Habermetrik
← Ana Sayfa
16 Eylül 2026 08:12 · Güncelleme 08:15
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Hukuk Genel Kurulu'nun 12.02.2025 tarihli, 2023/349 E., 2025/26 K. sayılı kararı

Hukuk Genel Kurulu'nun 12.02.2025 tarihli, 2023/349 E., 2025/26 K. sayılı kararı
Görsel kaynağı: hukukihaber.net

T.C.

Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu

2017/1272 E., 2019/1399 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında birleştirilerek görülen "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen 04.09.2012 tarihli ve 2010/729 E., 2012/592 K. sayılı karar, davacılar vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.11.2013 tarihli ve 2013/470 E., 2013/16541 K. sayılı kararı ile:

"... Dava vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece; ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştiren davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden; dava konusu 1130 ada, 42 parsel sayılı taşınmazın (kök tapu kaydı olan 126 parselin) davacılar... ile... adına ½'şer paylarla kayıtlı olduğu, bu payların satışı konusunda, davacılardan Kadir'in 19.04.2005 tarihli, davacı...'nın ise 26.04.2005 tarihli vekâletnameler ile davalı...'i vekil tayin ettikleri, davalı...'in de aldığı bu vekâletnameler ile söz konusu taşınmazı 27.04.2005 tarihinde kardeşi olan diğer davalı...'a satış yolu ile temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu'nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekâlet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu'nun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.

Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nin 504/1maddesi) Sözleşmede vekâletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilinin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekâlet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekâlet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olaya gelince; her ne kadar davacılar temlike esas alınan vekâletnamelerin dava konusu taşınmazın tapu kaydında hâlen mevcut olan'' ilkokul yeri olarak ayrılmıştır'' şerhinin kaldırılması iradesi ile verildiğini iddia etmişlerse de, vekâletnamelerde açıkça satış yetkisi de bulunduğundan bu yöndeki beyanlara itibar edilmemiştir.

Ne var ki; yukarıda belirlenen ilkelerde açıklandığı üzere, vekil müvekkilin çıkarları doğrultusunda hareket etmek zorundadır. Oysa 60.000,00 TL ye satılan taşınmazın bilirkişi raporuna göre temlik tarihindeki "ilkokul yeri olarak ayrılmıştır" şerhli gerçek değerinin 119.708,40 TL olduğu belirlenmiştir. Bu hâliyle satış tarihinde bile gerçek değeri ile satış değeri arasında iki misli fark bulunmaktadır.

Ayrıca, vekil kılınan davalı... ile taşınmazı satın alan davalı... kardeş olup,onun da bu durumu bilebilecek durumda olduğundan, iyi niyetli sayılamayacağı ve TMK.'nin 1023. maddesindeki korumadan yararlanamayacağı ve bütün olgular birlikte değerlendirildiğinde vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı sonucuna varılmıştır.
Davacı... tarafından imzalanan 26.04.2005 tarihli belge ise sadece davalı... tarafından Kadir'e 30.000,00 TL ödendiğine ilişkindir. Bu belge, ödenen paranın davacı...'den tahsili konusunda davalı...'a kişisel bir hak sağlar.

Hal böyle olunca; davacıların tapu iptal-tescil davalarının kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde asıl dava ve birleştirilen davanın reddine dair hüküm kurulması doğru değildir..."

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Asıl ve birleşen dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.

Davacı... vekili; davacı ile kardeşi...'in İstanbul İli,..... parsel sayılı taşınmazda imar uygulaması nedeniyle yarı yarıya paydaş olduklarını, Develi'nin bir köyünde oturan davacının yaşının çok ilerlemesi ve İstanbul'a gidip gelme imkânına sahip olmaması nedeniyle gerek imar işlerinin gerekse vergi ve benzeri işlerin takibi, taşınmaza el atmaların önlenmesi için güvendiği ve uzaktan akrabalık ilişkisi bulunan...'u Develi Noterliğince düzenlenen 26.04.2005 tarihli vekâletname ile vekil tayin ettiğini,...'un ise müvekkilinin yaşının ilerlemesini fırsat bilerek vekâletnameye satış yetkisi de koydurup hemen ertesi gün 27.04.2005 tarihinde kardeşi... ile birlikte İstanbul'a giderek taşınmazı kardeşine devrettiğini, müvekkilinin defalarca durumu sormasına karşın resmi işleri takip ettiğini ve taşınmazın güvende olduğunu söyleyerek satışı gizlediğini, uzun süre taşınmazın kendi adına kayıtlı olduğunu zanneden müvekkilinin davalının kaçamak cevaplar vermesi ve şüpheli davranışlarda bulunması üzerine tapuda yaptırdığı araştırma sonucunda taşınmazın satıldığını öğrendiğini, vekâlet görevini kötüye kullanan...'u vekillikten azlettiğini, vekilin kardeşi olan diğer davalı ile iş ve çıkar birliği içerisinde hareket ettiğini, satışın muvazaalı olduğu gibi herhangi bir bedel de ödenmediğini,...'un 1979 doğumlu olup esasen bu kadar değerli bir yeri satın almasının mümkün olmadığını, zira dava konusu taşınmazın Esenyurt'un en değerli ve rağbet gören mevkisinde yer aldığını, etrafının büyük konut ve işyeri projeleri ile yapılaştığını ileri sürerek davacının payı oranında tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.
Birleşen dosyada davacı... vekili; dava konusu taşınmazda müvekkili... ile kardeşinin yarı yarıya paydaş olduklarını, taşınmazın tapu kaydında kamulaştırma şerhi bulunduğundan değerlendirme konusunda müvekkilinin tereddüt yaşadığını, köy yerinde yapılan sohbetlerde davacının oğlu...'in kayınbiraderi olan davalı...'un emlak işlerinde tecrübeli ve becerikli olduğunu ve tapudaki şerhi kaldıracağını, bunun gibi çok sayıda işi çözdüğünü söylemesi üzerine verdiği güven ve hısımlığın da etkisi ile iki kardeşin kamulaştırma şerhinin kaldırılması için davalıya vekâletname verdiklerini, noterde vekâletnameler düzenlenirken davalının işi hâlledebilmek için tüm yetkilerin verilmesini istediğini, defalarca İstanbul'a giden bir çok kişiyle görüştüğünü işi çözeceğini söyleyen davalının bir kısım milletvekili ile belediye başkanının adını zikrederek davacıyı oyaladığını, aynı şekilde davacının kardeşini de oyaladığını,...'in İstanbul'daki bir avukat vasıtasıyla durumu araştırması sonucunda taşınmazın diğer davalıya devredildiğini öğrendiğini, o sırada davacı ile kardeşinin arasının açık olması nedeniyle müvekkilinin durumu daha geç öğrendiğini, davalı...'un başından beri vekâlet görevini kötüye kullandığını, bu nedenle bütün yetkilerin verilmesini istediğini, kardeşi ile el ve iş birliği içerisinde hareket ettiğini, keza davalı...'un taşınmazı satın alacak ekonomik gücü bulunmadığı gibi gösterilen 60.000,00TL bedelin o tarih için bile çok düşük olduğunu ileri sürerek, davacının payı oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili; her iki dava dosyasında davalı... yönünden husumet, yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduktan sonra dava konusu taşınmazın 60.000,00TL bedelle satışı hususunda davacılar ile davalı...'ın anlaştığını, bu anlaşma uyarınca tapudaki devir işlemlerinin yapılması için Develi'de oturan davacıların diğer davalı...'u vekil tayin ettiklerini, bu nedenle vekâletnamelerde satış ve satış vaadi için yetki verildiğini, davalı...'