Habermetrik
← Ana Sayfa
31 Ekim 2026 10:50
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

İstikbal: Doğu Akdeniz'de rıza üretmek gerekiyor

İstikbal: Doğu Akdeniz'de rıza üretmek gerekiyor
Görsel kaynağı: denizhaber.com
⏱️ 10 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Uluslararası deniz hukuku uzmanı Dr
  • Kaptan Cahit İstikbal, Habertürk TV'de Dilek Gül ile HT 360 programında Türkiye'nin Mısır'a yönelik deniz yetki alanı anlaşması çağrısını değerlendirdi

İstikbal: Doğu Akdeniz'de anlaşma imzalamak sahayı bitirmiyor, rıza üretmek gerekiyor

Uluslararası deniz hukuku uzmanı Dr. Kaptan Cahit İstikbal, Habertürk TV'de Dilek Gül ile HT 360 programında Türkiye'nin Mısır'a yönelik deniz yetki alanı anlaşması çağrısını değerlendirdi. İstikbal'e göre Birleşmiş Milletler'e bildirim kabul anlamına gelmiyor, iki devletin anlaşması üçüncü devletin itiraz ettiği alanı tartışmalı hâle getiriyor ve hiçbir uluslararası şirket tartışmalı alana yatırım yapmıyor.

Bütün kıyıdaş devletler razı olmadıkça Doğu Akdeniz'de net bir münhasır ekonomik bölge elde etmek mümkün değil.

Millî Savunma Bakanlığı'nın 28 Ekim'deki haftalık basın bilgilendirme toplantısında Mısır ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşma imzalamaya hazır olduğunu açıklamasının ardından Doğu Akdeniz yeniden gündemin merkezine oturdu. Habertürk TV'de 30 Ekim 2026 Cuma günü yayımlanan HT 360 programında konu, Beykent Üniversitesi öğretim üyesi Prof.

Dr. Ece Baban ve uluslararası deniz hukuku uzmanı Dr. Kaptan Cahit İstikbal'in katılımıyla ele alındı. Sunucu Dilek Gül, tartışmanın önemini şöyle özetledi: Bu anlaşmalar Doğu Akdeniz'de ülkelerin denizde nerelere kadar hak iddia edebileceğini, enerji kaynaklarından nasıl yararlanabileceğini ve bölgedeki siyasi güç dengesinin nasıl şekilleneceğini etkiliyor.

Ankara'nın çağrısı, Atina'nın tepkisi

Tartışmanın arka planında iki gelişme var. Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019'da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nı 20 Ekim 2026'da onayladı.

Bunun üzerine Millî Savunma Bakanlığı, Mısır ile de karşılıklı menfaatler doğrultusunda sınırlandırma anlaşması imzalamaya hazır olduğunu bir kez daha vurguladı. Bakanlık, Mısır'ın Türkiye ile anlaşması hâlinde Yunanistan ile yapabileceği muhtemel bir anlaşmaya kıyasla 15 bin kilometrekareden fazla deniz yetki alanına sahip olacağını değerlendirdi (MSB'den Sincar açıklaması, Habertürk, 28 Ekim 2026).

Berberakis: "Atina'da büyük huzursuzluk var"

Yunanistan'ın tepkisini programa Atina'dan bağlanan Habertürk Atina muhabiri Taki Berberakis aktardı. Berberakis'e göre Türkiye'nin Libya'dan sonra Mısır ile de deniz yetki anlaşması imzalaması ihtimali Atina'da büyük bir huzursuzluk yaratıyor.

Bunun ilk dışavurumu Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'ndan geldi: Bakan Yorgos Yerapetritis, deniz yetki anlaşmalarının açık artırma konusu olmadığını söyledi. Berberakis bu çıkışı, Millî Savunma Bakanlığı'nın "15 bin kilometrekareden fazla alan" değerlendirmesine verilen bir cevap olarak yorumladı.

Yunan basınının yaklaşımını da aktaran Berberakis, gazetelerde Türkiye'nin Mısır'a cazip bir teklif sunduğu ve Kahire'ye "bizimle anlaşmanız sizi kazandırır" mesajı gönderdiği yorumlarının öne çıktığını söyledi. Yunanistan ile Mısır'ın 2020'de yalnızca 28. meridyene, yani Rodos'un doğusuna kadar kısmî bir anlaşma imzaladığını hatırlatan Berberakis, bunun sebebini Mısır'ın o dönemde Türkiye'yi tahrik etmek istememesine bağladı.

