Habermetrik
← Ana Sayfa
Kastamonu/Araç 15 Ekim 2026 21:27
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

MESEM’de çocuk emeğinin görünmeyen yüzü: Küfür, ihmal, ödenmeyen tedavi ücreti, evi geçirdirme, olmayan sosyal hayat

MESEM’de çocuk emeğinin görünmeyen yüzü: Küfür, ihmal, ödenmeyen tedavi ücreti, evi geçirdirme, olmayan sosyal hayat
Görsel kaynağı: kisadalga.net

GÜLSEVEN ÖZKAN | Çanakkale’de MESEM öğrencileriyle yapılan doktora araştırması, çocukların işyerlerinde küfür ve aşağılamaya maruz kaldığını, iş kazalarının ardından tedavi desteği alamadığını ortaya koydu. Bir öğrencinin yüzüne araç yağı doldururken tank kapağı patladı. Hastaneye götürülüp kaza tutanağı tutulmasına rağmen çalışmaya devam ettirilen çocuk, “Tedavimi karşılamadılar” dedi. Ailelerinin yarısı kirada yaşarken, ağlayan, sosyal hayatı olmayan, 8 yaşından beri çalışanlar var.

Paylaş Paylaş WhatsApp Kopyala GÜLSEVEN ÖZKAN

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında eğitim gören çocuklar, meslek öğrenmek için gittikleri işyerlerinde iş kazalarıyla ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre, 31 Aralık 2025 itibarıyla MESEM programında 2 bin 68 iş kazası yaşandı, bu kazalarda 10 öğrenci yaşamını yitirdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verilerine göre ise 1 Eylül 2025-31 Ağustos 2026 dönemini kapsayan 2025-2026 eğitim öğretim yılında en az 95 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Meclis, çocuk işçi ölümlerinin bir önceki eğitim öğretim yılına göre yüzde 32 arttığına dikkat çekti. Hayatını kaybeden çalışan çocuklar arasında MESEM öğrenciler de bulunuyor.

Tartışmalar devam ederken, MESEM’lerdeki çalışma koşullarını inceleyen yeni bir doktora araştırması da çocukların yaşadıklarını ortaya koydu. Çanakkale’de 14-18 yaşlarındaki 40 öğrenciyle yapılan görüşmelere dayanan araştırmada, çocukların 14’ünün iş kazası geçirdiği, bunlardan 8’inin tedavi desteği alamadığı belirlendi. Çalışma saatlerinden iş güvenliğine, ailelerin ekonomik koşullarından çocukların gelecek beklentilerine kadar pek çok başlığı ele alan araştırma, mesleki eğitim kapsamında çalışan çocukların karşı karşıya kaldığı sorunları gözler önüne serdi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı’nda Ezgi Akyol Çalışkan tarafından “Çocuklukta ‘Çıraklık’ Deneyimlerine Eleştirel Realist Bir Bakış: Çanakkale Örneği” başlıklı doktora tezi yazıldı. Araştırmada, Çanakkale Mehmet Pehlivan Mesleki Eğitim Merkezi’nde okuyan ve aynı zamanda işyerlerinde çalışan 40 çocukla derinlemesine görüşmeler yapıldı. Aralık 2024-Mart 2025 döneminde yürütülen görüşmelerde çocuklara eğitim geçmişleri, meslek seçimi, ailelerinin ekonomik koşulları, işyerlerindeki deneyimleri, iş güvenliği, sosyal yaşamları ve gelecek planları soruldu. Tezde, “çocukların neden erken yaşta çalışma hayatına girdiğini ve bu deneyimin eğitimlerini, günlük yaşamlarını ve geleceklerini nasıl şekillendirdiği” araştırıldı. Araştırmada, çocukların anlattıkları bireysel hikayelerin ötesine geçilerek bu deneyimlerin arkasındaki ekonomik ve toplumsal koşulları da inceledi.

Okulsuz Çocuklar 2- Okuldan sokağa, işten ölüme: Eğitimden kopan çocuklar anlatıyor

Çalışma, sistemden çıkmanın veya farklı bir gelecek kurmanın yollarını aradığını gösterdi. Uzun çalışma saatleri, iş kazaları, sınırlı sosyal yaşam ve üniversiteye erişimde yaşanan güçlükler, araştırmanın öne çıkan bulguları arasında yer aldı.