ın muvazaa olmaksızın taşınmazı satın aldığını, yine davalı...'a vekil vasıtasıyla satış yapıldığından zamanaşımının da dolduğunu, ayrıca davacı... tarafından 20.04.2005 tarihli vekâletname verilmiş ise de taşınmazın parsel numarası değiştiğinden bu vekâletname ile satışın yapılamadığını, sonrasında 26.04.2005 tarihli özel vekâletname ile satış yapıldığını, bu hususun dahi muvazaa iddiasının gerçek dışı ve dayanaktan yoksun olduğunu gösterdiğini, ayrıca 26.04.2004 tarihli "Gayrimenkul Satım Sözleşmesi ve Taahhütnamedir" başlıklı sözleşmenin de iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu gösterdiğini, bu sözleşmenin satıcı davacılar ile alıcı... arasında düzenlendiğini ve şahitler tarafından da imzalandığını, sözleşme ile taşınmazın 60.000,00TL bedelle satıldığının açık olduğunu, bedelin de maliklere payları oranında nakit olarak ödendiğini, taşınmazın beş yıldır davalı... adına kayıtlı olduğunu, davalı...'in sadece iş takibi için vekil tayin edilmiş olması hâlinde her iki vekâletnamenin de sadece iş takibini içeren yetkileri içereceğini, davacı...'in satıştan elde ettiği para ile Kayseri'den bir taşınmaz satın aldığını, iddiaların hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi satış tarihine kadarki tüm vergilerin davalı... tarafından ödendiğini, davacıların "eğitim alanı" şerhi ile sattıkları taşınmazın değerinin imar değişikliği sonrasında artması nedeniyle müvekkillerine gelerek 4-5 adet daire ya da parasını talep ettiklerini, taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle haksız bir şekilde bu davaların açıldığını savunarak, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; ihtilafın vekâletnamelerin belediye işlerinin takibi iradesiyle mi yoksa taşınmazın satışı iradesiyle mi verildiği hususunda toplandığı, Borçlar Kanunu'nun temsil ve vekâlet ilişkisini düzenleyen hükümlerine göre vekâlet ilişkisinin büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayandığı, vekilin sadakat ve özen borcunun en önde gelen borcu olduğu, vekilin vekil eden yararına ve iradesine uygun olarak hareket etme ve onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğünün bulunduğu, olayda ise taşınmazın satışına dayanak teşkil eden vekâletnamelerin taşınmazı dilediği şekilde dilediği kişiye dilediği bedelle satma yetkisini içerdiği ve söz konusu vekâletnamelerde taşınmazın belediyedeki işlerin takibine yönelik verildiğine dair herhangi bir açıklama ve şerh bulunmadığı, ayrıca davalıların sunduğu 26.04.2005 tarihli "Gayrimenkul Satış Sözleşmesi ve Taahhütnamesi" başlıklı sözleşmeyi davacılardan...'in bizzat imzaladığı ve imzaya itiraz etmediği, dinlenen tanık beyanlarından da söz konusu taşınmazı davalı...'a gerçekte satmak amacı ile hareket ettiği ve bu sözleşmeyi imzaladığı, anılan sözleşmenin taşınmazın devri için geçerli bir sözleşme olmamakla birlikte davacıların davalı...'a vekâletnameyi hangi amaçla verdiklerini ortaya koyduğu, sözleşmedeki üçüncü bent ile davalı...'a verilen vekâletname ile taşınmazın devrinin yapılacağının kararlaştırıldığı, satışın yapıldığı tarihte taşınmazın rayiç değeri 119.000,00TL olarak tespit edilmiş ise de değerin farklı olmasının başlı başına vekâletnamenin verilme amacını değiştirmeyeceği gibi vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını ispat için de yeterli olmadığı, taşınmazın satıldığı tarihte ilk okul yeri olarak ayrıldığı, sonrasında ise şerhin kaldırılması nedeniyle değerinin arttığı ve davacıların yaptıkları satıştan pişman oldukları için bu davayı açtıkları, ancak davranışlarının Türk Medeni Kanunu'nun iyi niyet ve dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Karar davacılar vekilince ayrı ayrı temyiz edilmiş, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçeyle bozulmuştur.

Kaynaklar: hukukihaber.net
Haber metni ve görseller hukukihaber.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Genel
Yayın: 16 Eylül 2026 08:12 · Kaynak: hukukihaber.net
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp