Habermetrik
← Ana Sayfa
07 Kasım 2026 19:57
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Betonlaşan şehirler ısı ve sele karşı nasıl direnç kazanacak?

Betonlaşan şehirler ısı ve sele karşı nasıl direnç kazanacak?
Görsel kaynağı: habergundemim.com
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • İstanbul merkezli değerlendirmesinde Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr
  • Üyesi Ahmet Adiller, 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü dolayısıyla kentlerin iklim değişikliğine karşı alınması gereken önlemleri kapsamlı biçimde aktardı

Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü ve COP31 öncesinde betonlaşma, su yönetimi ve kentsel dönüşümün iklimle ilişkisini anlattı.

0 0 0 0 A − A + İstanbul merkezli değerlendirmesinde Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü dolayısıyla kentlerin iklim değişikliğine karşı alınması gereken önlemleri kapsamlı biçimde aktardı.

Adiller, betonlaşmanın kent içi sıcaklıkları artırdığını, aynı kentlerin hem kuraklığa hem de aşırı yağışlara hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı ve ekledi: “Yağışın şiddetini maalesef kontrol edemeyiz; ancak suyun nereden akacağını, nerede tutulacağını ve yapıların maruz kalacağı risklerin nasıl azaltılacağını planlayabiliriz.”

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, COP31 öncesinde kentlerin iklim hedeflerinin uygulanmasında doğrudan sorumlu aktörler haline geldiğini belirtti. “Dünyada kentlerin iklim mücadelesindeki rolü son yıllarda artarak; hizmetlerini yürüten kurumlar olarak değil, ulaşım, yapılaşma, enerji ve su yönetimi kararlarıyla iklim hedeflerinin gerçekleşmesini sağlayan uygulama birimleri olarak değerlendiriliyor.

COP31 programında dirençli kentler, sürdürülebilir binalar ve iklimlendirme çözümlerine yer verilmesi de bu yaklaşımı destekliyor.” sözleriyle bu dönüşümün kapsamını özetledi.

Adiller, Türkiye'deki şehirlerin öncelikle sera gazı emisyonlarını ve karşı karşıya oldukları iklim risklerini belirlemesi gerektiğini söyledi. Emisyonları azaltma yolları arasında erişilebilir toplu taşıma, güvenli yaya ve bisiklet bağlantıları, binalarda yalıtım ve verimli ısıtma-soğutma sistemleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılmasını sıraladı.

Uyuma yönelik uygulamalar olarak ise taşkın alanlarının korunması, su kayıplarının azaltılması ve sıcaklık riskinin yüksek olduğu bölgelerde yapay ya da doğal gölgelendirme uygulamalarını önerdi.

Bu önlemlerin, hem şehirlerin toplam emisyonlarını hem de kentlilerin günlük yaşamlarında iklim değişikliği etkisiyle maruz kalacakları zararları azaltacağını ifade etti. Adiller, önerilen uygulamaların şehirlerde somut biçimde planlanması gerektiğini belirterek, veriye dayalı risk değerlendirmesi yapılmasının altını çizdi.

Adiller, “Yeşil şehir, yalnızca daha fazla ağacı olan değil; daha az doğal kaynak tüketip, daha az atık üreterek daha sağlıklı, daha güvenli ve en önemlisi daha sürdürülebilir bir yaşam sunabilen şehirdir. Parklar bu yapının önemli bir parçasıdır; ancak otomobille ulaşıma bağımlı, enerji verimliliği düşük binalarla dolu, su kaynaklarını, havasını ve toprağını kirleten bir kent, yalnızca park sayısını artırarak sürdürülebilir olamaz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu yaklaşım, yeşil şehirlerin sadece peyzaj müdahaleleriyle sınırlı kalamayacağını, sistemik değişiklikler gerektirdiğini vurguluyor.

Sürdürülebilir kent düzeninde insanların günlük ihtiyaçlarına uzun mesafeler kat etmeden ulaşabilmesinin kritik olduğunu belirten Adiller, ulaşımda toplu taşıma, yaya ve bisiklet bağlantılarının güvenilir ve erişilebilir olması gerektiğini; enerjide ise önceliğin tüketimi azaltmak ve kalan ihtiyacı düşük emisyonlu kaynaklarla karşılamak olduğunu söyledi.

Atık yönetiminde hedefin atığın oluşmasını önlemek, ürünlerin kullanım ömrünü uzatmak, yeniden kullanım ve kaynağında ayrı toplanarak gerçekleştirilecek bir geri dönüşüm sistemini yaygınlaştırmak olduğunu belirten Adiller, organik atıkların uygun yöntemlerle değerlendirilmesinin doğayı kirletemeyecek biçimde iyileştirici bir rol üstlenebileceğini kaydetti.