Atina şimdi Kahire'nin bu anlaşmayı doğuya doğru uzatmak için yeniden masaya oturmasını istiyor. Ancak Yunan yorumcular Mısır'ın tutumunun belli olmadığını, Türkiye ile de önemli ilişkileri bulunduğunu yazarak endişelerini dile getiriyor.

Berberakis'in tespitine göre Türkiye ile Mısır bir deniz yetki anlaşması imzalarsa bölge, sorunların büyük ölçüde çözülmesi aşamasına geçecek.

Dilek Gül de Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in sözlerini aktardı: "Anlaşma Yunan adalarının varlığını görmezden geliyor. Türkiye ve Libya sanki bu adalar yokmuş gibi hareket ediyor."

"Hiçbir uluslararası şirket tartışmalı alana yatırım yapmaz"

Dilek Gül'ün "Burada bir kilitlenme olur mu?" sorusu üzerine söz alan Dr. Kaptan Cahit İstikbal, stüdyoda gösterilen Doğu Akdeniz haritasından yola çıktı. "Oraya baktığımız zaman şunu görüyoruz: Büyük bir çözümsüzlük yumağı hâline gelmiş.

Bir de iddia edilen alanları da içine katınca cidden zor bir alan" diyen İstikbal, kamuoyundaki bir yanılgıya dikkat çekti: "Kimse şöyle yanlış bir izlenime kapılmasın:'Yunanistan'la Mısır deniz yetki antlaşmasına imza attılar, artık orası bitti, orası onların oldu' veya'biz Libya'yla bir münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşması yaptık.' Onun da koordinatları henüz tam belirlenmiş değildir. Sadece bir sınır belirlenmiştir ve bildirilmiştir."

BM'ye bildirim kabul anlamına gelmiyor

İstikbal, anlaşmaların Birleşmiş Milletler'e tevdi edilmesinin hukuki anlamını şöyle açıkladı: "Birleşmiş Milletler'e bildirme, Birleşmiş Milletler'in kabul etmesi anlamına gelmez. Sadece not eder. Diğer devletlere bildirilsin diye yapılan bir bildirmedir bu.

Birleşmiş Milletler, diğer devletlerin rızasının üzerine gelebilecek bir kabul etme yetkisine zaten sahip değildir."

İkinci yanılgı, iki devletin anlaştığı sahanın artık o devletlerin olduğu düşüncesi. İstikbal'e göre bunun tam tersi oluyor: "Yunanistan'la Mısır anlaşma yaptıkları zaman Türkiye'nin itiraz ettiği bölge tartışmalı bölge hâline geliyor.

Türkiye rıza göstermedikçe oraya bir uluslararası şirketin gelip yatırım yapması, kuyu açması son derece zor işlerdir. Hiçbir uluslararası şirket böyle tartışmalı bir alana gelip de yatırım yapmaz." Bu tespitin ardından bölge ülkelerinin tamamına yönelik bir uyarı geldi: "Hepimiz, tüm bölge ülkelerini kastederek söylüyorum, Yunanistan da dâhil, Mısır da dâhil, biz de dâhil, burayı bir çözümsüzlük yumağı hâline getiriyoruz."

2003'ten 2019'a: pasiften proaktife

Yeni anlaşmaların bu kilitlenmeyi tetikleyip tetiklemediği sorusuna İstikbal "Tabii ki tetikliyor" cevabını verdi ve Türkiye'nin tutumundaki değişimi özetledi. Kıbrıs Rum Kesimi'nin 2003'te Mısır ile anlaşma yaptığı dönemde Türkiye'nin bu işlere fazla aktif davranmadığını, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile kıta sahanlığı anlaşmasının ancak yıllar sonra imzalandığını hatırlattı.

"Ama 2019'da Türkiye biraz daha proaktif davranma yönüne giderek Libya ile bir deniz yetki anlaşması imzaladı. Bunu önce Batı'daki yönetim imzaladı, Doğu imzalamamıştı. Temsilciler Meclisi 20 Ekim'de onaylayınca buna hem Mısır hem de Yunanistan tepki gösterdi."

"Geçersiz değil, tanınmıyor"

Mısır'ın anlaşmayı "geçersiz" olarak nitelemesini hukuken hatalı bulan İstikbal, doğru tanımı şöyle koydu: "Anlaşma asla geçersiz olmaz. İki devlet kendi özgür iradeleriyle bu sözleşmeyi imzalamışlardır ve uluslararası antlaşma geçerlidir.

