Habermetrik
← Ana Sayfa
03 Kasım 2026 18:11
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Görüşmek çözüm değilmiş!

Görüşmek çözüm değilmiş!
Görsel kaynağı: enkocaeli.com
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Etnosentrik partiler (MHP-DEM gibi…) gerek ideolojik gerek metodolojik olarak çok ayrı gibi gözükseler de ufak, minimal farkla birbirlerinden çok farklı değillerdir
  • Hatta aynıya yakındırlar

Etnosentrik partiler (MHP-DEM gibi…) gerek ideolojik gerek metodolojik olarak çok ayrı gibi gözükseler de ufak, minimal farkla birbirlerinden çok farklı değillerdir. Hatta aynıya yakındırlar. Gelinen süreç zaten bu tespitimizi ispatlar, kanıtlar niteliklerdedir.

Yaşanan yakın siyasi çağımızda siyasi partilerin, siyasetçilerin birbirlerinden farkının kalmadığı yada çok az olduğu aşikardır. Partilerde iç sıkıntıların benzerlikleri, liderlerinin yönetme benzerlikleri, herkes tek adama karşı iken herkesin bulunduğu partide siyasi yapıda tek adam olmaya çalışmaları ve tümünün ortak olarak kullandığı rezil rüsva Siyasi Partiler Kanunundan şikâyetçi olmayıp bu haksızlık, usulsüzlük kokan kanunu sonuna kadar kullanmaları…Kabul edilmedir ki bu denli aynılığın olduğu zeminde siyasete, siyasetçiye yoğun şekilde müspet yada aleyhte tepki, tenkit, tespit yapmak, ideolojik körlüğün cehaletin bir belirtisi olarak kabul edilebilir.

Keza siyasetin hedefi olan devlet de her daim böyle olagelmiştir. Bizde devlet sorunun da çözümün de kaynağıdır. Böylelikle devlet bir nevi baba, put, tanrı gibidir. Partileri de böyledir. Özellikle Etnosentrik partilerin varlık sebepleri o Etnisitenin sorunsallığına bağlıdır.

Haliyle bu durumda varlık sebebini tamamen yok etmeyecektir. Hastalığı da ilacını da kendi icat eden sürdürülebilir hastalık mantalitesi içinde bir hareket mekanizması geliştirecektir. Mış gibi yapıp sorun asla çözülmeyecektir.

Sorunlar sorunlardan nemalananlarla değil mağduru ve masumu ile çözülecektir. Son kertede yaşanan süreçte çözüm siyasetle ve siyasetçiyle kati bir sonuca ulaşmayacaktır. Ulaşsa dahi bunun Etnosentrik partilerle olması asla mümkün değil akla ve mantığa aykırıdır.

Devletin terör örgütü ile görüşmesi örgütün devlet tarafından sevgi pıtırcığına dönüşmesi peki yeni midir? Devlet liderler bazında bu denli aleni olmasa da geçmişte fazlasıyla terörle iletişim halindeydi.1975-1978 yılları içerisinde MİT’in belli yerlerinde görev alan isimlerinde içinde olarak filizlenmeye başlamıştılar.

1980 darbe sonrası öncesinde sağ-sol çatışması varken darbe sonrasında PKK terörü devreye sokuldu. O günden bugüne gazeteciler de dahil olmak üzere bir çok görüşmeler yapıldı.(M.Ali Birand, Cengiz Çandar, Hasan Cemal, Fatih Altaylı vs…)

1988’de Turgut Özal, Yavuz Donat ve Korkut Özal aracılıyla örgütle iletişim kuruyor. 1993’te Süleyman Demirel, Talabani aracılıyla bir görüşme gerçekleştiriyor. 1995’te Tansu Çiller, Savunma Bakanı Ercan Vuralhan aracılıyla irtibat kuruyor.

1995’te terörist başı Abdullah Öcalan, dönemin bakanı Hikmet Çetin ile mektuplaşıyor. 1996’da Mesut Yılmaz, Alev Alatlı’yı Abdullah Öcalan ile görüşmesi için Abdurrahman Çadırcı ile buluşturuyor. Buluşmanın olacağı gün olan 6 Mayıs’ta Şam’da bir saldırı oluyor ve buluşma gerçekleşemiyor.

1996’da Necmettin Erbakan Suriye hükümeti aracılıyla Öcalan’a mektup gönderiyor. Öcalan’a “Sorunu çözelim” diyerek kendi partisinin milletvekili olan Van Milletvekili Fetullah Erbaş’ı Öcalan’ın yanına gönderiyordu. Hatta Erbaş o dönemde dağda terör örgütünün yetkilileriyle görüşmeler yapıyor, bu görüşmeler basında da yer alıyordu.