Su yönetiminde şebeke kayıplarının azaltılması, su havzalarının korunması ve kullanım amacına uygun arıtılmış suyun yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Yapılaşmada ise dere yatakları ve doğal alanların korunması gerektiğini; konut, işyeri ve hizmetler arasındaki mesafeler kısaltılırken havalandırma, gölge ve açık alan ihtiyacının gözetilmesi gerektiğini söyledi.

Adiller, aşırı yağışlar, seller, sıcak hava dalgaları ve kuraklığın mevcut şehir planlama anlayışındaki eksiklikleri ortaya çıkardığına dikkat çekti. “Bu olaylar, şehirlerimizi planlarken geçmişin iklim koşullarının gelecekte de aynı kalacağını varsaymanın sonuçlarının ne kadar çarpıcı olduğunu gösteriyor.

Akdeniz bölgesinde artan sıcaklık ve kuraklık riski, kentlerin su ve serinleme ihtiyacını büyütüyor. Diğer yandan, kuraklık kısa sürede şiddetli yağış yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Bu nedenle aynı kentin hem su kıtlığına hem de sel ve taşkına hazırlanması gerekiyor.” sözleriyle hem kuraklık hem taşkın riskine eş zamanlı hazırlığın gerekliliğini ortaya koydu.

Adiller, dere yataklarında yapılaşma, toprağın beton ve asfalt gibi geçirimsiz yüzeylerle kaplanması ve altyapının değişen koşullara göre yenilenmemesinin aşırı hava olaylarının zararını artırdığını belirtti. Bu sebeple planlamada suyun akışının, tutulmasının ve risklerin azaltılmasının öncelikli olması gerektiğini vurguladı.

İklime dirençli şehirlerin sadece afet sonrasında hızla toparlanan şehirler olmadığını, aynı zamanda afet sırasında da hastaneler, ulaşım bağlantıları, elektrik ve su sistemleri gibi temel altyapının çalışır durumda tutulmasının önemli olduğunu belirten Adiller, imar ve altyapı kararlarında geleceğe yönelik iklim senaryolarının kullanılmasını önerdi. Sıcak hava dalgalarında erken uyarı sistemleri, erişilebilir serin kamusal alanlar ve hassas grupları gözeten destek mekanizmalarının planlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kentsel dönüşüm süreçlerinin sadece deprem güvenliğine odaklanmaması gerektiğini söyleyen Adiller, dönüşümün enerji, su ve afet yükünü azaltacak biçimde planlanması gerektiğini belirtti: “Deprem güvenliği temel koşuldur. Bunun yanında dönüşüm alanının planlaması taşkın riski, ulaşım bağlantıları, altyapı kapasitesi ve açık alan ihtiyacı birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır.”

Türkiye’de yeni ve büyük parklar oluşturmanın zorluğu dikkate alındığında kısa vadede okul bahçeleri, otoparklar, kaldırımlar ve kamu binalarında yeşil alanların artırılmasının doğru bir başlangıç olacağını anlatan Adiller, yeşil çatı uygulamalarının yağışın bir kısmını tutabileceğini ve çatı yüzeyinin aşırı ısınmasını önleyebileceğini söyledi. Yerel iklim koşullarına uygun bitki seçimi, mevcut yetişkin ağaçların korunması ve bakım bütçesinin baştan belirlenmesi gerektiğini de ekledi.

Adiller, yeni binalarda iyi yalıtım, doğru yönlenme, dış gölgeleme ve enerji verimli sistemlerle tüketimin azaltılabileceğini; uygun yapılarda yenilenebilir enerji, yağmur suyu toplama ve arıtılmış gri su sistemlerinin tasarım aşamasında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, Türkiye'nin COP31 sonrasında yeşil şehir yaklaşımını birkaç örnek projeden çıkarıp bütün kent yatırımlarının ortak ilkesi haline getirmesi gerektiğini belirtti.

“Her yeni yatırım, kentin emisyonlarını azaltırken insanları sıcaklık, sel ve su kıtlığı karşısında daha güvenli hale getirmelidir.” sözleriyle hedefin bütüncül olduğunu vurguladı.

Konferansın ardından somut kazanımların insanların daha serin sokaklarda yürüdüğü, daha temiz hava soluduğu ve enerji ile su için daha az harcama yaptığı kentler oluşturmak olabileceğini söyleyerek değerlendirmesini sonlandırdı: “Yeşil şehir, çevreyi korumayı günlük yaşamın güvenliği ve kalitesiyle buluşturan şehirdir.”

Gönder Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş ve tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz. Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: habergundemim.com
Haber metni ve görseller habergundemim.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Hava
Yayın: 07 Kasım 2026 19:57 · Kaynak: habergundemim.com
Kaynağı Oku ↗