Ama'ben bunu tanımıyorum' demek istiyorlar. İşte o önemli. Aynı deniz alanında 200 deniz mili içerisinde sınırları bulunan bir başka devlet'ben bunu tanımıyorum' dediği zaman o deniz alanı otomatikman tartışmalı bir deniz alanı hâline geliyor."

Adalara tam etki ve Mısır'ın hattı

İstikbal, Türkiye ile Yunanistan arasındaki temel uyuşmazlığı adaların deniz yetki alanı meselesine bağladı: "Biz adaların karasularının olabileceğini, ama karasuları dışında deniz yetki alanının olamayacağını ileri sürüyoruz. Oysa Yunanistan'la Mısır arasında yapılan 2020 antlaşmasında Yunan adalarına tam etki verilmiş.

Dolayısıyla burada Türkiye'nin tezleriyle temel bir uyumsuzluk var." Türkiye'nin karasuları konusundaki tutumunu da hatırlattı: Ege'de 6 deniz mili, Akdeniz ve Karadeniz'de 12 deniz mili.

Mısır'ın çizdiği sınırın Türkiye'nin kıta sahanlığı ile çakışmadığını vurgulayan İstikbal, buna rağmen bir sorun bulunduğunu belirtti: "Mısır, Türkiye'yle çatışmaya girmemek için sınırı Türkiye'nin deniz yetki alanına girmeyecek bir yerde durdurmuş. Ama Yunanistan tarafında kalan kısım çoğunlukla Türkiye'nin deniz yetki alanı içerisinde kalıyor.

Mısır kendisi istemese bile dolaylı olarak Yunanistan'ın bu görüşünü onayladığı için Türkiye'nin tezine karşı bir tavır ortaya koymuş oluyor."

"Dört kıyıdaş devletin rızası gerekiyor"

Programın son bölümünde Dilek Gül, Mısır'ın Türkiye'nin çağrısına sırtını dönerek Ankara'yı karşısına almayı göze alıp alamayacağını ve haritanın nasıl netleşebileceğini sordu. İstikbal'in cevabı bir ilkeyle başladı: "Bu işler'ben onunla antlaşmayı yaptım, bu iş bitti' şeklinde kolayca çözülebilecek işler değildir.

Rıza üretmek gerekiyor. Libya'yı da dâhil edersek dört kıyıdaş devletin burada rıza göstermesi gerekiyor. Bu dört kıyıdaş devletin bir tanesinin rızasına muhalif bir işlem yapmanın çok fazla bir anlamı da olmuyor. Öncelik elde ediyorsunuz, fakat bu öncelik ne işe yarar?"

Kıbrıs çözülmeden kilit açılmıyor

İstikbal'e göre bölgede birden fazla kilit var. Doğuda Kıbrıs Rum Kesimi ile Mısır arasındaki münhasır ekonomik bölge anlaşması duruyor ve Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye'nin buna rıza göstermesi mümkün değil. Batıda ise Ege'deki köklü sorunlar: "Karasuları sorunu, FIR hattı sorunu, kıta sahanlığı sorunu gibi artık kangrenleşmiş köklü sorunlarımız var.

Bu sorunlar çözülmeksizin burada antlaşmalar yapmanın da çok fazla bir anlamı yok. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi rıza göstermedikçe imzalanmış olan münhasır ekonomik bölge antlaşmaları uluslararası hukuk anlamında tam bir deniz yetki alanı doğurmayacak. Tartışmalı alanlar doğuracak."

15 bin kilometrekare tartışması

Millî Savunma Bakanlığı'nın öne çıkardığı alan hesabını İstikbal doğru buluyor, ancak bir kayıt düşüyor: "Mısır bizimle antlaşma yapsaydı 15 bin kilometrekare daha kazanabilirdi, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yerine bizimle yapsaydı Kıbrıs tarafında 11 bin 500 kilometrekare daha kazanabilirdi. Doğrudur.

Fakat unutmayalım ki yapsaydı bu kazanılacak alanlar yine tartışmalı alanlar olacaktı. Mısır'ın belki de fedakârlık ederek kazanmış olduğu alana baktığımız zaman Mısır'ın şu anda hiç tartışmalı alanı yok. Tartışmalı alan Mısır'ın hattının kuzeyindeki alan, yani bizim alanımız."

