“Yaaaa, Öyle Miiii?” Her Şeyi Bilenlerin Şaşkınlık Oyunu!
- Ben bunu hiç bilmiyordum!” Oysa belki de anlattığınız şeyi sizden çok daha iyi biliyor
- Ama işine gelmez, sesini çıkarmaz, ilk defa duyuyormuş gibi davranır
İnsan hayatında öyle insanlarla karşılaşıyor ki bazen şaşırmamak elde değil. Bir şey anlatırsınız, karşınızdaki öyle bir şaşkınlıkla yüzünüze bakar ki sanırsınız dünyadan haberi yok!
“Yaaaa, öyle miiii? Gerçekten mi? Ben bunu hiç bilmiyordum!”
Oysa belki de anlattığınız şeyi sizden çok daha iyi biliyor. Ama işine gelmez, sesini çıkarmaz, ilk defa duyuyormuş gibi davranır. Bizim Anadolu ağzında bunun adı bellidir: Aptala yatmak!
Aslında bu yazıyı yazmamın sebebi biraz da dostluklar, arkadaşlıklar ve insanın çevresine dikkat etmesi gerektiği üzerine.
Zaman zaman sevdiğimiz insanları uyarırız. “Aman dikkat et, herkesle fazla samimi olma, şu insanla arana biraz mesafe koy” deriz. Bunu yaparken kimseyi kırmak, kimseye düşmanlık etmek istemeyiz. Sadece sevdiğimiz insanın zarar görmesini istemeyiz.
Ama bazen ne görürüz? Uyardığımız kişi, birkaç gün sonra bizim uzak durmasını söylediğimiz insanla en samimi dost olmuş! Birlikte fotoğraflar, samimi sohbetler, kol kola görüntüler…
İşte o zaman insan ister istemez düşünüyor: Acaba ben mi yanlış görüyorum, yoksa bazı insanlar uyarılmayı mı sevmiyor?
Yıllar önce dolandırıcılığıyla tanınan bir kişi hakkında birkaç dostumuzu uyarmıştık. Maksadımız kimseyi karalamak değil, insanları olası bir zarardan korumaktı. Aradan zaman geçti, baktım ki uyardığımız kişiler o insanla can ciğer kuzu sarması olmuş. Ben de tartışmaya girmedim, kimseyi ikna etmeye çalışmadım. Sessizce geri çekildim.
Çünkü insan bir dostunu uyarır ama onun yerine karar veremez.
Büyüklerimiz boşuna dememiş: “Bir insanı tanımak istiyorsan ya onunla yola çıkacaksın ya da ondan borç isteyeceksin.”
Eskiden insanları tanımak için yıllar gerekirdi. Bugün ise biraz da kimlerle oturup kalktıklarına, kimlerle yol yürüdüklerine bakmak gerekiyor. Elbette bir insanın yanında gördüğümüz herkesi kötü ilan edemeyiz. Ancak insanın çevresi, tercihleri ve dostlukları hakkında önemli ipuçları verir.
Makam sahibi de olsa, siyasetçi de olsa, iş insanı da olsa, sıradan bir vatandaş da olsa bu kural herkes için geçerlidir. Herkesle aynı fotoğraf karesinde yer almak, herkesi tanımak anlamına gelmez. Ama sürekli birlikte olduğunuz insanları hiç tanımadığınızı söylemek de insanın kendisine sorması gereken bir sorudur.
Bir de şu gerçeği unutmayalım: Bazen bir dostunuz sizi korumak için uyarır, siz ise bunu yanlış anlarsınız. Oysa her uyarı kıskançlık, her mesafe koymak düşmanlık değildir. Bazen insan, karşısındakinin göremediği bir tehlikeyi görür.
Benim tavsiyem şu: Evlatlarınızı, kardeşlerinizi, ailenizi ve değer verdiğiniz insanları koruyun. Dostluk kurun ama güveninizi herkese aynı ölçüde dağıtmayın. İnsanları güzel sözleriyle değil, davranışlarıyla tanıyın. Özellikle de çıkarları söz konusu olduğunda nasıl bir tavır sergilediklerine dikkat edin.
Sevgili dostlar, birisi size bir insan hakkında uyarıda bulunuyorsa hemen savunmaya geçmeyin. Önce dinleyin, düşünün, araştırın. Belki de sizin göremediğiniz bir ayrıntıyı görmüştür.
Ve sakın unutmayın; her “Yaaaa, öyle miiii?” diyen gerçekten şaşırmış değildir. Kimi bilmediğinden sorar, kimi bildiğini saklamak için…
Unutmayın dostlar; herkesle dost olun ama herkesi can dostunuz sanmayın. Bazen insanı en çok, güvendiği kişinin yanındaki insanlar düşündürür. Bir dostunuz sizi uyarıyorsa hemen yanlış anlamayın, belki de sizin göremediğinizi o görmüştür.
Hele hele, her “Yaaaa, öyle miiii?” diyene de inanmayın. Kimin neyi bildiği, neyi bilmezden geldiği zamanla ortaya çıkar.
Hayat bu dostlar… İnsanları tanımak kadar, kime ne kadar yaklaşacağımızı bilmek de bir tecrübe meselesidir.
Bizden söylemesi, gerisi size kalmış. Allah iyi insanlarla karşılaştırsın.
Beni yeni yazılarda e-posta ile bilgilendir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 31 Ekim 2026 04:53 · Kaynak: malatyaflashaber.com