Tezde sınıfsal eşitisizliklere değinilerek, "Çıraklığın, Türkiye’deki sürekli eşitsizlik mekanizmalarının gençlere yansıyan somut bir sonucu olduğunu açık biçimde göstermektedir" ifadeleri kullanıldı.

Araştırmaya göre, 40 çocuktan 18’inin ortaokul mezunu, 22’sinin ise lise eğitimini tamamlamadan ayrıldığı görüldü.

Öğrencilerin çalışmaya başlama yaşı 8 ile 16 arasında değişti. En yoğun grup 14 yaşında çalışmaya başlayan 13 öğrenciden oluştu. Araştırmada 15 yaşında 7, 13 yaşında 5, 16 ve 10 yaşlarında 4’er, 12 yaşında 3 öğrenci vardı. Çalışmaya 11 ve 9 yaşlarında başlayan birer, 8 yaşında başlayan ise 2 öğrenci olduğu görüldü.

Çalışmada katılımcıların, "hem öğrenci hem işçi" olmanın sıkışmış kuşağın göstergesi olduğu ifade edildi.

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, çocukların işyerlerinde yaşadığı kazalar ve kaza sonrasındaki koşullar oldu. Görüşülen 40 çocuğun 14’ü daha önce iş kazası geçirdiğini söyledi. Bu çocuklardan yalnızca 6’sının tedavisi işyeri tarafından karşılandı; 8 çocuk ise herhangi bir destek alamadı. 12 öğrencinin işe başlamadan önce herhangi bir sağlık kontrolü yaptırmadığı tespit edildi.

Araştırma, iş güvenliği önlemlerinin kullanımında da ciddi sorunlar bulunduğunu ortaya koydu. 25 çocuk güvenlik ekipmanlarını bazı durumlarda kullandıklarını ifade etmekte ve 7'si hiç kullanmadıklarını söyledi. Çalışmada bu durum, "güvencesiz, denetimsiz işyerlerinde çalışmanın normalleştiği" şeklinde yorumlandı. Çoğunluğun ise bu ekipmanları sürekli değil, duruma göre kullandığı görüldü.

Araştırmaya katılan 40 öğrenciden 35’i, ustalarının verdiği işleri yapmanın yanı sıra getir-götür işlerini yürüttüklerini ve iş yerinin temizliğini de üstlendiklerini belirtti. Öğrencilerden biri ustası olmadan doğrudan araç tamiri yaptığını, bir diğeri ise işi tamamen tek başına yürüttüğünü ifade etti.

Araştırmada çocukların çalışma süreleri de incelendi. Anlatımlara göre, katılımcıların 34’ü haftada 5 gün, 6’sı ise 6 gün çalıştığını belirtti. İşe başlama saatleri çoğunlukla 08:00-09:00 arasında değişirken, işten çıkış saatleri 18:00-19:30 aralığında yoğunlaştı. Bazı çocukların mesaisi saat 21:00’a kadar uzadı. Araştırma, çalışma saatlerinin yalnızca çocukların işyerindeki zamanını belirlemediğini, dinlenme, ders çalışma, aileyle vakit geçirme ve sosyal etkinliklere katılma imkanlarını da sınırladığını ortaya koydu. 6 gün çalışan çocuklar, kalan günlerini de MESEM kapsamında eğitim görerek geçirmeye çalışırken, bazı çocuklar haftanın yedi gününü iş ve okul arasında geçirdiğini anlattı. Bir öğrenci, işyerlerindeki çalışma düzenini, “Ya çalışma saatlerim bazı dükkanlara baktığımızda, yani sanayiye girin çoğu yedi buçukta başlatıp biraz zorlarlar, ustalar ‘onu yap, bunu yap’ diye strese sokarlar” diyerek özetledi. Bir çocuk işte yemek molası olmadığını dile getirdi. 14 çocuk işte ise yemek verilmediğini ifade etti. 5.000 TL altı kazanan 3 öğrenci olduğu tespit edildi. 5.001–10.000 TL aralığında olan 19 çocuk vardı.

