ın AK Parti'ye geçeceği yönündeki söylentileri ise dikkate değer bulmuyorum. Ortada doğrulanmış bir geçiş kararı yok. AK Parti Denizli İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu'nun bulunduğu siyasi ortamda böyle bir geçişin gerçekleşmesini de pek olası görmüyorum.
Çavuşoğlu'nun “karşıya katılmak” ifadesini doğrudan Doğan'a yönelik bir gönderme olarak değerlendirmiyorum. Kendi siyasi duruşunu anlatırken bir karşıtlık oluşturmak istemiş olabilir.
Benim ilgilendiğim, bu karşıtlığın diğer ucunda neden özellikle hapis ihtimalinin bulunduğu.
Kim, Ne Zaman, Ne Biliyordu? Siyasette bazı konuşmalar, sonradan yaşanan gelişmelerle birlikte yeniden anlam kazanır.
Çavuşoğlu'nun kongredeki sözlerini de bu nedenle tekrar dinledim.
O gün kürsüdeki öfkesinin yalnızca siyasi rakiplerine mi, yoksa kendi çevresinde yaşananlara mı yönelik olduğunu bilmiyorum. Fakat sözlerinin ardında bir hayal kırıklığı olabileceğini düşündüm.
Bunların cevabını ancak konuşmanın tarafları verebilir.
Benim merak ettiğim, 27 Ekim'deki gözaltıdan önce siyasi çevrelerde nelerin konuşulduğu.
Çünkü kamuoyunun öğrendiği tarih ile bir gelişmenin siyasi çevrelerde konuşulmaya başlandığı tarih her zaman aynı olmayabilir.
Çavuşoğlu'nun önceden bilgi sahibi olduğunu söylemek için elimizde bir dayanak yok. Fakat kongrede anlattığı sorunun ne zaman ve hangi koşullarda kendisine yöneltildiğini sormak da gayet doğal.
“Hapse atılırım ama kimseye eyvallah etmem.”
Güçlü bir siyasi söz.
Şimdi ben de o sözün hangi düşüncelerden doğduğunu merak ediyorum.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Denizli/Bekilli
Yayın: 27 Ekim 2026 08:43 · Kaynak: gazetesehir.com