İstikbal, Mısır ile anlaşma için geriye yalnızca dar bir koridor kaldığını söyledi: "Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Mısır'ın imzaladığı antlaşmayla bir sınır hattı var, Yunanistan'la Mısır'ın imzaladığı antlaşmayla bir sınır hattı var. Onların arasında kalan bölgede Mısır'la bir münhasır ekonomik bölge antlaşması yapabiliriz.

Ama o koridoru da kendi belirlediğimiz sınırlara göre yaptığımız zaman yine uyumsuzluk çıkacak. Mısır'ın diğer sözleşmelerle belirlediği sınırları değiştirmeden, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yeniden masaya oturmadan Türkiye ile yapacağı bir anlaşma orada tuhaf bir deniz sınırı ortaya çıkaracak."

"Çözülmeyecek sorun yoktur"

Kahire'nin tutumunu İstikbal şöyle okudu: "Mısır bizimle karşı karşıya gelmek istemiyor. Düzenlediği sınırlardan da bunu anlıyoruz. Mısır'la diyaloğu sürdürmeliyiz ama Yunanistan'la da diyaloğu göz ardı etmemeliyiz. Çözülmeyecek sorun yoktur.

Bütün kıyıdaş devletler rıza göstermedikçe net bir münhasır ekonomik bölge elde etmemiz orada mümkün değil."

İstikbal sözlerini, varsayım olduğunu özellikle belirttiği bir soruyla bitirdi: Büyük güçler Akdeniz'i nasıl görmek istiyor? Sorunların çözüldüğü ve Türkiye'nin münhasır ekonomik bölgelerini belirlediği bir Akdeniz mi, yoksa tarafların tam kapışmadan birbiriyle dalaştığı, sorunların çözümsüz kaldığı ve enerjinin çıkarılmadığı bir Akdeniz mi?

"Bölge ülkeleri olarak artık kendi çıkarlarımızı bunların önüne koymamız ve kendi anlaşmalarımızı sağlayabiliyor olmamız lazım."

Baban: "Teklifler diplomasinin kapısını aralıyor"

Programın diğer konuğu Prof. Dr. Ece Baban, Mısır'ın denklemdeki yerini egemen devlet mantığıyla açıkladı: "Bir devlet normal şartlarda kendi çıkarlarını düşündüğü zaman en fazla çıkara sahip olacağı anlaşmayı tercih eder." Baban'a göre Mısır'ın Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yaptığı anlaşmalarla kazanabileceği hakları bile kazanmadan devrettiği, Türkiye ile yapacağı bir anlaşmayla ise çok daha fazla çıkar sahibi olabileceği daha önce de ifade edilmişti.

Libya'daki her iki kanadın anlaşmayı kabul etmesi ve Türkiye-Mısır ilişkilerinin iyileşmesi bu ihtimali yükseltiyor.

Baban, Yunanistan ile Mısır arasındaki 2020 anlaşmasının 26 ve 28 derece boylamları arasında kaldığını hatırlatarak, ilk etapta daha önce Birleşmiş Milletler'e bildirilmiş anlaşmalarla çatışma yaratmayacak bir alanın masaya yatırılmasının anlaşmayı daha mümkün kılabileceğini söyledi. Yunanistan'ın tepkisi konusunda ise net konuştu: "Türkiye ile Mısır arasında bir anlaşma yapıldığı noktada Yunanistan'ın rahatsız olup olmaması Yunanistan'ı ilgilendiren bir durum. Anlaşma yapan iki ülkeyi bağlayan bir durum değil."

Bununla birlikte Baban, hemen çözüm ve hemen anlaşma yapılabilecek bir süreçten geçilmediğini, Mısır'ın daha önce yaptığı anlaşmaların ve ilişkilerinin zorlayıcı etkenler olacağını vurguladı. "Teklifler diplomasinin kapısını aralaması açısından da bölge kazanımları açısından da çok önemli" diyen Baban'a göre Türkiye bu bölgede ne kadar fazla kıyıdaş ülkeyle anlaşma yapar ve geçerli anlaşmaları yürürlüğe koyarsa Doğu Akdeniz'deki haklarını o kadar koruyabilir.

Baban, münhasır ekonomik bölge anlaşmalarına çok daha önce başlanması gerektiğini de ekledi.

Programı Dilek Gül şu sözlerle kapattı: Doğu Akdeniz'deki açıklamalar, teklifler ve çağrılar bu alan için kıymetli, konu konuşulmaya devam edecek.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: denizhaber.com
Haber metni ve görseller denizhaber.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Tarım
Yayın: 31 Ekim 2026 10:50 · Kaynak: denizhaber.com
Kaynağı Oku ↗