Önce insan, sonra makam!
- Bazen bir haber için yola çıkarsınız
- Aklınızda soracağınız sorular, yapacağınız çekimler, aktaracağınız bilgiler vardır
Bazen bir haber için yola çıkarsınız. Aklınızda soracağınız sorular, yapacağınız çekimler, aktaracağınız bilgiler vardır. İşinizi en iyi şekilde yapmaya, okuyucuya doğru haberi ulaştırmaya çalışırsınız. Ancak bazen haberin kendisinden çok, karşılaştığınız insanların tavırları aklınızda kalır.
Yakın bir zamanda yine böyle bir durumla karşılaştım. Bir haber için bulunduğumuz ortamda, bir kişi tarafından gazetecilik mesleğine yakışmayacak bir üslupla karşılandık. Üstten bakan, küçümseyen ve nezaketten uzak bir tavırla karşı karşıya kaldık.
Şimdi burada bir parantez açmak istiyorum. Ben bu mesleği üç dört yıldır sürdüren, Düzce Damla Gazetesi'nde sahaya çıkan, haber peşinde koşan genç bir gazeteciyim. Bugüne kadar birçok habere gittim, farklı konularda röportajlar yaptım, çekimler gerçekleştirdim.
Her konuda uzman olduğumu iddia etmiyorum. Zaten gazetecilik biraz da bilmediğinin peşinden gidip öğrenmek değil midir?
Daha öğrenecek çok şeyim, gidecek çok yolum, gerçekleştirmek istediğim hayallerim var.
Belki bugün hayalini kurduğum mesleki konumda değilim ama oraya ulaşabilmek için emek veriyorum. Benim gibi genç yaşta bu mesleğe gönül vermiş, kendini geliştirmeye çalışan, yağmurda, soğukta, sıcakta haber peşinde koşan pek çok meslektaşım var.
Üstelik mesele yalnızca benim yaşadığım bir olay da değil. Türkiye'nin dört bir yanında gazetecilik yapmaya çalışan, zaman zaman benzer tavırlarla karşılaşan ve bu davranışlar yüzünden mesleğinden soğuyan insanlar var.
Peki, neden?
Bir insanın eşi önemli bir mevkide olabilir, kendisi önemli bir makamda bulunabilir, çevresinde saygı görüyor olabilir. Ancak bunların hiçbiri karşısındaki insana tepeden bakma hakkı vermez.
Hele ki bir gazeteciye, sırf kendisinden daha alt bir konumda olduğunu düşündüğü için küçümseyerek konuşmak hiç kimseye yakışmaz.
Gazeteci oraya birilerinin egosunu tatmin etmek için gitmiyor.
Bir haber yapmak, kamuoyunu bilgilendirmek ve görevini yerine getirmek için orada bulunuyor. Karşınızdaki kişinin genç olması, tecrübesinin henüz birkaç yılla sınırlı olması ya da sizin gözünüzde yeterince önemli bir yerde bulunmaması, ona hoşgörüsüz davranabileceğiniz anlamına gelmez. Gelmemeli de.
Hatta küçük bir hatırlatma yapalım: Makamlar geçicidir, unvanlar değişir, koltuklar el değiştirir. Ama insanın nasıl davrandığı, karşısındakine nasıl hissettirdiği kolay kolay unutulmaz.
Kimse gazetecilere özel bir muamele göstermek zorunda değil ve emin olun hiçbir gazeteci de böyle bir muamele beklemez zaten. Kimse bizi başının üzerinde taşımak zorunda da değil.
Beklediğimiz tek şey, insan yerine konulmak ve mesleğimizin gerektirdiği saygının gösterilmesi.
Çünkü gazetecilik zaten yeterince zor bir meslek. Bir yandan haber yetiştirmeye, bir yandan doğru bilgiye ulaşmaya, diğer yandan da kendinizi geliştirmeye çalışıyorsunuz. Bir de işinizi yaparken insanların küçümseyici tavırlarıyla uğraşmak zorunda kalıyorsunuz.
Genç gazetecilerin hevesini kırmak bu kadar kolay olmamalı. Belki bugün o genç muhabir henüz yolun başında ama yarın çok daha büyük işlere imza atacak. Bunun önündeki en büyük engel de bilgi eksikliği değil, bazen karşısına çıkan insanların nezaketten yoksun tavırları oluyor.
Unutmayalım; kimse makamıyla büyümez, insanlığıyla büyür.
İşini yapan gazetecilere biraz daha hassas, nazik olun. Biraz nezaket gösterin. Makamınız ne olursa olsun, karşınızdaki kişinin mesleği, yaşı veya tecrübesi ne olursa olsun…
Saygı göstermek bir ayrıcalık değil, insan olmanın gereğidir.
Sevgiyle kalın.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Düzce
Yayın: 03 Kasım 2026 12:07 · Kaynak: duzcedamla.com