Erbaş’ın PKK’nın elinde rehin tutulan askerler için Kuzey Irak'a Zap kampına gidişi, Genelkurmay Başkanı ile Başbakan Erbakan’ı karşı karşıya getiriyordu. Bu hadiselerden yıllar sonra Öcalan bu girişim ile ilgili şöyle bir açıklamayı basınla paylaştı: “Erbakan’ın çözüme yönelik girişimleri vardı.

Bu konuda Özal’dan daha çok özverili ve yakın davranıyordu. Fetullah Erbaş dışında Suriye El-Muharebat elemanı Ağa kod adlı Mervan Zerk ve benim Delil kod adlı temsilcim mesajlar gönderiyor, barışın sağlanması, ateşkesin ilan edilmesi için ricada bulunuyordu.

Ben de aracılarla teklifini kabul eden bir mektup gönderdim. Daha sonrasında İsmail Nacar zaman zaman benle Erbakan adına telefonla görüşmüştür. Hükümetin sürekliliği olsaydı Erbakan’la vaziyetimiz çok başka yere evirilebilirdi.”MİT terör örgütüyle devamlı görüş alışverişinde iken asker görüşmemiş miydi?

Tabii ki görüşülmüştü. 1984 Eruh-Şemdinli baskınından bu yana asker de örgüt ile her daim görüşmek durumundaydı. Bu aralıksız görüşmeler 1996 yılına kadar devam etti. 1999 yılında terörist başının yakalanması yada teslim edilmesiyle askerin görüşmeleri tekrardan hız kazandı.

27 Kasım 2000 tarihinde MİT Başkanı Şenkal Atasagun ile yardımcısı Miktad Alpay’ın Kürtçe televizyon açıklamaları üzerinden Genelkurmay ile büyük bir kriz yaşandı ve o günün gazetelerine bu yansıdı. Tansu Çiller’in İstibaharat Şefi Bülent Orakoğlu, Gladio’nun CIA’nın Çiller ile danışıklı çalışıldığını eserlerinde yazacaktı.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu, sonrasında Ecevit döneminde bu gibi bir durumun olduğunu itiraf edecekti. Ecevit sonrasında Abdullah Gül de Şamil Tayyar aracılıyla görüşmeleri gerçekleştirecekti. Hatta Tayyar kitabında “PKK’nın dağda 250 yöneticisi var.

Bunları Irak, İran ve Suriye’ye dağıtarak eritelim. Kalanını affedelim” teklifini Gül’e yaptığını kitabında itiraf edecekti. Gül, 12 Mart 2003’te başbakan sıfatıyla MİT üzerinden 16 sayfalık bir mektup gönderiyordu Öcalan’a.

Erdoğan dönemindeki görüşmeler çok daha uzun ve ayrıca işlenecek bir konu. İlginç olan, bir dönem MİT’te istihbaratta görev alan Ümit Özdağ’ın da stratejik araştırmalar merkezinde teröristlerle görüştüğü iddialarıdır. İddia edilen bu görüşmeden sonra Özdağ, İlker Başbuğ’dan randevu almıştır.

Özdağ’ın konu ile alakalı MİT müsteşarı Emre Taner’e brifing verdiği dillendirilmektedir. 28-29 Temmuz 1998’de Özdağ, Amerika’da Washington Kürt Enstitüsü tarafından bir konferansa davet edilmiş, Namık Tan aracılıyla bu konferans gerçekleşmiştir.

Anlaşılan odur ki gerek mektuplaşmalar gerek aracılarla görüşmeler yani bu yöntem devlet ve hükümetleri tarafından defaatle denenmiştir. Yani bir aynılık aynası ve krizi ile karşı karşıyayız. Kaynaklı, belgeli, verili binlerce sayfa örnek var karşımızda.

Siyasetin ve siyasetçinin aynılığına ayrıca değinerek, çözümün içinde olmadığımızın farkına varmalıyız. Bu dönemi onlardan ayıran aleniliği, sıradanlaşması ve milliyetçi, devletçi, Etnosentrik bir partinin liderliğinde genel başkanın da adının Devlet olduğu yerde, tüm algıların tersinde cereyan etmesidir. Her şeyin aynı olduğu yerde hiçbir şey olmayabilir. Dikkat etmek lazım!

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: enkocaeli.com
Haber metni ve görseller enkocaeli.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 03 Kasım 2026 18:11 · Kaynak: enkocaeli.com
Kaynağı Oku ↗