Türk gemisine saldırıda yeni gelişme! 4 bakanlığa 5 soru
Karadeniz’in uluslararası sularında ticari faaliyet yürüten Türk bayraklı gemilere yönelik saldırılar ve batan kargo gemilerindeki kayıplar, Ankara’daki idari kurumlardan uluslararası yargıya uzanan çok yönlü bir hukuk mücadelesine dönüştü. 21 Temmuz 2026 tarihinde Türk bayraklı MV Reyhan Sarı kuru yük gemisine düzenlenen İHA/dron saldırısında hayatını kaybeden deniz emekçisi Savaş Çakar’ın kardeşi gazeteci Abbas Çakar, Ankara’daki dört bakanlığa yönelttiği bilgi edinme başvurularından somut yanıt alamaması üzerine dosyayı Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu (BEDK), Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) ve Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) taşıdığını açıkladı.
Saldırı sırasında geminin yaşam alanlarının hedef alındığını, olayda ağabeyi Savaş Çakar’ın yaşamını yitirdiğini ve 4 denizcinin yaralandığını belirten Abbas Çakar, Temmuz ayından bu yana Karadeniz’de savaşa taraf olmayan Türk firmalarına ait ticari gemilere yönelik saldırılarda toplam 4 Türk denizcisinin hayatını kaybettiğini, 30’a yakın deniz emekçisinin ise yaralandığını bildirdi. Olayın ardından geminin çekildiği Trabzon Limanı’na hiçbir bakanın gitmediğini, buna karşın saldırıdan üç gün sonra, 25 Temmuz 2026’da Rize’de düzenlenen bir düğün törenine Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu dahil çok sayıda kabine üyesinin katıldığını ifade eden Çakar, yaşanan can kayıplarına karşı diplomatik ve hukuki adımların atılmadığını savundu.4 BAKANLIĞA YÖNELTİLEN 5 SORU VE ANKARA’DAKİ İTİRAZ SÜRECİAile yakınları ve gemi firmasının avukatlarıyla birlikte hukuki süreç başlatan Abbas Çakar, CİMER üzerinden yaptığı 7 ayrı başvurunun ardından 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’na beş maddelik resmi başvuru yaptı.
Başvuruda şu sorulara yanıt arandı: Saldırıyı gerçekleştiren Ukrayna makamlarına Türkiye tarafından verilen resmi bir nota var mıdır? Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı şarapnel ve bilye mühimmatı kullanımı nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) nezdinde savaş suçu takibi başlatılmış mıdır?
Hayatını kaybeden Savaş Çakar'ın ailesi ve yakınları için devlet tarafından idari ve hukuki rehberlik sağlanacak mıdır? İlgili bakanlıklar tarafından bu saldırıya karşı uluslararası düzeyde herhangi bir hukuki takip başlatılmış mıdır?
Türk denizcilerin hayatını kaybettiği saldırılarla ilgili olarak bakanlıklar bugüne kadar somut hangi adımları atmıştır? İki aylık sürecin sonunda Dışişleri Bakanlığı Doğu Avrupa Genel Müdür Yardımcılığı tarafından gönderilen yanıtta hiçbir tarih, evrak numarası veya somut verinin yer almadığını belirten Çakar, metnin yalnızca Karadeniz’deki genel savaş durumunu özetlediğini ve kullanılan mühimmat ile olayın failine değinmediğini açıkladı.
Bunun üzerine iç hukuk denetim mekanizmalarını devreye sokan Çakar, soruların kanuna aykırı biçimde cevapsız bırakıldığı gerekçesiyle BEDK’ya resmi itirazda bulundu ve "iyi yönetim ilkelerinin ihlal edildiği" iddiasıyla Kamu Denetçiliği Kurumu’ndan tavsiye kararı talep etti. LAHEY’DE SAVAŞ SUÇU BAŞVURUSU VE TBMM GÜNDEMİİç hukuk yollarının yanı sıra uluslararası yargıya da başvuran Çakar ve gemi firmasının avukatları, uluslararası sularda sivil bir ticaret gemisinin vurulmasının savaş suçu teşkil ettiği gerekçesiyle Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) nezdinde resmi süreci başlattı.
Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sivil İzleme Örgütü’nden bir araştırmacının da aileyle birebir görüşerek hak ihlallerine ilişkin rapor hazırladığı bildirildi. Saldırıdan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ve askeri komuta kademesini sorumlu tutan Çakar, Ukrayna veya Rusya fark etmeksizin sivil gemileri hedef alan tüm sorumluların uluslararası mahkemelerde yargılanması ve Türk devlet kurumlarının da Lahey’deki davaya resmen müdahil olması çağrısında bulundu.
Konu Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine de taşındı: YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda sivil Türk ticaret filolarına yönelik artan İHA/SİHA saldırılarını gündeme getirerek hükümetin diplomatik tutumunu ve Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamalarını eleştirdi. YENİ Parti Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul, Temmuz ayında konuyu ilk kez Meclis gündemine taşıyarak devletin Türk denizcilerini koruma sorumluluğunu hatırlattı.
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, doğrudan MV Reyhan Sarı saldırısı ve Savaş Çakar’ın ölümüyle ilgili Dışişleri ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıklarına yazılı soru önergesi verdi; ancak önergeye henüz yanıt verilmedi. Yeniden Refah Partisi Kocaeli Milletvekili Mehmet Aşıla ve EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan TBMM’de yaptıkları açıklamalarda deniz işçilerinin can güvenliğine dikkat çekerken, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Deniz İşçileri Platformu da saldırıları kınayan açıklamalar yayımladı.720 METRE DERİNLİKTEKİ MV TUĞBERK İMAMOĞLU BATIĞI İÇİN ÇAĞRIKocaeli Gündem Gazetesinde yaşanan olayı sık sık köşesine taşıyan gazeteci Abbas Çakar, açıklamasında Karadeniz’de yaşanan bir diğer deniz faciasına da dikkat çekti.
2 Eylül 2026 gecesi saat 03.26’da iki Türk bayraklı ticari geminin çarpışması sonucu batan MV Tuğberk İmamoğlu kargo gemisinde yalnızca Birinci Kaptan Yaşar Kayhan’ın cansız bedenine ulaşılabildiğini hatırlattı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait TCG Akın gemisindeki su altı robotları tarafından yeri tespit edilen batıkta 9 Türk denizcinin cenazesinin hâlen 720 metre derinlikte bulunduğunu belirten Çakar, bu derinliğe insanlı dalışın fiziken imkânsız olduğunu vurguladı.
Gemideki ağır yük ve gövdedeki yarık nedeniyle cenazelerin ancak uluslararası düzeydeki özel teknik ve vinç filolarıyla çıkarılabileceğini kaydeden Çakar, hükümeti ve TBMM’deki tüm siyasi partileri 9 denizcinin cenazesinin çıkarılması için tüm teknik imkânları seferber etmeye davet etti. BUNDAN SONRA NE OLACAK?
HUKUKİ SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, idarenin başvuruları 15 iş günü içinde yanıtlaması, reddedilen veya yetersiz bulunan yanıtlara karşı yapılan itirazların ise Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu (BEDK) tarafından 30 iş günü içinde karara bağlanması gerekiyor. Öte yandan 6328 Sayılı Kanun kapsamında Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık), yapılan başvuruları inceleyerek en geç 6 ay içinde ilgili bakanlıklara yönelik "Tavsiye Kararı" açıklayabiliyor.
TBMM İçtüzüğü’ne göre ise milletvekilleri tarafından bakanlıklara yöneltilen yazılı soru önergelerinin 15 gün içinde yanıtlanması yasal zorunluluk taşıyor. Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcılık Ofisi ise sunulan delilleri ve bağımsız izleme raporlarını "Roma Statüsü" kapsamında ön incelemeye alarak soruşturma açılıp açılmayacağına karar verecek.
Kategori: Siyaset · Bölge: Ankara/Elmadağ
Yayın: 26 Ekim 2026 12:26 · Kaynak: yeniankara.com.tr