Yeşilay Raporu Bağımlılıkların Çevresel Yükünü Ortaya Koydu
- Yeşilay, bağımlılıkların insan sağlığı üzerindeki etkilerinin ötesine geçerek ekosisteme verdiği zararları detaylı bir raporla gözler önüne serdi
- Türkiye'deki atık sular üzerinde yapılan analizler, bazı psikoaktif maddelerin arıtma süreçlerinden geçmesine rağmen doğaya karışmaya devam ettiğini kanıtladı
Türkiye Yeşilay Cemiyeti, bağımlılık yapıcı maddelerin ve dijital alışkanlıkların çevre üzerindeki yıkıcı etkilerini inceleyen 'Türkiye Bağımlılık ve Çevre Araştırma Raporu'nu 26 Ekim 2026 tarihinde İstanbul Sepetçiler Kasrı'nda kamuoyuyla paylaştı. COP31 zirvesi öncesinde hazırlanan çalışma; tütün, alkol, uyuşturucu ve dijital bağımlılıkların ekolojik ayak izini bilimsel verilerle ortaya koydu.
Lansmana Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç'in yanı sıra Prof. Dr. Emine Didem Evci Kiraz, Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Seval Palteki ve Doç. Dr. Evşen Güzel gibi uzman isimler katılım sağladı. Raporun en dikkat çekici kısımlarından biri, Türkiye'nin yedi farklı şehrindeki (İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Hatay, Samsun ve Trabzon) atık su arıtma tesislerinden toplanan 98 numunenin analizi oldu.
Araştırma, biyolojik arıtma sistemlerinin psikoaktif maddeleri temizlemede %82 ile %100 arasında başarı gösterdiğini, ancak bu sistemlerin bulunmadığı tesislerde verimin düştüğünü saptadı. Özellikle MDMA maddesinin arıtılmasının oldukça güç olduğu ve bazı tesislerde bu maddenin sudan arındırılma oranının %9 gibi düşük bir seviyede kaldığı belirlendi.
Çalışmada tütün endüstrisinin çevresel maliyetine dair çarpıcı rakamlar öne çıkarıldı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine atıfta bulunulan raporda, tütün üretiminin yıllık 80 milyon ton karbondioksit emisyonuna yol açtığı ve bunun 17 milyon benzinli aracın yarattığı kirliliğe eşdeğer olduğu vurgulandı.
Ayrıca tütün tarımı için dünya genelinde 3,2 milyon hektar alanın kullanıldığı, üretimin 22 milyar ton su tükettiği ve küresel ormansızlaşmanın %5'inden sorumlu olduğu kaydedildi. Türkiye'de yıllık 150,4 milyar adet sigara tüketiminin yarattığı izmarit kirliliği de ekolojik tehditler arasında sıralandı.
Alkol ve uyuşturucu üretim süreçlerinin de doğal kaynakları hızla tükettiği raporda yer aldı. Bir litre alkollü içecek üretimi için 9 ile 22 litre arasında su harcandığı belirtilirken, sentetik uyuşturucu üretiminin ciddi kimyasal atık sorununa yol açtığı ifade edildi.
Avrupa'daki verilere göre, bir kilogram sentetik uyuşturucu üretimi sırasında 25 ila 43 kilogram arasında kimyasal atık ortaya çıkıyor. Bu durum, bağımlılıkların sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda ciddi bir çevre kirliliği kaynağı olduğunu kanıtlıyor.
Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, bağımlılıkla mücadele politikalarının artık iklim değişikliği ve çevre koruma perspektifiyle bütünleştirilmesi gerektiğini savundu. Dinç, bağımlılık endüstrilerinin su tüketimi, atık yönetimi ve karbon ayak izi konularında şeffaf raporlama yapmasının zorunlu olduğunu belirtti.
Bağımlılıkların ormanlardan okyanuslara kadar tüm canlı yaşamını tehdit ettiğini vurgulayan Dinç, çevresel faktörlerin bağımlılık riskleri üzerindeki etkisinin eğitim programlarına dahil edilmesi çağrısında bulundu. Sonuç olarak rapor, bağımlılıkların ekolojik bir mesele olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
Biyolojik çeşitliliğin korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği için bağımlılıkla mücadelenin sadece insan odaklı değil, doğa odaklı bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu çalışma, bağımlılık endüstrilerinin çevresel etkilerine karşı yasal düzenlemelerin ve farkındalık çalışmalarının artırılması yönünde önemli bir temel oluşturuyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 27 Ekim 2026 09:38 · Kaynak: malatyaderinhaber.com