Türkiye'de her 7 yetişkinden biri farkında değil: Sessiz tehlike böbrekleri tehdit ediyor
- Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof
- Mustafa Arıcı, Türkiye’de her 7 yetişkinden birinin kronik böbrek hastası olduğunu belirterek erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekti
Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Arıcı, Türkiye’de her 7 yetişkinden birinin kronik böbrek hastası olduğunu belirterek erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
Arıcı, böbrek sağlığı açısından temel kuralın aşırı miktarda su içmek değil, susuz kalmamak olduğunu söyledi.
Kronik böbrek hastalıklarının uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini vurgulayan Arıcı, bilinçsiz ilaç kullanımı ile “doğal” veya “bitkisel” adı altında tüketilen bazı ürünlerin de böbreklerde ciddi hasara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Prof. Dr. Mustafa Arıcı, dünyada yaklaşık her 10 kişiden birinde, Türkiye’de ise her 7 yetişkinden birinde kronik böbrek hastalığı bulunduğunu ifade etti. Hastalığın erken evrelerde belirti vermeden ilerleyebilmesi, düzenli kontrollerin önemini artırıyor.
Arıcı, erken teşhis ve etkili hastalık yönetiminin diyaliz veya böbrek nakline giden sürecin önüne geçebileceğini belirtti. Hastalık ilerledikçe hem bireyin sağlık yükünün hem de sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyacın arttığını vurguladı.
Böbrek sağlığı için önemli olan susuz kalmamak
Su tüketimi konusunda toplumda yaygın bazı yanlış inanışların bulunduğunu belirten Arıcı, gün içinde alınan tüm sıvıların toplam sıvı tüketimine dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Çay, kahve ve çorba gibi ürünlerle alınan sıvıların da vücudun günlük sıvı dengesine katkı sağladığını ifade etti.
Günde belirli bir miktar sade su tüketmek için zorlamanın her birey açısından doğru olmadığını belirten Arıcı, kişinin ihtiyacına, hava sıcaklığına ve günlük aktivitesine göre sıvı tüketiminin değişebileceğini kaydetti. Temel hedefin vücudu susuz bırakmamak olduğunu vurguladı.
Çay ve çorba da sıvı hesabına dahil
Arıcı’nın verdiği örneğe göre gün içinde tüketilen 10 bardak çay yaklaşık 800 mililitre, üç kase çorba ise yaklaşık 450 mililitre sıvı sağlayabiliyor. Bu nedenle günlük sıvı miktarı değerlendirilirken yalnızca içilen sade suyun dikkate alınmasının doğru olmadığı belirtiliyor.
Bireyin kendisini gereksiz yere çok yüksek miktarlarda su tüketmeye zorlamaması gerektiğine dikkat çekiliyor. Bununla birlikte kişinin sağlık durumu, kullandığı ilaçlar ve hekim önerileri doğrultusunda sıvı ihtiyacının farklılaşabileceği de önem taşıyor.
Bilinçsiz ilaç ve bitkisel ürün kullanımına dikkat
Özellikle sıcak ortamlarda çalışan, yoğun terleyen veya uzun süre susuz kalan kişilerin böbrek sağlığı açısından daha dikkatli olması gerekiyor. Prof. Dr. Arıcı, susuz kalmış bir vücutta bilinçsiz ilaç kullanımının böbrekler üzerinde ciddi zarar oluşturabileceğini ifade etti.
Son kullanma tarihi geçmiş ilaçların evlerde saklanması ve kontrolsüz biçimde kullanılması da risk oluşturuyor. Benzer şekilde “bitkisel” veya “doğal” olarak tanıtılan ürünlerin zararsız kabul edilmemesi ve özellikle böbrek hastalığı bulunan kişilerin bu ürünleri hekim görüşü olmadan kullanmaması gerektiği belirtiliyor.
Bazı hastalara daha fazla su öneriliyor
Prof. Dr. Arıcı, nefroloji uzmanlarının özellikle sık idrar yolu enfeksiyonu geçirenler ile böbrek taşı hastalarına daha fazla su tüketmelerini önerdiklerini belirtti. Bu hasta gruplarında yeterli sıvı alımının hastalığın yönetimi açısından daha önemli hale geldiğini söyledi.
Yaşlı bireylerde susama hissinin azalabilmesi nedeniyle su tüketiminin hatırlatılması gerektiğine de dikkat çekiliyor. Genel olarak sıvı ihtiyacının kişiden kişiye değiştiği, kronik hastalığı bulunanların ise günlük tüketim miktarını hekimlerinin önerisine göre belirlemesinin daha doğru olduğu ifade ediliyor.
Erken teşhis böbrekleri koruyabilir
Kronik böbrek hastalığında en önemli sorunlardan biri, hastalığın uzun süre fark edilmeden ilerleyebilmesi olarak gösteriliyor. Bu nedenle özellikle diyabet, yüksek tansiyon ve böbrek hastalığı açısından risk grubunda bulunan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırması önem taşıyor.
Erken dönemde tespit edilen böbrek fonksiyon kayıplarında uygun tedavi, yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli takip sayesinde hastalığın ilerleme hızının azaltılması mümkün olabiliyor. Uzmanlar, böbrek sağlığını korumak için bilinçsiz ilaç ve takviye kullanımından kaçınılması gerektiğini de vurguluyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık
Yayın: 28 Ekim 2026 08:33 · Kaynak: yaylahaber.com.tr