11 çocuk çocuk ortamın temiz ama soğuk olduğunu, hijyenik olmadığını, soğuk ve karanlık olduğunu veya havalandırmasının olmadığını söyledi.

Araştırmada, "Çırak öğrencilerin çalışma koşullarının büyük ölçüde işyerinin talep yoğunluğuna bağlı olarak şekillendiğini ve mola hakkının düzenli, güvence altına alınmış bir uygulama olmaktan çok, işin akışına bağlı koşullu bir ayrıcalık niteliği taşıdığını göstermektedir" denildi. Çocukları arasında avukat olmak isteyenler de var, asker de cerrah da.

Görüşmelerde, bazı öğrencilerin MESEM’e başlamadan çok önce çalışma hayatına girdiğini gösterdi. Bir öğrenci, sekiz yaşından itibaren çalıştığını anlatarak, “Küçüklüğümden beri, 8 yaşından bu yana çalışıyorum. Dükkanımız vardı, ablamla eniştemin işlettiği çay bahçesi var. Orada çalıştım bu okula gelene kadar” dedi. Çalışmada, ailelerin ekonomik kaynaklarının sınırlı olmasının, çocuklardan aile gelirine katkı beklenmesinin ve çocuk emeğini olağan kabul eden ailevi normların çalışma hayatına erken katılımı etkileyebildiği belirtildi. Araştırmaya göre çocukların çalışma hayatına yönelmesi her zaman uzun vadeli bir meslek planının sonucu değil. Bazı öğrenciler için ekonomik zorunluluklar, sınırlı eğitim seçenekleri ve aile sorumlulukları belirleyici olabiliyor.

Okulsuz çocuklar 3- İdareciler anlatıyor: Eğitim sistemi neden öğrenciyi kaybediyor?

Araştırmacı, çocukların erken yaşta çalışmayı nasıl değerlendirdiğini de inceledi. Katılımcıların büyük bölümünün çalışmayı meslek öğrenmenin ve hayata hazırlanmanın bir yolu olarak gördüğü belirtirken, saç yıkamak, temizlik yapmak, müşteriyi karşılamak ve servis sunmak gibi işlerin erken yaşta öğrenilmesi gerektiğini savunan çocukların da olduğu görüldü.

Bazı öğrencilerin çalışma hayatındaki uzun saatleri ve ustaların otoritesini olağan kabul ettiği, bazılarının ise mevcut koşullardan uzaklaşmak veya farklı bir gelecek kurmak istediği de araştırma kapsamında tespit edildi.

Yalnızca bir öğrenci eğitim materyaline ihtiyaç duyduğunu söyledi. Araştırmacı, "Eğitim materyaline ihtiyaç duymamak, bu bağlamda bireysel bir tercih değil, yapının öğrencileri akademik araçlardan uzaklaştıran yönlendirici etkisinin bir sonucu olmaktadır" ifadelerini kullandı.

Araştırmaya katılan MESEM öğrencileri, işyerlerinde küfür ve aşağılamaya maruz kaldıklarını, koruyucu ekipman taleplerinin karşılanmadığını, iş kazalarının ardından izin ve tedavi desteği alamadıklarını anlattı. Öğrenciler, ustalarının kendilerini herkesin içinde rencide ettiğini, sürekli çalışmaya zorlandıklarını ve işyerlerinden ek ücret alamadıklarını da ifade etti. Onlardan bazıları şöyle:

Bir öğrenci, ustaların davranışlarını, “İyi ama çok iyi değil. Yani baba oğul ilişkisi gibi değil… Çok küfür ediyorlar. Küfürlerine falan pek aldırış etmiyorum ben. Şiddet gürültü falan çok sevmiyorum abla” diyerek anlattı.

Başka katılımcı, ustalarının kendisine yönelik tutumunu, “Bazen anlaşamıyoruz. Ya olur olmadık yerde insan içinde rencide ediyorlar. Kötü söz söylüyor ustalarım kaldıramıyor insan” diyerek özetledi.

Başka biri güven duygusu için, "Tabii duruma göre güven de kırılabilir. Bazen kavga falan oluyor; sokakta olsun, gittiğim kurslarda olsun… Böyle dayak yiyince insanın güveni kırılıyor.'Acaba bir daha olur mu, bir daha olmaz mı? Aynı şey tekrarlanır mı?' diye düşünüyorum" dedi.

"İş hayatımda geleceğimden dolayı kaygılıyım, ondan dolayı kendime güvenmiyorum. Bir de ailevi olarak da var. Ya bizim aile çok katı bir aile; öyle dışarıya çıkılmasına izin verilmeyen, işten eve, evden işe olmasını istiyorlar. Zaten benim 7/24’üm çalışmakla geçiyor. Bu benim güvenimi kırıyor, ailem kötü hissettiriyor."

"Ailem olumsuz. Ya güvenmiyorlar hocam bana bir şey yapınca. İlla tekrarlıyorlar. Mesela bir iş yaptıracaklar, arıyorlar “Yaptın mı?” diye. Sonra 15 dakika sonra tekrar arıyorlar “Yaptın mı?” diye. Hep arıyorlar yapana kadar.

Bir diğer öğrenci işyerindeki baskıcı çalışma düzenini şöyle anlattı:

“Yönetim tarzı biraz bizi disipline çekmeye çalışıyorlar, sıkı çalışmaya çalışıyorlar… Hani sürekli çalışmamızı istiyorlar, oturup bir sigara içmemizi bile istemiyorlar.”

Başka biri işyerini geç açması durumunda çalışma saatinin uzatıldığını belirterek şunları söyledi:

“Fazla, benim için çok uygun değil. Akşam altı buçuk falan olsa normal ama akşam sekiz buçukta çıkınca çok oluyor. Patron ceza verince oluyor. Mesela dükkânı sabah geç açarsam hemen ‘akşam sekiz buçukta kapat’ der.”

Başka çocuk, ""Saf iyi biriyim. Bazen yerine göre kötüleşiyorum. Hocam, ben sinir hastasıyım;birazcık deliyim. Çok aniden gözüm dönüyor, yani ustaya bile çok fena kuruluyorum. Öyle bir dalga geçiyorlar ki, öldüresim geliyor" dedi.

Bir katılımcı, işyerinde koruyucu ekipman talebinin başlangıçta karşılanmadığını ““Hiç kullanmayız eldiven bile yok. Söylüyoruz almıyorlar. En son dedik madem eldiven alın dedik almayacağız dediler. Almayacaksanız biz de iş yapmayacağız dedik. O zaman aldılar…” diyerek özetledi.

İş kazası geçiren bir öğrenci, hastaneye gitmesine ve kaza raporu tutulmasına rağmen işyerinde çalışmaya devam ettiğini şu sözlerle dile getirdi:

“Araca yağ dolumu yaparken tankın kapağı plastik olduğu için basınca dayanamıyor yüzüme patlıyor. Burası açılıyor böyle, hastaneye gittim. İşte gerekli iş kazası raporunu falan tuttular. Akşamına geldim ne izin verdiler ne bir şey verdiler yine çalışmaya devam ettim. Tedavimi karşılamadılar.”

Bir diğeri çıraklık sürecindeki ödemelere ilişkin sorunu şöyle anlattı:

“Sadece 5.100 TL okul veriyor. İş yeri vermiyor. Çoğu kişinin sorunu bu aslında.”

Araştırmaya katılan bir öğrenci ise işyerinden ek ödeme alamadığını ve ücret konuşulduğunda patronunun kendisine “Sen para almak için mi geliyorsun?” dediğini aktardı.

Araştırmaya göre, çalışma temposu çocukların arkadaşlarıyla görüşmesini, aileleriyle vakit geçirmesini ve kültürel etkinliklere katılmasını da etkiledi.

Kaynaklar: kisadalga.net
Haber metni ve görseller kisadalga.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Eğitim · Bölge: Kastamonu/Araç
Yayın: 15 Ekim 2026 21:27 · Kaynak: kisadalga.net
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp