Habermetrik
← Ana Sayfa
16 Eylül 2026 21:58 · Güncelleme 17 Eylül 09:26
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Rüzgâra göğüs geren Jön Türk: Tarık Akan

Rüzgâra göğüs geren Jön Türk: Tarık Akan
Görsel kaynağı: aydinlik.com.tr

Türk sineması onu 1970 yılında Ses dergisinin yarışmasıyla tanıdı. Ataköy plajlarında gazoz satan, işportacılık yapan, makine mühendisliği öğrencisi Tarık Tahsin Üregül, kısa sürede Yeşilçam’ın “Kartpostal Çocuğu”na dönüştü. Hababam Sınıfı’nın Damat Ferit’i, salon filmlerinin gamsız aşığı olarak milyonların sevgilisi oldu. Ancak o, kendisine sunulan bu konforlu, ışıltılı sarayda oturmayı reddetti. Aramızdan ayrılışının 10. yılında, Tarık Akan’ı bir sinema efsanesinden, ülkenin en önemli aydınlarından birine dönüştüren şey, işte bu reddedişin ta kendisidir. SALON FİLMLERİNDEN ATEŞ HATTINATarık Akan, 1977 yılında kariyerinde çok keskin bir viraj aldı. Yapımcıların “Seni bitireceğiz!” tehditlerine boyun eğmeyerek yüzünü Anadolu’ya, işçi sınıfına döndü. Maden, Sürü ve Yol filmleriyle halkçı sinemanın sembolü oldu. Kameranın önündeki bu isyanı sokağa da taşıdı. 1977’de Yeşilçam’ı sansüre karşı Ankara’ya yürüten büyük eylemin mimarlarındandı. Yavuz Özkan ve Vedat Türkali ile gizlice örgütlediği bu yürüyüş için DİSK’e bağlı sendikaları tek tek dolaşmış, hapse girmeyi göze alarak o tarihi eyleme öncülük etmişti.12 EYLÜL HÜCRELERİNDEN SİLİVRİ BARİKATLARINATarık Akan’ın vatanseverliği ve devrimciliği hiçbir zaman ezber bir senaryodan ibaret olmadı. 12 Eylül 1980 Darbesi’nin haberini Denizli’deki bir orduevinde aldığında, cuntacılara öyle bir tepki göstermişti ki, arkadaşları o dev gibi adamı ancak yere yıkarak ve ağzını kapatarak susturabilmişti. Türkiye’nin sürüklendiği karanlığı ilk geceden gören Akan, Amerikancı darbenin zindanlarında 2,5 ay hücrede kaldı, ağır işkenceler gördü. O karanlık günleri “Anne Kafamda Bit Var” kitabıyla tarihe not düştü. Ancak onun kavgası sadece geçmişle değildi. ABD ve FETÖ Türkiye’ye karşı Ergenekon ve Balyoz kumpaslarını kurduğu dönemde birçokları güvenli limanlardan “12 Eylül düşmanlığı” oynarken, Tarık Akan o günün gerçek ateş hattını işaret ediyordu. Altın Portakal sahnesinden “Silivri” diye haykırdığında Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek bu tavrı “Altın Portakal’ın Kocatepesi” olarak nitelendirmiş ve şu tarihi tespiti yapmıştı: “Şimdi daha iyi anlıyoruz, rol yapmamışlar, kendilerini oynamışlar. SESSİZ ASALET VE ATATÜRK SEVDASIAkan, emperyalizmin kurguladığı 12 Mart ve 12 Eylül darbelerini eleştirirken Türkiye düşmanlığına hiçbir zaman izin vermedi. “TSK bu ülkenin gözbebeğidir!” diyerek, Cumhuriyet kurumlarına sahip çıkan, 13 Aralık 2012’de kendi doğum gününde Silivri barikatlarını yıkanların en önünde yürüyen bir Jön Türk’tü. “Atatürksüz Anayasa’ya karşı köy köy dolaşırım.” diyecek kadar kararlıydı. Bu iradesinin içinde müthiş bir asalet de barındırıyordu.‘VATAN ELDEN GİDİYOR SEN BENİ SORUYORSUN’Tarık Akan Silivri’de barikatların en önündeydi. Tavizsiz geçen bir ömrün son demleri de ülkesi için endişeyle geçti. Amansız bir hastalıkla mücadele ettiği, hastanede kemoterapi gördüğü o zor günlerde 15 Temmuz Amerikancı Darbe Girişimi yaşandı. O gece telefonla arayıp sağlığını soran 52 yıllık çocukluk dostu Zeki İrfanoğlu’nu şu sözlerle azarlamıştı: “Beni bırak sen! Vatan elden gidiyor, sen beni soruyorsun!”Kendi can derdine düşecekken bile memleketin derdine düşen bir aydındı Tarık Akan.16 Eylül 2016’da aramızdan ayrılan Tarık Akan, sadece filmleriyle değil, “Sanatçıysanız zaten tarafsınız!” diyerek hayatı boyunca savunduğu bağımsız ve aydınlık Türkiye sevdasıyla yaşamaya devam ediyor.

Kaynaklar: aydinlik.com.tr
Haber metni ve görseller aydinlik.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 16 Eylül 2026 21:58 · Kaynak: aydinlik.com.tr
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp