Ameliyat Sonrası Günlük: Bir Hastanın Bedenle İmtihanı
- 17 Temmuz 2026 tarihinde, geçirdiği ameliyattan 12 gün sonra yaşadığı süreci günlüğüne aktaran bir hasta, bedenindeki değişimlerle yüzleşiyor
- Hastalıkla kurduğu mesafeli ilişkiyi ve bu süreçte yaşadığı psikolojik gelgitleri, kendi bedenine yabancılaşarak anlamlandırmaya çalışıyor
17 Temmuz 2026 tarihinde, ameliyatının üzerinden geçen 12 günün ardından, hasta kendi iyileşme sürecini ve bedenindeki değişimleri gözlemlemeye başladı. Vücudundaki dikiş izleri, başlangıçta bir alerjik reaksiyon nedeniyle hastalığın kendisi gibi görünse de, zamanla bu izlerle kurduğu ilişki bir kabullenme evresine girdi.
Göğüs bölgesinden başlayıp göbek deliğine kadar uzanan sekiz dikişlik hattı parmaklarıyla takip eden hasta, bu fiziksel teması bir tür elektriklenme ve yabancılaşma hissiyle tanımlıyor. Hastalığın teşhis edildiği ilk gün, Şifa Eczanesi'nden aldığı ilaçlarla birlikte eczacı kalfasının söylediği geçmiş olsun sözü, zihninde bir gong sesi etkisi yarattı.
Bu ifade, soyut bir kaygıyı somut bir gerçeğe dönüştürerek hastanın üzerindeki baskıyı artırdı. Eczaneden ayrılırken hissettiği aceleci tavır, aslında hastalığından kaçma arzusunun bir yansımasıydı. O günden sonra, yaşadıklarını O adlı üçüncü bir şahıs üzerinden günlüğüne not ederek, hastalığı kendi kimliğinden ayırıp yok etmeyi amaçlayan bir savunma mekanizması geliştirdi.
Doktoruyla yaptığı ilk görüşmede geç kalmışsın uyarısını alan hasta, bu süreci ciddiye almakla birlikte doktorun otoritesini kabullenmekte zorlandı. Hastanelere karşı duyduğu derin güvensizlik ve sigorta sisteminin hastalar üzerindeki ticari etkisi, onu iyileşme umudundan ziyade ölüm korkusuna sürükledi.
Hayatı boyunca yavaş yaşamanın ömrü uzatacağına dair geliştirdiği kişisel felsefe, bu süreçte bedeninin acele etme dürtüsü ile iradesinin onu zapt etme çabası arasında bir çatışmaya dönüştü. Eve döndüğünde yaşadığı ıssızlık duygusu, sokaktaki insanların varlığının ona verdiği geçici huzurla kıyaslandığında daha belirginleşti.
Evdeki rutin işlerle oyalanmaya çalışırken, mutfakta elini yaktığı bir kaza, onun için adeta bir ölüm deneyi ne dönüştü. Parmağındaki yanığın kabarıp kararmasını ve nihayetinde dökülmesini büyük bir soğukkanlılıkla izleyen hasta, bu süreci bir bedenin canlılığını yitirişinin somut bir kanıtı olarak gördü.
Yaşadığı bu süreç, zaman algısının yitip gittiği karanlık bir tünel gibi zihninde yer etti. Bedeninde taşıdığı ameliyat izleri somut birer kanıt olarak kalsa da, hafızasında bu döneme dair boşluklar oluştu. Hastalık, onun için sadece fiziksel bir yara değil, aynı zamanda yaşanmışlıkların silindiği, geriye sadece O zamirinin kaldığı, zamansız ve karanlık bir deneyim olarak hafızasına kazındı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık
Yayın: 05 Kasım 2026 23:53 · Kaynak: edebiyathaber.net