Habermetrik
← Ana Sayfa
Yalova 03 Kasım 2026 11:59
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Organ bağışı hakkında bilinmesi gereken 5 gerçek

Organ bağışı hakkında bilinmesi gereken 5 gerçek
Görsel kaynağı: ekonomim.com
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Sadece birkaç dakikanızı ayırarak, E-devlet veya E-nabız üzerinden gerçekleştireceğiniz organ bağışı, vefatınızın ardından organ bekleyen birden fazla hastaya yeniden hayat verebilirsiniz

Acıbadem Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ülkem Çakır, “Organ bağışlamak başka birine hayat vermek anlamına geliyor. Bir kişinin vereceği bağış kararı, birden fazla hastaya yaşam şansı sunabilir” diyor.

Türkiye’nin canlı vericili organ naklinde dünyada örnek ülke olarak dikkat çekmesine karşın, kadavradan yapılan nakillerde gerilerde bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Berber ve Prof. Dr. Çakır, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında organ bağışının önemini anlattı; toplumda doğru bilinen yanlışlara karşı önemli açıklamalarda bulundu.

Nakillerin yüzde 83’ü canlı vericiden

Türkiye’de 2025 yılında 5 bin 206 organ nakli gerçekleştirildi. Bunların 4 bin 343’ü canlı vericiden yapılırken, sadece 863’ü beyin ölümü gerçekleşmiş vericilerden yapıldı. Nakillerin yaklaşık yüzde 83’ünü canlı vericili, yüzde 17’sini kadavra vericili nakiller oluşturdu.

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, beyin ölümü gerçekleşen kişilerden yapılan bağışların hala istenilen düzeyde olmadığını söyledi ve ekledi. "Bekleme listesindeki 33 bin kişi, her an bulunacak uygun bir organla hayata yeniden başlamanın umudunu taşıyor.

Bu güçlü altyapının daha fazla hastaya yaşam şansı sunabilmesi için beyin ölümü gerçekleşen kişilerden yapılan bağışların artması gerekiyor. Bugün dijital ortamda birkaç dakika ayırarak vereceğimiz bağış kararı, gelecekte birden fazla insanın yeniden hayata tutunmasını sağlayabilir. Bırakabileceğimiz en güzel miraslardan biri organ bağışıdır”

Beyin ölümü bitkisel hayat değildir

Organ bağışının önündeki önemli engellerden birini, beyin ölümünün bitkisel hayatla karıştırılması oluşturuyor. Bitkisel hayatta beynin solunum ve dolaşım gibi yaşamsal faaliyetlerin devamını sağlayan bölümü işlevini sürdürüyor. Bu nedenle hasta aylarca veya yıllarca yaşayabiliyor, bazı durumlarda iyileşebiliyor.

Beyin ölümü ise beyin ve beyin sapı işlevlerinin tam ve geri dönüşümsüz biçimde kaybedilmesi anlamına geliyor. Solunum ve dolaşım yoğun bakımda cihazlar ve ilaçlarla bir süre desteklenebilse de beyin işlevleri yapay olarak sürdürülemiyor.

Beyin ölümü tanısı alan kişinin yeniden hayata dönmesi mümkün olmuyor ve kişi tıbben ölü kabul ediliyor.

Beyin ölümü gerçekleşmeden organların alınmasının söz konusu olmadığını vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, “Kişi hayattayken organ bağışında bulunmuş olsa bile bu karar tıbbi bakımını hiçbir şekilde etkilemez.

Hastaya uygulanabilecek bütün tedaviler eksiksiz olarak yapılır. Organ bağışı ancak yoğun bakım koşullarında, kesin tıbbi işlemlerle beyin ölümünün saptanmasının ardından gündeme gelir” diyor.

Organların çıkarılması, deneyimli nakil cerrahları tarafından yaşayan bir hastanın ameliyatındaki özenle gerçekleştiriliyor. Kesi yerleri dikkatle kapatılıyor, beden bütünlüğünün korunmasına büyük önem veriliyor. Alınan organlar uygun koşullarda alıcıların bulunduğu nakil merkezlerine ulaştırılarak operasyon gerçekleştiriliyor.

Organ bağışı artık dijital ortamda yapılabiliyor

18 yaşını doldurmuş ve karar verme yeterliliğine sahip herkes organ bağışı beyanında bulunabiliyor. 26 Eylül 2025’te yapılan yönetmelik değişikliğiyle organ bağışı işlemleri E-Devlet veya E-Nabız üzerinden dijital ortamda gerçekleştirilebiliyor.

Prof. Dr. Ülkem Çakır, organ bağışında bulunan kişilerin bu kararlarını yakınlarıyla paylaşmalarının önem taşıdığını belirterek “Dijital sistem bağış işlemini kolaylaştırıyor. Ancak kişinin organ bağışı konusundaki iradesinin yakınları tarafından da bilinmesi, kritik anda yaşanabilecek kararsızlıkların önüne geçebilir” diyor.

Diyabet, hipertansiyon, hepatit veya geçirilmiş kanser gibi bir sağlık sorunlarının, kişinin bağış beyanında bulunmasına engel oluşturmadığını vurgulayan Prof. Dr. Çakır “Beyin ölümü gerçekleştiğinde hangi organların nakil için uygun olduğuna, yapılan tıbbi değerlendirmelerin ardından ilgili kurul karar veriyor.

Beyin ölümü gerçekleşen bir kişinin kalp, akciğer, böbrek, karaciğer ve pankreas gibi farklı organları ise bağışlandığında birden fazla hastaya nakledilebiliyor. Kornea ve kalp kapağı gibi dokular da başka hastaların tedavisinde kullanılabiliyor” diyor.

Dinen organ bağışına engel yok

Organ bağışına yönelik çekincelerden biri de dini kaygılar oluyor. Oysa Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 6 Mart 1980 tarihli kararıyla gerekli koşulların bulunması halinde organ naklinin caiz olduğunu açıkladı.

Kararda; başka bir tedavi seçeneğinin bulunmaması, naklin hastanın tedavisini sağlayacağına ilişkin hekim kanaati, vericinin yaşamını yitirmiş olması ve alıcının nakle onay vermesi gibi koşullar yer alıyor.

Beyin ölümü, bitkisel hayattan farklı ve geri dönüşsüz bir durumdur. Beyin ölümü gerçekleşmeden organlar alınması söz konusu değildir.

Organ bağışında bulunmak kişinin tedavisini veya tıbbi bakımını etkilemez.

Kronik hastalığı bulunan kişiler de bağış beyanında bulunabilir; organların uygunluğuna ilgili kurul karar verir.

Organ bağışı E-Devlet ve E-Nabız üzerinden yapılabilir ve beyan sonradan değiştirilebilir.

Organların alınması sırasında beden bütünlüğü titizlikle korunur.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: ekonomim.com
Haber metni ve görseller ekonomim.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Sağlık · Bölge: Yalova
Yayın: 03 Kasım 2026 11:59 · Kaynak: ekonomim.com
Kaynağı Oku ↗