Uykusuzluk Sadece Yorgunluk Değil! Uzman İsimden ‘Stres ve Kaygı’ Uyarısı
- Psikolog Zeynep Yapınca, yetersiz ve kalitesiz uykunun yalnızca fiziksel yorgunluğa değil, stres, kaygı, öfke ve dikkat sorunlarına da yol açabileceğine dikkat çekti
Psikolog Zeynep Yapınca, yetersiz ve kalitesiz uykunun yalnızca fiziksel yorgunluğa değil, stres, kaygı, öfke ve dikkat sorunlarına da yol açabileceğine dikkat çekti. Uykunun ruh sağlığı üzerindeki etkilerine değinen Yapınca, “Uykusuz olduğumuzda hayatımızdaki sorunlar mutlaka çoğalmış değildir ancak o sorunlarla baş etme kapasitemiz azalabilir” dedi.
Günlük yaşamın yoğun temposu, iş stresi, ailevi sorumluluklar ve sosyal hayatın getirdiği zorluklar, insanların ruh halini doğrudan etkiliyor. Ancak sabahları yorgun uyanmak, gün içerisinde tahammülsüz davranmak, ani öfke patlamaları yaşamak ve konsantrasyon güçlüğü çekmek her zaman günlük sorunlardan kaynaklanmayabiliyor.
Psikolog Zeynep Yapınca, bu belirtilerin arkasında yetersiz ve kalitesiz uykunun da bulunabileceğine dikkat çekerek uyku ile psikolojik iyi oluş arasındaki güçlü ilişkiyi değerlendirdi.
UYKUSUZLUK STRESLE BAŞ ETMEYİ ZORLAŞTIRIYOR
Uykunun yalnızca bedenin dinlendiği bir süreç olmadığını belirten Psikolog Zeynep Yapınca, uyku sırasında beynin aktif olarak çalışmaya devam ettiğini söyledi. Gün içerisinde edinilen bilgilerin işlendiğini, anıların düzenlendiğini ve yaşanan duygusal olayların değerlendirildiğini ifade eden Yapınca, kaliteli uykunun ertesi gün kişinin düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını önemli ölçüde etkilediğini vurguladı.
Yetersiz uykunun dikkat ve karar verme süreçlerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Yapınca, kişinin stres karşısında daha hassas hale gelebileceğini ve duygularını kontrol etmekte zorlanabileceğini dile getirdi.
Yapınca, “Uykusuz olduğumuzda hayatımızdaki sorunlar mutlaka çoğalmış değildir ancak o sorunlarla baş etme kapasitemiz azalabilir” ifadelerini kullandı.
BEYİN, GÜNÜN DUYGUSAL YÜKÜNÜ UYKUDA İŞLİYOR
Uyku sırasında beynin gün içerisinde yaşanan olayları yeniden değerlendirdiğini anlatan Yapınca, özellikle REM uykusu ve diğer uyku evrelerinin öğrenme, hafıza ve duygusal deneyimlerin işlenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.
Kaliteli uykunun kişinin yaşadığı olayların duygusal etkilerini işlemesine yardımcı olduğunu belirten Yapınca, yeterince uyunmadığında bu sürecin aksayabileceğini söyledi.
Yapınca, “Uyku sırasında beynimiz günün yaşantılarını adeta yeniden düzenler. Bazı bilgileri pekiştirir, bazılarını geri plana alır ve yaşadığımız deneyimlerin ağır duygusal yükünü hafifletir” dedi.
KAYGI VE UYKUSUZLUK KISIR DÖNGÜYE DÖNÜŞEBİLİYOR
Kaygı ve stresin uyku düzenini bozabildiğini, uykusuzluğun da ertesi gün kaygı düzeyini artırabildiğini belirten Yapınca, bu durumun zamanla birbirini besleyen bir döngüye dönüşebileceğine dikkat çekti.
Özellikle gece yatağa girildiğinde ertesi gün yapılacak işlerin, geçmişte yaşanan olayların ve geleceğe ilişkin endişelerin zihni meşgul edebildiğini ifade eden Yapınca, bu düşüncelerin uykuya dalmayı zorlaştırabileceğini söyledi.
Yapınca, uykusuz geçen bir gecenin ardından kişinin stres karşısında daha hassas hale gelebileceğini ve bu durumun sonraki gecelerde de uyku sorunlarını artırabileceğini belirtti.
TELEFON VE SOSYAL MEDYA UYKU KALİTESİNİ ETKİLİYOR
Sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak için yalnızca uyku süresine değil, uyku kalitesine ve düzenliliğine de dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Yapınca, özellikle gece saatlerinde telefon, tablet ve bilgisayar kullanımına karşı uyardı.
Ekranlardan yayılan ışığın ve tüketilen içeriklerin zihinsel uyarılmayı artırabileceğini belirten Yapınca, yatmadan önce sosyal medyada uzun süre vakit geçirmenin uykuya geçişi zorlaştırabileceğini ifade etti.
Yapınca, “Mesele telefonu tamamen hayatımızdan çıkarmak değil, uykuya yaklaşırken beynimize ‘günün artık yavaşlama zamanı’ mesajını verecek bir alan oluşturabilmek” dedi.
UYUMADAN ÖNCE DÜŞÜNCELERİNİZİ KÂĞIDA DÖKÜN
Uyku öncesinde zihnin sürekli düşüncelerle meşgul olmasının dinlenmeyi zorlaştırabileceğini belirten Yapınca, bu durumla baş edebilmek için basit bir yöntem önerdi.
Ertesi gün yapılacak işlerin, unutulmasından endişe edilen konuların ve zihni meşgul eden düşüncelerin yatmadan önce bir kâğıda yazılmasının rahatlatıcı olabileceğini ifade eden Yapınca, bu uygulamanın zihinsel yoğunluğu azaltmaya yardımcı olabileceğini söyledi.
Uyuyamayan kişilerin kendilerini zorlamaması gerektiğini de belirten Yapınca, “Uyku, emir vererek gerçekleştirebildiğimiz bir davranış değildir. Bu nedenle zaman zaman uyuyamadığımızda kendimize kızmak yerine bedeni ve zihni sakinleştirmeye çalışmak daha işlevsel olabilir” ifadelerini kullandı.
HER UYKUSUZLUĞUN NEDENİ PSİKOLOJİK DEĞİL
Uzun süre devam eden uyku problemlerinin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Yapınca, her uyku sorununun psikolojik nedenlerden kaynaklanmadığını hatırlattı.
Sık sık uyanma, gündüz aşırı uykululuk, şiddetli horlama ve uykuda nefes durması gibi belirtilerin tıbbi değerlendirme gerektirebileceğini belirten Yapınca, uyku sorunlarının günlük yaşamı olumsuz etkilemesi halinde profesyonel destek alınması gerektiğini söyledi.
Uzun süreli uykusuzlukta, uykuya ilişkin düşünce ve davranışları ele alan bilişsel davranışçı yaklaşımların etkili olabildiğini de sözlerine ekledi.
“UYKU, GÜNDEN ÇALINAN BİRKAÇ SAAT DEĞİLDİR”
Uykunun psikolojik sağlığın hem nedeni hem de sonucu olabileceğini belirten Psikolog Zeynep Yapınca, sağlıklı uykunun günlük yaşamda karşılaşılan sorunlarla daha güçlü şekilde baş edebilmek için önemli olduğunu vurguladı.
Uykunun ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Yapınca, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Her gece yatağa girdiğimizde kendimize yalnızca ‘Bugün ne kadar iş yaptım?’ diye değil, ‘Bugün kendime ne kadar dinlenme alanı bıraktım?’ diye de sormalıyız. Uyku, günden çalınan birkaç saat değildir. Ertesi günkü zihnimiz, duygularımız ve bedenimiz için kendimize bıraktığımız bir alandır.”
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık · Bölge: Erzincan
Yayın: 31 Ekim 2026 06:11 · Kaynak: erzincanbirlikmedya.com